Süpernato devleti İsrail devrede

GİRİŞ: 02.09.2019 09:12      GÜNCELLEME: 02.09.2019 09:12

1948’den beri hep savaş çıkardı, işgal etti, sürdü, yayıldı. İsrail kurulduğundan beri, Filistin, Lübnan, Suriye, Mısır, Ürdün, Irak, Tunus, Sudan ve Yemen’e saldırdı. İran ise 200 yıldır hiçbir ülkeye saldırmadı. Telaviv yönetimi, 25 ve 26 Ağustos’ta, 48 saat içinde 4 ülkeye birden saldırdı. Suriye, Irak, Lübnan ve Filistin… Ama Netanyahu’ya göre asıl hedef İran’dı. Yani etti 5. Suriye ordusu İdlib’deki El Kaide/IŞİD işgalini bitirmek için operasyon yaparken, İsrail teröristleri kurtarmak için devreye girdi. Bunu hep yapıyor. İsrail, Golan tepelerindeki Hizbullah hedeflerine silahlı dronlarla saldırdı, 2 Hizbullah askeri öldü.


İsrail savaş uçakları, Suriye'nin başkenti Şam yakınlarına hava saldırısı düzenledi. Suriye Şam yakınlarındaki hava saldırılarının önlendiğini, Siyonist İsrail’in arşiv fotoları kullandığını açıkladı. İsrail, Lübnan’a da yine silahlı dronlarla saldırmak istedi, Hizbullah 2 İsrail dronunu düşürdüğünü açıkladı. Düşen dronlardan biri Hizbullah’ın Beyrut’taki medya merkezine yakın noktada patladı ve 2 kişi yaralandı. Hizbullah, düşürülen dronların patlayıcı yüklü olduğunu açıkladı. İnsafsız ve insansız hava araçları… Lübnan Cumhurbaşkanı Mişel Aun, bunun 'savaş ilanı' olduğunu söyledi. Hizbullah Lideri Hasan Nasrallah ise 2006’da İsrail’in (ilk kez) yenildiği savaştan bu yana ilk saldırı yaşandığına dikkat çekerek, "Bunun karşılığını kesinlikle vereceğiz. Sadece kuzeyden değil her yerden verebiliriz. Kimse kendisini güvende hissetmesin. Belki bir, iki, üç gün sonra" dedi.


İsrail'in cumartesi Suriye'de vurduğunu söylediği yerin iddia ettiği gibi İranlıların ya da Kudüs gücünün merkezi olmadığını söyleyen Nasrallah, "Hizbullah savaşçılarının dinlendiği bir evdi. 2 şehidimiz var" bilgisini verdi. Zavallı Lübnan ordusunun kendisini koruma kapasitesi yok. Bir iki Cessna ve Tukano dışında bir hava gücü de bulunmuyor. Beyrut limanında silahlı BM görev gücü gemileri var ama hiçbir şeye bulaşmıyorlar, sınırdaki Endonezyalı BM askerleri selfie çekmekle meşgul. Ancak İran destekli Hizbullah, işte o çetin ceviz. İsrail’in en büyük korkusu o. Bir de Irak’taki Haşdi Şabi. İsrail, onlara da saldırdı. Irak istihbarat servisi yetkilileri, Haşdi Şabi silah depolarını vuran İsrail'in, bu saldırıları Suriye'nin kuzeyindeki Suriye Demokratik Güçleri'nin (SDG) bölgesinden yaptığına dikkati çekti. Iraklı istihbaratçılar, "Dron saldırıları Suudilerin finansmanı ve lojistik desteğiyle SDG alanlarından yapıldı. İsrail'e ait uçaklar SDG üslerinden kontrol ediliyordu" dedi. Irak Meclisi'ndeki 2. büyük siyasi parti Fetih Koalisyonu da Haşdi Şabi üslerine yönelik hava saldırısından İsrail'i suçlayıp bunun açık bir şekilde savaş ilanı olduğunu bildirdi. İsrail saldırganlığının son adresi Filistin Devleti’nin Gazze bölgesi oldu. İsrail savaş uçakları, Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki bir Hamas karakolunu vurdu. İsrail'in, Lübnan, Irak, Suriye ve Filistin üzerinden İran'a yönelik savaş ilanı saldırılarına ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence ve Dışişleri Bakanı Pompeo destek verdi. Sözde müslüman Bahreyn de bu saldırıları, “İsrail’in kendisini savunma hakkı” olarak yorumladı. İSRAİL, TÜRKİYE VE YEMEN’E DE TEBELLEŞ İsrail’in asıl amacı İran’a karşı bir Körfez – Batı koalisyonuyla bir savaş başlatmak.


