Fikir ve İnanç Tekelcileri, Modern Diktatörler ve İmparatorlar

GİRİŞ: 07.05.2020 03:25      GÜNCELLEME: 07.05.2020 03:25
Rasthaber -  İnsan oğlunun her şeyi kendi elinde ve tasarrufunda tutma arzusu, insanlık tarihinde adaletsizlik, usulsüzlük, baskı ve güç gösterisi olarak kendini göstermiştir. Asıl adı tekelcilik olan bu arzu kendini her türlü sosyal ve ekonomik konumlarda göstermiştir. Tekelcilik, insanın ben merkezci (egosantrik duygusu ve mantığının) eseridir. Tekelcilik kişisel, toplumsal, ülkeler ve ekonomik bazda olduğu gibi, ideolojik ve inanç bazlıda olabilmektedir. Bu kelime dilimizde monopol olarak kullanılmaktadır.  

Tekel ne demektir? Kimler tekelcidir? Ve neden tekelcilerdir?  

Tekel: direk sahiplenme, Tekelinde tutma, kendi tasarrufunda olma. Tekelci: Tekel görevlisi. Bir şeye, bir düşünceye tek başına sahip olma, benimseme, yayma taraflısı olan. inhisarcı. 

Tekel kelimesinin etimolojisi, Tarihte En Eski Kaynak: tek "yalnız" [Uygurca (1000 yılından önce) ] ve tek "ıssız, tenha (yer)" [ Divan-i Lugat-it Türk (1070) ]. El: tutma görevi gören organ, direk, sahip olma, tutulacak yer, diyar. Tekel kelimesinin dilimizdeki kullanılışı, Hakkı olup veya olmadan sahiplenme, tek başına tasarrufunda tutma, o şey hakkından tek hakimiyet kurma. Hususilik, özel, kısıtlayıcı, (exclusivité). 

Tekelcilerin hedefi, sahip oldukları o şeyi kendi tasarruflarında mutlak kalması için gerçekleri, şeklinden, amacından, aslından değiştirmektir. Tekelcilik duygusu mütekebbir duygusunu bir yansımasıdır. Bu insanda ilahlık duygusunu (bir tanrını sahip olduğu tüm yetkilere nefsi için sahiplenme) tetikler.  

Fikir tekelcileri ; 

Fikir ve ideoloji üzerinden kendilerini diğer kendi gibi olmayanlardan üstün görenlerdir. Kendilerine hoş gördükleri hususiyet (exclusivité) kendinden olmayanlara layık görmezler. İsterse o farklı kişi aynı fikri paylaşsa da. Bugün Avrupa birliği örneğinde yada Avrupa'nın savunduğu demokrasi anlayışında açıkça görmekteyiz. Demokrasi beşiği olarak her yere demokrasiyi götürmek istemeleri kendi demokrasi anlayışları değildir. Onların demokrasisi kendi kimlikleri ile eş değerdir. Burada siz diyeceksiniz ki bak aynı şeyi ondan olmayanda istiyor! Fakat o, diğerinin unuttuğun, kendi kimliğin Avrupalı olmadığıdır. Başka bir örnekte Ülkemizde Atatürkçülük (Kemalist) fikrine sahip olanlar, kendilerinin diğer o fikre dahil olmayan insanları gerici ilan ettikleri gibi. Eğer sen orijinal değilsen bu fikri benimsemiş olabilirsin ama 2. hata 3. sınıf bir vatandaş statüsündesin. Daha açık olarak Fikir ve ideolojiyi kendi tekellerine alıp, sana verdikleri ideoloji ve fikir sadece o tekelci zihniyete hizmet etmektir. Dolaysıyla fikrin ve ideolojinin sahibiyiz diyenler ile o fikre hizmet edenler farklı statüdedir. Çünkü Fikir ve ideoloji onların malıdır. Beyaz sömürücü (kolonyal) /Beyaz ruhlu insan icadıdır.  

