Sessiz ve derinden

GİRİŞ: 20.04.2021 10:44      GÜNCELLEME: 20.04.2021 10:44
Rasthaber -  Mısır AKP için çok önemli.

Yavuz Sultan Selim 28 Ocak 1517’de Kahire’yi aldıktan sonra İstanbul’a Halife olarak dönmüştü.

Suud aşiretinin sürekli ayaklanmaları karşısında zaman zaman zor durumda kalan Osmanlı’nın imdadına Mısır’ın hakimi Kavalalı Mehmet Ali Paşa ve oğulları yetişmişti.

Mustafa Kemal 1922’de Saltanat ve 1924’de Hilafeti kaldırınca 1928’de Mısır’da Müslüman Kardeşler örgütü kuruldu.

100 yıldır bu coğrafyada Mustafa Kemal’ın başlattığı laik, çağdaş ve aydın düşünenlerle emperyalist Batı’nın desteklediği siyasal İslamın gerici güçleri arasında bir kavgadır devam ediyor.

BOP’un devamı olarak Kanlı Arap Baharı bunun en son pratiği.

AKP; Arap Baharı’na çok sevinmişti.

İslamcıların Tunus, Mısır ve Fas’ta iktidar olması ve Suriye, Libya ve Yemen’de güç kazanması AKP’yi heyecanlandırmıştı.

Tarihsel anılarıyla Mısır ve Türkiye’de artık İslamcılar iktidardaydı.

Erdoğan’a biat eden Arap İslamcılar İstanbul’un yeniden hilafetin başkenti olacağını düşünür oldu.

Stratejik Derinlik’in yazarı Davutoğlu ve Erdoğan bu işi çok sevmişti.

Ama burası Ortadoğu ve hiçbir şey kolay değildi ve olmaz.

Aylar ve yıllar geçti Rusya ve İran destekli Esad düşmedi ve Mısır’da General Sisi Müslüman Kardeş Mursi’yi devirdi.

AKP’in projesi ilk büyük darbesini yemişti.

Sonrası bildiğiniz hikaye:

Değerli Yanlızlık”!

Sıkıcı olsa gerek.

Yoksa durduk yerde Ankara; Kahire, Riyad ve Abu Dabi ile neden barışmaya kalkışsın!

Üstelik Ankara; Sisi, Kral’ın oğlu Muhammed ve BAE reisi Muhammed Bin Zaid’e söylemediğini bırakmamıştı.

Hele hele yandaş medyanın o bildik “stratejistleri”!

Peki ne olabilir?

Sisi’nin Erdoğan’la barışması için çok koşulu var:

Müslüman Kardeşler’e verilen desteğe son verilecek, Suriye, Irak, Libya ve diğer Arap ülkelerinden çekilecek ve bölgenin iç işlerine karışılmayacak.

Elbette Rabia işareti yapılmayacak.

Riyad ve son zamanlarda Kıbrıslı Rumlar, Yunanistan ve İsrail’le içli dışlı olan Abu Dabi aynı düşüncede.

Arap medyasına bakılırsa Sisi ile birlikte Ürdün, Suudi Arabistan ve BAE biraz da Ruslar’ın telkiniyle Esad’la temas halindeler.

Onların Esad-Esed gibi bir derdi yok.

Herkes “kesin oldu gözüyle” bakılan İran nükleer anlaşmasını bekliyor.

Yazılıp anlatılanlar doğruysa Ankara giderek sıkışacak.

Her sıkışmanın bir çaresi olabilir ama esas sorun Suriye.

Sisi ve diğerlerinin ısrarı devam ederse Türkiye Suriye’den çekilmek zorunda kalacak ve oradaki yandaşlarından vazgeçecek.

Mısırlı ve diğer Arap Müslüman Kardeşler’den vazgeçeceği gibi.

Arap medyasında bunlar konuşuluyor.

Herkes Erdoğan’ın bu durum karşısında yapabileceklerini merak ediyor.

Bazıları “Erdoğan pragmatiktir son anda kendi çıkarını düşünür ve öyle davranır” derken başkaları “Arap Baharı’ından bu yana tarihsel anıları ve ideolojik tercihleriyle davranan Erdoğan’ın İslamcı çizgisinden vazgeçmeyeceğini” söylüyor.

İkinci gruba göre “Türk toplumunu ve devletini İslamlaştırma çabası içinde olan Erdoğan Sisi’nin tüm isteklerini yerine getirirse kendi kendini inkar etmiş olur”.

“Her konuda her şeyin zor olduğunu” söyleyen üçüncü grup Erdoğan’ın ABD Başkanı Biden’ın telefonunu beklediğini ve bu telefona göre pozisyon alacağından söz ediyor.

Başta Sisi olmak üzere herkes Erdoğan’ın bu yeni pozisyonunu bekliyor ve ona göre de kendi pozisyonlarını belirleyecek.

Sessiz ve derinden.

Gördüğüm kadarıyla bölgede çok ciddi bir hareketlenme var ve hemen hemen herkes Ankara’ya karşı.

Batı’yla birlikte AKP’nin Siyasal İslam projesi çöktü.

2011 öncesinin tersine bölgede herkes Erdoğan’a düşman.

Olaylar nasıl gelişir bilinmez ama Ankara çok hızlı davranmak zorunda.

Aksi takdirde Türkiye çok şey kaybeder.

korkusuz

YORUMLAR

REKLAM