Ümmet Olmak İnsan Olmaktan Geçer

GİRİŞ: 17.10.2019 14:15      GÜNCELLEME: 17.10.2019 14:15
Rasthaber -  BismillahiRahmanniRahim,
Hamd Alemlerin Rabbi Allah, salatu ve salam O’nun Resulu ve temiz Ehli beytine olsun.

«Doğrusu bu sizin (insanlık) ümmetiniz (tevhid dini olan müslümanlık), bir tek ümmettir (bir tek din olarak sizin dininizdir). Ben de sizin Rabbinizim. O halde bana kulluk edin. » 21:92

Ümmet ne dir ? Ümmetin rengi ve Irkı varmıdır?  Ümmet olmanın amaçı nedir ?

Ümmet, (Arapça أمة) İslam toplumunun tamamını ifade eden bir kavram. Ümmet kelime olarak bir anneden doğan çocuklara verilen isimdir. Daha sonra İslam inancına sahip herkesi içine alan bir anlama kavuşmuştur. İslam inancının en önemli kaynağı Kur'an'da birçok yerde geçmiştir. Müslümanların içindeki bir cemaate de zaman zaman ümmet denildiği görülmektedir. Ümmet bu bakımdan bazen bütün bir Müslüman toplumunu ifade ederken, bazen de Müslümanların içinde farklı özelliklere sahip daha küçük gruplardan her birini de ifade etmektedir. Diğer yandan ümmet kelimesi aynı zamanda her bir Müslüman için de kullanılmaktadır. Örneğin "Peygamberimize sadık bir ümmet olmak istiyorum." gibi. Ümmet, "imam" kelimesi ile aynı kökten gelmektedir. Her peygamber, birer imâm, rehber olarak kabul edilir ve ona tabi olanlara da onun ümmeti denir.

Hz. Muhammed (savs) tarafından 622'de düzenlenen Medine Sözleşmesi ile Medine'deki Müslüman, Yahudi ve Pagan toplulukları Ümmet adı altında tek bir topluluk olarak toplamak için hepsinin payına düşen haklar ve sorumluluklar oluşturuldu.[1] Daha sonraki yıllarda bu topluluk İslam devletlerinden ilki olarak sınıflandırılan Medine Şehir Devleti olarak anıldı.

Hz. Adem & Hava atamız soyundan gelen insan topluluğu tek bir ümmet idi o ise « Adem oğulları » dediğimiz Bizler Insanlar. Ne yazik ki nefsani, egosantirik arzularımızdan dolayı oluşturduğumuz inanaçsal, bölgesel, renksel, ihtilaflarımızla bölük pörçük olarak bir çok gruplara (ümmet) ler bölündük. Bizleri bir birimize yakınlaştıran, insan olarak zengin kılan bu farklılıklarla kendimizi, kendimize düşman etmeyi başardık. « İnsanlar, aslında bir tek ümmet idiler, sonra ihtilafa düşüp ayrı ayrı oldular. » (10:19)

İnsanın hammaddesini oluşturan « Toprak & su » karışım olan çamurun kendine has özellikleri vardır. Bu özelliklerin kendine has özel zaafları vardır ki havadan ve ateşten etkilenerek hallere girer. Fakat İnsanı insan yapan, özel kılan vede hayat veren RUH’tur. « Yarattığı her şeyi güzel yaratan, insanı başlangıçta çamurdan yaratan, sonra onun soyunu, bayağı bir suyun özünden yapan, sonra onu şekillendirip ruhundan ona üfleyen Allah’tır. » (secde-7)

Allah (cc), insana Hür iradeyi düşünme gabliyetiyle kendi ilahi gücünden verdi. Allah (cc) verdiği RUH ile insanı kendi Halifesi kıldı. Fakat Insan, bu sahip olduğu özellik « Halife olmak » daha önceki yazımda bahsettiğim gibi kavrayamadı, anlayamadı, tanımlayamadı ve kendi madde (çamur olan) vücudunun eseri zannetti, kendini ilahlaştırdı vede böylece tüm ihtilaflar başladı. Çünkü çamuru etkileyen hava ve ateş, çamurun yapısındaki ihtilaflarıda ateşledi. 

