Suudi Aramco Saldırısı Bir Dönüm Noktasıdır

GİRİŞ: 20.09.2019 13:29      GÜNCELLEME: 20.09.2019 13:29
Rasthaber -  Bismillah
Evet, bu bir dönüm noktasıdır, tarihi bir dönüm noktası. İslam dünyasının Batı sulta sistemi karşısında 200 yıllık yenilgi ve ezilmişliğinin sona erdiğinin, gelecekte tanık olacağımız yeni zaferlerin açık bir işaretidir.
Siyasal açıdan bu dönüm noktası 1979'da İslam İnkılabının İran'da zafere erdiği gündür.
Bilimsel açıdan bu dönüm noktası İranlı genç bilim adamlarının nükleer teknolojiyi yerli imkanlarla geliştirdiği, uzaya canlı varlık gönderme kapasitesinde füzeler fırlattığı  ikibinli yılların başıdır.
Askeri açıdan 2006’da Hizbullahın İsrail’i yenilgiye uğratması da bir dönüm noktasıdır. İran füze savunma sisteminin ABD’nin en gelişmiş MQ-4C Triton  İHA’sını     23 km yükseklikte kendi geliştirdiği karadan havaya  roketlerle düşürmesi de bir dönüm noktasıdır. 
Ama dünyanın en büyük  enerji kaynağı Suudi Aramco petrol tesislerinin devre dışı bırakılmasına yönelik  saldırı sadece askeri açıdan değil  psikolojik,  siyasal, teknolojik ve ekonomik açılardan da Direniş Cephesi için bir zafer, müstekbir güçler için ağır bir  yenilgi olması bakımından bir dönüm noktasıdır.
Bu saldırı her ne kadar Arabistan’da bir petrol bölgesine yapılmış olsa da gerçekte Batı sulta sisteminin kalbine vurulmuş bir darbedir. Çünkü kukla Suud Krallığını korumak, ayakta tutmak ve enerji kaynaklarını sömürmek için bu rejimi her türlü siyasal ve medya desteği yanında askeri açıdan en modern silahlarla donatmış bulunuyorlar.
Batı sulta sisteminin baş temsilcisi ABD psikolojik, siyasal, teknolojik , ekonomik ve askeri açıdan şimdiye kadar tatmadığı ağır bir yenilgi almış bulunuyor. Psikolojik olarak eziklik duymakta, siyasal olarak kararsızdır, teknolojik  olarak rakibinin gücü karşısında şaşkındır, ekonomik olarak telafi yolları aramaktadır ve askeri açıdan karşı koyamamanın ezikliğinden kahrolmaktadır.
Yemen Ensarullah hareketi ve San’a merkezli  Yemen ordusu Suudi rejimi öncülüğünde dört buçuk yıl önce başlatılan vahşice saldırılara karşı şimdiye kadar eşsiz bir direniş örneği göstermiş ve aynı zamanda yeni savaş teknikleri ve teknolojisinden de yararlanmaya başlamıştır.
 Özellikle de son bir yıldır kısa ve orta menzilli füzeler ve SİHA(Silahlı İnsansız Hava Araçları) ile Arabistan’ın sınır bölgesinde ve hatta başkent Riyad’da yeralan hava alanları, petrol tesisleri ve garnizonlara  karşı füze ve SİHA saldırıları düzenlemektedir.

Ensarullah ve müttefikleri birkaç ay önce açıkladıkları yeni stratejik planda  meşru savunma doğrultusunda  ABD-İsrail destekli Suudi koalisyonun  saldırılarına ayniyle karşılık vereceklerini ve Arabistan’daki 300 hedefin listesini yayınlayarak bu merkezlere  saldırı düzenleyeceklerini resmen ilan etmişlerdi.  Suudi Aramco şirketince işletilen Akik ve Hureys  petrol bölgelerindeki tesisler de bu listede yer alıyordu.
Bu son saldırı sözün pratiğe dönüştüğünün ispatıdır. İmam Hamanei’nin  ifade ettiği gibi “Artık vurup kaçma dönemi sona ermiştir”, saldırgan takip edilip cezalandırılacaktır. Direnişin Yemen Cephesi dediğini  yaparak Suudi saldırganlara ve efendilerine gerekli cevabı vermiştir.
Sulta sisteminin elebaşları ve Suudi kuklaları şoka uğramış olarak  Yemen Direniş Cephesinden aldıkları yenilgiyi gizlemek  için her yolu denemekte, bahaneler düzmekte ve Direniş Cephesinin öteki merkezleri İran ve Irak’ı suçlamaktadırlar. Hatta İran’a orantılı saldırı düzenleneceğinden dem vurmaktalar. Ama bütün bu yaygaralar gerçekte İran ile savaşa hazır oldukları için değil Suudi kuklalarının  kızgınlığını yatıştırmaya yöneliktir. Niçin mi?
Birincisi; Suudilerin Yemen’a yönelik saldırılardan ve kuşatmadan vazgeçmesini önlemek için Ensarullahı küçümsemekte ve  bu saldırının ABD-İran bölgesel savaşı  kapsamında gerçekleştiği izlenimi vermekteler. Yani rakibi büyük gösterip başta Suudiler olmak üzere uluslar arası çevreleri yenilgi konusunda  ikna etmeğe çalışmaktalar.
İkincisi; ABD İran’a yönelik tarihte eşine rastlanmamış yaptırımlar  başlatırken Suudilerden  İran petrolünden boşalan  boşluğu doldurmasını istemiş ve Suudilerin kaygılarını gidermek için de İran’dan gelecek her türlü saldırıya karşı onları koruyacakları sözü vermişlerdi. Son iki yıl içinde bu amaçla Suudilere 100 Milyar Dolardan fazla silahla birlikte binlerce askeri danışman göndermişlerdi. İşte bunun için Aramco tesislerine yönelik İran’dan değil de Yemen tarafından yapılan saldırıları önlüyememenin  psikolojik baskısı altında ezilmekte ve yenilgilerini  tevil yolları aramaktadırlar.
Bazı haberlere göre; Amerikan Dışişleri Bakanı Pompeo’nun saldırı ardından Riyad’a yaptığı gezi sırasında Suudi yetkililer ABD’den  İran’a saldırıp intikam almalarını istemiş  ve Pompeo’dan aldıkları cevap karşısında yeniden yıkılmışlardır. Pompeo, İran’a saldırılacaksa siz saldıracaksınız ve biz her türlü desteği vermeye  hazırız, demiştir. Bu teklifi- daha doğrusu tahriki- daha önce Irak, Suriye ve Yemen konusunda da duyan Suudiler, İran’la savaşmanın  intihar olduğunu bilmeyecek kadar  akılsız değiller.
Suriye ve Irak’ta  Direniş Cephesine  karşı terörist gruplara  onlarca milyar dolar harcamasına rağmen herhangi bir sonuç alamayan ve bir hafta, bir ay içinde Ensarullah’ı yenilgiye uğratma  vaadiyle Yemen’e  doğrudan saldırtılan ve dörtbuçuk yıldır hiçbir sonuç alamayan Suudilerin İran’a  Amerikan desteği ile saldırmanın kendi sonlarını getireceğinden şüphe etmiyecekleri kesindir.