Amerika'da bunu çok açık ve nette görmekteyiz. İnsan hakları beyanını sadece beyazlar tarafından beyazlar için yayımlanmıştır. Ne siyahlar ne Afrikalılar nede Uzakdoğulular nede diğer Amerika kıtasındaki halkalar yaşam olarak sahip olma hakları yoktur. Demokrasiyi savunsalar bile yoktur. Beyaz insanın (kolonyal) Demokrasi naralarıyla yaptığı sadece Fikir ve ideoloji tekelciliğidir. Siz istediğiniz kadar demokrasiyi savunun, yaşamak için çabalayın onlar için demokrat değilsiniz. (Yazar Samuel P. Huntington kitaplarında bunu güzel işlemektedir. «Medeniyet çatışması», «Medeniyet çatışması ve Dünya düzenini yeniden kurulması»). Ya da Bir Fransız filozofun dediği gibi Demokrasi ile Diktatör arasındaki tek fark sunumundadır. Yoksa ikisinin de niyetleri aynıdır. Demokrasi der ki; «Sen istediğin kadar konuşmakta Özgürsün ama sonuçta benim dediğim olur. » Diktatör der ki; «Kapa çeneni benim dediğim olur.» Sonuçta onların dediği olur. 

İnanç Tekelcileri; 

İnsanlar her zaman İlahlık görevini kendilerine direkt veya endirekt olarak sahiplenmişlerdir. Dinler tarihine baktığımızda gördüğümüz, Allah'ın dini sadece bir inanca sahip olmak değil o inancın temsil ettiği kurumlara mutlak teslim olmayı şart koşmuştur.  

Hristiyanlık; «Ya kiliseden olacaksın yoksa sen inançsızsın» demişlerdir. İnanç tekelciliğin temel argümanlarından biri de mutlaklık iddiasıdır. Mutlaklık iddiası herhangi bir dinin başka bir dini geleneği muhatap alarak onlardan üstün olduğunu ileri sürmesi demektir. Diğer dinleri değerlendirme ölçüsü kilisedir. Hristiyanlık bir dinden öte bir şey olup, hiçbir din ile mukayese edilemez. Kilise dışındaki her din insanların uydurmasıdır. Bundan dolayı da onlar kurtuluşa vesile olamazlar. Çünkü yegane kurtuluş tanrının oğlu İsa Mesih vasıtasıyladır. Hristiyan bakış açısına göre kiliseye, Hristiyanlığa veya Tanrı olarak İsa Mesih’e iman edenlerle sınırlı bir durumdur. Hristiyanlık inancını tapusu onlardır. Hatta diğer dinler pagan olarak itham edilmiş, Hristiyanlık dışındaki dinlerin yanlış olduğu ve Hristiyanlık dışındaki dinler aracılığıyla kurtuluşun mümkün olamayacağı vurgulanmıştır. Hatta Katolik kilisesinin baskıcı anlayışına karşı kurulan Protestan mezhebinin kurucusu Martin Luther’e göre bir insan Yahudi, Müslüman, Putperest, hatta tek Tanrıya inansa dahi Hristiyan kilisesine iman etmedikçe ebedi gazap ve lanet içerisinde kalacaktır. Hristiyan olman için günahlarından arınman için vaftiz edilmen şarttır. «Her doğan çocuk doğumunun sekizinci gününde ya da Hristiyan olacak kişi vaftiz edilmelidir, vaftizsiz Cennet'e girmek mümkün değildir.»  

Yahudilik; Onlar Allah’ın seçilmiş kulları olup dini sadece kendilerine ve kimliklerine has olduğunu ve onlardan başka bir ırkın buna sahip olmayacağıdır. Daha açık olarak, Yahudilik milli bir din, İsrail oğulları ise Tanrı tarafından seçilmiş etik bir topluluk olarak telakki edilmektedir. Bu üstünlük ve  seçilmişliğin  böyle algılanmasını gerektiren kanıtlarla ilgili Yahudi inancı kitabında birçok örnek bulmak mümkündür. Onların inancının adı Tehvid’dir. Yahudi, Allah'ın yaratığı en üstün varlık, diğer insanlar ise insan kılıklı yaratıklardır. Yahudiler Müslümanlara inanç hırsız demektedirler. Onların inançlarını kopyaladıklarını inanırlar. (Aslında Yahudilerin kabul etmedikleri gerçek gelecek en son Peygamber olacağını bilmeleri rağmen Muhammed Mustafa (sav) onların soyundan gelmemesi, Hacer'in oğlu İsmail soyundan «Arap» olmasıdır.) 
İslam; İnanç tekelciliği yapmamaktadır. Tam aksine inançları kendi bünyesinde toplayıp üniversalizm sunmaktadır. İslam Kitabı Kuranda göreceğimiz, Adem peygamberden en son Peygamber Muhammed Mustafa (sav) kadar gelen tüm Peygamber ve kitapları içine alıp, harmanlayıp bir bütün olarak, tüm peygamberlerin inancı olan Tevhit inancını savunmaktadır. İslam inancı tekelciliğe karşıdır. Allah inancın tek olduğu ve bu inancında herkese ait olan Universal fıtratı bir inanç olduğunu ilan eder. 

