İnsanların Gerçekten Bir Kurtarıcıya ,Yönlendiriciye ve Lidere İhtiyacı Var mı?

GİRİŞ: 28.05.2020 23:09      GÜNCELLEME: 28.05.2020 23:09
Rasthaber -  BismillahiRahmanniRahim  

Hamd Alemlerin Rabbi Allah’a, salatu ve salam O’nun Resulu ve temiz Ehli beytine olsun.
Günümüzde çokça dile getirilen ve kullanılan bir kelime «KURTARICI» kurtarıcı ne demektir? İnsanlarını beklediği bir kurtarıcı varmıdır ? Yoksa insanların kendilerine verdikleri bir umut mu? İnsanlar Kurtarıcı dereken neyi kastetmekteler?
Kurtarıcı ne demektir?
Kelime etimolojik kökeni Halaskâr Kelime Kökeninde türemedir. Arapça khalas خلاص z "kurtuluş, kurtarma». Halas Kelime Kökeni~ Ar χalāṣ خلاص [#χlṣ msd.] 1. arınma, temizlenme, aklanma, 2. (tehlikeden veya sıkıntıdan) kurtulma <Ar χalaṣa خلص arı, temiz, berrak idi, arındı, kurtuldu, serbest kaldı ve Farsça kār كار z "eden" sözcüklerinin bileşiğidir. Tarihte En Eski Kaynak "kurtarıcı, Fr libérateur karşılığı" [(1810 yılından önce)] Önemli Not: Bu kaynak kayıtlara geçmiş ve bu kelimenin kullanıldığı yazılı ilk kaynaktır. Kullanımı daha öncesinde sözlü olarak veya günlük hayatta yaygın olabilir. Kurtarıcı; Arındıran, paklandıran, kurtuluşa erdiren, sıkıntıyı gideren, bağımsızlığını sağlayan demektir. 
Bizlerin gerçekten bir Yönlendiriciye (kurtarıcıya) ihtiyacı varmıdır?
Bu soruyu cevaplamak için İnsan oğlunun her şeyden önce kendisini tanıması lazım. İnsanın kendisini tanımlaması kişiyi özgül bir tarafa yönlendirmekte. Bu yönlendirme kişisel, toplumsal, ülkesel, inançsal, dünyalı olarak kimlikleri kılar. Ben insanım, o hayvan. Ben Müslümanım, o kafir. Ben Türküm, O Fransız. Ben Dünyalıyım, O Marslı vb. Oluşan bu kimlik ile karşı karşıya kaldığımız tehlike & ihtiyaç hallerini belirleriz ve bireysel ya da toplumsal olarak yönlendiriliriz. Mesela, Hasta olmam beni doktora yönlendirir, Sosyal sorunumu Avukat ya da danışmalara yönlendirir, gıda ihtiyaçlarımı gidermek için Manava, fırına vb. yapıları yönlendirir, Tehlikeye maruz kaldığımda beni güvenlik güçlerine yönlendirir. Bu hallerimiz sistematik olarak düşünmeden günlük yaptığımız bireysel hallerdir. Toplumsal, ulusal, insanlık olarak Maruz kaldığımız ortak ihtiyaç ve tehlikelere karşısında bizler senkronize olmuş halde özgül olduğumuz taraf içinde arayış sokar.  Bireysel arayışlarımız hür irademiz bizi yönlendirir fakat toplumsal/ülke bazında ortak hareket ederiz bu ise bir lider/önder yönlendirmesi altında olur. Fakat yönlendirilmeye verdiğimiz tanımlamalar bireysel veya kitlesel olarak o ihtiyacın boyutu, devamlılığına göre fark etmektedir.  Mesela; ihtiyaç, gereksinme, Muhtaç, karşın yardımcı, (asistan), kurtarıcı gibi.