Bunu iyi bilen bir yaratık var ki Allah (cc) bize kitabında her defasında tekrarlayıp durdu. « Şeytan sizin apaçık düşmanınızdır, öyleyse siz de onu düşman tanıyın » (Fatir-6) ve  «  Kim Allah’ı bırakır da şeytanı dost edinirse elbette apaçık bir ziyana düşmüştür. » (Nisa -119)  “(İblis) dedi ki: «Şu benden üstün kıldığına da bir bak! Yemin ederim ki, eğer beni kıyamete kadar yaşatırsan, pek azı dışında, onun neslini kendime bağlayacağım!» (Isra-62). ve şeytanın kendi kibirini güçlendirmek, kendini haklı çıkarmak için yaptığı tek şey bizim hamamdemizdeki bildiği ihtilafı ateşlemek ve körüklemek oldu.  « Derken şeytan, birbirlerine kapalı ayıp yerlerini kendilerine göstermek için onlara vesvese verdi » (Araf-27)

insanın sahip olduğu hür irade Şeytanın Insana Musallat olmasını sağladı. insan Melek değildi, ne de Cinlerdendi. İnsan, Allah’in seçtiği, seçkin yaratık olma özeliğine sahip olan Allah'ın halifesiydi. Bunu kabullenmeyen Cinler & şeytanlardan bazı guruplar insan düşman oldu ve aynı zamanda bu insanı yücelten ve alçaltan en önemli özellik oldu. Hammeddesi çamur (toprak&su) karşımındaki tezatlarla oluşan yapı, hür iradeye sahiplenmesi onu önemli kıldı. Allah (cc), kendi ruhunudan  « hay » demesiyle insan isimleri öğrendi, isimlere, tanım verme kabiliyetini getirdir. « Bilim, Diller, Renkler, Irklar, bildiğimiz ve bilmediğimiz herşey ». Var olan « her şeyin » kendi içinde aynı yapı üzerinde tezatıyla tanımlar oldu « Sevgi & Kin », « İyi & Kötü », « Hakikat & Yalan », « Beyaz & siyah », « Huzur & Zulüm », « Barış & savaş », «  Bilgin & Cahil », « inançlı & Inancsiz », « var & yok » vb.

Dolayısıyla, Allah (cc), İnsanın kavramlar ve tanımlar içinde kaybolmaması, hür olarak adil değerlerde yaşamasını sağlamak ve bir nizama koymak için Elçiler & kitaplar yollamıştır. Fakat bu insanların arasındaki ihtilafı kaldırmamıştır. Çunku « Allah dileseydi elbette hepinizi tek bir ümmet yapardı. » (16:93) Fakat Allah (cc), insan verdiği hür irade karşısında insanı yaptıklarından sorumlu tutmuş ve yaptıklarıyla değerlendirmeye almıştır. Ve Insan artık hür iradesinin farkında olarak, her türlü baskıdan uzak, kendi seçimi ile kendisine Ruhundan üfleyerek yaratanı tanıması ve sadece O’na (cc) itaat etmesini insanın « hür iradesinin » teminatı kıldı. (Insan olarak yaşamanın ve varlığının kalıcı olmasını sağlıyacak ana temeli « LA ILAHE ILLALAH » kıldı.)
« Şüphesiz ki, (kıyamet gününde) bütün yaptıklarınızdan sorumlu tutulacaksınız. » (16-93) , “(İblis) dedi ki: «Şu benden üstün kıldığına da bir bak! Yemin ederim ki, eğer beni kıyamete kadar yaşatırsan, pek azı dışında, onun neslini kendime bağlayacağım!» (Isra-62). « Allah: “Sen kesinlikle, o malum vakte kadar mühlet verilmişlerden olacaksın. İblis, “Senin şanına andolsun ki ihlaslı kulların hariç, onların hepsini azdıracağım” dedi. » (Sad 80-81-82-83). 

Tevhid insan oğlunu tek bir ümmet kılmaktaydı fakat buna rağmen Bizler, Tevhid inançına bağlı, Islam dinine sahib ve Peygamberi Muhammed Mustafa (savs) bağlı Müslümanlar topluluğun oluşturduğu yapıya MUHAMMED UMMETI denmişiz. üstelik bu gerçeğe rağmen (tek ümmet olmamız) yinede bir birimize düşmanca davranmamızı engelleyememişiz. Yapımızdaki ihtilafı hep bir takım vaadler ile ön plan çıkaran bildiğimiz fakat görünmez düşman ve ona uyumayı seçen biz varız. « (Şeytan ) onlara söz verir, ümit verir, fakat şeytan'ın onlara va'di aldatmaktan başka bir şey değildir. » ( Nisa :120)