Ne yazık ki İslam dininin kabul etmediği fakat kendini İslam dinide gören birçok grup, topluluk, tarikatlar, mezhepler, Hristiyan ve Yahudilerin yaptıkları inanç tekelciliğini kendi iç yapılarında tevhit inancındaki insanlara yapmaktadır. Dini, bir Kavim, bir gruba, bir mezhebe, bir tarikata hata bir ideolojiye indirgeyen bu tekelci zihniyet eğer onların «inanç anlayışından» değilsen yanlış yoldasın ya da inancın kâmil olamaz ya da Sapıksın. İnancı Allah kendi tekeline almazken (yoksa herkesin inancı aynı olurdu) ne yazık ki insanlar çok rahatça kendi tekellerine almaktadırlar. 

Benim tarikatım, Benim grubum, benim mezhebim, benim dinim, Hep Benim, dolayısıyla ilahi inancı öteleyip farklı bir şey yapmaktadır. Ne yazık ki İslam dinine dahil olan Müslümanlar, inanç tekelcilikleri yüzünden ne İslam inancını olması gibi yaşıyorlar ne tanıtabiliyorlar, nede ümmetin bu kadar acının, zulmün ve ezilmişliğin altında kalmasının engel olabiliyorlar. Tekelcilik, öteleşmeyi, Ayrımcılığı, Bölünmeyi, düşmanlığı getirmektedir ve bugün insanlık vede İslam ümmeti bunun acıları yaşamaktadır. Her bir yapı kendi inancın mutlak olarak görüp ilahi inancı yok saymaktadır. 

Müslümanların çektiği acıyı, zulmü görüp de Müslümanlar tarafından hiçbir şekilde değiştirilmiyorsa, sorgulanması gereken Müslümanlardaki inanç tekelciliğinin varlığıdır. «O, benim mezhebimden değil», «O, benim ırkımdan değil», «O, benim yöremden değil», «O, benim tarikatımdan değil», «O, benim Partimden değil». «O, benim gibi düşünmüyor» vb. Bu insanlar istedikleri kadar İslam'dan bahsetselerde, savunsalarda, o insanların inançları sadece kendi inandıkları ile sınırlıdır. Üniversal tevhit inancını, «ena» Ben merkeze indirgemektir. Daha önceki Fikir tekelciliğinde bahsettiğimiz, Avrupa'nın savunduğu «Beyaz insan demokrasisi» gibi. 

Her şeyin tek sahibi olan Allah (cc), her şeyin kendi tasarrufunda olmasına rağmen, Kendini tekelci ilan etmemiştir. Kendisinin de riayet ettiği şartlara bağladığını görmekteyiz. Ben, Allah'ım istediğim canım nasıl isterse öyle yaparım dememiştir. Tek yaratıcı olarak yaratığı her şeyi kurallar ve ahenk içinde yaratmıştır. Bununla birlikte yaratığı kurallar ve düzenlere ise sadık kılmıştır. Fakat İnsan oğlu Kendini Ben merkezli (Egosantrik) duygularıyla öğlesine büyük görmektedir ki Allah meydan okurcasına, Allah’ın kurallarını, düzenini ve yaratılış ahengini değiştirmeye kalkarak, sonunda Kendi eliyle kendin yok edecektir. Çünkü Allah’ın hiçbir sünnetinde (Kanunlarında, düzeninde ve sözünde) değişiklik yoktur ve bulamazsın. 

