Hangi Taraftayız?

GİRİŞ: 25.06.2021 11:37      GÜNCELLEME: 25.06.2021 11:37
Rasthaber -  BismillahiRahmaniRahim      

Hamd Alemlerin Rabbi Allah’a salatu ve salam O’nun Resulü ve temiz Ehli beytine olsun.

Öylesin bir zaman dilimine girdik ki neyin nasıl olacağını kestirmek mümkün değil ama hiç değişmeyen gerçekler var ki onu canlı olarak yaşamaktayız. Doğamız artık “modern insanın” sahiplendiği aşırı bencil, aşırı sadik, akılı geçine kara cahil, egosantrik arzularına köle olmuş, kendisini dünyanın merkezi sayıp sorumsuz ve riyakâr tavırlarını kabul etmiyor. Yaratıcının insana karşılıksız verdiği tüm güzellikleri sorumsuzca, açgözlü ve kibirli yapısıyla bozgunculuk çıkarak yok etme yarışına girmiş kara cahil insan tipi yaratıklara karşı doğa artık kendini savunmaya geçmiştir. (Oto defans)

Hani Rabbin, Meleklere: 'Muhakkak ben, yeryüzünde bir halife var edeceğim' demişti. Onlar da: 'Biz seni şükrünle yüceltir ve (sürekli) takdis ederken, orada bozgunculuk çıkaracak ve kan dökecek birini mi var edeceksin?' dediler. (Allah:) 'Şüphesiz sizin bilmediğinizi ben bilirim' dedi.” (Bakara-30)

Melekler insanın fiziksel özelliklerini çok iyi biliyordu dolaysıyla Allah’a neden böyle bir varlık yaratıyorsun diyerek serzenişte bulunmuş ve çekincelerini söylemişlerdi. Allah (cc) meleklere; ‘sizin bilgi sınırınız kısıtlı, sizlere, size verilen kadarını biliyorsunuz’ demiş olmasına rağmen, şeytan, Âdem secde etmedi ve “Dedi ki: 'Ben ondan hayırlıyım; beni ateşten yarattın, onu ise çamurdan yarattın.” (A’raf-12) ve de üstünlüğün ispatlamak için “Dedi ki: 'Senin izzetin adına andolsun, ben, onların tümünü mutlaka kışkırtıp azdıracağım. 'Ancak onlardan, muhlis olan kulların hariç.’ (Hicr-39-40/sad-83)

Bilinen hakikat, İnsanın fiziksel yapısından oluşan zaafları insanda kötülüğün tanımını oluşturacak olmasıdır. Fakat bunula birlikte zaafların kontrolü insani yüceltecekte ana faktör olmasıdır. Meleklerin bilemediği fakat şeytanın bildiği konu ise Allah'ın seçtiği özel kulların mevcut olmasıdır.

Hep sorduğumuz bir soru vardır; “Melekler nasıl oldu da insanın kan dökücü ve bozgunculuk çıkartacak bir varlık olduğunu bilmişlerdi?” ve de şeytan, “az bir kısmı hariç hepsini saptıracağım derken nereden “o az bir kısmı” bile bilmişti?”

Açıklamaya girmeden önce, bizi çevreleyen tabiatın/Doğanın kendine has var oluş kurallarının hatırlamamızda fayda var ki biz bu kurallar “ilim/bilim” ve uygulamasına “teknoloji” diyoruz. Bu kurallar kendin doğada “Uyum & Denge & Gereklilik” olarak göstermektedir. Doğamızı oluşturan ana elementler “Hava, su, toprak, ateş” bu elementlerden oluşan değişimler “katı, sıvı, gaz (buhar/duman)” olarak doğamızda buluyoruz. Bizler, 4 elementlerin yapısını oluşturan “denge & uyum & gereklik” bağlamında yaşantımıza yön ve şekil veriyoruz. Buna ek olarak farklı bir boyut olan “Ruh ve can” eklememiz gerekir ki Meleklerin canın tanımlarken Ruh konusunda bilgilerinin olmadığı görülmektedir.

Bu tanımlamadan sonra meleklerin ve şeytanın insanın hakkında sahip oldukları bilgilerini sebebini açıklayabiliriz. Şöyle ki; biz, insanın sahip olduğu tüm uzuvlarıyla 1/1 benzer bir kardan adam yapalım. Bir insana da diyelim ki “bu kardan adam senden üstün ve ona tapacaksın!”

Sizce o şahısın tepkisi ne olur? “Ben et ve kemikten yaratılmışım o ise kardan (suyun soğukla karışımı), o sıcakta hemen erir, soğukta buz kesilir ve yağmurlu havda hemencecik dağılır, yok olur” diyerek kardan adamın fiziksel zaafların bildiğinden dolayı “ben ona istediğimi yaptırım çünkü ben ondan üstünüm” der. Dolaysıyla kardan adamı nasıl halt edeceğinde çok iyi bildiğinden kendini üstün görerek kardan adamı küçümser. Melekler ve şeytan kardan adam örneğindeki gibi, insanın temel yapısını oluşturan elementleri (toprak & su karışımı) fiziksel ve kimyasal özeliklerini oluşturduğu zaafları çok iyi bilmeleri, kendilerini insana karşı üstün görmelerini sağlamıştır.

