Parit- 3: İnsan, Kendisinin Başı Boş Bırakılacağını mı Sanır?

GİRİŞ: 15.02.2021 14:02      GÜNCELLEME: 15.02.2021 14:02
Rasthaber -  Allah (cc), Peygamber ve ilahi kitapları yollamasaydı yaşantımız nasıl olurdu?

BismillahiRahmanniRahim    

Hamd Alemlerin Rabbi Allah’a salatu ve salam O’nun Resulü ve temiz Ehli beytine olsun.

“Ve dedik ki: "Ey Âdem, sen ve eşin cennette yerleş. İkiniz de ondan, neresinden dilerseniz, bol bol yiyin; ama şu ağaca yaklaşmayın, yoksa zalimlerden olursunuz.” (Bakara-35). “Eğer bir 'oyun ve oyalanma' edinmek isteseydik, bunu, kendi katımızdan edinirdik. Yapacak olsaydık, böyle yapardık.” (Enbiya 17), “İnsan, kendisinin başı boş bırakılacağını mı sanır?” (Kıyamet-36)

 

Her şey Allah (cc) bir emriyle başlar;

“Gaz hâlinde olan göğe yöneldi. Hem ona hem de yeryüzüne: “İsteseniz de istemeseniz de gelin!” buyurdu. İkisi de: “İsteyerek geldik” dediler.” (Fussilat-11).  İnsanı yaratı, Hani Rabbin, Meleklere: 'Muhakkak ben, yeryüzünde bir halife var edeceğim' demişti.Meleklerde; “Biz, Seni şükrünle yüceltir ve (sürekli) takdis ederken, orada bozgunculuk çıkaracak ve kan dökecek birini mi var edeceksin?' dediler.  (Bakara-30), (Allah:) “Şüphesiz sizin bilmediğinizi ben bilirim' dedi. (Bakara-30) ve de ... Meleklere: "Adem'e secde edin" dedik. İblis hariç (hepsi) secde ettiler. (Bakara-35),Ve dedik ki: "Ey Âdem, sen ve eşin cennette yerleş. İkiniz de ondan, neresinden dilerseniz, bol bol yiyin; ama şu ağaca yaklaşmayın, yoksa zalimlerden olursunuz.(Bakara-35)

Allah (cc), Âdem atamıza & hava annemiz cenneteyken yaptığı tavsiye an itibariyle ne haramdır ne helaldir nede takip edilmesi gereken kurallar silsilesidir. İnsanın düşmanı olan şeytan Âdem atamızın hayatına henüz girmemiştir. Dahası ne bir ilahi kitap nede bir Peygamber varlığı o an için söz konusu değildir. Çünkü Âdem atamız ve annemiz henüz cennettedir. Fakat Allah (cc), Âdem atamıza o ağaca yaklaşmamasını tavsiye etmişti “şu ağaca yaklaşmayın, Neden? şayet yaklaşırsanız yeni bir hal ile karşı karşıya kalırsınız! Nedir o hal? Zalimlerden olursununuzyani bulunduğunuz HUZUR yapısından KAOS yapısını oluşturursunuz.

Âdem atamızın yaptığı seçimi neticesinde;

1-) insanoğlu kendini (hür iradesini & nefsini) tanıması sağlamıştır.

2-) Yaratanın hatırlaması ve itaat etmesinin gerekliliğini öğrenmiştir.

3-) İnsanın ezeli düşmanının tanımasını sağlamıştır.

4-) İnsanın var oluş sebebini hatırlatılması ve yönlendirilmesinin gerektiği bilmiştir.

Düşünelim ki Âdem atımız Allah’ın tavsiyesine uyarak o ağıca yaklaşmamış olsaydı nasıl bir netice olabilirdi?

1-) İnsanlık tarihi bildiğimiz şekliyle olmaz, insan kendini tanıyamazdı. Dolaysıyla “insan olma” tanımını neye göre yapabilirdik? Hayatının tanımını nasıl yapabilirdik? Dost, düşman, iyi, kötü tanımlarının nasıl yapabilirdik? Âdem atamız, Allah'ın ona öğrettiği ve meleklerin bilemediği tüm isimleri nasıl kavrayabilirdi? Kendimizi nasıl konumlandırabilirdik?

