Yaptırım

GİRİŞ: 22.06.2020 09:49      GÜNCELLEME: 22.06.2020 09:49

ABD’nin 130 ülkede yaklaşık 750 askeri üssü var.

İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana dünyadaki savaşların, kargaşaların, darbelerin, mafyaların arkasında, sağında, solunda ya da yanında hep ABD olmuştur.

Bugün de öyle.

Bu kadar pislikle yetinmeyen ABD yönetimleri farklı yöntemlere de başvurmaktadır:

Tehdit, şantaj, ambargo ve yaptırımlar.

ABD’ye teslim olmayan her ülke bunlardan payını almıştır.

Türkiye dahil.

Örneğin 1964 Johnson Mektubu, 1974 sonrası Kıbrıs ambargosu ve Afyon ekimini serbest bırakan Ecevit hükümetine karşı alınan Amerikan yaptırımları.

Trump ise Twitter mesajları ve mektuplarla bu işe farklı boyut kazandırdı.

Önce Rahip Brunson olayında sonra da Fırat’ın doğusundaki Kürtlerle ilgili olarak “Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Türk ekonomisini mahvederim” deyip durdu.

O öyle deyince S-400’leri de bahane eden ABD Kongresi Türkiye aleyhine yaptırım kararları alıp durdu.

4 Temmuz 2003’te Türk askerinin kafasına çuval geçirme olayı başka türlü bir mesajdı.

ABD bunu hep yapıyor.

1960 yılından bu yana yanı başındaki Küba’ya ambargo ve ekonomik yaptırım uyguluyor. Şili’de ambargo ve yaptırımlar işe yaramayınca Komünist Başkan Allende’ye darbe yaptırdı. Nikaragua’da solcu Sandinista iktidarını deviremeyince karşı devrimci faşistleri ayaklandırdı.

Venezuela’da 20 yıldır tüm bu yöntemlere başvurdu ama hiçbiri işe yaramadı.

Gelelim bölgemize.

En somut örnek İran.

1979 Humeyni devriminden bu yana ABD bu ülkeye ambargo ve yaptırım uyguluyor ama Tahran teslim olmuyor.

8 yıl süren Irak-İran savaşından sonra Saddam Kuveyt’i işgal edince ABD bu ülkeye ambargo ve çok ağır yaptırımlar uyguladı sonra da gidip bu ülkeyi işgal etti.

Suriye’yi ise önce karıştırdı sonra da ülkenin doğusuna yerleşti. 1977’den itibaren Baba Esad ile bir araya gelen ABD Başkanlarının bir tek derdi vardı:

“Suriye; Filistinlileri desteklemekten vazgeçsin İsrail’le barışsın”.

Humeyni devriminden sonra bu isteklere yenileri eklendi:

“İran’dan ve Lübnan Hizbullah’dan uzak dur”.

Esad’ın yanıtı da çok basitti:

“İsrail işgal ettiği Suriye, Filistin ve Lübnan topraklarından çekilir ve bağımsız bir Filistin devleti kurulursa Filistinli örgütlerin ve Hizbullah’ın varlık nedenleri kendiliğinden ortadan kalkar”.

ABD’li başkanlar her seferinde ikna okuyordu ama Yahudi lobileri eyleme geçmelerine izin vermiyordu.

Suriye 1980’li yıllardan bu yana ABD ve bazen de Avrupa ülkelerinin ambargo ve yaptırımlarıyla uğraşıyor.

Bunların en ağır olanları Kanlı Arap Baharı’ndan bu yana uygulanıyor. Bunlarla yetinmeyen Başkan Trump önceki gün yeni yaptırımlar kararı aldı. Suriye ve Suriye’ye desteği olan ülke (Rusya, İran, Lübnan…), kurum ve kişileri de kapsayan bu yaptırımlara 9 yıldır çok acı çeken Suriye halkının durumu daha da ağırlaşacaktır.

ABD işgali altındaki Fırat’ın doğusu ve Türkiye’nin kontrol ettiği bölgeleri kapsamayan yaptırımların Esad yönetimini etkileyeceğini sanmıyorum.

Zorda olan Suriye ekonomisi çok daha kötü olacak ama İran ve Rusya destekli Esad kavgasını sürdürecektir.

Suriye bu durumda olduğu sürece Türkiye bu bataklıktan çıkmayacaktır.

ABD de çıkmayacağına göre Rusya ve İran oralardan ayrılmayacaktır.

Suriye bu durumda kaldıkça Irak ve dolayısıyla tüm bölge yani Ortadoğu istikrara kavuşamayacaktır.

Sırada Libya üzerinden Kuzey Afrika var.

2017’de Türkiye’nin asker gönderdiği Katar’la Suudi Arabistan ve BAE’nin savaş olasılıklarını unutmadan.

İki ülkenin arkasında Mısır var.

Üç ülke her yerde Erdoğan’a karşı.

Hepsi Trump’tan korkar ya da kibarcası çekinir.

Çünkü herkes Trump’ın Twitter mesajlarından payını almıştır.

Denklemler her yerde giderek karışıyor ve kirli çamaşırları Ulusal Güvenlik Danışmanı Bolton tarafından ortaya dökülen Trump “Büyük Patron”luğa devam etmeye çalışacaktır.

Eskiden bu iş sopa ve yeşil dolarlarla yapılırdı şimdi Twitter’la!

“En iyisi görmemezlikten gelmek” diyeceğim ama olmuyor.

Sonuçta adam patron ve herkes ondan korkuyor.

Seçim yaklaştıkça adamın deliliği artacaktır.

Trump olsa da olmazsa da ABD emperyalizmi hiç kimseyi affetmez.

Çok örnek var ama en sonuncusu feci bir şekilde öldürülen Kaddafi.

Ülkesine bir bakın şimdi ne durumda!

korkusuz

YORUMLAR

Ebu ali 18 gün önce
Bu adamın yazılarını sitenizde yayınlamanız büyük yanlışlıktır ünce saygılı olmalıdır nedense bizde solculuk taslayanlar hep terbiyesizler baksana hümeyni devrimi diyor ona ünce terbiyeli ve onurluca hakaret etmemeyi öğretin sonra yazılarını yayınlayın

REKLAM