Irak Bu Çarpık Siyasi Yapı ile Sorunları Çözemez

GİRİŞ: 11.11.2019 20:30      GÜNCELLEME: 11.11.2019 20:30
Rasthaber -  Irak’ta enflasyon, işsizlik, yolsuzluk, açlık, fakirlik, hortumlama, rüşvet gibi ekonomik sorunlardan kaynaklanan itirazların önüne geçilemiyor. 
Bakan yolsuzluk yapıyor, memur rüşvet yiyiyor, hakim hukuku uygulamıyor, siyasetçi koltuğunu korumak için hakkı söylemiyor, iş yok, aş yok. Halk bu gibi sorunları hükümetin çözmesini bekliyor.
Daha da vahim olan bütün bu sorunları üstelenecek bir sorumlu yok, sorumluluk üstlenecek bir yiğit yok. Kimse bu sorunları doğuran etkenleri bulma düşüncesinde değil. 
Halk ayaklandı ve itirazlarını sokaklara taşıdı. Irak’taki protesto ve itirazlar birinci ayını doldurdu.
Herkes halkın haklı itiraz ve protestolarını destekliyor, protestocuların haklı olduğunu söylüyor. Dış güçlerin mudahalesine dikkat edilmesi gerektiğini vurguluyor. Ama kimse çare üretemiyor.
Birileri çıkıp bu durumu  suistimal ediyor ve protestoların ve itirazların yönünü farklı yöne çeviriyor. Emperyal güçler bu durumu kendi lehine çekmek için elinden geleni yapıyor. Böyle bir durumda halkın isteklerini kabul edip halkın sorunlarına çözüm yolları sunulması gerekirken dış güçleri suçlayıp, gizli ajanların yaptığını söylemek sorunları çözmüyor. Bunlar suçlamalardan kurtulmak için başvurulan ucuz kaçış yoludur.
Bir taraftan Irak‘ın siyasi, ekonomik, kültürel ve hukuk sorunları siyasi çekişmelerin girdabında kaybolmuş, diğer taraftan Irak‘ın çarpık siyasi yapısının bu sorunları doğurduğunu kimse görmek istemiyor.
Irak‘ın çarpık siyasi yapısı
Irak’ın siyasi yapısı etnik ve mezhebi gruplara göre şekillendirilmiştir. Cumhurbaşkanı Kürt, başbakan Şii ve parlemento başkanı Sünni olacak şekilde planlanmıştır. 
2003 yılında Amerika’nın Irak‘ı işgalinde siyasi ve mezhebi gruplar arasında varılan bu anlaşma yürürlüğe girdiği zamandan beri anayasadan daha güçlü bir yapıya sahiptir. Kimse dokunmaya dahi cesaret edemiyor. Öyle bir yapıya sahiptir ki kimse bu çerçevenin dışına çıkamıyor.
Irak‘ta Amerika tarafında oluşturulan bu çarpık siyasi yapı daha önce Lübnan‘da Fransızlar tarafından oluşturulan siyasi yapının aynısıdır. Elbette Amerika tarafından Irak’ta dayatılan bu siyasi yapı anayasada yer almamaktadır.
Amerika dayatması bu çarpık siyasi yapı sadece yasama, yargı ve yürütme erkinde değil bütün alanlarda yapılmaktadır; askeriyede, emniyette, bakanlıklarda, elçiliklerde, üniversite görevlilerinde, müdürlerde, ekonomik kurumlarda, bankalarda. Bütün kamu alanlarında bu yapı uygulanmaktadır. 
Bu siyasi yapı öyle bir şekilde oluşturulmuş ki işlerin istenildiği gibi yürümesini daima engelliyecektir. Çünkü bir sorunun halledilmesi için bütün taifelerin tevafuk etmeleri gerekiyor. Örneğin Irak’ın şehirlerinin birinde bir plan uygulanacaksa her grubun onayı ile olması gerekiyor. Bundan dolayı Irak’da siyasi, emniyet ve ekonomik kriz ve kaoslar hiç eksik olmuyor. 
Yani Irak’daki bu siyasi yapı nüfüs oranına göre ayarlanmamış ve halkın seçimiyle de gerçekleşmiyor. Bütün seçimler anayasada yer almayan adı konulmamış bu çarpık siyasi yapıya göre yapılmaktadır.
Saddam zamanından beri Amerika tarafından ayrılan Kuzey Irak tamamen Kürtlerin elindedir. Kuzey Irak‘ta özerk/yarı bağımsız bir yapıları olan Kürtler aynı zamanda Irak parlamentosunda etkililer. Irak parlamentosunda Irak‘ın geneli için alınan kararlarda görüş belirtip kararda etkili oluyorlar ama alınan kararlara Kuzey Irak Özerk devleti uymak zorunda değildir. 
