Müctehidlerin Uzun Yaşama Sırrı -II-

GİRİŞ: 22.11.2020 09:26      GÜNCELLEME: 22.11.2020 09:26
Rasthaber -  Tarihte peşpeşe on bir imam a.s şehit edildiler ve her dönemde de müctehidler şehit edildiler. Ama bu dönemde müctehidlerimiz ya kendi ecelleriyle Yüce Rahman’a yürüyor ya da uzun yaşamaya devam ediyorlar. Değişen ne? Küfür cephesi demokratik(!) haklar mı verdi iman cephesine. Birlikte yaşamaya razı mı oldular. Ya da kimilerinin sanıp iddia ettiği gibi gerçekten sömürüyü bırakıp da ıslah mı oldular. Ya da Sünnilerin sandığı gibi dünyada halifelik adayları mı çıktı Tağutların arasından. 

Kavramlar karışmaz. Tağut tağuttur, zalimdir. Birinci bölümün başında izah ettiğimiz gibi eğer çatışma yoksa o geçici bir durmadır, daha güçlü saldırı için hazırlıktır. Ama bu süre öyle onlarca yıl sürmez. Tarihte en uzun yaşayan imamımızın süresi kadar eğer bir müctehid şehit edilmemişse bilin ki bu cephelerde bir sorun var demektir. İmamet süresi en uzun olan İmam Zeynül abidin kırk yıla yakın imamet görevinde kalmıştır. Bu süre içinde zalimler zaten onla uğraşacak zamanı bulamadıklarından ya da onun Kerbela sonrası zindanda tutulmasındandır. Ama şirkin bu tedbirleri de fayda etmedi ve İmamı otuz yedi yıllık imametinden sonra şehit ettiler. 

Yazımızın önceki bölümünün üzerinden epey zaman geçtiğinden hatırlatalım: Günümüzde Müctehidlerimizin uzun yaşamalarının sırlarını açıklıyoruz. Müctehid demek Küfür Cehpesine karşı en önde savaşan 2 asker demek. Örneğin Seyyid Sisyani Siyonist malları almak haramdır diyor ve hala ona bir şey yapmıyorlar. Bu fetva 1.5 milyarlık İslam Aleminde Yahudi malı almamaları ve siyonistlerin ekonomik olarak çöküşü manasına gelir. O ise fetvanın sahibini suisate uğratmaları demektir. 

Cephelere bakalım taviz verebilecek var mı yoksa bozulmalar mı olmuş, olmuşsa nerede olmuş?
Kesin bilgilerimizi yoklayacak olursak tevhid cephesinde masumda bir sapma olmaz. O asla yolundan ve savaşından taviz vermez çünkü onun var olma sebebi budur o mutlak iyiliktir. Küfür cephesine bakalım onlar da öyle. Onlarda acıma hidayete erme gibi bir olay olmaz. Bu şeytanın yapısına terstir. Eğer öyle olsaydı zamanımızın masumu gaybette olmazdı. Demek o İmamı (a.s) tetikte hazır bekliyorlar; görseler anında şehit edecek kadar da gaddar ve yolunun savunucularılar.
Devam edelim sonraki halkaya: tevhid cephesinde mi bir bozulma var?

Hiç şüphe yok ki gaybet döneminde Masum canlı Zamanın İmamıyla herkes görüşemiyor. Herkes ilahi hükümlere ulaşacak dini bilgi uzmanlığı ve kapasitesine de sahip değil. Öyleyse hadiste de buyrulduğu gibi gaybet döneminde zamanın olgularına karşılık gelen hükümleri Müctehidler ictihadlarıyla teşhis ediyor ve mukallitlerine tebliğ ediyorlar. Bu süreçte Masum İmam’ın denetimindeler. Tıpkı Sünnilikteki ictihad eden, yanılırsa vahiyce düzeltilen Peygamberin misyonu gibi. Ehli Sünnet inancına göre peygamber vahiy olmayan konularda ictihad eder yanıldığında da Allah tarafından vahiyle düzeltilir hatta kınanır. 

