Yolculuk-6

GİRİŞ: 16.10.2020 20:50      GÜNCELLEME: 16.10.2020 20:50
Rasthaber - BismillahiRahmanniRahim   

Hamd Alemlerin Rabbi Allah’a, salatu ve salam O’nun Resulü ve temiz Ehli beytine olsun.

Bölüm-6: Sevgi & Aşk

«Yüzlerinizi doğuya ve batıya çevirmeniz iyilik değildir. Ama iyilik, Allah'a, ahiret gününe, meleklere, Kitaba ve peygamberlere iman eden; mala olan sevgisine rağmen, onu yakınlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışa, isteyip-dilenene ve kölelere (özgürlükleri için) veren; namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren ve ahidleştiklerinde ahitlerine vefa gösterenler ile zorda, hastalıkta ve savaşın kızıştığı zamanlarda sabredenler (in tutum ve davranışlarıdır). İşte bunlar, doğru olanlardır ve muttaki olanlar da bunlardır.» (Bakara 177)

Dünyamızın bir takım mutlak yapılar üzerinde değişmez temelleri vardır ki bizler onlar üzerinden Bilimi oluşturuyoruz. “Yer çekim, ateş, su, hava, toprak” bunların sunduğu özeliklerle bizler teknolojiyi geliştirdik. Bunla birlikte kendi öz yapımızda var olan birtakım haller vardır ki bunlar; hüzün, acı, mutluluk, zevk, sevmek, sevilmek, inanmak bunlarla da teknolojiyi bir araç olarak kullanarak hayatımıza yön vermekteyiz.

Bu pencereden baktığımızda, Hayat yolunda bizlerin kılavuz nedir diye sorulduğunda insan olarak hemen Akılımıza aklı gelir. Ama bu cevap ne kadar doğrudur?

Akıl insanın kılavuzumu? yoksa insan hayatını organize eden, pratike döken, belirlenen yolda yürümesin sağlayan bir uygulamamıdır? Eğer Kişiler Akılarına güvenerek yaşıyorlarsa yaptıkları hataların ana kaynağı aklımıdır? yoksa akılını yönlendiren ve ona emir veren bir güç mü vardır?

Akıl, doğruyu ya da yanlışı ayırt etmesini sağlamaz çünkü akılla yüklene programlarını uygulamalarıyla, kültürel, sosyal, inançsal eğitimlerin verdiği tanımlamalar (terminoloji) bir yol haritası çizer. Bir bilgisayar düşünün bu bilgisayarın programlarını kullanarak hem aşk hikayesi hem savaş hikayesi hem Meleğimsi hem şeytani yazılar yazarsınız. Akıl sizin talebinizi uygular. Bir başka örnek verirsek; çözmek istediğiniz bir şeyi yapmak istersiniz ama bir türlü yapamazsınız ve bir arkadaşınız gelir der ki size «bunu ancak böyle yapabilirsin» Sizde ona dersiniz ki «Evet doğru hiç aklıma gelmedi!» o şey neredeydi de aklınıza gelmedi veya Kim getirmedi? Demek ki Akıl üstü bir güç var ki o güç akla hüküm etmektedir. Bir başka örnek; Bir araba düşünün arabanın gideceği yolu kim beriler? tabi hepimiz direksiyon diyeceğiz ve tam olmasa da yanılacağız çünkü direksiyon gitmek istediğimiz yöne gitmemizi sağlayan bir araçtır asıl yönü belirleyen direksiyonun başında oturan şahıstır.

Sizce Akıl üstü güç ne olabilir? işte insan oğlunu kendini koruyamadığı, netleştiremediği ve karışık duygulara teslim olduğu ana nokta buradır. Çünkü insanın aldığı sosyal & kültürel terbiye, yaşam tarzı, bulunduğu çevrenin etkisi ve okulda aldığı eğitim altında sahip olduğu uygulama programı olan alışkanlıklarıyla kullandığı terminoloji insanın düşünmesine engel olur. Fakat insanın ana bağı olan ana duygu «fıtrat» her zaman kendini gösterir bu ise Akıl üstü olan güçtür o ise “Sevgi & Aşktır”. Bununla birlikte insan, nefsani istekleriyle sevgi & aşkın kendisinde egosantrik bir halede gömeside vardır. Onun sebebi ise, sevginin ana kaynağıyla iletişimi sağlayan bağı, parazitlerden & virüslerden arındırılmamasıdır. Sevgi bağı her türlü nefsani ve şeytani pislikten arınmalı ve korunmalıdır.