Irak için tasvip edilen bütcenin yüzde 17'si Kuzey Irak‘a verilmesine rağmen Kuzey Irak‘da yaşayan Kürtler devlete vergi vermekten muaf tutuluyorlar. Kuzey Irak‘ın gelirinden merkezi devlete de hiç birşey aktarılmamaktadır.
Kuzey Irak‘taki gelirler tamamen bu özerk Kürt devletinde şehirleşmeye, halkın ekonomik, eğitim-öğretim, emniyet alanlarındaki ihtiyaçlarını karşılamaya harcanıyor.
Kuzey Irak’da yolsuzluk, hortumlama, rüşvet, işsizlik gibi ekonomik sorunlar ve terör, siyasi gruplar arasında ihtilaf yüzünden ortaya çıkacak olası emniyet sorunları Amerika‘nın kontrolünde olduğu için hemen hallediliyor. Bundan dolayı Kuzey Irak’da sükunet hakimdir.
Irak’ın batısında yaşayan sunni aşiretlerde de bir sorun yok.
Merkez ve Şiilerin çoğunlukta olduğu güney Irak’ta sosyal adaletin hakim kılınmasını engelleyen faktörlerden biri yukarıda arz ettiğimiz çarpık siyasi yapıdır. Bu çarpık siyasi yapı Şiilerin yoğunlukta olduğu merkezde ve güneyde güç savaşını ve sorumluluk boşluğunu doğurmaktadır. Güç savaşı ve sorumluluk boşluğu oluşunca ülkenin zenginliklerinin dağılımında adaletsiz paylaşım meydana gelir. İşsizlik, fakirlik, hırsızlık, hortumlamanın önü açılmış olur ve neticede adaletsizlik ve hukuksuzluğun yaygınlaşması kaçınılmaz olacaktır.
Halkın bu durumdan rahatsızlık duyması, huzursuz olup ayaklanmasının asıl sebebi bu çarpık siyasi yapının doğurduğu ekonomik sorunlardır. Birileri de gelip bu durumu kötüye kullanıp bulanık sudan balık avlayacaktır elbet.
Amerika, kuklası Saddam’ın başında bulunduğu Baas rejimini devirdiğinde Irak halkı bayram yapıyordu, Irak’a hakim kıldığı bu çarpık siyasi yapının neler getireceğini göremeyen halk, maslahat icabı susan siyasetçiler, kerhen de olsa onaylayan dini otoriteler bu günleri hesaplamaları gerekirdi. Amerika babasının hayrına Baas rejimini devirmedi, yaptığının karşılığını elbette alacaktır.
Halihazırda Irak‘taki siyasi, etnik ve mezhebi yapı şöyle şekillenmiştir;
- Kuzey Irak‘ta, resmen kabul edilmese de fiiliyatta bir Kürt devleti kurulmuştur.
- Batı Irak‘ta Sunni aşiretler resmi olarak ayrılmaslar da kendi bölgelerinde duruma hakimler.
- Merkez ve Güney Irak’ta Şiiler, siyasi, dini, askeri grupların birlikteliği ile Irak’ı yönetmeye çalışıyorlar.
Dini ve siyasi kanaat önderleri tarafından kabul edilmese de halihazırda Irak'ı ABD bu çarpık siyasi yapı ile yönetiyor; anayasayı dayatmış, çarpık siyasi yapıyı oluşturmuş, güç dengelerini etnik ve dini güçlere göre ayarlamış ayırmış….
Irak’ın siyasi ve toprak bütünlüğünün sağlanmasını engellemiş; Kuzey Irak‘da Kürt devleti kurmuş, Şiiler ve Sünniler arasına tefrika salmış, Şii grupları birbirine düşürmüş aralarına tefrika tohumları ekmiş ve... 
ABD Kuzey Irak Kürt özerkliği üzerindeki nüfuzundan başka Irak’taki askeri üssleriyle varlığını devam ettiriyor. Hem siyasi, hem ekonomik, hem de askeri olarak Irak’ı yönlendiriyor, yönetiyor ve sömürüyor. 
Irak’ta Şii siyasi ve dini otoritelerin nüfuzunun güçlü olduğu düşüncesinin bir gerçekliği yoktur. Nüfuzu kabul edilirse de ancak fıkhi ve ibadi alanda geçerlidir. Siyasi, ekonomik, kültürel alanda sanıldığı kadar bir etkileri yoktur. 
Amerika Irak‘a hala hakim, bazı küçük menfaatlerden vazgeçmesi Amerika’nın çekildiği düşüncesini doğursa da Amerika‘nın Irak’daki nüfuzunu şu şartlarda yok etmek mümkün değildir. 
ABD'nin çıkarları tehlikeye düşerse Irak‘ın karışması kaçınılmaz olacaktır.