Gaybet döneminde Müctehidler İmam Zaman a.f ile Şii halk arasındaki bağdır. Günümüzde Tevhid cephesinin Müctehid halkasında bir bozukluk göremiyoruz. Her birisi şirk ehli ve zalim tağutların canına okuyacak fetvalar vermeye devam ediyorlar. Tıpkı öncekiler gibi. Şirkin hilebaz sahtekar düzeni gereği sahte alimler insanları Tağutların menfaatlerine gelecek çatışma çıkartmak istiyorlar. İnsanları birbirine düşürmek için karş tarafın kutsallarına sövüp duruyorlar.  Ancak gerçek alimler ve Müctehdiler mustazaf halklar arasında savaş çıkmaması sürekli halkların kardeşliği ve birbirlerinin kutsallarına sövmeme yönündeki ilahi emirleri hatırlatıyorlar. Öyle ya Allah hırsızları yok etmek varken hırsızların fırsat kollamasını neden istesin. İnsanların birbirlerine düşmenlerini sağlayıp onlara uygun ortam oluşmasına razı olsun!

Bu fetvalardan bir tanesi Ayetullah Sisyani’nin Fetvasıdır O (Allah ömrünü uzun etsin) buyurdu ki:
“İsrail’e ait olan malları satın almak caiz değildir. Yine aynı şekilde karlarının bir kısmını İsrail’e veren şahıs ve şirketlerden de alışveriş yapmak caiz değildir.”  Aman Allah’ım savaşın şiddetini görüyor musunuz? ABD’in İran’a boykotundan daha katı bir boykot. Buna göre sadece dünyadaki tüm müslümanlar değil mazlum mustazaf tüm halklar Alllah’a tapan herkes siyonist rejime ve onla alışveriş yapan şirketlere boykot uygulamalıdır. Bu Allah’ın emridir. ABD sadece şirketlere boykoy uyguluyor bu ise tüm şahıslara ve mallara boykotu emrediyor. 

Fetvayı sosyal medyada paylaşan bir dostumuza sordum bunu anladın mı diye ve bununla ilgili bir köşe yazısı yazacağımı da söyledim. Eğer bu fetvayı şahsım dahil anlamış olsak dünya birden değişirdi ve bu fetvayı veren büyük müctehid Ayetullah Sistani, şirk cephesine vurduğu darbe nedeniyle ardı arkası kesilmes suikast planlarının hedefi olurdu. Neden mi?

Siz sanıyor musunuz ki Siyonist boykoytu emreden fetva bir alimin çıkıp şov olsun diye sarf ettiği basit sözdür. Bizi ilgilendirmez? Ya da zannediliyor mu ki bu fetva Allah’ın hükmü değildir! Bu fetva Allah’ın Resul’e indirdiği, Resul’ün ise Masum İmamlara öğrettiği ilmin içinde bulunan ve Zamanımızda İmam Mehdi a.s’ın öğrencisi Ayetullah Sistani diliyle tebliğ edilmiş bir ilahi hükümdür. Veliyyi Fakih İmam Hamenei (Allah sayesini başımızdan eksik etmesin) de aynı hükmü defalarca dile getirmiştir. Fetvanın anlamlarından bazıları şöyledir:

Tüm ülkelerin Müslümanlarının haykırması lazım: Sen ey gasıp devlet, bizden yönetimi gasbedip Siyonist rejime mi çalışıyorsun. Onların kurduğu haram düzeniyle mazlumları mı yönetiyorsun. Bir de İslam ve adaletten mi dem vuruyorsun. Siyonist korsan rejimle hiçbir ilişki helal değildir. Onu tanıman, büyük elçilik ya da müsteşar düzeyinde direk ya da dolaylı alışveriş edip ilişki kurman yasaktır. Onların firmalarına bireysel de olsa ülkende yaşam hakkı veremezsin. 

Sen ey ulema, bu hükmü yumuşatarak anlatamazsın. Bunun manası siyonist rejimi tanıyan onla işbirliği içinde bulunan Gasıp Tağuti yönetimleri benimseyemez onlara sevgi gösteremez hiçbir şekilde onlara oy veremez onlara oy vermek için halka direk ya da dolaylı çağrıda bulunamaz onları meşru görecek hiçbir davranışta bulunamazsın. Siyonist rejimle ilişkisi olan devlete oy vermişsen halkı ilahi cepheden siyonist cepheye çağırmış tevhid cephesinden Tağuti şirk cephesine kaydırmışsındır. Bundan sonra vasfın ne olursa olsun senin Allah katında olabileceğin en büyük makam Belami makamdır o da makam değil aşağılık olmaktır. İlimle yükselmek değil alçalmayı tercih etmektir. (Bkz. Araf Suresi 176. ayeti) Fetvayı anlasaydık bunları haykırır ve amele geçirirdik. (devam edecek inşaAllah)

YORUMLAR

REKLAM