Yolculuk- 3

GİRİŞ: 08.09.2020 16:03      GÜNCELLEME: 08.09.2020 16:03
Rasthaber -  BismillahiRahmanniRahim   

Hamd Alemlerin Rabbi Allah’a, salatu ve salam O’nun Resulü ve temiz Ehli beytine olsun.

Bölüm- 3: Varlığına inanmadığımız Düşmanın tanımı.

İnsan yaşantısı çok hareketli ve çeşitli halleri olmasına rağmen bu hareketliğin ve çeşitliliğin dayandığı tek bir hakikati vardır ve de onun gölgesinde insan eliyle oluşturulan saptırmalar. İnsan oğlunun ilk varlığından bu yana yaptığı beşerî sistemlerin hepsi zaman ve mekâna göre kendini insan eliyle güncellemiştir. Çünkü beşerî sistemler adaletsizlik ve hakkaniyetsizlikten ötürü çöküyor ve gerçekler her zaman kendini göstermektedir. Bulunduğumuz zaman diliminde yaşadığımız sistem için aynı şey geçerli olmakta, çünkü hakikat kendini göstermeye başladığı andan itibaren beşerî sistemler kendini yenileme ihtiyacı duymaktadır. Bugün, Kendilerini medeniyet ışıkları diye lanse edenler, insan hak ve hukukundan dem vuranlar, hâkim oldukları güç hakikatin kendisini göstermesiyle inandıkları kurallar onları yalanlamış ve kendi gerçek yüzleriyle kendilerini yeni arayışlar içinde buldular. Ne yazık ki bu arada Bizler kendi değerlerimize sahip çıkacağımıza onların sırt döndükleri yalanlara sahip çıkmak için mücadele veriyoruz.

İnsanlığın egosantrik yapısından ötürü, tüm sistemleri sadece vitrin olarak kullanan ve insanlığın cahilliğinden, nankörlüğünden ve benciliğinden faydalanan dolayısıyla her alanda biz insanları ırk, inanç ve cinsiyet olarak birbirimize karşı getirerek, savaştırarak, zülüm yaptırarak, bizleri aşağılayıp bundan kendisine güç ve üstünlük devşiren, varlığını kendi kurdurduğu beşerî sistemlerin arkasına saklanarak görünmeyen, insanoğluna karşı savaşan fakat savaş alanında olmayan gizli bir düşman var. Bizler, onun kurduğu sistem ve terminoloji içinde yaşadığımız için bu güç göremediğimizden ötürü değişik isimler veriyoruz; «küresel güç», «Siyonist güçler», «ABD derin devleti», « illüminati », «Zengin sömürücü aileler» vs. Fakat bilmediğimiz ise tüm bu takma isimlerin hepsi o gizli gücün birer figüranı ve vekili olduğudur. Bu figüranlar, gecesini gündüzüne katarak fitne ve fesat çıkarmak için çalışırlar. Kurdukları sistemler ve içinde oluşturdukları organizmalar, kurumlar ve yapılarla kurdukları oyunları uygulamaya koyarlar. Dünya insanlığını Hakikaten saptırıp, sahtesi olana virtüel & yalan olan güce insanları yönlendirdiler ve hizmet ettirirler. «Şüphesiz Allah size gerçek bir vaade bulunmuştu, bende size vaade bulundum ama yalan söyledim, Aslında benim sizi zorlayacak bir gücüm yoktu, benim yaptığım size çağrıda bulunmaktan ibaretti, siz ise benim çağrıma uydunuz…Ben, sizlerin beni Allah’a ortak koşmanızı kabul etmemiştim. Doğrusu zalimler için elem verici bir azap var» (Ibrahim-22)

Biz insanların kavrayamadığı, kavramakta zorlandığı hakikat «Yaratılış gerçeğimiz ve bizlerin bu dünyadaki gerçek misyonunun ne olduğudur» Ne yazık ki bizler kendi yaratılış gayemizin şuurunda değiliz. Maymun iştahlı bir halde her şeye saldıran, dünya hayatını bir eğlence mekânı ya da bir savaş alanı gibi görüp ve o doğrultuda yaşayanlarız. Buna karşın karşımızda sadece insanı kendine düşman olarak tanıyan, yaratılışımızdan itibaren her şeyin bilincinde olan, hedefine odaklanmış zamanına ve kitabına uygun olarak yaptığı her hamlede insan oğlunu hem madde dünyasında hem de manevi dünyasında azaba uğratmak ve alçaltmak amacında olan bir düşmanımız var. İnsan oğlu bu düşmanın varlığına inanmamakta “Onlar sizi, sizin onları görmediğiniz yerden görüyor” (A’raf-27) Ne yazık ki İnsan oğlu, kendisini kendine düşman yapmakta/görmekte ya da peri masaları hikayesi olarak ütopik bakmakta ya da gerçeği görmemek için ısrar etmekte.