Ümmet olmak nedir ? Nasıl ümmet olabiliriz ? Onun daha tanımlayamamışız ! çünkü ihtilafa düşümüşüz. Dolayısıyla, İnançımız tam olarak kavrayamamışız. Buda bizlerin Dost ve düşman nedir ? onun tanımlamamıza engel olmuş !! Çünkü Allah’in halifesi olmak ne demek onu kavrayamamışız ! 
Allah’in Halifesi olmayı, Madde vücudumuzun ihtilaflarıyla (Hırs&Egosantirik) verdiğimiz tanımlamayla « zevki & sefa içinde, saraylarda & şatolarda yaşayan, diğerlerini köle kılan, astığı astık, kestiği kestik, İktidar ve güç sahibi olmak » olarak tanımlamışız. Ve iktidar savaşları, hükmetme savaşları, kolonyal savaşları yapmış ve yapmayada devam etmekteyiz.  
« Bir Toplum, diğer bir toplumdan (sayıca ve malca) daha çok olduğu için, yeminlerinizi aranızda aldatma vasıtası yaparak, ipliğini sağlamca eğirdikten sonra onu söküp bozmaya çalışan kadın gibi olmayın. Allah sizi bununla imtihan eder ve şüphesiz hakkında ihtilaf ettiğiniz şeyleri kıyamet günü size mutlaka açıklayacaktır. » (16:92)

Insanlar Tek bir ümmet iken, inanç gruplarına, o inanç grupları ise kendi aralarında fırkalara bölünmüş. Tevhid yerine hurafalara, Peygambere bağlılık yerine maddi güçe & kuvvete, insan olma yerine  nefsani ve egosantirik arzu & hırslarımıza bağlanmışız, dolayısıyla insan kendi düşmanının kurduğu oyuna kendi isteğiyile aleti olmuş ve olmakta. Hakikati bilmesine rağmen, kendisinin kaybedeceği, düşmanının oyunun oynamakta ve oyun kuranında kendisi olduğuna inanmakta !! İnsanın düşmanı insana öylesin yaklaşmaktaki kendi fikirleri sandığı düşünceleri sadece o’nun (düşmanının) ona verdiği vesvese ve vehemlerinden başka bir şey olmadığını görmemekte. «  “Her kim Allah’ın zikrine göz yumarsa, biz ona bir şeytan musallat ederiz. Artık onun arkadaşı olur ve şüphesiz bu şeytanlar onları yoldan çıkarırlar. Onlar da kendilerini hidâyete ermiş sanırlar. Nihâyet şeytanlarıyla bize geldiklerinde, keşke benimle senin aranda doğu ile batı arası kadar mesafe olsaydı!... Sen ne kötü arkadaşmışsın der. » (Zuhruf-36,37)

Böyle bir anlayış ile ; ne Tevhid’i yaşayabiliriz (insan gibi yaşamak) !! nede Ümmet olabiliriz !! Bizi bekleyen tek şey Günümüzde gördüğümüz vede yaşadığımız müslüman toplumlarının  ve mazlum toplumların yaşamış olduğu kaoslardır. 
Şeytanın ipi ile kuyuya inen, kuyuda ipsiz kaldığı gibi üzerinede ateşten taş yağdırlar. « Hani şeytan onlara yaptıklarını güzel gösterdi de: Bugün insanlardan size galip gelecek kimse yoktur, şüphesiz ben de sizin yardımcınızım, dedi. Fakat iki ordu birbirini görünce ardına döndü ve: Ben sizden uzağım, ben sizin göremediklerinizi (melekleri) görüyorum, ben Allah'tan korkuyorum; Allah'ın azabı şiddetlidir, dedi. » (Enfal:48)

Netice ; Ümmet olmak, birlik & beraberlik içinde korunmaktır. Bu dünya ise, biraz mistik gelebilir, Fakat gerçek; Allah (cc), hür irade sahibi kıldığı İnsanı, kendi elleriyle yaptıklarından denemesi, imtihan etmesidir. Çünkü kalıcı olan gerçek yaşam bizlerin tahmin edipte kavrayamadığı fakat bilgisini olduğu bir yaşamdır. Asıla dönüş, hakikate dönüş, sözlerin değilde yaptıklarımızın bizlere eşlik ettiği ve o malum günde bize karşı şahitlik ettiği « iyi & kötü » bulma ve karşılığında eksiksiz ebedi olarak yaşamadır.  Fakat yapılan hiç bir iyilik boşa gitmez nede yapılan hiç bir kötülük cezası kalmaz.

« Biz kıyamet günü için doğru teraziler kurarız; hiçbir kimse hiçbir haksızlığa uğratılmaz. Yapılan amel, bir hardal tanesi ağırlığınca da olsa, onu getirir (tartıya koyarız.). Hesap görenler olarak da biz kâfiyiz. » (21-47) ; « Yavrucuğum! Haberin olsun ki, yaptığın bir hardal tanesi ağırlığınca olsa da, bir kaya içinde veya göklerde, yahut yerin dibinde gizlense, Allah onu getirir, mizanına kor. Çünkü Allah en ince şeyleri bilir, her şeyden haberdardır. » (31:16)

YORUMLAR

REKLAM