Hz. Hüseyin (as) Kıyamının Gerçekleri

GİRİŞ: 02.09.2020 12:14      GÜNCELLEME: 02.09.2020 12:14
Rasthaber -  BismillahiRahmanniRahim   

Hamd Alemlerin Rabbi Allah’a, salatu ve salam O’nun Resulü ve temiz Ehli beytine olsun.

Süphanallahi vel hamdullillahi vela illahe illahu Allahu ekber. « İnne lillah ve inne ileyhi rajioun. »

«Allah yolunda öldürülenleri ölü sanma. Onlar diridir ve Rableri katında rızıklanırlar.» (Bakara-154; Al-i İmran-169)

Kerbelanın günümüzdeki tanım nedir?  

Kerbela vahşeti hakkında doğal olarak çok şeyler konuşuldu ve çokça şeyde yazıldı çünkü öylesine basit bir vaka ya da tarihte geçmiş bir basit olay değildir. Kerbela vakası başlı başına Allah’ın dinini tanımının yapılmasıdır. Allah’ın kitabının yaşatılmasıdır, Allah’ın dininin kemal ermesinin nişanesidir. Ve Allah’ın dinin «zikrinin» korumasıdır. «Kesin olarak bilesiniz ki bu zikri (dini/kuranı) kuşkusuz biz indirdik ve onu mutlaka koruyan da yine biziz.» (Hicir-9)

Allah (cc) kesin bir dille vurguladığı «Kesin olarak bilesiniz ki bu zikri (dini/kuranı) kuşkusuz biz indirdik ve onu mutlaka koruyan da yine biziz». Fakat Allah (cc) Dinin nasıl koruyacaktır? Tabi ki Allah her şeye kadir ve mucizeler onun katındadır ve istediğini istediği gibide yapar fakat Allah (cc) bizlerin görmesi, yaşaması, anlaması ve seçmesi gerekmektedir. Yoksa Kitab-ı Kuranı indirmez, Peygamberler yollamazdı ve derdi ki; “Ey insanlar! sizi halifem ilan ettim ve akıl verdim ve onunla da dilediğiniz gibi yaşayın”. Böyle bir şey Allah (cc) yaratma metodolojisine katiyen uygun değildir. Çünkü çevremize baktığımızda gördüğümüz tek şey bir uyum, bir denge, bir güzellik ve ilahi sisteme oturmuş dünya ve kainattır. Her şeyi, var ettiği ve de itaat ettiği kanunlara (uyum & denge) uygun yaratan Allah (cc), Kendi zikrini korumak içinde bir kanun ve kural içinde yapacaktı ki öylede yaptı. Bunu kitabında şöyle açıklamakta "Ve onları, emrimizle hidayete erdiren imamlar kıldık" (21:73.) " Emrimizle doğru yola ileten imamlar/önderler tayin etmiştik.” (Secde :24)

Bu ayetten de anlaşılacağa göre Allah (cc) insanları doğru yolla iletmek için;

1-) Kendi seçtiği,

2-) Kendi emri ile insanları doğru yolla ileten,

3-) Önderle (imamalar) tayin etmiştir.

Bu ayetten almamız gereken şey çok önemlidir çünkü dinimizi direğini oluşturan ve dinimizi koruyan ana temel burada yatmaktadır. Allah dinin koruması için kendisinin seçtiği ve insanları emri ile doğru yolla ileten önderler/ imamları vardır. Bunlar peygamberden ve hariç olarak imamlardır.

Peygamberlerin görevi vahiyi tebliği etmektir. Peygamberlerden İmam olanlar olduğu gibi sadece Nebi* (müstakil bir din ve kitab sâhibi olmayıp kendinden önceki bir peygamberin kitabına uygun hareket etmekle vazifeli peygamberlere de Nebî adı verilir.) Fakat imamet ise Allah’ın dini Kemal'e erdikten sonra ve peygamberlik makamı da son bulduktan sonra Allah’ın dinin koruyan insanları doğruya ve hidayete yönlendiren yüce şahısların bizzat varlıklarıyla sürdürdüğü imamet makamdır. "Ve İbrâhîm’i Rabbi imtihan etmişti. Nihayet (imtihan) tamamlanınca da (Allah şöyle) buyurdu: “Muhakkak ki Ben, seni insanlara imam kılacağım.” 2:124, «Ey Musa! Sana verdiğim peygamberlikle ve kelâmımla seni insanlar üzerine önder/imam kıldım.» 7:144.

