Hafter Erdoğan’ı mutlu eden ata niye oynadı?

GİRİŞ: 12.02.2021 11:36      GÜNCELLEME: 12.02.2021 11:36
Rasthaber -  

Libya’da geçici yönetime seçilen isimler çatışan taraflardan şevkle tebrik mesajları alıyor. Seçime kadar Türkiye’ye “çekil” diyen çıkmayabilir. Sanki herkes köprüyü geçerken olgun olmakta kararlı.

BM Libya Destek Misyonu’nun (UNSMIL) kolaylaştırıcı olduğu Libya Siyasi Diyalog Forumu (LSDF) 5 Şubat’taki oylamada ülkeyi 24 Aralık’taki seçime kadar yönetecek başkanlık konseyi başkanı, iki yardımcısı ve başbakanı belirledi. Ardından kazanan-kaybeden çetelesi tutulmaya başladı. 

Temsilciler Meclisi Başkanı Akile Salih ve İçişleri Bakanı Fethi Başağa’nın başını çektiği liste, Libya krizine müdahil olan Türkiye, Mısır, Rusya ve Fransa gibi aktörlerin belli ölçülerde örtüştüğü bir seçenekti. Listenin seçilmemesi bir hesap hatası olarak algılanabilir. Mısır-Rusya ikilisinin doğuda Libya Ulusal Ordusu Komutanı Halife Hafter’e karşı öne çıkardığı Salih’in konsey başkanı olması Ankara için ehven-i şerdi. Nasıl olsa Türkiye’nin çıkarlarını garanti eden Başağa başbakanlık koltuğunda olacaktı.

Fakat kaybeden ve kazananlara dair çıkarımlar Libya’nın karmaşık denkleminde biraz anlamsızlaşıyor. Her şeyden önce, Konsey Başkanlığı’na seçilen Muhammed Yunus el Menfi ya da başbakanlığa getirilen Abdulhamid Dibeybe birbirine hasım tarafların çok endişeyle baktığı seçenekler değil. Dahası bu isimler herkesin kendi kapasitesince dolduracağı boş birer sayfa olarak görülüyor. Salih-Başağa listesi çatışan taraflar arasında bir denge kurmaya yönelikti ve saha gerçekliğini yansıtıyordu. 

Fakat umulmadık sonuçla da Ankara dâhil herkes mutlu gözüküyor. Menfi-Dibeybe listesi, Türk askeri varlığı ve Ulusal Mutabakat Hükümeti (UMH) ile yapılmış anlaşmalar için endişeye yol açmıyor.

Dahası yarışan dört listede de başbakan adaylarının Mısratalı olması Türkiye’nin her halükârda dört ayağı üzerine düşmesi anlamına geliyordu. Sanırım Ankara’nın sürece karışmadan sessizce izlemesinin nedeni buydu. Ankara çıkarlarının temini için Osmanlı bakiyesi Türklerin yaşadığı Mısrata’daki elitlere güveniyor. Hâliyle hangi liste kazanırsa kazansın oluşacak geçiş dönemi hükümetinin Türkiye’yi karşısına alamayacağından emin.

Tobruk doğumlu Menfi Türkiye için olumsuz çağrışım yapmıyor: Hafter yanlısı değil, siyaseten Trablus kanadında. Dibeybe ise Kaddafi zamanından beri devlete ait Libya Kalkınma ve Yatırım Şirketi’nin başkanı olarak Türk şirketleriyle ilişkileri olan ve Türkiye’de şahsen iş yapan bir işadamı. Dibeybe, Anadolu Ajansı’na ilk demecinde “Türk halkı ve devletiyle çok büyük dayanışmamız olacak. Türkiye bizim için gerçek ortağımızdır" mesajı verdi. Ancak daha çok ekonomik ilişkilere vurgu yapıp diğer mayınlı konulara girmemesi dikkat çekti.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın danışmanı Yasin Aktay’a bakılırsa yeni yönetim Türkiye’nin rolünü, askeri varlığını ve ikili anlaşmaları destekliyor. Yine de Türkiye için “her şey garanti” çıkarımını kasacak bir düzine açık ve gizli faktör var. 

