Müslüman Olmak ve Müslüman gibi Yaşamak

GİRİŞ: 19.01.2020 00:16      GÜNCELLEME: 19.01.2020 00:16
Rasthaber -  BismillahiRahmanniRahim,
Hamd Alemlerin Rabbi Allah’a, salatu ve salam O’nun Resulu ve temiz Ehli beytine olsun.

Bu yazım, herkes tarafından bilinen ve sorulduğunda ; « El hamdullah müslümanım » yada « Evet müslümanım » veyada «  o inanca sahibim ama yaşamıyorum » cevabı aldığımız. fakat gerçek anlamda çoğunluk tarafından kavranmayan vede araştırılmayan kimliğimiz. Hani deriz « miras kaldı »  Müslüman Olmak ve Müslüman gibi Yaşamak.

Müslüman olmak nedir ? Kime Müslüman denir ? Müslüman ne için olunur ? ilk önce bu sorulararın tanımlarına etimolojik ve pratik bir cevap arayalım ve sonrada kendimize bir bakalım.

Müslüman olmak nedir ?
İnsan oğlu Dünya alemin intikal etmeden önce Yaratanının sorusuna cevap vermek zorundaydı. Bu sorunun asıl hedefi; insan oğluna hür iradesini varlığını (düşünen insan) vede madde dünyada kendini tanımlayabilmesi için yaratanın bilmesi, tanımasının şart olduğunu göstermekti. Yaratanın bilmek, hissetmek İnsan oğlunun madde dünyasında tutunabilmesi için « inançın ve umudun » kaynağı oldu. Fakat insanlar bu inanç ve umuda farklı tanımlar verdi.

Anlaşılmam için Örnek verirsem ; Karanlık bir odaya kapatılan bir filin farklı yerlerine dokunmak suretiyle tanımlaması istendi. Bunun için Dört farklı noktadan 4 farklı kişiye o nesneye (file) dokunması ve ne olduğunun tanımlaması istendi.
Birinci şahıs odaya girip filin burnu sayılan hortumuna dokundu ve çıktığında bu bir « hortumdur » dedi. İkinci şahıs filin kulağına dokundu ve bu bir « yelpazedir » dedi. Üçüncü şahıs filin ayağına dokundu bu bir « kolondur » dedi. Dördüncü şahıs girdi filin kuyruğuna dokundu bu bir « kırbaçtır » dedi. Daha sonra dört şahıs aynı anda karanlık odaya sokulup ışıklar yakıldığında karşılarındakinin bir Fil olduğunu gördüler.

İnsanları daha önceki yazımdada bahsettiğim gibi, Ruh halleri, yetiştikleri çevre, ortam, aldıkları terbiye, eğtim onların hayatlarına bakış penceresi olmaktadır. Fakat insan oğlu ne zaman Aşkı mutlak erişirse, kendisi o karanlık odanın ışığı olup hakikati salt gözle görmesine vesile olmaktadır. Yoksa nefslerinin onları yönledirdikleri hallere, (Kibir, Bencilik, büyüklük, vb. egosantirik tabulara), takılıp hakikate olduklarını sanarak hakikatan uzak yaşamaktadırlar. Bunun içindirki Allah insanı Ahseni Takvim üzeri yaratmıştır yani dosdoğru yol olan hakikati üzeri. 
Allah (cc), bu hakikati insan oğluna daha dünyaya gelmeden önce tebliği etmiş ve bu üzeri ahitleşmiştir. Bu Ahitleşme insanın Rabbini bilmesiyle, o insana hür iradesini vermiştir. Madde dünyada ise Rabbini tanıması, kavraması insandaki inanç ve umudu ana kaynağı olmuştur. 

Hür irade ; «  Demiştik ki: Ey Âdem, sen ve eşin cennette oturun, dilediğinizi bol bol yiyin. Ancak şu ağaca yaklaşmayın, yoksa haddini aşanlardan olursunuz. » (Bakara-35);(Araf-19). 
Ahitleşme ; « Bir de Rabbin, Ademoğullarından, bellerindeki zürriyetlerini alıp da onları kendi nefislerine şahit tutarak: «Ben sizin Rabbiniz değil miyim?» dediği vakit, «pekâlâ Rabbimizsin, şahidiz» dediler. (Bunu) kıyamet günü «Bizim bundan haberimiz yoktu.» demeyesiniz diye yapmıştık. » (Araf-172) 

Müslüman olmak; Rabbi Allah bilmek, sadece O’nun varlığına şahit etmek, sadece O’na yönelmek ve itaat etmek. Vede O’ndan Umudu ve inançı kesmemektir. Dolayısıyla Her insan oğlu müslüman olarak Dünyaya gelir fakat !

