Masumiyet Zorunlu Kur'ani İnanç-1: Nisa 59

GİRİŞ: 18.07.2020 08:35      GÜNCELLEME: 18.07.2020 08:35
Rasthaber -  Masumiyet inancı İslam Dini’nin en önemli inanç ilkelerinen biridir ve dinin olmazsa olmazıdır. Bu inancın Kur’an gibi son ilahi kitapta yer almadığı düşünülemez. Biz de bu nedenle delillerden biri olan Nisa 59. Ayetin tefsiri ve bu ayetten çıkan zorunlu inançları iki bölüm halinde hizmetlerinize sunuyoruz efendim.

Kur’an’da Masumiyetin, İmamların yer almadığı iddia edilir. Oysa Kur’an akletmez misiniz şeklindeki soru esas alınıp incelendiğinde Masumiyetin zorunlu olarak çıktığı ayetler vardır. Örneğin bunlardan biri Nisa Suresi 59. Ayettir.

Masumiyet inancı, yani hata yapmaksızın her şeyiyle Allah’ın istediği şekilde yaşam ve konuşması olan, Allah görevlilerinin bulunduğuna inanmaktır. Dünyada tüm zamanlar için bir masum İmamın ya da Peygamberin bulunması şarttır. Aynı zamanda bütün insanların, masumiyetin mümkün olduğunu, kendi zamanında kimin masum ve Allah’ın görevlisi olduğunu bilmesi gerekir.

“Ben dünyada yaşadığım sürece güçlü bir varlığa itaat edeceğim,”

“Bu güçlü varlık benden nasıl bir insan olmamı, nasıl bir kul olmamı istiyor?”

“Benim, insanlardan itaat edeceğim kimseler var mı? “

“Allah yönetici olarak bir görevli atamış, dünyaya göndermiş mi?”

İşte bu ayeti kerime tam da bu konularla ilgili.

Bismillahirrahmanirrahim

يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُٓوا

 اَط۪يعُوا اللّٰهَ

 وَاَط۪يعُوا الرَّسُولَ

 وَاُو۬لِي الْاَمْرِ مِنْكُمْۚ

 فَاِنْ تَنَازَعْتُمْ ف۪ي شَيْءٍ فَرُدُّوهُ اِلَى اللّٰهِ وَالرَّسُولِ

 اِنْ كُنْتُمْ تُؤْمِنُونَ بِاللّٰهِ وَالْيَوْمِ الْاٰخِرِۜ ذٰلِكَ خَيْرٌ وَاَحْسَنُ تَأْو۪يلًا۟

 

Ya Eyyuhellezine âmenû, etîullaha ve etîur rasule ve ulul emri minkum…

Ayeti kerimede Allaha itaat edin Rasule itaat edin ve sizden olan emir sahiplerine itaat edin, şayet bir konuda ayrılığa düşerseniz onu Allaha ve Rasülüne götürün… buyurulmaktadır.

Allah'a itaat edin!

Düşünelim:

“Allahu Teala'ya itaatte sınır var mı?” “Allahu Teala yanlış bir şey emreder mi?”

Tövbe haşa Allah asla kötü ile yanlışı emretmez! Dolayısıyla onun her emrine itaat şarttır. Yerin göğün sırrını, insanları en ince ayrıntısına kadar bilen Allah'tır. Onun ilmi sonsuzdur. Bu yüzden Allah her konuda emirlerine itaat etmemizi emrediyor. Yani istisnası yok. Allah falanca konuda yanlış şeyi emredebilir, aklım şunu daha doğru görüyor, deyip; bu konuda Allah'ın dediğini yerine getirmeyeyim, diyemezsiniz, derseniz böyle bir inanç kişiyi kafir yapar! Allah'a sınırsız, her konuda itaat gerektiğine iman gerek.

Şimdi aynı şekilde Allahu Teala aynı kelimelerle ve etîur rasule, yani Resule de aynı şekilde sınırsız itaat edin! diyor. Bazıları şöyle diyorlar: Mesela Mustafa İslamoğlu, Aile reisi olarak Muhammed, komutan olarak Muhammed ve peygamber olarak Muhammed! diye 3 Muhammed adında kitap yazmış. Bunların ikisine itaat etmek zorunda değilmiş! Sadece “Peygamber olarak Muhammed”, vahyi emrettiğinden ona itaat etmek zorundaymış! Oysa bu ayette böyle bir ayırım yok! Ne diyor: Allah'a itaat edin; O’na itaat ettiğiniz gibi peygambere itaat edin! Allah nasıl yanlış iş yapmıyorsa peygamber de asla yanlış iş yapmıyor, yapmaz demektir. Eğer şöyle deseydi Allahu Teala’ya sınırsız itaat edin peygambere de Allah’ın dediklerine uygun işleri emrederse ona itaat edin! o zaman dedikleri doğruydu.