Her şeyden önce bu hükümet geçici. Aktörler hesaplarını 24 Aralık sonrasında oluşacak dengelere göre yapmak durumunda. 

İkincisi, Libya’yı yeniden birleştirip seçime götürmek gibi çok çetin bir misyon üstlenen geçiş hükümeti, Türkiye ile ortaklığın süreci bozan bir faktöre dönüşmesinden kaçınabilir. Şimdiden Dibeybe’ye “Türkiye ile anlaşmalar konusunda tutumunu netleştir” diye çağrılar yapılıyor. 

Bölgesel ve yapısal bölünmüşlük yeni yönetime tamamen bir tarafa yaslanarak yol alma imkânı sunmuyor. Türkiye karşıtı Doğu cephesinden katılım olmadan ülkeyi birleştirme planı yürütülemez. Bu nedenle taraflar mecburen Türk askeri varlığı, üs edinmenin önünü açan askeri işbirliği anlaşması ve deniz yetki alanlarını belirleyen anlaşma ile ilgili nihai sözü seçilmiş parlamento ve hükümete bırakmayı tercih edebilir. 

Sıra dışı bir durum daha oluştu. Dibeybe-Menfi listesinin kazanmasında Hafter’in rolü. The Arab Weekly’nin iddiasına göre Dibeybe oylama öncesi Hafter’in karargâhının bulunduğu Rajma’ya gitti; Hafter'in temsilcileri de Dibeybe lehine oy kullandı. 

Başka Libyalı kaynaklar ikinci turda, doğudaki Salih karşıtlarının Menfi-Dibeybe listesini desteklediğini söylüyor. Bu da yeni dönemde dikkate alınması gereken hususların görünenden fazla olduğunu gösteriyor. Halbuki Türkiye’nin olası çözüm sürecinde deklare ettiği hassasiyet Hafter’in masaya oturtulmamasıydı. Ankara’nın Rusya-Mısır ikilisinin Salih üzerinden bir çözüm geliştirmesine rıza göstermesinin nedeni de buydu. Fakat şimdi Salih’in seçilememesi nedeniyle doğu tarafındaki işleyiş için Hafter’i daha fazla muhatap almak zorunda kalacaklar.

Al-Monitor’a değerlendirmelerde bulunan Lahey’deki Clingendael Enstitüsü’nden Jalel Harchaoui, Salih'in doğudaki askeri kanat, aşiretler ve elitlerin yanı sıra Mısır, Rusya ve Körfez bloğu ile konuşma yeteneğine sahip olacağının umulduğunu, buna karşın Trablus'ta yaşayan Menfi'nin bölgede şimdilik çok az nüfuza sahip olduğunu söylüyor. Harchaoui bu durumun Hafter'in Sireneyka bölgesindeki profilini yeniden güçlendireceğini düşünüyor. Harchaoui'ye göre Hafter'in elinde iki önemli kart var: Ayrılıkçı söylem ve petrol vanaları. Hafter, bu iki tehditle Trablus'a baskı yapıp tavizler için pazarlık yürütebilir.

Libyalı kaynaklara göre Menfi doğudan gelse de ideolojik olarak İslamcılarla müttefik ve İslamcıların kontrolündeki Devlet Yüksek Konseyi’nin kurucu üyelerinden birisi.

Başarı için doğu-batı arasındaki dengeyi tutturma mecburiyetinin kendini göstereceği bir diğer zemin Tobruk ve Trablus arasında bölünmüş olan Temsilciler Meclisi. Salih’in başkanlığındaki meclis kurulacak hükümeti onaylayacak makam. Buradaki tıkanma, BM’nin yedek bir mekanizma olarak gösterdiği LSDF’deki oylamayla aşılabilir fakat Libya’da kurumların birleşmesi hedefi de baltalanmış olur. Seçim sürecinde meclisin yeni anayasa ve seçim kanunu gibi yasal düzenlemeler için işlevsellik kazanması gerekiyor. Trablus’taki vekillerin koltuğundan indirmek istediği Salih de bu süreci kendi liderliğinde götürmek ve böylece etkisini sürdürmek istiyor. Dibeybe’nin sunacağı kabineye onay için ilk koşulu da hükümetin Sirte’de konuşlanması. Bu konudaki bilek güreşi süreci rayından çıkarabilir. 

