Her şey iç içe

GİRİŞ: 07.02.2021 17:52      GÜNCELLEME: 07.02.2021 17:52
Rasthaber -  Nükleer Anlaşma’ya döneceğini söyleyen Başkan Biden, İran’ı rahatlatacak adımlar atmayı sürdürüyor.

Suudi Arabistan ve BAE’nin Mart 2015’de başlattıkları Yemen saldırısını durdurmalarını isteyen Biden önceki Başkan Trump’ın “terörist” ilan ettiği İran destekli Husileri akladı. Bununla yetinmeyen Biden Dışişleri Bakanlığı’nın Körfez’den sorumlu bakan yardımcısı olan Tim Lenderking’i Yemen Özel Temsilcisi olarak atadı ve İstanbul’da öldürülen Cemal Kaşıkçı’nın gizli soruşturma dosyasını Kongre’ye göndereceğini söyledi.

Biden; Suudi’leri sıkıştırdıkça İran rahatlıyor.

Tam da Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin İsrail’in Filistinliler’e yönelik savaş suçlarını soruşturmaya karar verdiği bir günde.

Üstelik Başkan Biden geçen süre içinde diğer başkanların tersine Netanyahu’yu aramamış ve telefonlarına da çıkmamış.

Biden’ın Erdoğan’la da ilişkisi iyi değil.

Telefon trafiği yok ve gerginlik devam ediyor.

İçişleri Bakanı Soylu ABD’yi “15 Temmuz ve diğer askeri darbelerden sorumlu” tutunca Washington sert tepki gösterdi. Ama aynı Washington Boğaziçi olaylarıyla ilgili açıklamalarda bulununca bu kez Ankara “haddini bil” türünden karşılık verdi.

Bu gidişatın varacağı noktayı yakında hep birlikte göreceğiz.

Gelen haberlerin satır araları iyi okunursa Biden yönetiminin S-400 ve yaptırımlar konusunda geri adım atmayacağı ve bir çok yerde Ankara’yı sıkıştıracağı anlaşılıyor.

Örneğin Suriye’de ve özellikle Fırat’ın doğusunda.

Örneğin PYD/YPG’ye verilen askeri ve mali desteği siyasi alanlara çekerek.

Örneğin Libya’da.

ABD ve Almanya’nın sponsorluğunda ve BM yönetiminde yapılan Libya Uzlaşı Toplantısı’nda ülkeyi seçime götürecek geçici bir yönetim seçildi.

Muhammed Menfi Başkanlık Konseyi Başkanı, Abdullah Lafi ve Musa Koni onun yardımcıları ve Abdülhamit Debibe Başbakan olarak seçildi.

Peki bu adamlar ne yapacak?

BM’nin belirlediği kurallar çerçevesinde ülkeyi 24 Aralık’da yapılacak seçimlere hazırlayacak ve öncesinde ülkede bulunan 20 bin kadar yabancı ülkelerin (Türkiye) askerleriyle paralı askerleri çıkaracak.

İmkansız değilse de çok zor.

Gelen ilk haberlere bakılırsa Başkanlık Konseyi Başkanlığı’na seçilen Menfi; Ankara’nın desteklediği Müslüman Kardeşler kökenli silahlı gruplara çok yakın ve Libya’nın Türkiye ile imzaladığı Deniz Anlaşması sırasında ülkesinin Atina Büyükelçisi’ydi ve Yunan hükümeti tarafından kovulmuştu.

Başbakan seçilen Debibe ise bir iş insanıdır ve Ankara’da büyük yatırımları olduğu söyleniyor.

ABD, AB, Rusya ve Ankara’nın düşmanı Mısır ve BAE’nın onay verdiği yeni geçici yönetimin işi çok zor.

Ya herkesle uzlaşarak ülkeyi seçime götürür ya da işler yeniden karışır.

Çünkü ne içeride ne de dışarıda hiç kimse var olan konumundan ve şimdiye dek sağladığı kazanımlarından vazgeçmeyecektir.

Örneğin Türkiye oradaki askeri varlığını, Deniz Anlaşması’nın avantajlarını ve istikrar sonrasında olası büyük yatırımlarla petroldeki payını düşünmektedir.

İşin ideolojik yani İslamcı boyutu başka bir hikaye.

Bakalım Başkan Biden’ın Ortadoğu ve Kuzey Afrika Özel Temsilcisi olarak atadığı PYD/YPG dostu Brett McGurk bu Libya işini nasıl çözecek?

Sonuçta seçilen dört kişi ve kurulacak hükümetin ömrü 10 aydır ve bu kişiler Aralık’da yapılacak seçimlerde aday olamayacaklar.

Bu durumda herkes herkese on ay tahammül edecek ve herkes yeni Libya’nın geleceğinde kendi konumunu güçlendirmeye çalışacak.

Başta Sarraj, Hafter ve adamları.

Libya’nın stratejik konumunu bilen ABD ve onunla işbirliği yapacak olan iç ve dış taraflar pusuda bekliyor.

Türkiye ne yapar bilinmez ama Washington’la arasında soğuk rüzgarlar estiği sürece Libya’daki konumu giderek zorlaşır.

Çünkü Ankara’nın Libya politikası ulusal çıkarları gözetmenin ötesinde ideolojik amaçlara hizmet etmektedir.

Bölgenin ve dünyanın diğer ülkelerinde olduğu gibi.

Hatta Türkiye içinde olduğu gibi.

korkusuz

YORUMLAR

REKLAM