Montrö mü dediniz!

GİRİŞ: 12.04.2021 09:40      GÜNCELLEME: 12.04.2021 09:40
Rasthaber -  Birinci Dünya Savaşı öncesinde ittifak arayışlarına giren Osmanlı Devleti, 2 Ağustos 1914 tarihinde Almanya ile gizli bir antlaşma imzalamıştı. Bu antlaşmaya göre Osmanlı Devleti, Rusya’yla askeri bir çatışmaya girmesi durumunda Almanya’nın yanında savaşa girmeyi taahhüt etmişti. Ancak antlaşmanın imzalanmasından hemen sonra Almanya, Rusya’ya karşı savaş ilan etmesine rağmen Osmanlı Devleti, seferberliğini tamamlamadığı gerekçesiyle savaşa girmemişti.

Ancak aynı Osmanlı Devleti üç ay sonra 29 Ekim 1914’de Almanya’dan satın aldığı ve donanmasına kattığı Yavuz, Midilli ve diğer gemileriyle, Rusya’nın güney sahillerini bombalamaya başlamıştı.

Savaş gemileri Sivastopol, Kerç Boğazı, Novorrosisk, Kefe (Feodosya), Poti ve Odessa’da bulunan tüm askeri ve ekonomik hedefleri vurmuş ve böylece Osmanlı Devleti Birinci Dünya Savaşı’na fiilen girmişti.

Bunun üzerine 31 Ekim 1914’te Rusya Büyükelçisi, ertesi gün ise İngiliz ve Fransız büyükelçileri İstanbul’dan ayrılmış, Osmanlı Devleti ile diplomatik ilişkiler kesilmiş ve 2 Kasım 1914’te Rusya, 5 Kasım 1914’te ise İngiltere ve Fransa resmen Osmanlı Devleti’ne karşı savaş ilan etmiştir.

Bunun üzerine Kafkas Cephesi’nden karşı saldırıya geçen Ruslar havadan ve denizden Karadeniz’deki iskeleleri, kömür ihraç eden limanları bombalamaya başlamıştı. Bu süreç Rize’den Karadeniz Ereğli’sine değin uzanan kıyıların, Ruslar tarafından 21 Mart 1915’ten 19 Şubat 1916’ya kadar süren bombalanmasıyla devam etmiştir.

Rus donanması tarafından kıyı şeridinin bombalanması ve Kafkasya yönünden Kasım 1914’te başlayan Rus birliklerinin ilerleyişi, Rusya’nın 1915-1916’da Doğu Anadolu’yu işgaliyle sonuçlanmıştı. Doğu’da güçlenen Rus ordusu, Kasım 1914’ten beri denizden bombalanan Trabzon’u almak amacıyla Artvin yönünden batıya doğru ilerlemeye başlamış, Arhavi ve Ardeşen’i ele geçirdikten sonra, 7 Mart 1916’da Rize’yi, 18 Nisan 1916 tarihinde ise 24 Şubat 1918’e kadar kalacakları Trabzon’u işgal etmişlerdi.

Karadeniz’de günden güne kontrolünü artıran Rus savaş gemileri Anadolu sahillerinde ele geçirebildikleri her tekneyi batırmıştı.

Bu sırada Karadeniz’deki Rus filosuna karşı, Alman denizaltılar karşı harekata girişmişti.

Bu dönemde Karadeniz’de türlerine göre küçük, orta, büyük boy ve mayın denizaltıları olmak üzere 13 denizaltı bulunmaktaydı. Bu küçük ve orta boy denizaltılar Almanya’dan parça halinde karayoluyla Adriyatik’te bulunan Avusturya’nın Pola deniz üssüne getirilmiş ve birleştirilerek İstanbul’a nakledilmişti. Büyük denizaltılar ise Cebelitarık Boğazı’ndan Ege’ye getirilmiş oradan da karayoluyla Karadeniz’e götürülmüştü.

Bu Alman denizaltıları Karadeniz’de bulunan Rus savaş gemilerine büyük zarar vermiş ancak savaşın ilerlemesiyle Rusya üstünlük sağlamış ve Alman denizaltılarının tümü batırılmıştır.

Peki İkinci Dünya Savaşı’nda ne oldu?

Birinci Dünya Savaşı’daki yenilginin intikamını almak isteyen Almanya daha önce Türkiye’ye satmış olduğu Atılay, Saldıray ve henüz inşası bitmemiş Yıldıray denizaltıları satın almak istemiş ancak Türkiye kabul etmeyince 6 denizaltısını Karadeniz’e göndermek istemişti.

Türkiye, savaşta tarafsız olduğunu söyleyerek Montrö Sözleşmesi’ni gerekçe göstermiş ve Boğazları’nı kullandırtmamıştır. Bunun üzerine Almanlar denizaltıları parçalara ayırarak, 7 bin kilometre karadan taşımış ve 4 ayda Romanya’ya ulaştırmıştır. Burada parçalar yeniden birleştirilmiş ve denizaltılar Köstence Limanı’ndan denize indirilmiştir.

Almanya bu denizaltılarıyla 1942-1944 döneminde Rusya Donanması’na karşı 56 operasyon gerçekleştirmiş ve 45 bin grostonluk gemi batırmıştır.

Ancak Alman ordusunun karada bozguna uğraması ve 25 Ağustos 1944’te Romanya’nın Almanya’ya savaş açmasıyla Ruslar denizaltıların 3’ünü batırmış, geriye kalan 3 gemiyi ise Alman hükümeti Türkiye’ye satmayı teklif etmiş ancak Ankara bu teklifi kabul etmemişti.

1944 yazı sonunda Amiral Karl Dönitz denizaltıların Sovyetler’in eline geçmeden Karadeniz’den çıkışlarının mümkün olmadığını görerek gemilerini Ağva, Karasu ve Karadeniz Ereğlisi yakınında batırmıştır.

Alman işgalinde bulunan Yunanistan üzerinden Almanya’ya dönme emri alan mürettebat karaya çıkar çıkmaz Türkiye tarafından yakalanmış ve 1945 yılı sonuna kadar Beyşehir’de özel bir kampta tutulmuştur.

Rusya ile Osmanlı arasında çoğu Karadeniz’de ceryan eden 16 savaş yaşanmıştır.

Osmanlı’nın Rusya’ya karşı son Karadeniz savaşı kendisinin dağılmasına neden olmuştur.

En az 500 yıllık Karadeniz ve Boğazlar hikayesi yeniden Türkiye’nin gündeminde.

Birinci ve İkinci Dünya Savaşları’nda olduğu gibi.

Tarih eğlence olsun diye değil okunup ders almak için yazılır.

 korkusuz

YORUMLAR

REKLAM