Yolculuk- 5

GİRİŞ: 03.10.2020 11:02      GÜNCELLEME: 03.10.2020 11:02
Rasthaber -  BismillahiRahmanniRahim   

Hamd Alemlerin Rabbi Allah’a salatu ve salam O’nun Resulü ve temiz Ehli beytine olsun.

Bölüm-5: Tabiatı yok eden insan karşı tabiat savunmaya geçti.

Allah’ın buyruklarını umursamayan şu insanların yaptığı hatalar yüzünden karada ve denizde fesat ortaya çıktı, nizam bozuldu. Doğru yola ve isabetli tutuma dönsünler diye Allah, yaptıklarının bazı kötü neticelerini onlara tattırır.” (Rûm, 41)

İnsanın, dolaysıyla doğanın doğal normları değişti ve değişmeye devam ediyor bu değişim aynı zamanda biz insanlarında sonunu getiriyor. Tabiat kendisini korumak için biz insanlara karşı savunmaya geçti.

Kâinatta yaratılan her şey belirli değişmez bir düzen üzeri yaratılmış olmasına rağmen varlıkların & canlıların özelikle insanların gelişmesi (deneme &yanılma) için tolerans (esneklik) payı bırakılmıştır. Biz buna «korunma tampon» payı diyoruz. Kısaca tanımı yaparsak; var olan kurallarla, yapıların kendi varlıklarını koruma «alt ve üst» limitleridir. Bundan ötürü diyoruz ki Doğa, Uyumu üzeri var edilmiştir ve uyuma karşı olan, bozan her şeyi yok eder.Göğü Allah yükseltti ve mizanı O koydu, sakın dengeyi bozmayınız!” (Rahman 7-8)

Vücudumuzda uyum üzeri bir sistemle çalışmaktadır. Günümüze uygun bir örnek verirsek vücudumuza giren bir virüs, vücut dengemizi bozmaya yeltenmeden önce vücut savunma sistemimiz tarafından tanımı yapılıp akabinde yok olmaya mahkumdur. Virüs & bakteri = (antijen) vücudumuzda ki İlk temasında, eğer yeni bir antijen ise kimlik verici antikorlar (immünoglobülinler; en büyük protein aileleri Glikoproteinler) « IgM » yollar ve tanım yapılıp yok edilir. Yok tanıdık eski bir antijense özgü antikorlar « IgG » anında yollanır ve vücut kendi savunma sistemi kuralları içinde savunmasını yapar ve zararlı ve denge bozucu virüse karşı toplu bir saldır ile yok eder. Virüsün yok edilmesi, saldırganlık direnççinin kırılmasıyla vücut hizmetine bir antikor oluşturur ve vücut için çalışır. Bizler buna doğal aşılar deriz. Vücudumuza giren (bulaşan) her virüs netice itibariyle (sonuçta) bizlere doğal bir aşı olur dolayısıyla vücudumuz savunma sistemini günceler.

Aşı 2 türlü olmaktadır;

1-) Doğal (Hasta olunarak oluşan) «aşı»; Bizlerin (vücudumuzun) doğada karşılaştığı sayısızca virüs & bakterilere (antijenler) farkına vardığımız ya da farkında bile olmadan bulaşan ve mücadele sonucu özgü antikorları oluşmasının sağlanması. (Çocukken geçirdiğimiz kızamık, su çiçeği, vb. hastalıklar)

2-) Laboratuvarda yapılan aşı; Doğal bir virüsün, bir bakterini (antijenin) vücutta ki hücreler yapışıp zarar veren kabukları yok edilerek sadece kimlik kod sekansları kullanılarak (DNA) hasta olmadan önce vücutta o virüse & bakteriye (antijen) karşı özgü antikorlar (IgG) oluşturmak için yapılan bir enjeksiyondur. Dolaysıyla Vücudumuz o virüsün sadece kod sekanslarıyla oluşturduğu özgü, özel antikorlarla bağışıklık kazanır.

Normal şartlarda vücudumuzda ki kan serumunda %78 ila %85 IgG antikorlardan oluşur. Özet olarak Vücudumuz her virüse karşı kendini koruma ve savunma gücü ve kudreti vardır. Fakat bizler vücudumuzun savunma düzenin sağlıksız yaşantılarımızla; düzensiz ve yersiz & eksik beslenme, yaptığımız yanlış davranışlar; stres, uykusuzluk, alkol & sigara ya da geçirdiğimiz kazalar ile bozarak kendimizi zayıf ve savunmasız hale getirmekteyiz. Bu geniş açıklamayı güzümüzün güncel konusu olduğu için geniş tutum.