Allah’ın dininin aynı Peygamberimizden önceki dönemlerdeki gibi, dininin hakikatten (ilahi olmaktan), Peygamberini marjinalleştiren ve zikrini (ilahi kitaplarından) uzaklaştıran hükümdarların, Padişahların politik oyuncağı olmaya başlamasıyla birlikte sapıtılmaya maruz kalmıştır. Fakat Artık yeni bir Peygamberlik makamı yoktur ve de peygamber gelmeyecektir. O zaman kim Allah'ın dinin koruyacaktır? Kim insanları hakikate çağıracaktır? Kim insanları doğru yolla iletecektir? Kim insanları sapıklıktan kurtarıp hidayette erdirecektir?

Kitab-ı Kuran mı? Doğrudur. Ama ne yazık ki egosantrik insanların arzuları doğrultusunda sapıklığa yönlendirenlerin bir aracı olarak kullanmaktadır. Peygamberimizin hadisleriyle mi? Kendi iktidarlarını perçinlemek ve yaptıkları zulümleri saklamak için O kadar çok yalancı hadis uydurmuşlardır ki o hadislerle insanları saptırmak için kullanmaktadırlar. (Güncel örnekler; Daiş, El Quaida, Vahbizim, Fetö, sayısız İngiliz tarikatları) O halde Allah’ın dini bu sapıklara karşı nasıl korunacak ve Kim tarafından korunacaktır?

Buradan çıkan neticede yukarıdaki bahsettiğimiz ayetlerin (El Enbiya-73 ve Secde-24) açıklamasını bu sorularının cevabının ta kendisidir. Allah kendi dinin korumak ve insanları hidayete, hakikate yönlendirmek için kendi seçtiği önderleri vardır. Bu halifelik makamı değildir çünkü Halifelik makamına seni ve beni de seçebilirler.  Ama Allah (cc) diyor ki «benim seçtiğim ve emrimle doğru yolla ilete önderler/liderler/imamalar.»

Bu açıdan Kerbelaya bakarsak, Hz. Hüseyin (as) makamın ve konumunu çok iyi bilmemiz ve analiz etmemiz gerekmektedir. Ancak o zaman Hz. Hüseyin (as) kıyamının sebebini ve kerbela kıyamının ana gerçeklerini anlayabiliriz, kavrayabiliriz. Yoksa bazılarının dedikleri gibi; «Bile bile hilafet için ölüme gitti, İntihar etti.» laflarını cahilce sarf edebiliriz. Bunu söyleyen zavallılar, Hz. Hüseyin (as) mevkisin, makamın ve konumun bilmediğin gibi aynı zamanda Peygamber (savs) torunu, şebeb-i ehli cennet makamına sahip olan o yüce zata gereken saygıyı da göstermemesidir.

Birde Kerbela vakasına şöyle bakalım; Kerbela vakası diye bir vaka olmadı. İmam Hüseyin kıyam etmedi ve Yezidin biat etmeyi kabul etti. Ne olurdu o zaman? Şimdi Neden İmam Hüseyin kıyam etti soruların cevabı burada arayabiliriz.

Eğer Hz. Hüseyin (as) kıyam etmeseydi ne olurdu?

1-) Allah'ın emrine itaat etmemiş olurdu: Gadr-i Humda Herkesin kabul ettiği bir üniversal ilahi duyur olmuş ve herkes tarafından kabul görmüştür. Bu ilahi duyuruyu, Peygamberimizin yakın çevrelerindeki bir takım Fitne tayfalarının şerrinden çekinceleri olmasına rağmen, Allah ağır bir şekilde Peygamberimize, «Eğer bu tebliği yapmaz isen peygamberlik görevini yapmamış gibi olurusun» demiş ve peygamberimizin çevresindeki çekinceleri içinde «Allah seni insanların (şerrinden) koruyacaktır.» demiştir. Bu ayete müteakip, Allah'ın emri ile « Gadr-i Hum Universal İlahi Beyanı» geçekleşmiştir. İmamların görevi, «Allah'ın emriyle insanları doğru yola iletmek» olduğundan dolayı Hz. Hüseyin (as) kıyamı Allah'ın emrini yerine getirmek ve insanlara doğru yolu göstermek için olmuştur. «Emrimizle hakikate ileten imamlar tayin etmiştik.»