İnsanoğlu yaratılış itibari ile sosyal bir varlık olması ve ihtivasından ötürü bizlerin bir birbirimize ihtiyaç duymamızı sağlamakta. Yani bizler birbirimize sosyal & ekonomik olarak muhtacız (kurtarıcısıyız). Bu bizi kendi aramızda yapılan işe göre ayırmış. Mesela Fırıncı, Doktor, Bakkal, Terzi, manav vs. herkesin ihtiyaçları kişileri birbirlerine yönlendirmektedir. Fakat Bizlerin birde Toplumsal olarak, ülke olarak aynı anda karşı karşıya kaldığı ortak tehlike ya da ihtiyaç hallerinde senkronize olmuş halde arayışa içine gireriz ki böyle bir arayışta uyumum oluşturmak için bir yönlendiriciye ihtiyacımız vardır. Mesela Covid-19 salgınına karşı herkesin çıkışı hakkında farklı bir fikri olmasına rağmen bizlerin toplu olarak hareketimizi sağlayan tek bir yönlendirici mekanizmasına itaat etmekteyiz ki kurtuluşa erelim demmişiz.
İnsanların bir kurtarıcı beklemesi doğal yapısından kaynaklanmaktadır. Bu inanç virtüel değil gerçekçidir.

Aslında bizlerin konuyu kavramamamızın asıl sebebi kurtarıcının varlığı değil. Kurtarıcının seçersidir / tanımındadır. Hangi yapıda (sistem) olmalıdır? Nasıl birdir? Kim seçmelidir? Bu soruya vereceğimiz cevap, Sistemin ve sistemi yönlendiren gücün (yönlendiricinin) yapısı ve tanımı için kullanacağımız İnanç terminolojimize bağlıdır.
Önümüzde iki seçenek vardır. 1-) Dini terminoloji 2-) Beşerî sistemler terminolojisi. Bu iki seçenekte asıl itibarı ile inançlarımıza dayanmaktadır. Yazımızın başında belirtiğimiz gibi «Ben kimim?»
(Kuran)Dinin verdiği Tanımlama: Din bu konudaki cevabı açıktır. Önder / lidere mutlak bir ihtiyaçtır ve itaat şarttır.  Fakat İslam toplumu içindeki önder tanımı ve seçim nüans olarak iki kısma ayrılmıştır.
1-)"Ey inananlar, Allah'a, Peygambere ve içinizden emredecek kudret ve liyakat sahip emir itaat edin» (Nisa 59) 
2-) "Ve onları, emrimizle hidayete erdiren imamlar kıldık" (21:73.) " Emrimizle doğru yola ileten imamlar/önderler tayin etmiştik.” (Secde :24)
Bu iki ana temel görüş İslam toplumunda ikiye ayrmıştır.
1-) İnsanların seçtiği liderler (Hilafet, Başkan):
Peygamber (sav) vefatından sonra, Hilafet anlayışı, Müslümanların dünyevi işlerini dini motifler ile süsleyen bir yönetici yapısı olarak algılamışlardır. Bunu için herhangi bir ilahi otorite ve masumiyet olmadığını, insanlar tarafından şura & seçim yolu ile seçileceğini ve Allah'ın burada herhangi bir seçim hakkının olmadığı, bu işi insanlara bıraktığı inancıdır. "Ey inananlar, Allah'a, Peygambere ve içinizden emredecek kudrete ve liyakat sahip olan emire itaat edin". (Nisa-59.) 
Bu görüş bu günkü beşerî sistemlerin temelini oluşturan görüştür. Halk kendi yöneticisini kendi seçmelidir. Akla uygundur fakat liyakat sahip olmaması ve hakikat üzeri olmaması seçilmesine bir engel değildir. Önemli olan alacağı gerekli sayıdır.