ABD ise buna ayak diriyor. İngiltere ve Avrupa’nın diğer büyük devletleri de öyle. Her ne kadar İsrail’deki seçimler bu operasyonları kolaylaştırsa da olay bir seçim propagandasından çok öte. İsrail ve ABD’deki Neocon - Siyonist – Evanjelist derin devlet, veya müesses nizamın maksadı, İran’ı devirmek. Tabii İran ile birlikte Türkiye de hedefte. Bölgede, İsrail, Suudi ve Batılı eski sömürgecilere karşı Rusya ile ittifak yoluna giren Ankara, son denklemde düşman konumunda (Her ne kadar Esad düşmanlığıyla İsrail’e örtülü destek verse de). Reklamdan sonra devam ediyor Doğu Akdeniz ve İran Körfezi’nde bu iki ülkeye karşı oluşmakta olan koalisyonlar artık iyice belirginleşti. İsrail, Doğu Akdeniz'de ABD, Fransa, İngiltere, Mısır, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ve Yunanistan’la birlikte Türkiye ve KKTC’yi kuşatmaya çalışıyor. Türkiye’ye karşı da neredeyse İran’a olduğu kadar hasmane bir dil kullanıyor. İsrail Dışişleri Bakanı İsrail Katz, “Türkiye'nin Doğu Kudüs'teki tahrik ve tahriplerini durduracak bir önlem paketi oluşturma talimatı verdim" açıklaması yaptı son olarak. Telaviv, İran’a karşı ABD ve Suudi Arabistan liderliğindeki Körfez ülkelerini harekete geçirecek bir provokasyon peşinde. Netanyahu, Suriye, Lübnan, Irak ve Filistin’e karşı son saldırılarında hedefin İran olduğunu açıkça söyledi. İsrail, Yemen’e de tebelleş bu arada. Yemen’de Suudi destekli güçlere karşı savaşan İran yanlısı Husilere karşı harekete geçti.


İsrail Maariv gazetesinin haberine göre, Suudi Arabistan ile yakınlaşmayı sürdüren Tel Aviv rejimi, Yemen'deki İran destekli güçlere saldırılar düzenledi. Gazete, İsrail’in, Husilerle başa çıkamayan Riyad’ın çıkarları için Yemen'deki savaşa müdahale ettiğini yazdı ama, müdahalenin nasıl olduğunu açıklamadı. Geçmişte de İsrail, Suudi ordusuna Yemen’de kullanması için nükleer bomba vermişti. Bu bombanın mantar bulutu görüntüleri bazı basın organlarında yayınlanmıştı. İran’ın nükleer güç olmaması için elinden gelen her türlü saldırganlığı gösteren İsrail, dünyanın düz olduğunu söyleyen müftüsü bulunan Suudilere nükleer silah yapımı için yardım etmekte beis görmüyor. Rus Pravda gazetesi, İsrail’in Amerikan Raytheon silah şirketi üzerinden Suudi Arabistan'a nükleer silah yapımı için yardımda bulunduğunu yazmıştı geçen sene. Pravda, Suudilerin nükleer silah yapımına başlaması halinde IŞİD ve El Kaide gibi terör örgütleri başta olmak üzere, bu tür silahların teröristlerin eline geçme riskine işaret etmişti.