Bir başka önemli mesele: Hafter’i destekleyen taraflar bir süreden beri doğu-batı arasındaki bölünme çizgisini aşan yeni bir kurguyla hareket ediyor. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Menfi’ye tebriklerini sunup Paris’e davet etti. Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Menfi ve Dibeybe’yi arayıp yapıcı işbirliği sözü verdi. Ağustostaki geçici ateşkes girişiminden sonra Trablus kanadıyla kanalları açan, BM uhdesindeki görüşmelerin bir kısmına ev sahipliği yapan ve geçen ay Trablus’a heyet gönderen Mısır Devlet Başkanı Aldülfettah el Sisi de Temsilciler Meclisi’nden onay aldıktan sonra yeni yönetimle çalışacaklarını açıkladı. Hafter’in sarsılmaz destekçisi BAE Veliaht Prensi Muhammed bin Zaid’den de Menfi’ye tebrik telefonu geldi. Türkiye karşıtı cephe yavaş yavaş Trablus'ta durumu etkileyecek pozisyon kazanıyor. Yani ateşkes hattı Sirte-Cufra’da ama siyasi cephe hatları artık Trablus’ta kuruluyor. Türkiye’nin zaten bölünüp birbirine giren ortaklarını koordine edebilmesi biraz daha zorlaşacak. 

Ancak çıkmaza sürüklenme riskine karşı ne doğu ne batı cephesi dış destek faktörünü devreden çıkarmayı göze alabiliyor. Seçime kadar 23 Ekim Ateşkes Anlaşması gereği tüm yabancı güçlerin çekilmesi şartını iki taraf da birbirine dayatmaktan kaçınabilir. 

Harchaoui hükümette bakanlık koltuklarına doğudan Türkiye karşıtı birileri gelse bile Türkiye’ye “çekil” diyen bir gündemin çalışmayacağını, bunun Türkiye’nin misyonunu çok etkilemeyeceğini vurguluyor. Harchaoui aynı şekilde Rusya’nın Trablus’la ekonomik anlaşmaları görüşürken ülkenin merkezindeki Wagner güçlerini çekmeyeceğini, Mısır’ın da daha az seviyede olsa da taşlar yerine oturuncaya kadar Trablus’la ikili oynayacağını öngörüyor. 

Erdoğan asker çekme çağrılarını kolayca savuşturabiliyor. 9 Şubat’ta bu çağrılara şu yanıtı verdi: “Orada Çad'ın, Mali'nin, Wagner'in askerleri var, siz onları oralardan çekin, sonra konuşalım.” 

Yine kurumları birleştirme hedefi çerçevesinde Merkez Bankası gibi kilit yapılarda koltuklar yeniden dağıtılırken doğu (Sireneyka) ve güney (Fizan) bölgeleri söz sahibi olacak. Denge siyasetinde gözetilmesi gereken önemli bir faktör de bu. Harchaoui, Merkez Bankası başkanlığı koltuğunun doğudan birine bırakılması ihtimali üzerinde duruyor. 

Özetle sonucun tamamen Türkiye’nin lehine olduğunu düşünenler, Ankara’nın diskalifiye edebilmek için Mısır gizli servisiyle bile görüştüğü Hafter’in yaptığı karşı hamlenin tuttuğu gerçeğini görmezden geliyor. Tüm tarafların yeni yönetime peşinen destek vermesi, durumun herkes açısından zor ve karmaşık olduğunu gösteriyor. İç ve dış aktörler süreci baltalayıp günah keçisi olmak da istemiyor. Kozlar bekletiliyor. Bu sıra dışı “olgunluk” 24 Aralık’ta sonra kurulacak sahnenin ne kadar gürültülü olacağına dair de ipuçları veriyor.

Al-Monitor

YORUMLAR

REKLAM