Suriyedeki Kaosun Sebebi ve Türkiye

GİRİŞ: 17.09.2019 13:14      GÜNCELLEME: 17.09.2019 13:14
Rasthaber -  BismillahiRahmanniRahim,
Hamd Alemlerin Rabbi Allah, salatu ve salam O’nun Resulu ve temiz Ehli beytine olsun.

« Ey iman edenler! Eğer siz Allah’a yardım ederseniz (emrini tutar, dinini uygularsanız), O da size yardım eder ve ayaklarınızı sağlam bastırır. » (Muhammed-7)

Bugün yaşanan olayların ana sebebini anlamak için geriye gidelim, Arab baharından çok önceki yıllara gidelim dünyada neler olmuş bir analiz edelim.  En çarpıcı olaylara bakalım ve günümüze doğru gelelim. 

Herşey 1979 da İmam Humeyninin İranda Gerçekleştirdiği İslam Devrimiyle başlamıştır. Iranda gerçekleşen bu devrim küresel değişimlerin ana faktörü olmuştur. Iran Islam devrimi, Küresel çıkar çevrelerin Maddi olarak değil ama ve lakin İdeolojik açından çok ama çok rahatsız etmiştir. Öylesineki Kurdukları sömürü sistemlerini gerçek manada çökertecek hakikat olan Muhammed İslam’ı bir Güneş gibi doğmuştur. Fakat Küresel güçler bu Güneşin çevresindeki ülkeleri ve tüm dünya müslümanların düşüncelerinin, kalplerinin aydınlatmasını ve ısıtmasını istemiyorlardı. Bu Güneşi södürmek, Batırmak ve karanlığa tekrar döndürmek için seçtikleri hedef Muhammed Islam’i oldu ve işe koyuldular. 
İlk işleri Iraktaki Kendilerinin iktidara getirdikleri Saddamı İranın üzerine sürmek oldu. İran halkının « Pers » oldukları için değildi. Onlar, özelikle pers olan Iran Şahının çok seviyorlardı vede dostlarıydı. Fakat onların derdi Yönetim mekanizmasını oluşturan sistemin kendisiydi. Artık Onların hakim olamadıkları yeni bir güç kendisini küresel güçlere karşı göstermişti. O ise TEVHİD bayrağının dalgalanmasıydı. Ne yapıp edip bu Tevhid Bayrağın dalgalanmasını engelemek, durdurmaktı ki bunun için her türlü yola baş vurmaları gerekliydi. ilk önce Türkiyede ihtilal yaptılar. 1980 Askeriye yönetimi ele geçirdi. Ve arkasından Dünya genelinde ucube olaylar dizisi başladı.

Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti Birliği 1917 Büyük Ekim devrimi ile kurulurken, 1991 bu kapalı kutu Gorbaçev ile açıldı. Kim SSCB yıktı ve neden bu zamanlama ? 

Aynı zamanda Dünyanın farklı yerinde daha vahşice bir olay gerçekleşiyordu, Kimileri Demokrasi istiyoruz dereken, kimileride demokrasiden ters-köşe gol yiyordu. 

- 27 Aralık 1991 FIS’in seçimleri kazanması ve 1992 cezayirde Ordunun seçimleri iptal etmesi ve « Jihadcı »ların savaşıyla cezayir karanlık 10 sene vahşi terörü yaşadı. Demokrasiyle (seçimlerle) iktidarı ele alan FİS vede oylarını demokratik yollarla kullanan  cezayir halkı ağır bir şekilde anında cezalandırıldı. Cezayir Halkına bu cezayı kim verdi ve Neden ? 
-  Şadli Bencedi’in halka kısmide olsa özgürlükler tanımasını sonuçumu ? SSCB Gorbaçevin yaptığı gibi !!.
- FİS ( Abbas Medeni & Ali bin Hac) fikirleri ve söylemleri* cezayir halkının katledilmesine mi sebep oldular? *(Anti-Amerikan, Anti-Fransa,  Filistin devleti yanlısı, İsrail devletini kabullenmeyen, İran modeli bir yapı). Fransada Hükümet başkanlığı yapmış Laurent Fabius o zaman şunu demişti « Burnumuzunu uçunda Iran tipi bir develet istemiyoruz »
Devlet, Islam partisi kazandı diyerek Seçimi sonuçunu kabullenmeyip ordusuyla Halklarını üzerine yürüyüp iç savaşa kapı açtı? Neden ? (Turkiyede Refah partisi, Milli selamet partisinin yaşadıkları)
Afganistandan gelen İslam adıyla oluşan terör örgütleri (GIA:Silahlı İslami Cemaati) Özgürlük savaşı veriyoruz diyerek halka terör estirdiler ? Kim bunları afganistana yoladı ve geri getirdi !? (Irakta & Suriyede ve birçok afrika ülkelerinde yapılanlar gibi, DAIS. « Islam’a karşı Islam adıyla savaş »)
Yer altı ve üstü zenginliklere sahip olan Cezayir, Dış güçlerin,(Fransa ve ABD) nin  hakimiyet savaşımı ?