2-) Sahip olduğu İmamet Makamının Gereğini yapmış olmazdı: İslam bugün yaşadığımızdan daha çok farklı bir boyuta bürünür aynı Yahudilerin ve Hristiyanların yaptıkları gerçekleşir. İslam'ın dışı & içeriği tamamıyla değişirdi; Muaviye ile hız alan, yezid ile tavan yapan İslam'daki köklü şeytani değişikler 100% gerçekleşirdi. Bugün Müslümanlar İslam diye sadece «Muaviye / Yezidi» Dinine tapardı. Kuran- Kerim diye Bir ilah kitap, Peygamber Muhammed Mustafa (savs) diye bir peygamber ve İslam diye ne bugünkü tanımı ile Ehli Sünnet olurdu ne de Şia, ilahi bir din kalmazdı. İnsanlara doğru yolu, hidayet yolunu göstermemiş olurdu. «Onları buyruğumuz altında (insanlara) doğru yolu gösterecek önderler kıldık" Enbiya 73. (Hz. Hasan'ın (as) Muaviye biat etmesi dinin dolayısıyla imamet makamının korunması için gerekli idi bu konu başlı başına işlenecek bir konudur)

3-) Hak ve batıl arasında ilahi mahşere kadar değişmeyecek kırmızı çizgi olmazdı: İnananların kendilerine, referansı, yol göstericisi, şahitleri olmazdı. Bu çizgi, Allah’ın Kendi dinini Kendi seçtiği İmamları ile korumasıdır. Bunun ilk tezahürü Hz. Ali (as) Peygamberimizin (savs) vefatından sonraki itirazı ile başlamış ve İmam Hüseyin’in kerbeladaki kıyamı ile hak ve Batıl arasındaki kalın çizgi taçlanmıştır.

«Böylece sizlerin insanlara şahitler olacağınız gün» Bakar-143. «Bunlardan kendilerine ilim verilmiş olanları ise kat kat derecelerle yükseltir.” (Mücadele: 11)

4-) İmamet makamına sahip olmamış olurdu: Allah dinin korunma görevini yerine getirmemiş olurdu. Allah (cc) kendi Dininin korunması, tebliğisi ve de bilfiil her ortamda ve her konumda yaşanmasını sağlamayı İmamlara/önderlere vazife kılmıştır. Nasıl bir ordu, her daim vatanın ve milletin güvenliğini, birliğini ve bütünlüğünü korumakla görevli ve mecbur ise, İmamlarında peygamberlikten sonra Allah nezdinde ilahi dinin bütünlüğünü, aslını korumakla görevlidirler. «Muhakkak ki ben, seni insanlara imam kılacağım» 2:124. «Kesin olarak bilesiniz ki bu zikri (dini/kuranı) kuşkusuz biz indirdik ve onu mutlaka koruyan da yine biziz.» (Hicir-9)

Hz. Hüseyin (as) kıyam etti ama kıyamını hedefi Hilafet için değildi. Bunu anlamak çok kolay, bilindiği üzere ne sayıca üstündü nede bulunduğu yerin konumu (susuzu ve çöl) stratejik olarak savaş ile hilafet makamını almak için müsait değildi.

Hz. Hüseyin (as) kıyam etti çünkü; yezidin İslam'ı saptırma oyununu, yaptıklarını ve yapacakların çok iyi biliyordu. Hz. Hüseyin (as) sahip olduğu makamın görevinin gereğini, Allah’ın emri & rızasını gerçekleştiriyor ve de gerçek din Muhammediye İslam'ını saptırılmadan günümüze kadar pak kalması için yapmıştır. Kerbela meydanında yezidin ordularına yaptığı hitabede hedefini açıklamıştı; «Ben, Dedemin dini İslam'ı daim kılmak ve korumak için buradayım» diye haykırmıştı. Çünkü karşısındakilerini göremediği, unuttuğu ya da görmemezlikten geldiği Allah’ın ayetinde ki “Kim Allah’a ve Peygamber’e itaat ederse; işte onlar Allah’ın kendilerine nimetler verdiği peygamberlerle, Sıddıklarla, şehitlerle, sâlihlerle beraberdirler. Onlar ne güzel birer dostturlar” (Nisâ: 69) beyanının hiçe sayılmaları, değiştirmelerinde dolayı Allah’ın dostlarından, Sıddıklardan, Salihlerden, Allah’ın şahitlerden uzaklaşmaları dahası düşmanlık etmeleriydi. Kısaca Allah Dostlarını düşman ve Allah’ın düşmanlarını dost edinmeleri idi.

Bu yüzdendir ki Hz. Hüseyin (as) kıyamı, İnsanlık için, ümmet için batılı hakikaten ayıran bir elek olmuştur. Dost ve düşman tanımı, İlahi dinin korunması ve hak ve batıl tanım, zulme ve sapıklığa karşı direniş Kerbelada Hz. Hüseyin (as) kıyamı ve şehadetiyle tekrardan yapılmıştır.


Mustafa Kemal TAŞPINAR


 

YORUMLAR

REKLAM