Eğer Âdem atımız o tavsiyeye uymuş olsa idi bu tanımların hiçbirini yapamazdık ve şeytanda bildiğimiz şeytan olmazdı. Ne peygamberler nede ilahi kitaplara ihtiyaç olurdu. Dolaysıyla, Bizlerin meleklerden hiçbir farkı olamazdı ve de yaratılış yapımıza uygun olamazdık. Sebep! Bizler, ne sadece ateşin dumanından nede sadece ışık parıltısından var edilmedik. Bizlerin karışımı; “su, toprak, ateş, hava ve ışık özü” yani tüm elementleri kapsayan bir yapıda yaratıldık, bizler yaşantımızda (hayatımızda) bu elementlerin hepsine muhtacız. Su: vücudumuzun ±60%, Toprak: vücudumuzun ±40% Et & kemik. Ateş: Vücut sıcaklığımız 37°C, Hava & Işık: Nefes almamız ve görmemiz için olmaz ise olmazlarımız. Dolaysıyla bizler (madde ve enerji) her türlü elementlerin yapısal özeliklerini kendimizde taşımaktayız. Daha anlaşılır olarak kuran terminolojisiyle söylersek hayvandan daha alçak olacağımız gibi meleklerden daha üstün olabiliriz üstelik bilgiçlerinde en bilgilisi olabilecek bir yapıya sahibiz!

Âdem atamızın o ağıca yaklaşması bizdeki hür iradenin işlev hale geçmesini sağlamış ve insanlık tarihinin dünyamızda ve evrende başlamasına vesile olmuştur. Bu insanın kaderiydi ve kaçınılmazdı.

2-) Yaratıcıya nasıl “itaat & af dileme” sinin gerekliliğin anlayamazdı; Âdem atamız, Allah (cc) tavsiyesine uymaması, yaratıcısına itaat etmesini & af dilemesini öğretmiştir. Derken Âdem, Rabbinden (birtakım) kelimeler aldı. Bunun üzerine (Allah da) tövbesini kabul etti.” (Bakara-37)

Allah (cc) itaat etmek & af dilemek yapımızın birleşenlerinin uyum ve dengesini sağlayarak bizlerin güven ve huzur içinde yaşamamızı sağlamaktadır. Aksi takdirde bizlerin doğal (fıtratı; uyum & denge) yapımızı oluşturan elementlerin üzerimizdeki baskın olan özellikleri doğrultusunda karakter sahip olmamız demektir. O ise tek başına, yakıcı, yıkıcı ve bozucu olmaktır. “Melekler: 'Biz seni şükrünle yüceltir ve (sürekli) takdis ederken, orada bozgunculuk çıkaracak ve kan dökecek birini mi var edeceksin?' Dediler." Allah’a itaat etmek, hatalarımızdan dönmek ve af dilemek bizleri yüceltmektedir. 

Ben cinleri ve insanları ancak bana kulluk* etmeleri için yarattım.” (Zariyat-56). *(Kulluk etmek: Allah'ın varlığını Anlamak, İnanmak, İtaat etmek & af dilemek ve hiçbir ortak Koşmamak. Özet olarak Tevhit inancını yaşamak için.)

İnsan oğlu, Ruhunun üstün kapasitesini vücudun kullanımı sayesinde, madde yapısının sunduğu bencil, aceleci, cahil ve nankör (egosantrik yapı) özeliklerine muhatap olmasıyla ve Egosantrik halimizin kontrol edilmemesi ya da yönlendirilmemesi, bizleri, birbirimize karşı zalim ve düşman kılmaktadır. Dolaysıyla insanın kendini tanıması, yaratıcısını bilmesi ve O’na itaat etmesi şarttır. Bu ise insanın cennette öğreneceği bir hal değildir. Çünkü Allah (cc) bunu açıkça dile getirmektedir “Eğer bir 'oyun ve oyalanma' edinmek isteseydik, bunu, kendi katımızdan edinirdik. Yapacak olsaydık, böyle yapardık.(Enbiya- 17).

Cennete yaşantısı; limit ve kuralların artık yok olduğu, sadece isteklerin var olduğu bir mekandır. Madde vücudun birleşenlerinin olumsuzluklarından (zaaflarından) arınıp hakikatle bütünleşip insanın ilk yaratılış yapısına döndüğü yerdir. “Takva sahiplerine vaat edilen cennetin misali (şudur): İçinde bozulmayan sudan ırmaklar, tadı değişmeyen sütten ırmaklar, içenler için lezzet veren şaraptan ırmaklar ve süzme baldan ırmaklar vardır.(Muhammed-15) Bu şaraptan ne başları ağrır ne de akılları giderilir.” (Vakia-19)

3-) İnsan, insanoğlunun düşmanın tanımasını sağlamıştır; İnsana kıskançlığından ötürü kibirlenerek düşman olan şeytanın tanıtılması, İnsana nasıl yaklaştığını ve hangi metot ile insanı yönlendirip kullanabileceğini göstermiştir. Şeytan, cennette olmamasına rağmen Âdem atamıza nasıl ulaşabilmiş ve Âdem atamızı nasıl yönlendirmeyi başarmıştır?