Meleklerin bilemediği konu, Allah’ın seçtiği kullarının* olmasıdır. Fakat şeytan, Allah'ın seçilmiş kullarına hükmedemeyeceğini, onların üzerinde bir etkisi olmayacağını bilmektedir. “Kardan adam” misali sıcakta erimeyecek, yağmurda dağılmayacak olan Allah'ın seçtiği, “şahit & masum & veli” olan muhlisin kulların varlığı. Allah tarafından seçilmiş olan kulları ki her türlü zulme ve zorbalığa hiçbir değişime uğramadan göğüs gererek yaşayıp, insanlara Allah’ın mesajını tebliği edecek, insanlara doğru yolu gösterecek, insanları sapıklıktan hakikate yönlendirecek ve bununla birlikte her türlü evrendeki ve dünyada ki ilmi bilen, Allah’ın seçtiği önder/imam kullarıdır. *"Biz, gerçek ve şüphesiz bilgiye sahip olması için İbrahim'e, göklerdeki ve yeryüzündeki kudret ve saltanatı, tasarruf ve hikmetini böylece göstermekteydik" (Enam-75) (Ve Âdem’e bütün isimleri öğretti. Sonra bunları meleklere gösterip “Sözünüzde doğru iseniz şunların isimlerini bana söyleyin” dedi. “Seni tenzih ederiz! Bize öğrettiğinden başka hiçbir bilgimiz yoktur... cevabını verdiler. “Ey Âdem! Bunların isimlerini onlara bildir” dedi. Onlara bunların isimlerini bildirince de “Size ben göklerin ve yerin gizlisini kesinlikle bilirim; yine sizin açıkladığınızı da gizlediğinizi de bilirim demedim mi!” buyurdu.) (Bakara: 31,32,33)

Yaşadığımız zaman dilimine gelirsek, Her şeyden önce, Doğa, kendini ilah gören insanın aşrı egosantrik arzularına bir son verecektir. Aynı anda, insanları sapıklıktan hakikate yönlendirecek Allah'ın seçtiği önder ve yarenleri dünya insanlığını görsel refah bataklığından çıkarmak için mücadele ederken, buna karşın şeytana hizmet eden, insanlığı sapıklığa sürükleyen, kendilerine “ıslah edici, ışık saçan, elit, seçilmiş, çağdaş, Özgür” diye adlandıran deccalın hizmetkarları şeytani planlarını hızlıca uygulamaya koyulacaklar.

Final; Allah taraftarlarınınLa ilahe” tüm beşerî ilahlık taslayan yapılarına HAYIR, “İllallah” sadece tek olan Allah’a teslim oluruz” diyerek şeytan ve taraftarlarını hilelerine ve de ilahlık planlarına son verecekleri ne ırkımızın ne rengimizin ne milletimizin nede sosyal statümüzün ne de şu an kadar birçoğunun inandığı inançların bir anlam ifade etmediği, her şeyin aslına döndüğü zaman dilimine girmiş bulunmaktayız.

 Son söz; eğer zilletten kurtulmak istiyorsak ki buna mecburuz, o halde kendimizi Allah'ın seçtiği, insanları doğru yolla illetten, muhlisin, hakikat önderini tanımamız ve takip etmemiz üzerimize farzdır. Bunlar ne NATO ne Rusya ne Çin ne de Arap emirlikleridir.  Allah'ın ayete belirtiği gibi “Onları, emrimizle doğru yol gösteren önderler yaptık ve onlar yalnız bize kulluk ederlerdi." (Enbiya:73.) “(Her türlü zorluklara) Sabrettikleri* ve ayetlerimize tam bir bağlılık gösterdikleri için, onlardan buyruğumuzla doğru yola ileten önderler /İmamlar kıldık...” (Secde :24) “Kim Allah’ı, Resul'ünü ve iman edenleri dost (veli) edinirse, hiç şüphe yok, galip gelecek olanlar, Allah’ın taraftarlarıdır.” (Maide-56)

Eğer Dünya menfaat ve çıkarlarını kendine hedef eden yapılarda yerimizi alırsak (NATO, Laiklik, kolonyal Demokrasisi... vd.) hem bu dünyada hem de ahiret kaybeden zilletten yana taraf olur ve kaybederiz. «Ve onları, halkı ateşe çağıran rehberler yaptık ve kıyamet günü de yardım edilmez onlara.» (Kasas-41)

YORUMLAR

REKLAM