Politik magazin

GİRİŞ: 18.01.2021 12:16      GÜNCELLEME: 18.01.2021 12:16
Rasthaber -  3 Kasım 2002 seçimleriyle AKP’nin iktidara gelmesi ve bölge ülkeleriyle barış, dostluk ve sıfır sorun politikası izlemesi sonrasında Türkiye herkesin ilgisini çeker olmuştu.

Başta Suriye olmak üzere bölgenin bütün ülkeleriyle vizeler kalkmış, herkes Türkiye’ye gelmeye başlamış ve Türkiye’nin bölge ülkeleriyle ticareti rekorlar kırmaya başlamıştı.

Belki de BOP’un gereği.

Sonra Arap Baharı oldu.

Türkiye; Körfez’in anti-demokratik, çağ dışı, ilkel ve bağnaz kral, emir ve şeyhleriyle bir olup başta Suriye olmak üzere bölge ülkelerine müdahale etmeye başladı.

Mısır’da 3 Temmuz 2013’de askerler Müslüman Kardeş Mursi’yi devirince işler bozulmaya başladı.

Bu bozuşma Libya’da daha belirginleşti ama Haziran 2017’de eski dostlar düşman oldu.

Türkiye ve Katar’a karşı Suudi Arabistan, BAE, Bahreyn ve Mısır.

Bölgede Katar’ın dışında Türkiye’nin dostu yok.

Katar’la olan ilişkinin de bin bir soru işareti var!

Tank Palet Fabrikası, gelen giden paralar, Kanal İstanbul arazileri ve Katar’a satılan bildik ve bilmedik milli servetler.

Sonra bir baktık Katar’la Arap düşmanları barıştı.

Aynı Katar şimdi Türkiye’yi kendi eski düşmanlarıyla barıştırmaya çalışıyor.

Telekom’u batıran ve aynı zamanda Suudi vatandaşı Saad Hariri’nin de bu iş için İstanbul’a geldiği yazılmıştı.

Kural 1:

“Ortadoğu’da kimin eli kimin cebinde belli değil”.

Kural 2:

“Bu coğrafyada yaşanan ya da ‘üst aklın’ bizlere yaşattığı her şey çoğu zaman bir tiyatronun perdeleridir”.

Bunun kanıtı son on yılda Türkiye’de ve coğrafyanın tümünde yaşadıklarımız.

Yapılan kaba bir hesaplamayla son on yılda bölge ülkelerinin toplam kaybı 6 trilyon dolar.

Savaşların neden olduğu yıkımlar, ölümler, sakatlıklar, talan edilen tarihi mekanlar, cahil ve yoksul bırakılan geleceğin kuşakları, tarımsal ve ekonomik problemler…

Ve toplamda iki milyon dul kadın, altı milyon yetim çocuk ve beş milyon sakat.

Ve her türlü riski göze alarak ülkelerinden kaçmak zorunda bırakılan milyonlar.

Peki ders alan var mı?

Sanmıyorum.

Bir arkadaşım anlattı.

Dört yıl önce doların 3.5 lira olduğu dönemde bir çok Arap gelip İstanbul’dan ev almıştı. Özellikle Suudi’ler ve AKP ile aynı ideolojiyi paylaşan diğer ülkelerin vatandaşları.

2017 sonrasında ve özellikle geçen yıldan itibaren Ankara’nın bölge ülkeleriyle arası bozulunca Suudi’ler ve BAE’liler evlerini satmaya başlamış.

Anlatan arkadaşım yeminli tercüman.

Bir Suudi kadın dört yıl önce TL karşılığı 450 bin dolara satın aldığı evi geçen hafta 150 bin dolar zararla 300 bin dolar karşılığı TL ile satmış.

Komedi şimdi başlıyor.

Satıcı Suriyeli bir kişiye vekaletname vermiş ama onun muhalif Müslüman Kardeşler’den olduğunu bilmiyordu.

Bilseydi belki vermezdi çünkü Suudi Arabistan devletine göre Müslüman Kardeşler terör örgütü.

Alıcının tercümanı ise Suriyeli bir Kürt.

Satıcının vekili “Aman ev sahibinin Suudi olduğunu söylemeyin yoksa Katarlı bunu öğrenirse vazgeçer” demiş.

Katar’lılarla Müslüman Kardeşler’in arası çok iyi.

Kürt olan tercüman ise iş bozulmasın diye sesini çıkarmamış.

Ama ne ev sahibi ne de vekil ve alıcı yeminli tercümanın aslen Irak doğumlu ve Hıristiyan olduğunu bilmiyordu.

Bilselerdi belki de bu iş toptan olmazdı!

Devam edelim…

Kürt tercümanın anlattığına göre evi alan kişi TC vatandaşı olmak için başvurmuş ve o gün saç ektirmişti.

Vekilin anlattığına göre evi satan Suudi kadın aldığı paranın bir kısmını yüz estetiğine harcayacak sonra bir daha Türkiye’ye gelmeyecek şekilde ülkesine dönecekmiş.

Oysa bu işin kolayı vardı;

AKP herkesle dost olsaydı kimse kimseden bir şeyler saklama gereğini duymazdı.

Herkes bu ülkeye dostlukla gelir, istediğini alır, iş yapar ve 250 bin dolarlık vatandaşlık satın alma gereğini de duymazdı.

Dört milyon Suriyeli, mülteci olarak bu ülkeye gelmezdi.

Savaş alanlarına dönüştürülen Suriye’nin kuzey bölgeleri Türkiye’nin Arap ülkelerine gidecek olan ticaret kafilelerinin önünde kapanmazdı.

Tüm bunlar duygusal birer temenninin ötesine geçmiyor.

AKP 10 yıl önce başlattığı “kavgacı” politikasından vazgeçecek gibi görünmüyor.

İçerde olduğu gibi.


korkusuz

YORUMLAR

REKLAM

İLGİLİ BAŞLIKLAR

REKLAM