Şam'a Niyet Ayasofya'ya Kısmet

GİRİŞ: 11.07.2020 22:36      GÜNCELLEME: 11.07.2020 22:36
Rasthaber -  Hergün Erdoğan daha ne kadar İslam'ı kullanabilir diye şaşırmayı bıraktım artık. Kendisinin inandığını iddia ettiği dinin sunduğu cevapları haykırmak isterdim karşısında. Ama ancak yazabiliyorum:
İslam Mentalitesini anlamak için biraz Kuran okumuş herkes gayet iyi bilir ki İslam'da toprak fethi söz konusu değildir. Bir yerde zulüm peyda olmuş ve halkı kurtarıcı bekliyor ise oraya atını sürmüştür peygamber. Sınırlarını genişletmek, imparatorluğunun genişliğini iftihar meselesi yaparak toprak için savaşmak ne Kuran'da ne peygamberin hayatında rastlayabileceğimiz bir durum değildir. Yine peygamberin Yahudi ve Hıristiyanlar ile komşu olarak yaşadığı, onların ibadethanelerine dokunmadığı, kutsallarına sövülmesini yasakladığı, azıcık Kuran ve Siyer okuyan herkesin kolayca ulaşacağı bilgilerdir. Ancak artık öyle bir kitle var ki Türk-İslam sentezli gelenekçi emevist islam algısı... Kendileri uydurmalarına rağmen İslam olarak sunuyorlar kendi uydurdukları bu yeni dualist dini! Yine kendileri inanıyorlar ve bunun İslama aykırı olduğunu söyleyenleri ise bastırmak ve etiketlemek için hayli çaba sarfediyorlar.

Kuran'ın savaş ile ilgili ayetlerinde olmayan peygamberin ağzından bir kere bile duyulmamış ''kılıç hakkı'' diye bir kavramı islam kavramı olarak sunuyorlar. Osmanlı'nın fetih(!) politikasının kavramlarını meşrulaştırmak için tüm bu çaba. Aslında dualist din anlayışı içindeler ama farkında değiller. Türk-İslam sentezi... Tabiki bu zihin yaptıklarını destekleyecek, kutsallaştıracak ya da meşrulaştıracak  dini bir argümanı asla kaçırmaz.
Kutsallaştırmak adına kullandıkları meşhur İstanbulun fethi ile ilgili hadise dair kısa bir araştırma yapınca çıkan sonuçlara bakalım şimdi:
1. Mahmud Ebû Reyye, "Bu hadisin Yezid b. Muaviye için uydurulmuş olması muhtemeldir. Zira Kostantiniyye savaşında bulunan ordunun komutanı o idi." (Muhammedî Sünnetin Aydınlatılması, s. 145)

2.İstanbul Emeviler Döneminde Muaviye tarafından iki kez kuşatılmış ancak bu dönemlerde İstanbulun fethine dair hadise rastlanılmamıştır. ( İSRAFİL BALCI- OSMANLI İSTANBULU) 

 3.Biraz İslam Tarihi okuyan herkesin malumudur ki Muaviye zulüm üzere inşaa etmişti iktidarını. Çalınmış koltuğun üzerinde iç siyasette yaptıklarını , bir emevi geleneği olan çalma, talan, yağma ve yalan üzere kurulduğunu, muhalif herkesin bastırıldığını, adaletin ayaklar altına alındığını  ( biliyorum bunlar şuan çok tanıdık geliyor ama Akp iktidarından değil Emevi İktidarından bahsediyorum. :) ) biliyoruz. Ve yine çok iyi biliyoruz ki halkı din adına yine dinle uyutabilirsiniz. Pragmatist, kolonyalist zihniyet dini kimliği ne olursa olsun kendi çıkarlarına daha kolay ulaşmak, yaptığı zulümleri perdelemek için halkı uyutacak yegane argümanlardan biri olan dini kullanacaktı yine. Emevi hanedanı çekişmeli iç politikadaki kanlı eserini perdelemek için  bilhassa Kerbela katliamının ardından oluşan tepkileri sindirmek ve baskılmak için yine dini açıdan kendini temize çıkaracak olan ısmarlama bir hadisten daha iyi nasıl bir argüman bulabilirdi ki. Bakınız sadece Emevi Hanedanı demekle iş aydınlanıyorken hadisin metin ve ravi incelemesini yapıyor İsrafil Balcı Osmanlı İstanbulu adlı makalesinde ve ortaya çıkan sonuç, metnin kendi içinde çelişiyor oluşu ve rivayet zinciri ile alakalı sorunlar olduğu. ( İstanbulun fethedilmesiyle kıyametin kopmasının gerektiğinin metinde geçmesi, bir şehri fetih ile kıyametin kopması arasındaki ilişkinin Yahudi geleneğinde olması, muteber hadîs koleksiyonlar arasında, özellikle fiten ve melahim edebiyat‘ içindeki haberler arasında zikredilmemesi, Buhârî’nin bunu es-Sahîh’ine almayışı...)