Şeytan, insanın yaratılış hammaddesi neler olduğunu çok iyi bilmektedir. Dolayısıyla insanın yapısını oluşturan elementlerin özeliklerinde çok iyi bilmektedir. Bu bilgisi insanın zaaflarını ve bu zaafları nasıl kendi hizmetine çevireceğini ve de insana nasıl ulaşabileceğinde bilmektedir. Her elementin kendine has özel karakteristik yapısı vardır şeytan bu özel karakteristik yapıyı kullanarak insana istediği gibi ulaşabilmektedir. Kuran azim şan, şeytanın yaklaşım metoduna vesvese (karasızlık, kuşku) olarak tanımlamaktadır. Şeytan, cennetteki Âdem atamıza vesvese yolu ile yaklaşmıştır.” Şeytan, kendilerinden 'örtülüp gizlenen çirkin yerlerini' açığa çıkarmak için onlara vesvese verdi ve dedi ki: "Rabbinizin size bu ağacı yasaklaması, yalnızca, sizin iki melek olmamanız veya ebedi yaşayanlardan kılınmamanız içindir. (Araf-20) Diğer bir ayette ise, “Benim size karşı zorlayıcı bir gücüm yoktu, yalnızca sizi çağırdım, siz de bana icabet ettiniz (Ibrahim-22)

Şeytanın vesvesenin şekil almış hali olan sosyal medya; “Feecbook, Instagram, WhatsApp, tweeter, Moda, ... vs.” uygulamaları şeytanın bizleri zorlamadan nasıl yönlendirebildiğine açık örnekleridir.

 4-) Allah’a verdiğimiz sözün hatırlatması ve yönlendirmesi; İnsanların Dünyaya gelmeden önce Allah (cc) yapmış olduğu sözleşme “Ben sizin Rabbinizim değil mi?” Bizlerde; “Evet Siz, bizim rabbimizsiniz tasdik ederiz” dedik. Dünya hayatın meşgaleleri, arzuları, hırsı bizlerin kendi gerçeklerimizi unutmamızı sağlayacaktı, fakat bizlerin daha sonra böyle bir şeyden haberimiz yoktu ve de unuttuk demememiz için Allah (cc), bizlere dünyaya gelmeden ruhumuz bize şahit tut. Teyitleşmeyi (sözümüzü) bizlere ilahi kitapları ve Peygamberleriyle tekrardan hatırlattı.

Özet olarak; Allah (cc), Âdem atamıza bu ağıca yaklaşma demeseydi ne olurdu? Âdem atamız, Allah karşı bir sorumluluğu olmayacaktı, şeytanda Âdem atamıza vesvese ile yaklaşmasının bir anlamı olmayacaktı ve dolaysıyla İnsanın hür iradesinin de bir anlamı olmayacaktı. Sözün özü, ne İlahi kitaplar olacaktı nede Peygamberler olacaktı nede Allah'ın halifesi insan olacaktı.

Allah (cc) İlahı kitapların ve Peygamberlerin yollamasının tek ana hedefi; Bizlerin Allah’a verdiğimiz sözü hatırlatmak “LA İLAHE İLLALLAH” ve o doğrultuda yaşamak içindir.

Kâinatın (tüm evrenlerin) inanç tektir o ise Tevhit inancıdır. Tevhit inancının kontrastı, İnsanın bitmez bencil talep & arzularının oluşturduğu gerçeğin farklı versiyonlarıdır. Eğer farklı versiyonlar ile karanlıkta kaybolmak istemiyorsak hakikate yönelmek gerekmektedir. O hakikat insana yol gösterecek; ilahi kitap (ışık) ve O çırayı (ışığı) tutarak yolu aydınlatan peygamberler ve Allah'ın seçtiği önderleridir.