Bize düşman olan gücün en belirgin özeliği kendini gizlemesi buna karşın istisnasız her insana çok rahatlıkla erişebilir olmasıdır. İroni olan ise, insanın üzerinde hiçbir fiziki gücüne sahip olmamasına rağmen insan hükmetmesidir. Bunu için tek yaptığı şey insanın düşüncelerine hâkim olmasıdır. Dolayısıyla insanlar, yaptıkları ve yaşadıkları zulmüme, anlaşılmayan belalara, yaşadıkları acizliğe ve çifte standartta bir isim vermekte zorlanmakta ve de sadece tahminler yürüterek, komplo teorileriyle veya politik & siyasi & stratejik planlama diyerek kendilerini kendilerine akıl veren bu gücün oyunları ile kandırmaktadır.

Düşmanımız olan bu gücün kullandığı araç & gereç yine bizleriz, yani bizi bize karşı kullanmaktadır. Daha açık söylersem, Bizlerin düşüncelerini, aklını ve de bizlere sunulmuş olan her türlü nimetleri bizlerin eliyle bize karşı bir silah olarak kullanmaktadır. Kısacası bizler, benciliğimiz, egosantrik hesaplarımız ve kibrimiz güçlendirmek adına aklımızı bu düşmana kiraya vermekteyiz. Bu şekliyle hangi yolla olursa olsun bu düşmanımızın kaybetmesi imkansızdır. Öylesine bir oyun kurmuş ki bu oyunda kaybedende kazananda onu için çalışmakta, neticede kazanan hep o olmaktadır. Oyun kuran, strateji geliştiren, akıl veren, yön veren hep o olmaktadır. Bizlerin düşüncelerine hâkim olmasıyla bizlerin kurduğu dünyada kendi istediği kuralları bizlere kurdurtmakta ve uygulatmaktadır. Böylece insanı aşağılayarak, aciz, nankör, zayıf, bencil, egosantrik ve dolaysıyla manipüle edilmeye aşırı müsait basit bir yarattık olduğunu ispat etmektedir.

Bunu yaparken bizlerin ilahi güç bağlantısını kendi hizmetine çevirerek kendini daha güçlü kılmakta ve bizleri her yönüyle kendi hizmetine alıp acizleştirmektedir. İnsan topluluklarının inanma arzularının tatmin edecek, insan nefsini okşayan ve çıkarları doğrultusunda bir tanrı sunmaktadır. İnsanlardaki ilahi inancı saptırıp kendi oluşturduğu zanlarla insanları inançları doğrultusunda birbirlerine karşı bir silaha dönüştürmektedir. İnana insanları nefisleri arzuları ölçüsünde, bir terzi misali çıkarlara uygun bir peygamber ve bir kitabı olmasını sağlamaktadır. "يَٓا اَيُّهَا النَّاسُ اِنَّ وَعْدَ اللّٰهِ حَقٌّ فَلَا تَغُرَّنَّكُمُ الْحَيٰوةُ الدُّنْيَا۠ وَلَايَغُرَّنَّكُمْ بِاللّٰهِ الْغَرُورُ ; Ey insanlar, hiç şüphesiz Allah'ın va'di haktır; öyleyse dünya hayatı sizi aldatmasın ve aldatıcı(lar) da sizi Allah ile (Allah'ın adını kullanarak) aldatmasın.» (Fatır-5) Öylesine ki hem dünyamızı hem inancımızı bize karşı akıllıca kullana düşmanımız, bizim, dost ve düşman tanımı yapmamıza, açık ve net olmamız engellemektedir. Üstelik Allah (cc) bize bu tanımı açık ve net olarak kitabından yapmışken " Sizin dostunuz yalnız ve yalnız Allah'tır. O'nun Resulü ve namaz kılan, rükû etmiş haldeyken zekât veren müminlerdir. Her kim ki Allah'ı, Resulünü ve müminleri dost edinirse, muhakkak ki galip gelecek olanalar Allah taraftarlarıdır." (Maid 55-56)

Neden bu güç insana düşman olmakta? Hedefi ne? ve bunu nasıl yapmakta?