Peki bu olaylar neden bu zamanda patlak verdi?
Halbuki Amerika Irak hükümetinden rahatsız değildi, istediğini zaten almıştı ve almaya da devam ediyordu.
Irak, İran destekli direniş cephesiyle Abd merkezli İstikbar cephenin savaşının yapıldığı meydan konumundadır. Amerikanın bölgede çıkarları tehlikeye düştüğü an bölgeyi karıştırması, bölge ülkelerinin yumuşak karnını bildiği için sorunların/yaralarını kaşıması kaçınılmaz olacaktır.
Amerika Suriye ve Irak’ta kaybetmeye başladığı günden beri sorunları kaşımakta ve halkı tahrik etmektedir. Irak’ın çarpık siyasi yapısının da buna müsait olduğunu biliyor, çünkü kendisi bu çarpık yapıyı oluşturmuştu. 
Son olarak Amerika’yı rahatsız eden Adil Abdulmehdi hükümetinin attığı adımlardır.
Adil Ebdulmehdi hükümeti kurulduğu günden itibaren attığı adımlar Amerika ve istikbar cephesine büyük darbeler vurdu. Amerika atılan adımlara engel olmak istedi ama başarlı olamadı.
Adil  Ebdulmehdi hükümetinin Amerika’yı rahatsız eden adımları;
-İran’a uygulanan ambargoya uymayacağını ilan etmesi ve İran ile 20 milyar dolarlık ticari anlaşma imzalaması,
-Haşdi Şabi güçlerine yapılan hava saldırılarını Siyonistlerin yaptığını hükümetin resmi olarak ilan etmesi, Amerika’nın bütün israrlarına rağmen geri adım atmaması,
-Suriye-Irak güzergahı ile İran’dan Lübnan’a kadar sınırların açılmasını sağlaması siyonistlerin planlarını suya düşürmüştür.
-Çin ile 50 milyar dolarlık anlaşma imzalaması.
-Amerika uçağının Fars körfezinde düşürülmesiyle Amerika’nın itibarının zedelenmesi ve İngiliz gemilerinin durulmasıyla İngilizlerin darbe alması ve direniş cephesinin bölgede güçlenmesi İstikbar cephesinin tahammül edemeyeceği şeylerdi.
İstikbar cephesi, aldığı bu darbelerin intikamını almak için Irak halkının sokaklara dökülmesini fırsat bilip Irak’ı karıştırmayı en uygun seçenek olarak görüyor.

Halkın ayaklanması fırsata dönüşebilir mi?
Irak’taki bu ayaklanma aslında büyük bir fırsata dönüştürülebilir; dini, siyasi, akademik ve askeri gruplar bir araya gelerek ortak aklı kullanıp esaslı bir değişikliğe gidebilir. 
Üzerinde ittifak edip yapılması gereken değişiklikler; 
-Mezhebi ve etnik yapıya dayalı ayrıcalıkların kaldırılması, 
-Siyasi yapının yeniden gözden geçirilip halkın seçimine dayalı olması, 
-Etnik ve mezhebi paylaşımın kaldırılmasını sağlanması,
-İtiraz edenlerin kınanması yerine itirazların/sorunların giderilmesine eğilinmesi
-Sorunların kaynağı olan sorumluluk boşluğunun giderilmesi ve sorumluluk alacak yapının oluşturulması
-Dini merceiyetin etkinliğinin ve otoritesinin artırılması için destek verilmesi
Bu fırsat değerlendirilmez ve aynı siyasi çarpık yapıyla devam edilirse ileride aynı kaos ve kargaşanın çıkması kaçınılmaz olacaktır.
Sorunların üzerini örtmek ve suçu dış mihraklara bağlamak çözüm değildir.
Sabahattin Türkyılmaz

YORUMLAR

Abdulkaim 25 gün önce
Teşekkürler hocam, gerçekçi ve yol gösterici bir analiz. Dediğiniz önerinin hayata geçmesi için Irakın farklı unsurlarının antiemperyalist siyasi bilinç ve Irakın milli mebfeatleri etrafında yakınlaşmalarına ihtiyaç var.

REKLAM