Who is Who?

GİRİŞ: 07.04.2020 12:03      GÜNCELLEME: 07.04.2020 12:03

Rasthaber -Propaganda ve komplo teorileri aslında kardeştir.


 Propagandayı hegemonlar yapar, komplo teorilerini ise onların yemlediği enayiler sürdürür.

Propagandayı sorgulayan bazı bilim insanları ise komplo teorisyeni olarak damgalanır, yine hegemonlar tarafından.

Mesela dünyayı Rockefeller denen para babasının ve onun ait olduğu Yahudi mason tarikatların yönettiği propagandası/yalanı aslen, kapitalizmin emrindeki kiliseden çıkmıştır.


Mesela dünyayı Rockefeller denen para babasının ve onun ait olduğu Yahudi mason tarikatların yönettiği propagandası/yalanı aslen, kapitalizmin emrindeki kiliseden çıkmıştır.

Aynı tarikatların Yahudi komplosu olan Komünizm’i yaydıkları da yine tekelci batı kapitalizminin yedeği ve emrindeki kiliseden çıkmış, daha sonra 60’lı yıllarda yine aynı odakların güdümündeki Müslüman Kardeşler tarikatınca İslam dünyasına da yayılmıştır.

Kırmızı Kedi yayınları yöneticisi Haluk Hepkon’un Kaynak Yayınları’ndan çıkan “Komplo Teorileri Tarihi” kitabı bu konuda harika bir referans kaynağıdır.

Petrol işinden gelip finans kapital kralı olan Rockefeller, kapitalist para babasıdır.

10 trilyon dolardan fazla bir sermayeye hükmeder.

Gücü ve hedefleri de buradan kaynaklanır.

İlluminati ile ilgisi yoktur. (Böyle diye bir tarikat/gizli örgüt vardı. Ancak Isaac Newton gibi bilim insanları tarafından Kilise’nin üniversite hegemonyasına karşı kurulmuştu. Ömrü de kısa sürdü. Fransız devrimi gizli bilim yanlısı örgütlerin açıktan hareket etmesini sağlamıştı çünkü.)

DSÖ’NÜN KUSURLU GEÇMİŞİ VE KUŞKULU BUGÜNÜ

Neyse konuyu çok uzatmadan mevzuya gelelim.

Komplo teorilerinin (Son iddia, Çin’in bunu geliştirip ABD’ye yolladığı. Ama işin aslı bence tam tersi) odağındaki Covid19 pandemi “propagandası”na ışık tutalım.

Coronavirüs pandemisinde bocalayan, BM’ye bağlı Dünya Sağlık Örgütü (WHO-World Health Organization), Çin’de 27 Aralık’ta ilk adı konduktan bir ay sonra, 30 Ocak 2020’de, salgını “Uluslararası Önemde Halk Sağlığı Acil Durumu” (Public Health Emergency of International Concern – PHIEC) olarak ilan etti.

Pandemi diyemedi.

Neden mi?

2009’daki o “Domuz Gribi” fiyaskosundan dolayı.

DSÖ Direktörü Etiyopyalı Thedros Adhanom, 30 Ocak’ta Çin’in aldığı tedbirleri överken, pandemi kelimesini ağzına alamadı bu yüzden.

O arada tüm dünya ve Türkiye’de çok değerli zamanlar kaybedildi.

Tüm bunlar 2009’daki “Yalancı Çoban” hikayesi yüzündendi.

Dönemin DSÖ Direktörü Hong Konglu Margaret Chan, dünya ilaç devlerinin etkisi altında Domuz gribini (H1N1) 6. seviyede pandemi ilan etmiş ve bu yüzden 100 milyon insanın ölebileceğini ileri sürmüştü.

Oysa o esnada grip yüzünden sadece 50 kişi ölmüştü.

Bunun ardından, Batılı küresel ilaç şirketlerinin (Big Pharma) ürettiği milyarlarca dolarlık domuz gribi ilaç ve aşıları devletler tarafından satın alınmak zorunda bırakılmıştı.

Bu şirketlerden biri de, ABD’nin hukuk dışı Irak saldırısının mimarlarından eski Savunma Bakanı Donald Rumsfeld’in hisselerinin bulunduğu Gilead idi.