Doğanın mantığı «eşitlik» mantığı değildir. Doğanın Mantığı «Uyum» (harmoni) mantığı olan Hakkaniyet, Adalet ve Gereklilik mantığıdır. En basit örneği verirsek Vücudumuzun en narin ve küçük organlarından bir olan beyin kilosuna (max.1.5kg) ve boyutuna göre diğere büyük organlarla kıyasla en çok şeker ve oksijeni almaktadır. Yani vücut ağırlığın yaklaşık 2% sin oluşturmakta fakat vücut enerjisini 20% harcamakta. Kafa tası içinde en iyi şekilde korunma altına almıştır. Eğer bu sistemi eşitlik üzerine kurulmuş olsaydı insan oğlunun yaşamı çok kısa olurdu ve yaşayamazdı ki var olan böyle durumlara biz anomali ve çok kritik hastalıklar diyoruz. (Mesela SMA hastalığı bunu bir örneği.)

Her varlık (canlı) kendi yapısı, konumu ve işlevine göre doğal düzenden bir pay almıştır. Bu alına pay 1/1 pay değildir. Hakkaniyet, gereklilik & yeterlilik üzeri paylardır. İnsan oğlunun doğa düzeninin alt yapısını oluşturmaktadır. Fakat insanoğlu Tabiatta ki bu dengeyi kendi Bencil egosantrik arzuları doğrultusunda bilinçsizce ve de sorumsuzca bozmaktadır.

Neden?

İnsana hürriyet bu dengeyi bozmak için mi verildi? Hayır. Ne yazık ki İnsan, kendine verilen hür iradeyi ve bağlamında Akılı mekanizmasını kendi türüne, tabiat ve tabiatta yaşayan diğere varlıklara karşı aşırı bencil ve zalimce hükmetme aracı olarak kullanmaktadır. Aslında akıl, insanların daha huzurlu, daha güvenli, daha sağlıklı ve daha mutlu olabilecekleri yaşam ortamlarının (kendi varlığının ve yaratılışını) sebebini kavrayıp neslini (hayatının) devamını sağlamak için bulunduğu çevreye uyumlu olarak verildi.

Akılın tanımını yaparsak birçok şeyi daha iyi kavramış oluruz, Akıl Arapça bir kelime olup 1-) Bağ, bent, engelleme, alı koyma, nehy, köstek, korku. 2-) İdrak, Anlama, Kavrayış, zekâ. Buna bağlı olarak Kalbin aklı olan duygu «sevgi» x «nefret».

Düşüncelerimiz, Aklımızla şekil almaktadır. Aklımız bir aplikasyon gibi işlev görür. Yaptığımız eylemlere tanım veren düşüncelerimizdir. Örnek verirsek; Bir sesin harfe, harflerin kelimelerle kelimelerinde eylemlere dönüşüp, şekil alıp ona bir mantık ve duygu yüklenmesi gibidir. Bir katilin bir bıçak ile insan öldürmesi, bir doktorun ayni bıçak ile insan hayat kurtarması gibidir.

Sağlıklı İnsanların akıllarına sahip olması; kendi var oluş sebebini kavramasıyla hayatına değer verir ve verdiği değer doğrultusunda, kendini korur ve neslini devam ettirmesini sağlar. Bunun için gerçekleştirdiği her türlü sosyo-ekonomik ve teknik gelişmeler kendi ve gelecek nesillerinin daha iyi bir ortamda yaşanılır kılınması sağlamaktır. Fakat günümüz insani geleceğini düşünmediği gibi anlık yaşantısında düşünmemektedir. “Batsın bu dünya” şarkısı gibi.