Aşk ve sevgini üstünlüğüne bir örnek verirsek; Yolda yürükken bir kişini yolu geçtiğini ve o anda karşıdansa hızlı bir şekilde araba geldiğini görüyorsunuz ve o kişi bunun farkında değil! yapacağınız ilk şey ne olur? O kişiyi kurtarmak. Kurtarma hareketini yaparken de belki hayatınızdan da olabilirsiniz. Bunu ne ile izah edebilirsiniz? Aklınızla mı? yoksa Sevginizle mi? İnsanlık tarihi bu tür örnekler doludur ve kişilerin hayatını kurtarmak için kendi hayatını feda eden insanların sayısı çoktur. En güzel örneği ise İmam Hüseyin'in Kerbeladaki şehadetidir.

Neden ve kime karşı?  

Nedeni; Sevginin ana kaynağına sahiplenip her türlü pislikten egosantrik arzulardan korunmasıdır. Çünkü sevgi, yaratılan her şeyin var oluş sebebidir. İnsan, kâinat aklımızda var olan ve olmayan her şey aşk üzeri yaratılmıştır. Sevgi & aşk iyiliğin temel kaynağıdır. «Ve ben, cinleri ve insanları, ancak bana kulluk etsinler diye yarattım.» (Zariyat-56) Kullukta ki kasıt insanların Allah’a sevgi & aşk ile bağlanmalarıdır ki bu bağ insanı Allah’ın yeryüzündeki temsilcisi (halifetullah) kılmak içindir.

Kime karşı; Sevgiden, Aşk'tan mutluluktan, Huzurdan rahatsız olan güç karşı. O güç, sevgiden, aşktan sahip olduğu hasedinden ve kibrinden ötürü yoksundur ve hep karanlık düşünür, var olan güzellikleri kendi arzusunu ispat etmek için yıkmak ve saptırmak ister. Dolaysıyla İnsanın ve çevresinde oluşturduğu her türlü güzelliğe ve mutlu birlelilikteliğine karşıdır. «Fakat onlar bu iki melekten, karı ile koca arasını açacak şeyleri öğreniyorlardı.» (Bakara-102), «Gerçek şu ki, şeytan sizin düşmanınızdır, öyleyse siz de onu düşman edinin.» (Fatır-6)

İnsanoğlu, Madde vücudundan kaynaklanan materyalist zihniyeti insanın her olaya madde gözle bakmasını sağlar, Aklına yön verenin insanın manevi düşünceleri olduğunu göremez ve görmesi de istenmez. (Akıl; uygulama, planlama, korunma bilgi, Akıl etmek; tefekkür etmek, düşünmek) çünkü düşünce (tefekkür) insanın Allah ile olan bağlantısıdır. Bu bağlantı sevgi ve aşk üzerine kurulmuştur. Fakat bu bağlantı korunmadığı zaman bir takım virüs ve parazitlerin saldırısına uğrar ve insanın İlahi bağlantısı zayıflar. «Kur'an-ı öğüt almak için kolaylaştırdık. Düşünüp öğüt alan yok mu?» [Kamer 17], «İnkâr edenlerin örneği bağırıp çağırmadan başka bir şey işitmeyip (duyduğu veya bağırdığı şeyin anlamını bilmeyen ve sürekli) haykıran (bir hayvan) örneği gibidir. Onlar, sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler; bundan dolayı düşünemezler.» (Bakara-171)

Bu parazit «virüs» nedir? Şeytan der ki «Benim size karşı zorlayıcı bir gücüm yoktu, yalnızca sizi çağırdım, siz de bana icabet ettiniz.» (Ibrahim-22) Şeytan bizi nasıl çağırıyor “Ey Filan oğlu/kızı gel buraya” mı diye sesleniyor? Şeytanın taktiği, insana kendi varlığını unutturarak insana yapışan bir deri gibi davranmaktır. Dolayısıyla her an her yerde bizimle olmakta ve kendimizmişiz gibi aklımıza hükmetmektedir. «Kim Rahmanın zikrini görmezlikten gelirse, biz bir şeytana onun 'üzerini (deri gibi) kabukla bağlattırırız'; artık bu, onun bir yakın dostudur.» (Zuhruf-36) diğer bir ayette ise nasıl aklımıza hükmettiği belirtilmektedir “Şeytan onlara vesvese verdi” (Âraf-20; Taha-120)