Gilead Sciences Şirketi tarafından geliştirilen Tamiflu ilacı DSÖ tavsiyesiyle hükümetlere satılmıştı.

Amerikan derin devleti ile derin ilişkilere sahip Gilead, Tamiflu’dan 2 milyar dolar kazanmış, bunun 5 milyon doları da Rumsfeld’in hissesine düşmüştü.

Ve tabii başka bir sürü kodamanın da cepleri dolmuştu.

Bill Gates tarafından desteklenen aynı Gilead, şimdilerde Covid19 aşısını bulduğunu ilan etti.

Önceden bilircesine.

Aslında Donald Rumsfeld’in bir zamanlar patronu olduğu Pentagon, sanki biliyordu bu pandemiyi.

Amerikan Nation Dergisi, ABD Savunma Bakanlığı Pentagon’un 6 Ocak 2017’de hazırladığı ve Beyaz Saray’a sunduğu 130 sayfadan oluşan raporu yayımladı.

Buna göre Pentagon, yeni tip koronavirüse benzer bir solunum yolu hastalığının ortaya çıkacağını, salgın nedeniyle maske, eldiven ve yatak gibi ihtiyaçları temin etme konusunda kriz yaşanacağı uyarısında bulundu.

“USNORTHCOM Departman Planı 3560: Pandemik Grip ve Bulaşıcı Hastalık Tepkisi” başlıklı rapor, MERS ve SARS tipi koronavirüs salgınlarından söz ediyor.

Öte yandan ABD Donanma Akademisi’nin Eylül 2019’da düzenlediği tatbikatlarda da, pandemi vurgusu vardı.

Rhode Island Newport’taki akademinin tatbikat senaryosu çok ilginç biçimde bugün yaşanan Covid 19 pandemisini anlatıyor.

“Urban Outbreak 2019” (Şehir Salgını 2019) başlıklı senaryo, kentsel alanlarda patlak veren ve insanların solunum yollarına saldıran virüs yüzünden alınacak karantina önlemleri ve müdahale yöntemlerini içeriyordu.

Tatbikatın ilginç bir başka yanı da, 18 Ekim 2019’da Covid19 salgınını anlatan “Event201” tatbikatını düzenleyen Johns Hopkins Üniversitesi ile ortak yapılmasıydı.

21 milyon nüfuslu bir (New York olmasın bu-HV) Amerikan şehrinde yayılan salgına karşı alınacak 16 önlemi meraklısı internette bulabilir.

Tam da büyük ekonomik krizin beklendiği 2020’de çıkıverdi pandemi.

Sanırım ABD’de bir tek, “Kimse Covid 19 salgınının yayılacağını önceden tahmin edemezdi” diyen Donald Trump bilmiyormuş bu pandeminin patlak vereceğini.

Domuz Gribi olayına dönelim.

2009’daki yalancı çoban skandalı sonrası DSÖ, yoğurdu üfleyerek yemek zorunda kalmıştı.

Çünkü dünyanın tüm kesimlerinden çok ağır eleştirilere uğramıştı.

Bunlardan biri de dönemin Avrupa Konseyi Parlamenterler Asamblesi Grup Başkanı olan Doktor Wolfgang Wodarg’dı.

Bir göğüs hastalıkları uzmanı olan Alman Doktor Wodarg, DSÖ ve AB yetkilileri hakkında soruşturma açılmasını istemişti. (Aynı Doktor Wodarg, Covid19 pandemi paniğini eleştiren isimler arasında yer alıyor.)

Hollanda Meclisi de, Rotterdam’daki Erasmus Üniversitesi’nde profesör olan Albert Osterhaus’un DSÖ’ye yaptığı danışmanlık ve yönlendirme sayesinde aşılardan büyük maddi kazançlar elde ettiğini ortaya çıkarmıştı.

Osterhaus dışındaki diğer DSÖ Bilim Kurulu üyeleri de (15 üyeden 5’i) domuz gribi sayesinde milyarlarca dolar kazanan dev ilaç firmalarına danışmanlık yapıyor veya araştırmaları için bu firmalarca fonlanıyordu.

Bu fiyasko sonrası DSÖ, 6 aşamalı pandemi uyarı sistemini kaldırdı.