Kime Müslüman denir?
“Rabbin Kim” sorusuna verilen cevabın fili halini yaşayan kişidir ; Tek olan yaratıcıyı Bilen, hatırlayan, Samimi şekilde inanıp & teslim olan, Bu samimi İnancı ilan eden, İhlâsla bağlı kalan, İhlâs ile olan bağlılığı diğer tüm ortak edilecek nesnelerden « özniteliklere » den arındıran, temiz tutup, kalbi selim olarak İnanlaradır ki Tevrat’ta Cananeen dili ve Incilde Arameen dili  «Salmai» veya « Müslümai », Kuranda «Müslim ». Yani bizim anlayacağımız « Müslüman » ; Tek Allah’a Teslim olan yani « Muvahhidin » yani « Müşrik olmayan », Tevhid yada diğer bir deyişle Monoteist İnancın sahip olan fertler Müslüman denilir.

Ne için Müslüman olunur ?
Müslüman kelimesini etimolojik tanımı ve bu açıklama neticesinde neden müslüman olunuyor daha açık ve net anlayalım. 
1-) Müslüman kelimesi İslam din tanımlamasından önce vardı. Tüm Peygamberler ve takipçileri muvahhidin, tevhid inancına teslim olan fertlerdi. Yani TEVHID inancı tüm Peygamberlerin inancı idi. Tevhid inancına teslim olanlar « Salmai/ Muslimai/ Muslim/ müslüman » olurlar. Peygamberimizden önce o toplumların dilleriyle gelen ilahi kitaplar, tek Ilahi din olan Islam’in güncellenmemiş haliyiydi fakat Islam adını alması için ilahi kitapların anası olan Kuran Kerimin gelmesi lazımdı. Dolayısıyla, Tevhid inancına inanan her kişi müslüman, Tevhid inancına teslim olan her kişide Islam’dır.  

2-) Kelime Kökeni, Arapça slm kökünden gelen muslim مسلم z « teslim olan, islam olan » sözcüğünden alıntıdır. Sözcük Arapça islām إسلام z « teslim olma, direnmeme, islam dini » sözcüğünün ifˁāl vezni (IV) failidir. Daha fazla bilgi için selam maddesine baktığımızda görüyoruz ki Selam Kelime Kökenide slm kökünden gelen ~ Ar salām سلام [#slm msd.] :
sonuç itibariyle :
- Teslim olan, Tevhid inancına sahip olmak, itaat eden.
- Hür iradesine sahip olan, seçebilen.
- Hayatta ve sağlam olma, güvende olma, barışık olma. 
- Sağlık, selamet, barış, güvenlik < Ar salima sağ ve sağlam idi (= Akad şalāmu/şulmu a.a. = Sumer silim a.a.) sözcüğünden alıntıdır. Arapça sözcük, salima "sağ ve sağlam idi" fiilinin mastarıdır. (NOT: Bu sözcük Akatça aynı anlama gelen şalāmu veya şulmu sözcüğü ile eş kökenlidir. Akatça sözcük Sumerce aynı anlama gelen silim sözcüğü ile eş kökenlidir)
Özet olarak; Hür iradeye sahip olmak, seçebilmek, Yaratanın tanımak, teslim olmak, O’na olan bağlılığını ilan etmek, yaşamak, Sıhhate olmak, sağ salim kalmak, güvende olmak, barışık olmak, selamete yaşamak, huzurlu olmak, Adalet ve hakkaniyetle yaşamak, hertürlü şerden emin olmak ve Allah (cc) ile yaptığımız ahitleşmeye sadık kalmak için Müslüman olunur.

Dünyevi Çelişki yada kontrastı !
Fakat yaşadığımız şu zaman diliminde ne yazık ki bu tanımların hiç birine müslümanların büyük çoğunluğu haiz değil !!! Bu hal çok şaşırtıcı olması gerekirken ne yazıki çok doğal karşılanmakta. Üstüne üstelik Müslümanların en büyük düşmanı yine müslümanım diyen, kendine aydın, entelektüel, alim diyerek geçinen, yaygara çıkartan güruhlardır. Şeytanı kendilerine bir bahane/ bir dost kılan insanların halleri şeytan için arayıpta bulunmayacağı bir nimet oldu. Insan üzerinde hiç bir güçü olmayan Şeytan sadece insanları kendine çağırdı ve dolayısıyla  İnsan, insanın düşmanı oldu.