“Nur üstüne nur. Allah, dilediği kimseyi nuruna iletir. Allah'ın, yüceltilmesine ve içlerinde adının anılmasına izin verdiği evlerde hiçbir ticaretin ve hiçbir alışverişin kendilerini, Allah'ı anmaktan, namazı kılmaktan, zekâtı vermekten alıkoymadığı birtakım adamlar, buralarda sabah akşam O'nu tesbih ederler.”  (Nur-35,36)

Mustafa Kemal TASPINAR

___________________________

Referanslar;

Her şey bizler (insan oğlu) yaratılmadan ve dünyaya gelemeden önce başlar; Andolsun, Biz, sizi yarattık, sonra size suret (biçim-şekil) verdik, sonra meleklere: "Adem'e secde edin" dedik. Onlar da İblis'in dışında secde ettiler; o, secde edenlerden olmadı.”, (Allah) Dedi: "Sana emrettiğimde, seni secde etmekten alıkoyan neydi?" (İblis) Dedi ki: "Ben ondan hayırlıyım; beni ateşten yarattın, onu ise çamurdan yarattın.” (Allah:) "Öyleyse oradan in, orda büyüklenmen senin (hakkın) olmaz. Hemen çık. Gerçekten sen, küçük düşenlerdensin.” O da: "(İnsanların) dirilecekleri güne kadar beni gözleyip ertele." dedi. (Allah) "Sen gözlenip-ertelenenlerdensin" dedi. (Şeytan) Dedi ki: "Madem öyle, beni azdırdığından dolayı onları (insanları saptırmak) için mutlaka senin dosdoğru yolunda (pusu kurup) oturacağım.”,” Sonra muhakkak önlerinden, arkalarından, sağlarından ve sollarından sokulacağım. (Ve neticede) Onların çoğunu şükredici bulmayacaksın.”, (Allah) Dedi: "Kınanıp alçaltılmış ve kovulmuş olarak oradan çık. Andolsun, onlardan kim seni izlerse, cehennemi sizlerle dolduracağım.” ** (📎: *Sebe-20, **Araf-11’den 18)

İnsan oğlu yaratılıp Dünyayı mekân edindikten sonra; “Ey Ademoğulları, şeytan, anne ve babanızın çirkin yerlerini kendilerine göstermek için, elbiselerini sıyırtarak, onları cennetten çıkardığı gibi sakın sizi de bir belaya uğratmasın. Çünkü o ve taraftarları, (kendilerini göremeyeceğiniz yerden) sizleri görmektedir. Biz gerçekten şeytanları, inkarcıların dostları kıldık.”1, “(Allah) Kimine hidayet verdi, kimi de sapıklığı tercih etti. Çünkü bunlar, Allah'ı bırakıp şeytanları veli edinmişlerdi. Ve gerçekten onları doğru yolda saymaktadırlar.”2, “İş hükme bağlanıp-bitince, şeytan der ki: "Doğrusu, Allah, size gerçek olan va'di va'detti, ben de size vaade bulundum, fakat size yalan söyledim. Benim size karşı zorlayıcı bir gücüm yoktu, yalnızca sizi çağırdım, siz de bana icabet ettiniz. Öyleyse beni kınamayın, siz kendinizi kınayın. Ben, sizi kurtaracak değilim, siz de beni kurtaracak değilsiniz. Doğrusu daha önce beni ortak koşmanızı da tanımamıştım. Gerçek şu ki, zalimlere acı bir azap vardır.”3. (📎:1.araf-27, 2.araf-30, 3.İbrahim-22)

İnsan oğlunun yaratılışı Allah (cc) için bir eğlence veya gurur meselesi olmadı; “Eğer bir 'oyun ve oyalanma' edinmek isteseydik, bunu, kendi katımızdan edinirdik. Yapacak olsaydık, böyle yapardık.”1, “Kadınlara, oğullara, yüklerle altın ve gümüş yığınlarına, iyi cins salma atlara, sağmal hayvanlara ve ekinlere olan düşkünlük isteği insanlara cazip gösterildi. Bunlar, dünya hayatının geçici birer metaından ibarettir. Asıl varılacak güzel yer, Allah yanındadır.”2, “Dünya hayatının misali şudur: Bir yağmur, onu gökten indiririz. İnsanların ve hayvanların yiyip istifade ettikleri yeryüzü bitkileri o yağmuru emerek boy atıp gürleşir, sarmaş dolaş olur. Derken yeryüzü bütün takılarını takınıp, rengârenk süslenerek olanca güzelliğiyle göz kamaştırır hâle gelir. Orayı ekip biçenler bütün bunların kendi güçlerinin eseri olduğuna ve artık onun ürünlerini toplama zamanı geldiğine inandıkları sırada, bir gece vakti veya gündüz oraya azap emrimiz gelir; sanki dün orada hiçbir şey yokmuş gibi, her şeyi kökünden biçiveririz. İşte, düşünüp ibret alacak kimseler için ayetleri böyle ayrıntılarıyla açıklıyoruz.”3 (📎:1.Enbiya-17, 2.Al-İmran -14, 3.Yunus-24).