Beni en çok şaşırtan , bu hadisi öne sürerek Ayasofya'nın cami olmasına sevinen şii ekole mensub müslümanların tutumu... Söz konusu hadisin Emeviyi temizlemek için ısmarlanmış olması, ehlibeyt kültüründe ve 12 İmamın hayatında diğer inançlara saygı kültürünün olması, erbain yürüyüşlerine katılan hıristiyanları her sene övgüyle anmalarına rağmen bu Türk- İslam anlayışına sahip çıkışı anlamlandırmak epey zor. Bir de aslında benzeri bir duruma bu ekol de uğradı. Kendi elleri ile yaptıkları Caferi camisi gasb edildi. Diyanete veryansın ettiler haklı olarak. '' Camimiz gasb edilmiştir. İmamınızın kıldıracağı namaz sahih midir? '' diye sorguladılar yine haklı olarak. Durum ibadathane gaspıydı yine yani. Buna rağmen, '' Ayasofya'dan sonra Kudüs'ün fethine inşaallah'' gibi sapla samanın birbirine karışmış olduğu temenniler duymak bu camiadan ... Bir yere koyamıyorum bu durumu. Bu temennileri yapanlara sorduğum, '' İslam'da kılıç hakkı var mıdır? '' sorusuna ise cevap alamadım tabiki.
Yine bu süreçte aklıma gelen diğer bir mevzu ise sünni ekolde kilisede namaz kılmanın ( zaruri bir durum yoksa ) mekruh oluşu . Aslında kilise olmasından ziyade şu durumda gasp edilmiş mekan olduğu için ilk olarak fıkhen buna cevap aramak gerekmekte. Sünni ekolde gasp edilmiş mekanda namaz kılmak yine mekruhtur. Şii ekolde ise namaz batıl olur.
Tabi bunlar İlahiyatçı olduğum için ilk olarak yazmakta kendimi sorumlu hissettiğim yönü olayın. İşin siyasi yönü zaten bambaşka. Batan ekonomi, yapılan yolsuzluklar, tahrib edilen tarihi eserler, avukatlara yapılan baskılar, halkın açlık çığlığını gündeme taşıdığı için içeriye alınan yurttaşlar, halkın iradesine atanan kayyumlar, denetlenmeyen fabrikaların katil patronlarına destek yemekleri, yıllardır süren emek sömürüsü... Velhasıl yaptıklarını perdeleyecek dini bir argümana ihtiyacı vardı ve Ayasofya'dan daha iyi bir malzeme bulamazdı. Tabi bi de o kadar hayal etmişti Şam' da namaz kılacağım diye.Millete de fetih gazı vermişti. Bir şekilde telafi etmek gerekiyordu şimdi. Sahi ne çok benziyor emevi dönemine. Hangisine dersiniz? Muaviye? Yezid? Pardon çok özür dilerim Şahsım Osmanlıyı devam ettiriyordu unuttum. Yanlış bizden olunca iş değişir! 

Sena Kılınç

YORUMLAR

Adım soyadım 29 gün önce
Bakın Tevhid'i bir cemaat bile cihaddan Fisebilillah yani savaşmaktan kaçınmamak aksine teslim olmasını gerektirir. Günümüzde bazı tevhid ehli olduğunu söyleyenler malesefki bu bir hakikat Fisebilillah dan geri duruyorlar savaşmıyorlar!
EBU HUSEYIN 1 ay önce
Sena Kılınç Kardeşim, Yazınıza katılıyorum. Karşımızdaki insanların inançları ne olursa olsun saygılı olmalıyız. Onlar bize saygısızlık yapsada. Bizler (islam inacı) dediğniz gibi zorbalık, baskı dini değil Allah peygamberine diyor "kendin neden maf ediyorsun sana inanmak istemedikleri için senin görevin tebliğ etmektir" Büyüklük kendine yapılmasını istemediğin bir ameli başkasına yapmamaktır. Bu ame nefsimizi okşasada. Bizler gerçekten Fatih Sultan Mehmet hanın arzusunu yerine getirmek istiyorsak inanın Aysofya listede bile yok. çünkü daha istanbul feth edilmedi.

REKLAM