İSRAİL’İN PROVOKASYONLARI BAŞARISIZLIĞA MAHKUM


Ancak tüm bu gelişmelere rağmen İsrail’in emellerine ulaşması pek de mümkün değil. Kimilerinin iddialarının aksine, Rusya’yı yanlarına çekmiş falan değiller. Son Kudüs istihbarat zirvesinde bunu gördük. “Ruslar İran’ı sattı” iddiaları, Moskova’nın İran’a net desteğiyle çöpe gitti. ABD’yi de ikna edemediler.


ABD Savunma Bakanı Mark Esper son açıklamasında, Beyaz Saray yönetiminin İran'la çatışma amacında olmadığını, diplomatik yöntemlerle işbirliği yapmak istediğini söyledi. İran’ın diplomasi ustası Dışişleri Bakanı Cevat Zarif’in sürpriz Fransa G-7 ziyareti de, Avrupalıların ABD ve İsrail’e açık bir “savaş istemiyoruz” yanıtıydı. ABD’nin İran’a tek taraflı yaptırım ve ambargoları, İsrail’i kesmiyor belli ki, ancak ambargolar da giderek etkisizleşiyor. Çin, İran’dan petrol alımını arttırdı. Fransa Biaritz’deki G-7 Zirvesi öncesi Çin’de bulunan Zarif, Pekin yönetiminden “Stratejik Ortak” ifadesini duydu. Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi Cevat Zarif ile görüşmesi sonrası, ülkesinin İran’ın stratejik ortağı olduğunu, bunun da ikili ilişkilerin ne denli yüksek düzeyde seyrettiğini gösterdiğini vurguladı. Türkiye de İran ile ilişkilerini dostluk ve işbirliği temelinde sürdürüyor.


11 Eylül’de Türkiye-Rusya-İran liderleri Ankara’da buluşacak. Toplantı Suriye kadar İsrail’i de ele alacak. İsrail’in provokasyonları şimdilik sadece Gazze ve Lübnan ile kısıtlı kalacak gibi görünüyor. Tabii Netanyahu yönetimi, seçim sürecinin de gazıyla el yükseltme gibi bir hataya da düşebilir. Ancak bu kez karşısında sadece İran’ı değil, Rusya, Çin ve Türkiye’yi de bulacaktır. Bu illa da bir savaş şeklinde değil ama sağlam bir cephe olarak tezahür edecektir. Şu unutulmasın ki, yükselen Asya işbirliği projesinde, Rusya, Çin, Türkiye ve İran ittifakı düğümü çözecek devrimci bir hamledir. Her geçen gün bu yönde daha fazla gelişmeye şahitlik ediyoruz.


BATININ JEOPOLİTİK ÜSTÜNLÜĞÜ SONA ERİYOR


Fransa Cumhurbaşkanı Emanuel Macron’un “Batı’nın Jeopolitik üstünlüğü sona eriyor” saptaması ne kadar doğruysa, “Rusya’nın Çin ile ittifak yapması Avrupa’nın çıkarına değil” teşhisi bir o kadar yanlıştır. Hey Mösyö Macron; Avrasya derken, Avrupa ve Asya’nın bileşiminden söz ediyoruz biz. Batı denilen kapitalist emperyalist kompleks, gerçek bir jeopolitik körlük yaşıyor. Tıpkı minik İsrail’in, ABD ve Suudileri yedeğine alıp, Fırat’tan Nil’e hayal ufuklarına yelken açma saçmalığı gibi. Kibir ve fiyasko, sanırım Trump, Boris, Netanyahu ve Selman gibi liderlerin ortak özelliği şu son sıralarda. Laf aramızda şu Suriye ile düşmanlık inadı da öyle.

aydınlık

YORUMLAR

REKLAM

İLGİLİ BAŞLIKLAR

REKLAM