Şüphesiz her şeyi dakik, şaşmaz bir ölçüye ve bir kadere göre yaratıldı; “Şüphesiz biz her şeyi bir ölçüye göre yarattık.”0, Onlar, Allah’ın gökleri, yeri ve bunlar arasında bulunan her şeyi ancak gerçek bir sebep, derin bir hikmet, şaşmaz bir kanun ve belirli bir ecel ile yarattığını kendi içlerinde hiç düşünmezler mi? Ne var ki, insanların çoğu, öldükten sonra dirilip Rablerine kavuşacaklarını kesinlikle inkâr etmektedir.1, “Bu insanlar bakmazlar mı: deve nasıl yaratılmış̧? Gök nasıl yükseltilmiş̧? Dağlar nasıl dikilmiş̧? Yer nasıl yayılmış̧?”2, “Mahşer günü huzurumuza çıkacaklarını hiç hesaba katmayan, dünya hayatını ahirete tercih ederek nihai mutluluk, tatmin ve huzuru onda arayan ve hem Kevni hem de kavli ayetlerimize büsbütün ilgisiz kalanlara gelince:”3 “Dünyanın menfaati pek azdır ve kısa bir süre içindir. Ahiret ise, Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için bütünüyle hayırdır ve size orada kıl kadar bile bir haksızlık yapılmaz.”4, “Onlara de ki: “Ey iman edenler, hepiniz topluca "barış ve güvenliğe (Silm'e, İslam'a) girin ve şeytanın adımlarını izlemeyin.”5, “Şeytan sizin apaçık düşmanınızdır, öyleyse siz de onu düşman tanıyın. O kendi taraftarlarını, ancak cehennemliklerden olmaya çağırır.”6, "Ey âdem oğulları, ben size ant vermedim mi ki: Şeytana kulluk etmeyin, çünkü, o, sizin için apaçık bir düşmandır.”7. (📎: 0.Kamer-49, 1.Rum-8, 2.Gayiş-17-20, 3.Yunus-7, 5.Nisa-77, 6.Bakara-208, 4.Fatır-6, 7.Yasin-60)

Allah (cc), İnsanı en güzel nimetleriyle donatı ve başı boşta bırakmadı; “Bu Kur'an, kendisiyle uyarılsınlar, Allah'ın ancak bir tek ilâh olduğunu bilsinler ve akıl sahipleri öğüt alsınlar diye insanlara gönderilmiş bir tebliğdir. (İbrahim-52), “(Ey Resulüm!) Biz, sana bu kitabı (Kur'an'ı) sırf hakkında ihtilafa düştükleri şeyi insanlara açıklaman için ve iman edecek topluma bir hidayet, bir rahmet olsun diye indirdik.” (Nahl-64), “Ey insanlar! Size Rabbinizden bir delil geldi ve size apaçık bir nur indirdik.” (Nisa-174),” Kendisinde şüphe olmayan bu Kitabın indirilişi alemlerin Rabbi tarafındandır.” (Secde-32) “Onunla kullarımızdan dilediğimizi doğru yola iletiyoruz. Şüphesiz ki sen de insanları doğru bir yola götürüyorsun. (Şura-52),” O (Kuran), âlemlerin Rabbi tarafından indirilmedir. (Hakka-43). “Peygamber’e itaat eden, Allah’a itaat etmiş olur “1. “Allah’a itaat edin, Peygamber’e itaat edin ve onlara itaatsizlikten sakının”2,” Ey iman edenler! Allah’a ve Resul'üne itaat edin.”3, “Kim Allah’a ve Resul'üne itaat eder, Allah’tan korkar ve O’na karşı gelmekten sakınırsa, işte onlar ebedî başarı ve mutluluğa erenlerin ta kendileridir.”4, “Kim Allah ve Resul'üne karşı gelirse, apaçık bir sapıklığa düşmüş olur.”5, "Onları (Peygamber & İmamları) buyruğumuz altında (insanlara) doğru yolu gösterecek önderler kıldık”6. "Zorluklara göğüs gerip, sabrettikleri ve ayetlerimize kesinlikle inandıkları zaman, onların içinden, buyruğumuzla doğru yola ileten önderler (seçip) tayin etmiştik.”7. (📎:1Nisa-80, 2Maide-92, 3Enfal-20, 4Nur-52, 5Azhap-36, 6Enbiya-73, 7secde-24)

YORUMLAR

REKLAM