1.1-) Veraset yolu seçilen lider (İmamet):
Birinci tanıma ek olarak, Peygamberden sonra ki Hilafeti, veraset yolu ile, insanların dünyevi sosyal ilişkilerini, dini ilişkilerini yönetip, yönlendiren, erdemli, fazilet sahibi, ahlaki değerlere sahip olup, aynı zamanda masum olan bir yönetici olması demişlerdir. İdari yöneticinin masum olması şartı konulmuştur. Kısaca birinci tanımlamaya göre fazla olan sıfat «MASUMIYETTIR». Bu şekildeki bir tanımlamam, İmametin anlaşılmasını sağlamada eksik bir tanımlamadır. Çünkü veraset yolu, ana kriterlerinden soyutlanıp daha sonra çok farklı bir yapıda kullanılmıştır. (Muaviye'ni kurduğu Babadan oğula Saray İslam'ının temeli olmuştur)
İmametin veraset anlayışında dikkat edilmesi gereken ana husus, Allah’ın ayetlerinde açık olarak belirtmiş olduğu şekliyledir; «(Allah) Dedi ki: Ben seni insanlara imam edeceğim.» (Bakara 124). «Şüphe yok ki zikri (kuranı kerim) biz indirdik. Şüphe yok ki Onu her türlü pislikten koruyacak olanda Biziz» (Hicir-9). «Onlar, Allah'ın dinin ağızları ile söndürmek isterler, Halbuki kafirler istemese de Allah, nurunu tamamlayacaktır.» (Saf-8). «Her insan-grubunu imamlarıyla çağıracağımız gün» (Isra-71). «İşte böylece sizin insanlığa şahitler olmanız, Resûl'ün de size şahit olması için sizi mutedil bir millet kıldık» (Bakara-143)
Burada öne çıkan ana hususlar:
1-) Bizati Allah’ın tayin ettiği önder olmak. 
2-) Allah Dinin & kitabı kuranı korumasını insanların seçimine değil kendisi seçmektedir. Bu yukarda belirtiğimiz 1. şıkın şartını teyit eder.
3-) Allah Nurunu* tamamlayacaktır. Yani dinini yeryüzünde tek mutlak hakimiyetinin kılınması. Çıkan netice, insanların çoğu Allah’ın dinini yok etmeye çalışacağıdır. (Nurdaki kasıt ilahi hakimiyettir. Din tamamlanmıştır)
4-) İnsanlar imamları ile çağırılacaktır. İmamlarda ki kasıttı kendilerini yönlendiren ve itaat etikleri liderler/önderler.
5-) Peygamberimizde bu imamlara şahitlik edecek. Peygamberimiz hakkın referansı olarak önder /liderlerin durumunu açığa çıkaracak.
Bu açıklamadan anlayacağımız üzeri, İmameti politik iktidar (Hilafet) seviyesine indirmek çok büyük bir yanlışlık olur. Eğer İmamların (masum) yaşantılarına baktığımızda hiçbir zaman hilafet için mücadele/kıyam etmemişlerdir. Fakat hilafet tarafından katledilmişlerdir. Eğer Politik & Hilafet makamı anlayışı ile imamet bakarsak! O zamana imam Hüseyin (as) kerbeladaki kıyamını, İmam Hasan (as) yaptığı anlaşmayı, İmam Ali (as) sessizliği katiyen anlayamayız. Hilafeti gerçek manada istemedikleri halde Hilafet tarafından katledilmiş olmalarında anlayamayız. 
Allah’ın dinini saptırmak isteyenlerin, kendi egosu ile insanlara hükmeden padişahlara, sultanlara, çıkar çevrelerinin O, büyük zatları kendilerine düşman olarak görmelerin gerçek sebebi; bu yüce zatları hakikatin bir kılıç olarak hep kendi tepelerinde hissetmelerinden kaynaklanmaktadır.