Halbuki  ülkelerini savunmak amacıyla her türlü zulme, baskıya, ablukaya, tahribe ve katliama sabırla direnen Ensarullah ve müttefikleri Suudi Koalisyonunu başarısız bırakmış olarak işgalciler saldırılarını sürdürmeye devam ederse Suudi Aramco saldırısıyla yetinmeyecek ve Sulta sistemine daha ağır darbeler indirecektir.

Sulta sistemi ve bölgedeki kuklalarının zaaflarını iyi bilen Ensarullah Batı’ya  enerji akımını durdurmak için Bab’ul Mendeb boğazı  ve Kızıldeniz su yolları konusundaki planlarını uygulamaktan şimdilik sabırla kaçınmaktadır.  Suudi Aramco tesislerine yönelik saldırının meşru savunma çerçevesinde Sulta sistemince  açık bir uyarı olarak algılanması umulur.
Hatırlatılması gerekli bir konu da; Suudi Aramco petrol tesislerine yönelik saldırıların İran yapımı SİHA’lar ve füzelerle gerçekleştirilmiş olduğu iddiasıdır. Ensarullah’ın füze ve SİHA’lar teknolojisi konusunda ilerlemeler  kaydettiği  düşmanlarınca da  kabul edilmiştir artık. Son saldırılarda Ensarullah  tarafından İran yapımı silahların kullanıldığı iddiası doğru olsa bile bunun ne sakıncası olabilir? Meşru savunma için İran’dan yardım alması uluslar arası kurallara aykırı değildir. Silah üreten  ülkenin suçlu bulunması durumunda ABD ve müttefiklerinin yüzlerce defa cezalandırılması gerekirdi.Suudiler Amerikan, İngiliz, Fransız, Alman silahları kullanırken Yemen ordu ve halk birliklerinin İran silahları kullanması niçin yasal olmasın?
Özetlersek; İslam dünyası için yenilgiler dönemi sona ermiştir. Müstekbir güçlerin başta Batı Asya olmak üzere İslam ülkelerindeki sultalarını sonlandırıp  çekip gitmeleri zamanı gelmiştir. Direniş Cephesi her açıdan  durmadan güçlenmekte, dünyanın her yanındaki direniş dostlarına ve dünyanın baskı ve sömürü altındaki halklarına kurtuluş umudu ve motivasyon bahşetmektedir. Bu tarihi bir dönüm noktasıdır.
Ziya Türkyılmaz

YORUMLAR

İlke 15 gün önce
Kim Allah a tevekkül ederse o ona yeter Buna kalben iman edenleri kim mağlup edebilirki
Ekber Yeşilçimen 29 gün önce
Bu Başarı Öce Allah'ın yardımı, Ehlibeyti Mutahhar'ın lütfüdür, sonrada öndere itaatin bir sonucudur. Tespitleriniz çok güzel yerinde. Bu olayda gösteriyor ki, güç ve kuduret Allah'ın elindedir. Eğer Allah'a teslim olunursa böyle başarılar kaçınılmazdır. Rabbim Rehberimizi ve ona itaat edenleri korusun.
SCG 1 ay önce
ELHAMDULİLLAH RABBİL ÂLEMÎN BİR vurduk PİR vurduk
TURGUT LAZOGLU 1 ay önce
Bu yazida bir dönümün not edilmesidir...SIRADA simdi düsmanin saldirisi ve bunun verdigi zararlar olmasi halinde bizlerin imtihani basliyor...Direnisi sadece zafer kazanilinca hatirlayanlar veya tersi durumda terk etmeyenler...Hüccet tamamlanmaya devam ediyor...nefes aldikcada devam edecek...

REKLAM

İLGİLİ BAŞLIKLAR

REKLAM