Mesela Anne babaya itaati inceleyelim. Eğer onlar, hakkında bilgin olmayan şeyle bana ortak koşman için sana karşı çaba harcayacak olurlarsa, bu durumda onlara itaat etme.   (Ankebut 8) diyor bakın Anne baba masum değil yanlış emredebilir. Nitekim birçok Anne baba var, yanlışı emrediyor. Diyor ki ayet-i kerimede anneye babaya itaat edeceksiniz ama onlar Allah'a isyanı emrederlerse o zaman itaat etmeyeceksiniz. Yani anne baba örneğinde olduğu gibi, Peygamber falanca konuda yanlış yapar, o zaman ona itaat etmeyebilirsiniz diye hiçbir istisna yok. Öyleyse buradan biz peygamberin masum olduğunu kabul etmek zorundayız. Bazıları bu konuyu bilmedikleri için çok büyük hata yapıyorlar. Örneğin:

Bedir Savaşı sonucundaki bir durum. Sünni hadislere göre Peygamberimiz fidye karşılığında esirleri serbest bırakma kararını veriyor. Bir süre sonra Enfal Suresi 67 68 69 ayetleri iniyor: Hiçbir peygambere yeryüzünden din tamamen Allah'ın olmadan fidye karşılığında esirleri serbest bırakması yakışmaz. Yani bütün dünyaya din hâkim olacak ondan sonra savaş esirlerini fidye karşılığında serbest bırakabilirsiniz. Yani Peygamber yanlış yapmış “Allahu Teala peygambere kınayıcı ayet indirmiş.” diyorlar. Ayetin devamında diyor ki: Siz dünyayı istiyorsunuz Allah’sa ahireti istiyor. Eğer Allah'ın önceden geçmiş bir sözü olmasaydı; aldığınız fidye karşılığında size büyük bir azap dokunurdu. Bakın fidye karşılığında serbest bırakmayı bir azabı hak eden davranış olarak tanımlıyor Allahu Teala.  

Ehli sünnet bunu zelle diye isimlendiriyor; “Peygamberler aslında büyük hata yapmazlar, zelle küçük sürçmelerdir. Tamam İsmet sıfatına sahipler ama bazen yanlış davranabilirler o zaman da Allahu Teala onları düzeltici ayetler gönderir hatta kınar.” diyorlar.

Rivayetlerin bir kısmı bu şekilde. Biz bu rivayetleri doğru kabul edemeyiz! Neden sahih göremeyiz? Mesela diyelim ki Zübeyir diye birisi… Nisa Suresi 59. ayeti kerimeyi uygulayacak. Ayet-i kerime diyor: Allah'a itaat edin resule itaat edin! Allah diyor esirleri fidye karşılığında serbest bırakamazsınız, Peygamber diyor serbest bırakın! Ne yapacak o zaman Zübeyir? Resul'ün emrettiği gibi yapsa o zaman Allah'a itaat etmemiş olacak isyan etmiş olacak, yok Eğer Allahu Teâlâ’nın tercihi doğrultusunda hareket etse bu kez de peygambere itaat etmemiş olacak. Allah bırakmayın, Peygamber bırakın diyor, hangisine uyuyacaksın? Serbest bırakacak mı bırakmayacak mı? Ne yapacak! Serbest bıraksa Allahu Teala itaat etmemiş olacak, serbest bırakmazsa bu sefer resule itaat etmemiş olacak, Resul ile Allah farklı şeyler emrettiğinde! O zaman Allahu Teala'nın Bu ayeti kerimesi iptal oluyor. Dahası Allah muhali emretmiş oluyor, haramı emretmiş oluyor. Çünkü kınadığı bir davranış, fidye karşılığı esirleri serbest bırakmak! Bunu da itaatini emrettiği Elçisi emrediyor.  Zübeyir şunu deme hakkına sahip olmaz mı, Allah'ım senin dediğini mi yapacağım peygamberin dediğini mi? Siz önce kendi aranızda bir anlaşın sonucu bana söyleyin ki ben ona göre davranayım, zıt iki emre birden ben nasıl uyacağım.

Aynı şekilde Allahu Teâlâ; “Peygambere benim görüşme uygun olan konularda itaat edin, ters olanlarda itaat etmeyin.” dese! O zaman da biz hangi görüşün Allahu Teala’ya uygun olduğunu hangisinin uygun olmadığını peygamberden öğrenecekken, bu doğruyu nereden öğreneceğiz?

Tıpkı şunun gibi; Öyle bir iki düşünün ki 3'ten büyük; birden küçüktür! Böyle bir iki düşünebilir mi Hayır! ikinin iki olma özelliği 1 ile 3'ün arasında olmasıdır, 2 eğer 3'ten büyük 1'den küçük olursa o iki olma özelliğini kaybeder. Burası da aynı o şekilde! Buradan çıkan zorunlu sonuç şudur ki; Peygamber asla Allah'ın iradesi dışında bir irade beyan edemez. Nitekim Necim Suresi 3 ve 4 ayetlerde bu geçmektedir: Peygamber kendi hevasından bir şey konuşmaz, Onun bütün konuşmaları ona vahyettiğimiz şeylerdir.  Eğer ters düşerse o zaman bu ayeti kerimede Allahu Teala muhal diyoruz biz; imkânsızı emretmiş ya da haramı emretmiş olur, ikisine birden itaat de zaten mümkün olmazdı. Esirlerle ilgili ayet-i kerimenin devamında turidu ne aradad dünya, yani, siz dünya hayatını istiyorsunuz Allah’sa ahiretinizi istiyor. Bu öyle küçük zelle diye söylenecek bir şey, ayak sürçmesi değil, peygamberliği ve ahireti unutup dünyaya meyletmek büyük bir suçtur. Zaten o yüzden Allah “size büyük bir azap dokunurdu” ifadesini kullanıyor.

Peki olayın aslı ne? Bedir Savaşı sonunda ne olmuştur?

İkinci bölümde inşallah efendim. Kalın sağlıcakla

ALİ MERT

YORUMLAR

REKLAM