İşte o yüzden DSÖ Sözcüsü Tarık Yaşareviç, 30 Ocak’ta soru soran gazetecilere “Resmi bir pandemi kategorimiz yok. DSÖ eski 6 aşamalı sistemi kullanmayı bıraktı” yanıtını vermişti.

Ancak DSÖ’ye yönelik eleştiriler bugün de sona ermiş değil.

DSÖ Bilim Kurulu Uzmanları (Scientific Advisery Group of Experts-SAGE) Domuz Gribi dönemindekinden daha fazla büyük ilaç firmalarıyla ilişkili isimlerden oluşuyor.

15 üyeden 8’i, Bill ve Melinda Gates Vakfı, Merck Co., Gates’in fonladığı GAVİ (Küresel Aşı İttifakı Grubu), Pfizer, Novartis, Gilead, Novovax, GSK gibi ilaç devi firma ve kuruluşlarla bağlantılı.

DSÖ-GATES BAĞLANTILARI

Burada karşımıza yine o ünlü “İnsansever” (Batılı yayın organlarının ifadesi: filantropist) Bill Gates çıkıyor.

Hani o aşılara çipler eklenmesini savunan Microsoft Kurucusu.

Bill Gates ile DSÖ arasında derin ilişkiler var.

Birleşmiş Milletler’e bağlı bir örgüt olan DSÖ’nün finansmanında Gates’in büyük payı var.

En son 2017 yılına ait bilançosu bulunan örgüt, koskoca ABD Hükümeti’nden 401 milyon dolar alırken, Bill Gates DSÖ’ye tamı tamına 798 milyon dolar katkı verdi.

Bu paranın 324 milyonu Bill ve Melinda Gates Vakfı’ndan, 474 milyonu ise Gates’in kurucusu olduğu GAVİ’den geldi.

2 milyar doları bir miktar aşan bütçesi olan DSÖ, gelirinin üçte birinden fazlasını Gates’ten sağlıyordu.

DSÖ’nün özel donörleri de manidardı.

Covid 19’a aşı geliştirdiğini açıklayan Gilead ile birlikte, GlaxoSmithKline, Hoffman-LaRoche, Sanofi Pasteur, Merck, Bayer gibi ilaç devleri DSÖ’ye on milyonlarca dolar fon sağlıyor.

Yani sağlık hizmetlerinin özelleştirilmesinden yana olan şirketler bunlar.

Özel çıkar grupları da denebilir.

DSÖ Direktörü Thedros Adhanom ile Bill Gates’in yakın ilişkilerini de daha önce yazmıştım.

Avustralya’nın ABC Televizyonu, DSÖ’nün (Bugün Covid 19 ile ilgilenen) Acil Durum Programı’na yönelik dosyalarında pek çok yolsuzluk olayına işaret etmişti.

2018 ve 2019 derecelendirme raporlarında ilgili birim, yolsuz, yetersiz ve yüksek riskle çalışmakla suçlanmıştı.

İngiliz Oxford Üniversitesi de Mart ayında DSÖ verilerini kullanmayı bıraktığını açıkladı.

Oxford’a göre DSÖ’nün Covid 19 verileri tutarsız ve yanlıştı.

Finlandiya da DSÖ’nün virüs test protokollerini hatalı sonuçlar verdiği gerekçesiyle reddetti son olarak.

İşte bu örgüt, küresel bir ekonomik, sosyal krize yol açan pandemi için güvenmek zorunda kaldığımız örgüt.

ABD kaynaklı ve 2020’de geleceği bilinen küresel ekonomik krizin dünyayı durduran bir virüse yüklendiği dönemi yaşıyoruz.

Ve bu kaotik ortamda rehberimiz yine aynı krizi çıkaran zenginler tarafından yönlendirilen bir kurum oluyor.

KAYNAKLAR:

https://journal-neo.org/2020/04/02/can-we-trust-the-who/

https://www.dailymail.co.uk/health/article-1302505/WHO-swine-flu-advisers-ties-drug-firms-Experts-linked-vaccine-producers.html

https://www.thenation.com/article/politics/covid-military-shortage-pandemic/

https://www.military.com/daily-news/2020/04/01/naval-war-college-ran-pandemic-war-game-2019-conclusions-were-eerie.html

https://www.abc.net.au/news/2020-02-17/coronavirus-who-underfunded-internal-corruption-allegations/11970382

YORUMLAR

REKLAM