2-) Asıl olan imametin Liderliği; Allah’ın dinini ve kitabı kuranı kişilerin, iktidarların kişisel menfaati (çıkarları) için herhangi bir değişikliği uğratılmasına müsaade etmemek ve korumak. Hakikatin kırmızı çizgisi olmak, Yapılan her türlü sapıklığı deşifre etmek vede düzeltmek. Allah'ın dininin & kitabının yaşayan şahitler & referansalar olmak. İnsanları hidayete erdiren, doğru yola yönlendiren vede Allah’ın nurunu yeryüzüne mutlak hâkim kılacak liderler & önderleri olmak. Buradaki liderlik / önderlikten kasıt, Sistemin temelini & mekanizmasını oluşturan liderdir. Oluşmuş bir mekanizmayı yürüten lider değil. Tüm İmamların itirazları sistemin mekanizmadaki sapmalara & değişimlere karşıdır. Sistemi yöneten şahısın Müslüman olması mekanizmanın İslam olması anlamında değildir. Hz. Ali (as) inanlara önder olduğunda yönetim süreci boyunca sadece yapabildiği sapıtılan mekanizmayı düzeltmek, Allah'ını dinin gerçek manada yaşanır hale getirmek için uğraşmış ve neticesinde şehit edilmiştir.
Bu bağlamda, Âdem atamızdan Peygamberimize kadar insanlar, Allah’ın indirdiği Tevhid Dinini birçok kere saptırmışlar ve en son olarak Allah (cc), Peygamberimiz Muhammed Mustafa (sav) göndermiştir. Buna rağmen bir tarafta İnsanlar dini yanlış yönlendirerek iktidar çıkarları için aracı yapmışlardır. Dolaysıyla Adaletsizlik ve zülüm sınır tanımaz hal almıştır. Diğer tarafta Kafirler ve Müşrikler, Allah inancını (Tevhid) silmek için her türlü yolları kullanmışlar ve kullanılmaktadırlar. Her bir yapı, Allah'ın dinini kendi tekeline almış, buda insanlar arasında ihtilafları, savaşları, ruhsal bulanım, ümitsizlik, bıkkınlık, güvensizliğe sebep olmuş, Şeytani yapılar ise insanlığı, sapıklığa, Ahlaksızlığa yönlendirmekle meşgul olmuş ve olmaya devam etmektedir. İnsanları bulundukları buhranlı ve karanlık hallerinden çıkartıp hidayet ışığı altında doğru yola yönlendirecek Allah’ın seçtiği önder vardır vede gelecektir. «Kafirler istemese de Allah nurunu yer yüzüne hâkim kılacak»
Biz insanlar, Allah’a ve yolladığı kitaplara inanıyorsak, kurtarıcı her ilahi kitapta ilan edilmiştir. Dolaysıyla herkesin bir kurtarıcı beklemesi doğaldır. Fakat Kuran kerimden önceki tüm kitaplar tahrif edildiği gibi gelecek liderinde tanımı ve kişiliği paralel olarak tahrif edilmiştir ama hedefi değil «İnsanlığı Huzura çıkarmak». 
Dolaysıyla Tahrife uğramış kitaba inanlarda kurtarıcı olarak bekledikleri, Hakikati (ilahi kitapları) saptıran, insanlığı karanlığa sürükleyen, gerçeğin sahtesi olan bir lideri vardır. «Ve onları, halkı ateşe çağıran rehberler yaptık ve kıyamet günü de yardım edilmez onlara.» (Kasas 41)
Şeytani örgütler, bazı kişilerin söylediği gibi, Kurtarıcı ikonunun kullanmamaktadır. Tam aksine bunlar açıkça hakikate karşı, hakikati söndürmek için savaşan toplumların, kitlelerin grupların önderleridir ki kendilerine «Satanizm /Şeytanın taifeleri» demektedirler. Bunların öncüleri Siyonizm'dir*. *(Kökenleri Kabala tarikatına bağlı olarak Masonizim, illuminati ve benzeri gizli örgütleri vardır).
Allah (cc), Kitabımız Kuran kerimi bizi doğru yola yönlendirmek için Peygamberiyle açıklayıcı olarak göndermiş ve aynı zamanda seçtiği, (hidayete erdiren & doğru yola ileten) lideri/önderi tanımlamak ve tanıtmak için bize ışık tutan ilahi çıra olarak yollamıştır. Kurandaki açıklanan «İmam & imamet» bilmemiz önemlidir:
1-) Allah'ın tayin ettiği varis olmak;
"Dedi ki: Ben seni insanlara imam edeceğim." Bakara 124.