O zaman Vesvese nedir onu anlamaya çalışalım. Vesvese Kuran terminolojisi olup kelimenin kökeni Arapça wsws kökünden gelen waswasat وسوسة "kararsızlık, kuşku" sözcüğünden alıntıdır. Arapça sözcük, waswasa وسوس "bir o yana bir bu yana yalpaladı" fiilinin murabba (dörtlü) mastarıdır. Sözlükte gizli ses, gizli söz anlamına gelen vesvese terim olarak, zihinde beliren ve kişiyi kötü ya da faydasız bir düşünce ve davranışa sürükleyen, fikir, şüphe ve kuruntu demektir. Bir kimseye böyle bir düşünceyi telkin etmeye “vesvese vermek” denir. (Diyanet)

Şeytanın çağırmasının adı vesvesedir. Kuranda konu ile ilgili birçok ayet vardır.  Şeytan, ilk vesvesesine Hz. Âdem ve eşi Havva ile başlamıştır: “Şeytan, kendilerinden gizlenmiş olan avret yerlerini açmak için onlara vesvese verdi.” (Araf, 7/20; Taha, 20/120.)

Bunula birlikte insan nefsinin sahip olduğu, şeytanin vesvesesine kulak veren ki oda Kötülüğü emreden nefs, bu nefsine uyan, nefsinin her arzusunu yerine getiren insan ki nefsini kendine tanrı edinmiş olur. “Nefsini tanrı edineni gördün mü” (Furkan, 25/43.) Dolayısıyla bizler sıkça ettiği bir dua vardır «Allah'ım Beni nankör nefsim ve şeytan ile yalnız baş-baş bırakma»

İnsanlık, Allah’ın kitabını ve O’nun Resulünü görmemezlikten gelip kendi aklını ilahlaştırmaktadır. «Akılım ile her şeyi yaparım» demektedir. Fakat bunu derkende Aklının gerçek sahibi olmadığından ise bihaberdir. Çünkü insanın bedbaht düşmanını tek bir hedefi vardır; insanın düşüncelerine hâkim olmak, insanın yaratılış gayesi olan Allah verdiği ahdîni yerine getirerek iman edip, güzel amel işleyip Allah’a kulluk etmesini önüne geçmektir. Diğer bir deyişle, İnsanı kendisi gibi bedbaht, mutsuz, isyankâr, egosantrik arzularına hapis olmuş bir hale sokmaktan daha da beter etmektir. «O halde beni kınamayın, kendinizi kınayın. Ne ben sizi kurtarabilirim ne de siz beni kurtarabilirsiniz. *» Şeytanın hedefi İnsanın Düşüncelerine hâkim olup, insanının Allah (cc) inkâr etmesini, Allah (cc) karşı ilahlık taslamasını, Allah (cc) nın kurduğu düzeni bozmasını sağlamak ve İnsanın Allah (cc) karşısında yalancı ve münafık olarak mahcup hale sokup kendini haklı çıkarmaktır. «Ben daha önce, beni Allah’a ortak koşmanızı kabul etmemiştim.» *(İbrahim-22), «İblîs, "Ben ondan daha üstünüm. Çünkü beni ateşten yarattın, onu çamurdan yarattın" diye cevap verdi.» (Sad-76)

İnsanın gerçekleri tanıması, hakikate yönelmesi, doğruyu yanlıştan ayırması, Aynı bir arabanın direksiyonu gibi Aklın uygulayacağı fakat belirlemeyeceği (tanımlayamayacağı) bir durumdur. Aklın yönlendirilmesi gerekir. Bundan dolayıdır ki Allah (cc) ilahi Kitapları, Peygamberleri ve gerçek velileri olan Veliyullah /Hücetullahlarını yollamıştır. Herkesin kendi doğrusu vardır ve her şeye hem doğru hem yanlış görünebilmektedir. Bu yazımı okurken bile yazdıklarıma katılanlar olduğu gibi katılmayanlar vardır. Bu ayrımı yapmak Aklın iş değildir. Sizin ve benim tüm insanlık için aklı yönlendirecek Sevgi & Muhabbet üzerine kurulmuş her türlü pisliklerden arınmış, insanları doğruya hakikate iletecek ilahi bağın varlığı bu ayrımı yapacaktır. Doğruyu yanlıştan ayırt etmek için akil üstü bir ilahi mutlak olan şahit şarttır.