İnsanoğlu yaratılış olarak en mükemmel yaratıktır. Allah (cc), «Ben yer yüzünde bir halife yaratacağım» (Bakara-30) dedi. Fakat Allah (cc) bunu derekende «İnsan kendisini başı boş mu bırakılacağını sanıyor» (Kıyame-36) eklemektedir. Çünkü daha önceki yazımda bahsettiğim bir düşmanımız ve de bize özgü hür irademiz var. Hür irademiz, düşmanımızın da kışkırtmasıyla bizde oluşturduğu “ben merkezli” çıkarcı düşünceler (egosantrik arzular) varlık sebebimizi yanlış anlamamızı sağlamaktadır. Dedi ki: "Senin izzetin adına andolsun, ben, onların tümünü mutlaka azdırıp-kışkırtacağım." (Sad-82)Şeytanın durumu gibi; çünkü insana "İnkâr et" dedi, inkâr edince de: "Gerçek şu ki, ben senden uzağım. Doğrusu ben, alemlerin Rabbi olan Allah'tan korkarım" dedi.(Hasr-16). Bizdeki bu bencil, cahil ve aceleci yapımızdan ötürü Allah (cc) bir dizi Akla dayalı mantıksal, inanca dayalı sosyal ve bilime dayalı teknik doğa kuralları var etmiştir. Bu kuralları, insanların kendisini ve de yaşadıkları çevreyi korumaları için insanlara telkin etmiştir.

Biz, yaratılış itibariyle hür irademizde sınırlanmamışız çünkü düşüncelerimizin sınırı yoktur. İnsan, yaşam koşullarını her defasında yenileyen bir iradeye sahiptir. Fakat buna karşın, Allah(cc) yaratığı her şeyi bir kuralla, bir düzene uyumlu olarak yaratmıştır. Allah (cc) bizatihi bu var ettiği kurallara ve düzenlere sadık kalmaktadır. “Yedi göğü birbiriyle tam bir uygunluk içinde yaratan O'dur. Rahmân'ın yaratışında hiçbir uyumsuzluk göremezsin. Gözünü çevir de bir bak, bir bozukluk görebiliyor musun? Sonra gözünü tekrar tekrar çevir de bak; (kusur arayan) göz aradığını bulamadan bitkin olarak sana dönecektir.(Mülk,3-4)

Allah (cc) biz insanlara karşı Adil, hakkaniyetli davranmaktadır. Öylesine ki O’na (cc) karşı düşman O’na (cc) karşı isyankâr olsa bile insan oğlu! Allah (cc) kurduğu düzeni bozmamakta bize karşı Rahmetiyle davranmaktadır. Ama İnsan oğlu tam tersine Hem Yaratıcısına karşı hem kurlu olan tabiat düzene karşı hem de kendi türüne karşı, isyankâr, düşmanca yıkıcı, egosantrik arzularıyla kendini yavaş yavaş yok etmektedir.

Hayvanlar doğal mantık üzerine yaşarlar, hayvanlar aç kaldıklarında Karınlarını doğuracak kadar öldürürler ve karınları doyduktan sonra kalanında arkadan gelen daha cılız hayvanlara bırakırlar ve doğal düzeni koruyup bir uyum içinde kendi yaratılış doğaları içinde yaşarlar. Bu ise doğadaki düzene saygı göstererek yaşam ortamının devamını sağlamaktadırlar.

Doğanın Düzeni bozulursa ne olur?

İnsan oğlunun unuttuğu bir gerçek var ki Doğa insan gibi bir canlıdır ve de insan oğlu onun bir parçasıdır. Bir irfani sözümüz var «Kâinat insanın yapısında gizlidir» başka bir deyişle, «insan kâinatın mikro halidir». Burada şu sonuca çıkabiliriz; insan çevresine zarar verdikçe kendisine zarar vermektedir ve de kendisine zarar verdikçe yaşam özgürlüğünü yitirmektedir. İnsan kendi dengesini bozdukça doğanın dengesini bozmaktadır, insan çevresini zehirledikçe kendisini zehirlemektedir. Kısaca İnsanın her türlü egosantrik bencil hareketleriyle doğayı kendine karşı almakta ve yaşadığı doğayı kendisi için yaşanmaz hale sokmaktadır.

 Doğa, öncede söylediğimiz gibi belirli kalıcı değişmez kurallar üzerinde kendini korumakta & savunmaktadır. Dolaysıyla kendi yapısını korumak için yapılan her türlü yıkıcı oluşumlara karşı biz insanları uyarmak için hiddetle & şiddetle korunmaya geçmektedir. Eğer bizler bu uyarıları ciddiye alırsak doğayı koruduğumuz gibi kendimizde korumuş olacağız aksine doğa insanın gerçekleştirdiği tüm olumsuz yapılanmaları yok edecektir ki bunlar insanın hizmetinde olan teknoloji ve onun sunduğu araç ve gereçlerdir.