İnsanların düşüncelerin bulandırarak aklı hizmet dışı bırakmakta dolaysıyla insanların gerçekleri, hakikati ve dünyadaki gerçek varlık sebebini anlamasını önlemek ve insanı, «senin varlığın dünyaya ile sınırlı, ölüm sonrası diye bir şey yok ve tanrı inancı sizlere hâkim olabilmek için uydurulan ütopik fikir» zannını insanların şuur altlarına yerleştirmekte, böylece insanları kendi nüfuz alanı içine almakta. İnsanları kendine hizmet edecek sistemleri kurdurup sadece seslenerek hükmetmesi yeterli olmaktadır. Aynı bir virüs misali girdiği her hücreyi kendi emri altına almakta bu ise o hücrenin hastalanmasına sebep vermekte fakat o hücre zehirlenirken yanındaki hücreyi oda onun yanındaki hücreyi zehirleyerek hasta yapmakta ve koca bir vücudu komple zehirlemekte. Neticede vücut, virüsten değil de virüsün zehirlediği organlardaki çalışma yetmezliğinden ölmektedir.  Bir virüs gibi aynı şekilde insanları, toplumları, ülkeleri zehirleyerek dünyayı yaşanmaz bir (savaş) alına çevirmektedir. İnsanlara (ekonomik güç) rızık ve (Epidemiler & savaşlar) ölüm korkusuyla hükmetmekte ve bu vesileyle de insanları istediği gibi kendi vaatleriyle emri altına alarak kullanmakta bu vesileyle de kendisini insandan her yönü ile üstün olduğunu da ispatlamaktadır.

Bu öylesine bir Düşman ki insanın sahip olduğu her şeyi insandan daha iyi bilmekte, insanın ilahi gücünü nasıl bir acizliğe dönüştüreceğini en ince detayına kadar bilmekte ve uygulamakta dolaysıyla insanı kendi cebindeki bozuk bir para gibi görmektedir. İnsana hâkim olabilmesi her yönüyle (Maddi & Manevi) çok kolay olmakta. Dünya hayatını kullanarak; insanın bitmeyen nefsini arzularını, mal mülk arzusu, iktidar arzusu, hükmetme arzusu, lüks hayat arzusu ve insandaki ölüm & rızık korkusunu insanın egosantrik arzusuyla mutasyona uğratarak, insanların aşır derecede bencil, kibirli, gururlu, kıskanç, zalim, yalancı, fücur & fesat, vb. haller almasını sağlamaktadır.

Bunları tabi tek başına gerçekleştirmesi kolay değil dolaysıyla kendine ortaklar, dostlar ve hizmetkarlar oluşturmaktadır. Yukardaki bahsettiğimiz figüran olan Küresel güç = Siyonistler = ABD derin devlet = GB kraliyet ailesini yapısını koruyan güç = Dinsiz AB derin devleti, İllimunati, Multi nasyonal endüstriyel figüranlar vb. hepsini çatısı altında buluştuğu kabala ve şeytani yapılar ve kişiler, bunların oluşturdukları bölgesel topluluklar (resmi gayri resmî kurumlar) ve bu topluluklara hizmet eden uşaklar ile oluşturdukları sistemler, yapılar, kanunlar, vb. hakimiyetlerini sağlamaktadırlar. Bu toplulukları oluşturanların ne bir dini ne bir ırkı nede belirli bir cinsiyeti (eşcinseller) temsil ederler. Her türlü sapıklık; Çocuk kaçırma & pedofili, kadınlara taciz ve fuhuş, erkeklerin yozlaştırılması, kadın ve erkek arasındaki fitneni oluşması ve boşanmaların sağlamak her türlü sosyal anomalilerin ana sebeplerdir.

O karanlık gücün hedefi; Adem’in Allah’a verdiği söz, «Evet, sen benim Rabbimsin» yaratılışı gayesini; «Ben, cinleri ve insanları bana kulluk etsin diye yarattım» (Zariyat-56). Tevhit; «Allah’tan başka ilah yoktur» inancını, insan eliyle saptıracağını, insanın yaratıcısına verdiği söze sahip çıkmayacağını dolayısıyla insanın Allah’a kulluk etmeyeceğini ispatlamaktır. «Dedi ki: 'Rabbim, beni kışkırttığın şeye karşılık, ant olsun, ben de yeryüzünde onlara, (sana başkaldırmayı ve dünya tutkularını) süsleyip-çekici göstereceğim ve onların tümünü mutlaka kışkırtıp-saptıracağım.» (Hicir-39), «(İblis şöyle) dedi: “- Öyle ise, izzet ve kudretine yemin ederim ki, onların hepsini muhakkak azdıracağım.» (Sad-82), «İblis dedi ki: "Bundan böyle benim sapmama izin vermene karşılık, ant içerim ki, ben de onları saptırmak için senin doğru yolunun üstüne oturacağım.» (A’raf-16)