Önemli not: İlahi şahitten kastim ne tarikat şeyhleri değildir. Onlardan Allah rızasını arayanların olduğu gibi genel çoğunluğu şarlatandırlar. Buradaki ilahi şahitten kasıt, hiç tartışma götürmeyen Kuran-Peygamber ve O’nun Pak Ehli beytidir. …Resûl size ne verdiyse onu alın! Size neyi yasakladıysa ondan da kaçının ve Allah'tan korkun! Çünkü Allah'ın azabı şiddetlidir.” (El-Haşr, 7) “Ey îmân edenler! Allâh’a itâat edin ve Peygamber’e itâat edin ki amellerinizi boşa çıkarmayın!” (Muhammed, 33; Al-i imran,31-32; Nur,52; Tevbe,71; Nisa,80; Enfal,46). “Kim Allâh’a ve Resûl’e itâat ederse, işte onlar, Allâh’ın kendilerine nîmet verdiği peygamberler, sıddîklar, şehîdler ve sâlihlerle berâberdir. Onlar ne güzel dost(lar)dır.” (En-Nisâ, 69). "Size iki şey bırakıyorum; onlara temessük etseniz necat bulursunuz: biri Kitabullah Kur’an, biri Âhli Beytim."( Tirmizî, Menâkıb: 31; Müsned, 3:14, 17, 26); Size iki şey bırakıyorum. (Bunlara tutunursanız) asla delalete düşmezsiniz: Allah’ın kitabı ve Ehli beytimdir. Bu ikisi (kıyamette) havza kadar ayrılmadan beraberce geleceklerdir.” (Hâkim,1/93). “Bütün müttakiler / günahlardan kendini muhafaza edenler, Muhammed’in âlidir (ehl-i beytidir.) (Ali el Muttaki, Kenzu’l Ummal III,89 (N°6524) Heysemi,Macmau’z Zavaid, X 269)

 Mustafa Kemal TASPINAR

15 Ekim 2020

 

YORUMLAR

EBU HUSEYIN 5 gün önce
Bir çok kere uçaklara bindim ve kanat kısmında otururdum ve uçağın moturuna bakara kendime şu soruyu sorardım. "Bu motor içinde 1000'lerce irili ufaklı parça var ve hepsinin bir görevi var. Nasıl olduda bunu insan düşünebildi ve her bir parçaya bir görev biçti ve netice; deve gibi uçak yer çekimi kanununa rağmen havada süzülmekte !!?" Insanlık tarihine yön verdiler, Bunu düşüneler "mucitler" dediğimiz insanlar. Onlar Akıllılar mı ? bizde akılıyız! Düşünen insanlar mı ? Bizde düşünüyoruz ! Ama Bizler ne düşünüyoruz ve akımızı nerde kullanıyoruz ???Bizleri kimler nerelere hangi amaç ile yönlendiriyor. Araba örnegi gibi Direksiyon olabiliyoruz ama direksiyonu elinde tutan degil.
EBU HUSEYIN 5 gün önce
Gerçekleri tanımak için Hakiki mutlak bir şahit şarttır. Akil bunu bulmak için bir araçtır, tefekkürse yönlendiren bağlantısıdır. Aracı kullanmada tefekkür edemezsiniz, tefekkürsüzde aracı kullanamazsınız. O halde tefekkür (düşünmek) etmek şart. Fakat şeytanın oyunu ise işte tam bu noktada ortaya çıkmakta. DUSUNCELERIMIZE HAKIM OLMAK. Şayet dikkat edilirse zamanımız daki tu oluşumlar düşüncelerimizi servis dişi bırakmak için kurgulanmaktadır. Yazınızda bunu çok güzel metaforlar ile açıklamışsınız. Masallah.

REKLAM

İLGİLİ BAŞLIKLAR

REKLAM