Netice : Cezayirdeki tüm Aydın, Ahlaki Düşünür ve Halkı için çalışacak samimi insanların temizleme, halkı sindirme ve halkın inançını Formatlama vede aynı zamanda ABD, Fransanın cezayirdeki elini zayıflatma ve zenginliklere el koymak olduğudur.  

Küresel güçler oluşturdukları bu projeyi Cezayirdeki yaptıkları bu vahşetle uyguladılar ve Cezayir onlara ilerideki hedefleri için bir laboratuvar olmuştu.  

Diğer bir konu, Onların dikkat ettiği ama bizim (Dünya Müslümanlar) pek önemsemediği sahip olduğumuz insan güçü. Bu güç zayıflatılmalı ve müslüman nüfus ne kadar sefil yaşasada azaltılmalıydı ! çünkü onların ileriye dönük hesabını müslüman nüfusunun çokluluğu bozuyordu.

Bütün bu oluşumların gerçekleşmesi için Asıl sinyali veren Baba Bushtur « Yeni Dünya Düzeni » olumuştur. Oğul Bush uygulayıcı olmuştur ve demiştirki ; « Artık Araplara Demokrasiyi getirme zamanı ve Onu  bayraktarlığınıda biz yapacağız. »

- ikiz kulelerin uçak saldırılarıyla yıkılması, daha önceden hazırlana bu proje için düğmeye basılması ve Afganistan ve Irakta olanlar ise bu Projenin devamı olmuştur. Yani yıkılması gereken veya KAOS oluşturulup nüfus azaltılması ve göç dalgaları, arkasında kendi çıkarları doğrultusunda oluşturacakları hakimiyet koridorunu oluşturmaktı ; Pakistan, Hindistan, Afganistan, Irak, Suriye, Türkiye ve İran  Diğer tarafta ise Libya, Cezayir, Tunus, Mısır. (Fas kendi ceplerindeki bir para zamanı gelince harcıyacakları)

Mısırda oluşacak yangını önceden hazırlayıp ve arkasından kendi elleri ile çıkartıp yönlenirdikleri yangın ile Mübarek gibi bir diktatörden Sisi gibi Farklı bir diktatör geçtiler. Ama bu arada içerde oluşan ve oluşacak tüm israil karşıtı güçleri temizlediler.

Libya, Kaddafi onların maddesel isteklerinin tatmin etsede, petrolü kendi elinde tutması ve kontrol edilmez oluşu kaddafini yıkılışına ve direkt Libyanın Zenginliklerine el koymalarina sebeb oldu. Bügün Venezülelyaya yapılan aşağı yukarı aynıdır. Çünkü Venezüelaya artık petrolunu kendisi yöneltmektedir.

Tunus, aynı oyunun, Yani Demokrasi getiriyoruz diyerek Anarşi ve kaos oluşturulmuştur. Ve En son Suriyeye sıra gelmiştir Fakat suriye konum olarak farklı bir yerde olması suriyeyi bölge ülkeleri için (İran, Türkiye, Irak ve Rusya) önemli kılmıştır. 

Beklemedikleri olaylar : « 33 Günlük Savaş » olarak nitelendirilen, İsrail-Hizbullah Savaşı 12 Temmuz 2006. 

Hizbullah tarafından verilen onurlu savaşın neticesinde İsrail’in almış olduğu küçültücü  & aşağılatıcı yenilgi, küresel güçlerin planlarını revize ettirmiştir. İlk olarak 18 Aralık 2010 tarihinde Tunus’ta başlayan protestolar, domino etkisi göstererek benzer sorunlar yaşayan Arap dünyasına yayılmıştır. Ve Suriye jeopolitik (Iran-Hizbullah) olarak kendini önemli kılmıştır. Doğal olarak yönetimini elinde tutan Oğul Beşer Esadı önemli bir konuma getirmiştir. Bu Türkiyenin Başlatmış olduğu « Sıfır Problem » politikasınında sonu olmuştur.  

Çünkü Esad Küresel Güçlerin oyunun oynamak istemedi ve tam tersine Küresel güçlere karşı olan Direniş cephesinde yer aldı. « 33 günlük savaşta » Hizbullahın en büyük destekçisi oldu. Hizbullah ve Iran arasında tam anlamıyla bir köprü oldu ve Bu köprü Hizbullahın elini israil karşısında çok büyük ölçüde güçlendirdi.