O güce dost olanların hedefi; Dünyaya zenginliğine ve insanlara hükmetmektir. Dolaysıyla şer odakları ve hedefleri hiçbir zaman değişmemiştir. İnsanlığın yönlendirilmekte hep öndedirler ve önder olmuşlardır. Çünkü yaptıkları plan & program asırlık plan ve program olmakla birlikte insanın egosantrik, nefsani dünyevi arzu & çıkarlarına direk hitap ederek insanları hep yanlarına çekmeyi başarmışlardır. «(Çünkü) saçıp savuranlar, şeytanların kardeşleridirler. Şeytan ise Rabbine karşı çok nankördür.) (İsrâ 27), «Onlar için (sürekli beraber oldukları) kötü arkadaşlar kıldık. Kendilerine, önlerinde olan (ahiretin olmadığı düşüncesini), arkalarında olan (dünyanın tek hayat olduğu fikrini) süslü gösterdiler.» (Fussilet-25)

Nasıl bu kadar şeyi gerçekleştirebiliyorlar? 

Her şeyden önce, o gücün insanın varlığından itibaren değişmeyen tek bir hedefi vardır. Dolaysıyla her şey çok önceden planlanmış ve hazırlanmıştır. İnsanları zaman ve mekân yapısına göre planlar uygulayarak değişime hazırlamaktadır. İnsanların çıkarlarına ve tembelliklerine hitap ederek yaydıkları gayri ahlaki ilişkiler, modalarla kötülüğü sevdirmek, iyiliği acizlik gibi göstermek hatta bir hata & suç gibi göstererek kişilerdeki dünya hırsını yaşam hedefi kılmaktır. Artık İnsanların dünyaya bağımlı kıldıktan sonra arkasından ise vurucu hamleleri yani insanları saptırmak sadece çağırmakla gerçekleşmektedir. Her şeyi istedikleri gibi yerli yerine oturtmak için kurdukları senaryolar ile büyük geniş çaplı (sosyal & ekonomik ve fiziksel) savaşlar ve (epidemiler) ölüm korkularıyla insanları şoklayarak formatlamaktadırlar. İnsanın düşünme mekanizması aklı servis dışı bırakıp, verileni almalarını kolaylaştırmaktadırlar.

Hizmetlerindeki resmî kurumları;

·       Dünya Finansa kurumlar; Dünya para birim ve sistemi, bankalar & borsalar vb.

·       Medya ve iletişime kurumlar; TV, Sinema, görsel ve sosyal medya vb.

·       Orduların alt yapısı ve kurumları; Silah Endüstrisi, NATO

·       Sağlık sektörü alt yapısı ve kurumları; İlaç & aşı ve araştırma endüstrisi ve DSÖ.

·       Enerji sektörünü ve dağıtım şebekleri; ( Elf- Shell- vb. petrol ve hidrokarbon enerji mülti-nasyonal firmalar.)

Sahip oldukları kurumlarla gerçekleştirdikleri resmi gayri resmi görevler;

1-) Savaşlar; Terörizm, Biyolojik, ekonomik, kültürel & inançsal.

2-) Rejime ve sistem değişiklikleri; ihtiyaçça göre kukla rejimler, başkanlar, diktatörler seçmek.

3-) Elleri altındaki Teknolojini ve Elektromanyetik yapının insan hayatına hâkim olması; 5G ve üzeri, Yapay Zekanın insanı oyun dışı bırakması, doğal, düşünen, hür iradesine sahip insanı yok etmek.

4-) Medya-Moda-Sinema şeytan üçgeni; Popüler olma hırsı ve arzusuyla insanın düşüncelerine hâkim olmak ve hayatlarını yönlendirmek.

Hedeflerindeki Düşman kimdir?

Asıl önemli olan konu «Hedeflerindeki düşman» kim? ya da «Kim bu güce karşı koymakta?»

Bu kısım biradaki yazımızda devam edelim….

Mustafa Kemal TASPINAR


 

YORUMLAR

REKLAM

İLGİLİ BAŞLIKLAR

REKLAM