2-) Allah'ın Emri ile yönlendirmek & kılavuzluk etmek;
"Onları buyruğumuz altında (insanlara) doğru yolu gösterecek önderler kıldık" Enbiya 73.
3-) İlim olarak, yakin seviyesine sahip olmak;
"Biz, gerçek ve şüphesiz bilgiye sahip olması için İbrahim'e, göklerdeki ve yeryüzündeki kudret ve saltanatı, tasarruf ve hikmetini böylece göstermekteydik" Enam-75
4-) Amel olarak, zorluklara göğüs germek, sabır etmek;
"Zorluklara göğüs gerip, sabrettikleri ve ayetlerimize kesinlikle inandıkları zaman, onların içinden, buyruğumuzla doğru yola ileten önderler tayin etmiştik." secde-24
5-) Adil olmak, Zalim olmamak;
İbrahim (as) " ya Rabbi benim gibi, benim soyumdan olanlar bu makama ulaşacak mı?" diye sordu. Allah (cc) " Senin zürriyetinden olan zâlimler benim imametime nail olamaz.” buyurdu."
6-) İmametin devamlılığı, İbrahim Peygamberin sorusuna aldığı cevap, İmametin soyundan devam edeceği, sınırlı olmadığı, fakat Allah (cc) bunu bir şarta bağladı; " Senin zürriyetinden olan zâlimler benim imametime nail olamaz.” buyurdu. » Fakat, Muhsin («Zikir ehli» «Iman'da ve sözde doğru, ayetlerimize yakinen inananlar, Yer & gök ilmine yakinlik seviyesinde sahip) olanlar hariç.
Netice olarak; İnsanların anlaşamadığı ve polemik yaptığı asıl konu yukarda bahsettiğimizi gibi gelecek liderin tanım ve kişiliğidir. İnsanlar ise hür iradesiyle ya hidayet önderlerini seçecekler ya da sapıklığa çağıran önderleri seçecekler.
Seçim hakkı sizindir….
Mustafa Kemal TASPINAR


YORUMLAR

EBU HUSEYIN 1 ay önce
Bir ek olarak: Bazı kişiler Kuran kurtarıcı ve yol gösterici olarak bize yetiyor diyorlar. Evet çok doğru Kuran bize yol gösterici, Fakat dikkat etmemiz gereken bir husus var ; Mekanizma ve Mekanizmanın yürütücü unsurları farklı şeylerdir. Mesela TC Anayasası var ise, insanlara bu anayasa yeter! neden bir başkan vede bakanlara ve diğer organlar ihtiyaca var ki ? insanlar sadece anayasayla kendi kendini yönetebilir.!! Ama işleyiş gerçekten öyle olmuyor. Kurallar var, kuralları uyguyalıcılar var, kuralla uyanlar var ve kural uygulama mekanizmasını kontrol eden mevki var. Sıkıntı Kuralla uyanlar & uyguyacılar, kuralları kendi çıkar ve hevesleri doğrultusunda uygulmak istedikleri ve kendi arzu ve çıkarları için uygularlarsa ise! O zaman kontrol mevkisi her şeyi fabrika ayarlarına getiri . Eğer siz kontrol mekanizmasına yok derseniz !! ihtilaf ve bölünmeler başlar. Konuyu çok güzel bir şekilde ele almışsınız. İmamet inan bazı kardeşlerimiz, bu nüanstan habersizler hilafet bizimdi diyerek açılım yapmadan insanlara eksik bilgi veriyorlar. Masumiyetin acılımı nedir ? Yazınızda güzel belirtmişsiniz. insanların anlayacağı dilde sade güzel bir yazı kaleme almışsınız, Yüreğinize sağlık.

REKLAM