İnsanlığın ve ümmetin kurtuluşu, ben merkezcilikten, tekelcilik duygusundan kendini kurtarmasıyla ancak mümkün olacaktır. İnancın mükemmeliyeti buna bağlıdır. Tevhit inancı Tekelciliğe karşıdır, Tekelcilik Tevhit inancına göre Yaratıcıya ortak koşmaktır. 

Yazımı İmam Zaman (af) gelişini istemeyen bir alimin anekdot ile noktalayacağım; Bir alim, her ders verdiğinde İmam (af) gelmesi için dua edermiş. Fakat bir gün dersini bitirdiğinde Duasında «Ya İlahi, İmamız (af) gelmesini geciktir» diye dua etmeye başlamış. Talebeleri şaşırmış! Nasıl olur üstadımız böyle bir dua yapabilir. Yavaş yavaş talebeleri bu alimin dersine gelmemeye başlamış, derken sonunda tek bir talebesi kalmış. Bu talebe üstadının bu duasının sebebini anlamaya çalışırken bir gece rüyasında İmam zaman (af) görmüş. İmam (af) o talebeye «sen miras paylaşımında kardeşinin hakkı olan tarlayı gasp ettin onu geri kardeşine ver» demiş. Ertesi sabah bu talebe hemen kardeşine gidip, «kardeşim senin hakkın olan tarlayı bilmeyerek almışım, senin hakkını gasp etmişim, sana hakkını geri iade ediyorum» demiş. Ertesi gece yine İmam (af) rüyasında görmüş. İmam (af); «Sen filanca kişi hakkında suizan yapıyorsun, git o kişinde helallik iste ve af dile ve yaptığınız ticarette senin kazanç paylaşımında sana ait olmayan masraflar çıkartıp 1000 Dinar fazla aldın. Onu iş yaptıklarına geri ver» demiş. Ertesi gün hemen ilk işi, imam (af) dediklerini yapmak olmuş. Derken 3 gece yine rüyasında İmam (af) görmüş. İmam (af) ona «Eşin, senin helalin değil, o, senin süt kardeşin onu boşayacaksın» demiş. Talebe buna karşın «yeter artık !!» diyerek karşılık verince, İmam kılıcını çıkarıp talebenin kellesini alacağı sıra talebe terler içinden uyanıp, hemen Hocasının kapasın koşarak gitmiş. Hocasının kapısını panik içinde çalmış. Hoca kapıyı açmış ve talebesinin halini görünce. «Şimdi Beni anlıyorsun. Neden imamımız (af) gelmesini Allah’tan geciktirmesi için dua ediyorum» demiş. 

Aslında bu hikaye bizlerin gerçeğini yansıtmaktadır. Bizler, kendimizi ne kadarda güzel ambalajlasak ta, O (af), bizlerin gerçek halini görüyor, biliyor. İlahî kanun; Belalar insani yüceltir, Toplum sağlıklı kılar. «Yoksa siz, sizden önce geçip giden milletlerin başlarına gelen sıkıntılar, sizin başınıza gelmeden Cennet'e gireceğinizi mi sanıyorsunuz?» (Bakara-124), «Birtakım insanlar onlara, «teknolojik tüm güçleri ile size saldıracaklar, onlardan korkun" dediler de bu, onların sadece imanlarını arttırdı ve "Allah bize yeter, O ne güzel vekildir!" diye cevap verdiler». (Al-İmran-173).  

Eğer Belalar bir toplumu çürütüyorsa! insanların (Alimler, kanat önderleri ve avam) kendi hâllerini sorgulaması lazım. 
Mustafa Kemal TASPINAR 

YORUMLAR

EBU HUSEYIN 18 gün önce
Tesbitiniz yerinde, Tekelcilik duygusu köleliği oluşturmuştur. Tüm savaşların tetikliyicisi olmuştur. Hata İlahi inancın sapmasını sağlayan en büyük sebeptir. Anekdotunuz bir çok alimlerimizin düşünmesi gereken önemli bir hatırlatma olmuş.

REKLAM