Bu ise Esad’in ve ülkesinin yıklamasının en büyük nedeni oldu. Dolaysıyla Esad’a büyük bir bedel ödettirilmek istendi, o bedel; ülkesini yıkıma uğratmak ve kendisini Tarihten çok kötü bir imaj ile silmekti. Fakat o da olmadı, Iran ve Hizbullah bu « kaos savaşında » Esad’i yalnız bırakmadı, buna Rusya’da destek verdi. Fakat Rusyanın hedefiyle Iran & Hizbullahın hedefleri ve çıkarları aynı değildir. Rusya Akdenizde söz sahibi olmak isterken, Iran ve Hizbullah ise Israil’i rüyası olan « Büyük Israil » yani kena projesine karşı olmaktı. Tabiki buda Suriye, Iran, Lübnan ve Turkiye dahil toprak bütünlüklerinin sağlanmasıyla gerçekleşebilecekti. Aslından Turkiye ile bölge ülkelerin jeo politik çıkarları aynıdır.

O zaman Türkiye neden Esad’a Karşı ?

Türkiyenin en büyük çelişkisi işte bu; Ülke & Bölge çıkarlar mı ? yoksa Taassup mu?  iki değer karşı karşıya ve ağır basan ise taassup oldu. Öylesine ki Esad’lı suriye dahil olmak üzeri, elde ettiğimiz ticari & ekonomik ve politik çıkarlarla bölgede güç simgesi olan Turkiye birden Ümmetin lideri olarak gösterilmeye başlandı ve o andan itibaren ise olan oldu ve Turkiye yanlış dış politkarına başladı. Bizlere virtuel bir güç veren küresel güçler önümüzü açıp « şia-irana karşı sunni-Osmanlı », açık olmayan ama hissedilen gizli bir zihniyeti Bize palazlandırdılar, iştahımızı kabartılar ve Bireden Amerikanın (BOP eş-başkanı olduk) vesveselerine kulak verdik. Arkasından vehme kapılıp kendi elimizle kendimizi bataklığa sapladık ve kurtulmak istedikçe saplandık artık bu gidişin önü alınmıyordu.  15 Temmuz olana kadar. 15 Temmuz ülkenin üzerindeki Feto baskılardan kurtuluşu oldu. Özelikle devleteki FETO hakimiyetinden kurtuldu. Fakat Amerikanın Turkiye devletindeki Kanalı sadece Fetö değil. Finans, Nato (askeri), Mediya ve sisyasi ayakları hala mevcud.

Amerika, kendi gizli projesini bizlere verdiği vesveseler ile uygulamaya koymuş, en büyük pis işini bize yaptırmış arkasından ise kendi niyetini ortay koymuştu. Amerikanın şarkısı olan « Demokrasi bahane Kaos şahane ». Suriye halkını ABD’nin vizyonu doğrultusunda kendi içinde parçalara ayırdık; Arap, Kürt, türkmen, muhalefet, rejim yanlısı vs. Siyonist Israil’in istediğide buydu ve sonunda bu ateş bizide yaktı. Biz, önceleri anlamayarak bu şarkıyı savunduk ve sonrasında suriyedeki yanlış politikamızı meşrulaştırmak ve kendi hatalarımızı örtmek için Ülkesinin bütünlüğünü savunan Esad’ı Diktatör ve katil yaptık.

ABD, Bize oynadığı aynı oyunu kürtlerede oynadı. Suriyedeki ve genel anlamda terörist kürtlerinin Amerikanın vesveseleriyle ABD kucağına oturup, onlara Asker olmayı kabul etmeleriyle, Suriyedeki Arap ve Türkmen ahalisini yerinden etmesi, bunu kolaylaştırmak için Amerikanın terör örgütü DAIS ile « PYD & Kollarına » alan açıp, aynı anda kurtuluş savaşçıları olarak lanse edip, PYD & Suriye Demokratik Güçleri adıyla Uluslar arası camiyada Resmiyet kazandırarak destek sağlamıştır. 