Bu dengesizliğin ana sebebi, İnsanın kendi nefsini ilah edinmesinden kaynaklanmaktadır. İnsanın Hür iradesini yok olması, insanın halife olmaktan çıkartıp daha çok hayal ürelerine köle olmasını sağlamaktadır. Çölde susuz kalanın serap görmesi gibidir.Dünyaya susayan susuzluğunu gidermediği gibi sadece seraplar pesinde koşarak ömrünü bitirir.” (MKT)

Sonuç olarak;

1-) Epidemilerle (Covid-19 ve diğer virüsler & bakterilerle) dünyadaki insan nüfusunu azaltmak, insanları korkuyla yönetmek ve yeni tip Özgü aşılarda kullanılacak nano-partiküler ve DNA molekülerini bandı üzerindeki kodlanmış sekanslarla, GMO «Genetik olarak değiştirilmiş organizmalar» ile insan kromozomları üzerinde oluşturacağı mümkün tehlikeli değişimler sağlayabilir ve buna ek olarak 5G, 6G ve dahası tarafından yayılacak elektromanyetiğin epidemiler sonucunda yeni tip yapılan özgü aşılar ile insan üzerinde oluşturacak sosyo & psikolojik tahribatlar.

2-) Sanayinin kendisinin ve de oluşturduğu araç gereçlerin insanların eliyle var ettiği Küresel ısınma ve Kutuplardaki buz kütlelerini erimesi, insanlığı aşırı derecede tehdit etmesi, Buz kütlelerin ermesiyle metan gazın serbest kalması dünya ısı dengesinin bozulması, bunula kalmayıp eriyen buz kütleleri altındaki nano partiküller, eski çağa ait bakteriler, virüsler ortaya çıkartıp havaya ve suya karışmasıyla bunların getireceği pandemiler, uzun süreli yangınlar, anormal olan değişken hava şartları ve depremlerin çok sıkça olmasını sağlamaları.

3-) Yapay Zekanın insan hayatına hâkim olmasıyla insanlığın hürriyetini son bulması. Hayatımızı kolaylaştıran her şey bizim iyiliğimiz anlamına gelmemelidir. Zorluklar insanın değerini yüceltmektedir. Aksi taktirde insan, insanlıktan çıkıp Yapay zekanın bir kölesi olma durumuna gelmektedir ki o ise yapay zekayı elinde bulunduran gücün ilahlaşması anlamındadır. Yapay zekanın sebep vereceği diğer en önemli problem işsizlik. İşsizlik sonucunda oluşacak dünya genelinde ki sosyal patlamalardır.

«Epidemiler ve oluşan küresel ısınma) Yeni Dünya düzeninin alt yapısı olan Yapay Zekâyı mı oluşumunu sağlayan bir katalizör mu olmakta? Dünya Nüfusu azaltarak oluşacak global işsizler ordusunun yaratacağı «yaşanmaz bir dünya» statüsünün önüne geçmek mi hedeflenmekte? Ya da İnsanlığın ne kadar vahşi ve cahil olduğunu göstermek & İspat etmek mi?

Bizim hayat yolculuğumuz hedefi, insan oğlunun sadece Allah (cc) kul olduğunu ve yaratılanlar köle olmadığını ispat etmesi için geçtiği o denli çetin, birde o derecede süslü & çekici imtihanıdır. İnsan, “iman edip güzel amel işleyerek” kaybettiği değeri tekrardan kazanarak kurtuluşu erecektir. Fakat ne yazık ki insan oğlu bulunduğumuz zaman diliminde kendi varlık sebebinin bilincinde değildir ve de egosantrik bencil çıkarları gözünü kör etmekte olup kendin hayvandan daha aşağı bir mevkie indirgemektedir.

“Evet, Biz onlara delillerimizi gerek dış̧ dünyada gerek kendi nefisle- rinde (iç dünyalarında) göstereceğiz; ta ki Kuran'ın, Allah tarafından gelen gerçeğin ta kendisi olduğu onlar tarafından da iyice anlaşılsın. Rab- binin her şeye şahit olması yetmez mi? (Fussilet-53)

Mustafa Kemal TASPINAR

25 Eylül 2020

YORUMLAR

EBU HUSEYIN 21 gün önce
INSAN DOGURKEN VE OLDUKTEN SONRA HEP AYNI HALDE OLACAK. BUNUN IKISININ ARASINDAKI YAPTIKLARI YASADIKLARI ISE SERAPTAN BASKA BIR SEY DEGIL.

REKLAM