Bizlerin kendi kendimizle olan çelişkisi nerden kaynaklanmaktadır ? 
Yaşadığımız sistemden mi? Dünyanın malına, mülküne, şöhretine olan teslimiyetimizden mi? Bilgisizliğimizden mi ? Tembeliğimizden mi? Açgözlü olmamızdan mı? Kibrimizden & yanlış kullanılan gururumuzdan mı? Kendimize yeni ilahlar edinmemizden mi ? Yada hepsi mi !!  Herşeyden önce biz Müslümanların yapması gereken ilk hareket, kendi tanımımızı yapıp yaşantımızla karşılaştırmak. Müslümanca yaşamamıza karşı çıkan engeller nedir ? Engellerin tanımını yapmamız bize Düşmanımızın tanımını yapmasını sağlıyacaktır. 
 
Müslüman olarak dünyaya gelipte kendini başka tanımlarla saptırılmışlar varki bunlar zaten tarihin akışında kendilerine farklı tanımlar vererek ayırt etmişlerdir. « Judaist », « Hristiyan », bunlara ek olarak « Ateyiz », « Deist » ama en ilginçi kendini Muhammed ümmeti müslümanıyım diye tanıtıp,  bir Hristiyan, bir Judais, bir müşrik gibi davrana ve yaşayan fertlerin gerçek manada Allah’ın dini olan islama karşı bilerek & bilmiyerek savaşmalarıdır. İnsan oğlu kendi eliyle kurduğu tuzaklara kendisi düşmektedir. Tevhid inancının yerine, Irkçılğı, Mezhepciliği, Allah adını kullanarak icaat ettikleri Allah karşı dincikler (mezhepler) (hristiyanizim, judaizim, vahabizim, vb.) buna ek olarak paralel ideolojilerle insanlar bir çok fırkalara ayrılmış, bir birlerine düşman olmuş ve insanlık tarihini kan gölüne çevrimişlerdir.

Bencil & egosentrik arzusuyla, kimileri Allah’ın adının kullanarak, kimleri ise insanlığa hükmetme güçü « ilahlık » taslayarak, İnsanların düşüncelerine hakim olmak, kendi emirleri altında yönlendirmek için uyguladıkları kavram kargaşaları, sistematik uydurdukları yalanları, çıkarları doğrusunda kurdukları sistemler, yaptıkları çirkin, vahşice hakaretleri, din adını kullanarak figüranlarla oluşturdukları terör grupları ile zulum & baskı ve her tür tarikatlar (sadece dini değil) ile uyguladıklar sapıklıklar, Bunların hepsini Allah’ın Tevhid Dinine (inancına) karşı, dolaysıyla o ilahi dine inanan, yaşayan ve savunan temiz & güzel insanlara karşı savaşmak için kullanmışlar vede kullanmaktadırlar. 

Netice olarak ; Müslüman olmak, sadece müslümanım diyerek yaşamak vede inanmak ile  olmuyor. Bu hali gerçekleştirmek için Özüyle, Sözüyel, Ameliyle tam olarak hiç bir öznitelikleri Gizli & Açık Allah ortak koşmadan, Allah’a yönelmek ve teslim olmakla gerçekleşiyor. 

Öz olarak ; « LA İLLAHE » tüm ilahlara hayırı gerçekleştirdikten sonra « İLLA ALLAH » Sadece tek olan Allah’a teslim olmak = Tevhid dininin (şehirin) kendisi olan «MUHAMMEDUN RESULULLAH»tır. Bu şehirin kapısı ve koruyucusu ise A’li Muhammeddir. 
« Allah ve melekler peygambere salât ediyorlar; ey iman edenler, siz de ona salât ve selâm okuyun. » (Ahzab-56) « Allahümme salli Ala Muhammed ve A’li Muhammed »
« De ki sizden, tebliğime karşılık bir ücret istemiyorum, istediğim ancak yakınlarıma (Al’i Muhammed) sevgidir. Ve kim güzel ve iyi iş yaparsa (bu yolu tutarsa) onun güzelim mükafatını artırırız; şüphe yok ki Allah, bağışlayandır, iyiliğe mükafatla karşılık verendir. » (Şura, 23) « Peygamber size ne verdiyse onu alın, neyi de size yasak ettiyse ondan vazgeçin. Allah’a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz, Allah’ın azabı çetindir. » (Haşr-7) 

Mustafa Kemal TAŞPINAR 

YORUMLAR

REKLAM

İLGİLİ BAŞLIKLAR

REKLAM