Turkiyenin Esad takıntısını oluşturan vede destekliyen aynı andada kullan ABD, Suriyede çıkmazda olan Turkiyeyi tam olarak ABD’nin kurduğu oyunla Turkiyeye tekrardan kandırarak Suriyeyi parçalamak ve istediği sonuça varmak için « Güvenli bölge » tuzağını kurmaktadır. Eğer ABD gerçekten güvenli bölge isteseydi ! Krizin patlak verdiği anda bunu gerçekleştiri ve PYD ve kollarına Akla ve mantıka sığmayacak ölçüde silah ve lojistik sağlayarak yapmazdı. ABD, bir develetinin ordusunu oluşturacak kadar yapmış olduğu silah ve mühimmat sevkiyatları, Güvenli bölge oluşturmak için hiç ama hiç yapmamıştır. Tam aksine. Bölge ülkelerin büyük bir savaşın içine sokarak parçalamak için yapmaktadır. Bu ise Terorist Israil’i bölgede güçlü kılmak ve sınırlarını genişletmek için yapmıştır. Ne yazik ki Bizler, göz göre göre ABD’ni bu oyununa geldik ve geliyoruz. ABD istediğini suriyede elde etti. Biz bunu betonarme duvar tosluyacağımız zaman anlayacağız ama geç olacak.

Özet olarak; Suriyede Biz, bilinçli olarak hep oyuna geldik, sonra ise oyun bozmaya kalktık. Ama velakin Suriyedeki ABD’nin gerçek niyetini anlmış olduğumuz sanıyorum !?. Fakat ABD & Küresel ortaklarının BOP projesinin inanıyoruz ve devamını oynuyoruz. Fakat göz göre-göre parmakalarını gözümüze sokuyorlar ve biz hale müttefiklikten ve dostluktan bahsediyoruz. Fakat bizleri yönetenlere çok büyük bir yerden «  Aile » baskısı mı var ki Rejimi küçümseyerek sorunu çözmemek için sebepler üretiyoruz. Yoksa bu oyun çok önceden açık ve net şekilde bozardık. 

Fakat yazımın başındada belirtiğim gibi ABD & Israil yaptığı mücadele TEVHID inancına karşı savaştır. Demokrasi, Tevhid inancına karşı verdikleri mücadelede kullandıkları bir yemdir. Müslüman olarak bizlerin bilerek düştüğü tuzak ise budur. Eğer ABD’nin (küresel güçlerin) kuyruğuna taklıp gidersek, Bölge nüfusunu (Irak, Suriye, Iran ve Turkiye) yarısından fazlasını yok edecek bir ateşin oluşmasına hizmet ediyoruz demektir ki buda bize Gerçek savaşın kapıda olduğunu göstermektedir. Israil ise o günleri sabırsızlıkla beklemektedir. Dolaysıyla her harikuladede baştan kaybedeceğimiz ( kimsenin kazanmayacağı) bir savaş girmekteyiz. Işte bunu anlamak çok zor.

Mutlak yapılması gereken, Bizler Sadece Turkiye olarak bu bölgesel KAOS’un içinde çıkamayız, Turkiye, Iran, Irak ve Suriye mutlak ama mutlak tek bir pakt oluşturmaları gerekmektedir. Ülkesini savunmak her develetin hakkıdır. Bölge ülkeleri bu konuda bir birlerine destek olmalıdır köstek değil.  Yoksa Bizlerde Diktatör ve katil olacak hale gelebiliriz. (Şayet 15 temmuz FETO terör örgütü Başarılı olsaydı Turkiyede oluşacak iç savaşta Sn.Erdoğan Dikator & katil olacaktı. ABD ve Israil’in hesapları bu idi.)

Turkiye üzerindeki oyunları henüz bitmedi çünkü Demokrasilerde çareler tükenmez ve her yol mübahtır. Nedenmi ? Demokraside asıl olan Adalet veya Hakkaniyet değil !! çoğunluğun dediğidir.

« Her kim Rahman'ın zikrinden  körlük edip görmemezlikten gelirse Biz ona bir şeytan sardırırız , artık o ona arkadaş olur. Şüphesiz bu şeytanlar onları doğru yoldan alıkoyarlar da onlar (şeytanların doğru yoldan alıkoydukları), kendilerinin doğru yolda olduklarını sanırlar. Nihâyet Bize geldiği zaman (o arkadaşına) der ki: «Keşke benim ile senin aranda iki doğu uzaklığı olsa idi, (sen) ne kötü arkadaşmışsın!». (Zuhruf 36-37-38)

Mustafa Kemal TASPINAR
29 Ağustos 2019

YORUMLAR

EBU HUSEYIN 25 gün önce
"Turkiye üzerindeki oyunları henüz bitmedi çünkü Demokrasilerde çareler tükenmez ve her yol mübahtır. Nedenmi ? Demokraside asıl olan Adalet veya Hakkaniyet değil !! çoğunluğun dediğidir." BU TESBIT ÇOK DOGRUDUR. DEMOKRASININI BATIL OLUSUNUNDA GOSTERGESIDIR. YALAN & HARAM & ADALETSIZLIK COGUNLUK KARARIYLA TEMIZE ÇIKMAKTADIR.

REKLAM

İLGİLİ BAŞLIKLAR

REKLAM