Erbain Ziyareti ve Yürüyüşü Siyasi Şuur ve Bilince Sahip Olmak İçindir

GİRİŞ: 20.10.2019 13:05      GÜNCELLEME: 20.10.2019 13:05
Rasthaber -  İmam Sadık (as): “…O ( İmam Hüseyin) da halka hücceti tamamladı ve ümmete mazeret bırakmadı, yumuşaklıkla nasihat etti, kullarını cehaletten ve dalalet şaşkınlığından kurtarmak için senin yolunda kanını akıttı.” Erbain ziyaretinden/ Mefatih-ul Cinan

İmam Sadık’tan (as) rivayet edilen Erbain ziyaretinde şu cümleleri buyuruyor; “Allahım! İmam Hüseyin (as), kullarını “cehaletten” ve “delalet şaşkınlığından” kurtarmak için senin yolunda canını verdi.”

Erbain ziyareti ve yürüyüşünün hedefi cehaleti gidermektir.

Hangi alanda cehaleti gidermek  :

İmam Hüseyin (as) insanları “cehalet karanlığından“ kurtarmak istiyordu. İnsanlar “itikad/inanç“ alanında Tevhid, Nübuvvet ve Mead‘a inanıyor, pratikte imamet ve velayeti takip etmeseler de kalben inanıyorlardı. Toplumda “ahlaki“ alanda yozlaşma başlamış olsa da ahlaksızlık henüz toplumun her alanına hakim yayılmamıştı. Müslümanlar “ibadet“ alanında namaz kılıyor, oruç tutuyor, hacca gidiyor, humus, zekat veriyor yani fıkhi-ibadi alanda da bir cehalet sözkonusu değildi. Peki topluma hakim olan cehalet neydi? İmam Hüseyin(as) insanları hangi cehaletten kurtaracaktı? 

Topluma hakim olan “siyasi cehaletti.“ İnsanlar siyasi cehalet içindeydiler; “hakk imam ile batıl imamı“ ayırt edemiyorlardı, “imamet ile saltanatı“ aynı görüyorlardı.
Sakifeyle Gadir Humun farkını ayırt edemiyordu. İmam Hasan (as) ile Muaviye’yi, İmam Hüseyin (as) ile Yezidi aynı kefeye koyuyorlardı. 
Siyasi otorite de halkın bu cehaletinden yararlanıyordu, halkın cehaletini kendi menfaatleri doğrultusunda kullanıyordu.
Halkın itikadi, ahlaki, kültürel cehaletinin yanısıra en önemlisi “siyasi cehalet” her dönemde vardı.

Hz. Ali (as) ve halkın cehaleti:

Halkın cehaleti Zülfikar ile bile yok edilemiyor
Hz. Ali (as) Cemel’de, sahabenin de içinde bulunduğu Cemel ashabını yenmişti ama halkın cehaletini yenememişti. Bir devenin peşine takılan halkın cehaletini yenmek için peygamberin devesini yakmaktan başka çaresi kalmamıştı.
Sıffeyn’de, Malik Eşter’in Muaviye ve ordusunu yok etmeye az kalmışken halkın cehaleti yine hz. Ali’nin (as) karşısına dikiliyor; yani Kur’an’ları mızrak başında görüp Hz. Ali’ye (as) kılıç çekmeleri, imamı çaresiz bırakıyordu.
Nehrivan’da nifakın gözünü çıkarıp yok etmişti ama halkın cehaletini yine yok edememişti ve aynı cehalet Hz. Ali’yi (as) Kufe Mescidi’nde şehid ediyordu.

İmam Hasan (as) ve halkın cehaleti:

Altı aylık Velayet hükümetinde bulunan İmam Hasan (as), imametine savaş ile başlamıştı; altmış bin kişilik bir ordu ile Muaviye komutasındaki Şam ordusunu yok edeceği sırada, “ümmetin maslahatı barışı gerektiriyor, boş yere müslüman kanı akmasın” fitnesine aldanan halkın cehaleti ve tamahkar komutanların ihaneti İmam Hasan’ı (as) barış yapmaya zorluyordu.

İmam Rıza (as) ve halkın cehaleti:

İmam Rıza (as) Memun gibi siyasetçi ve aynı zamanda alim olan Abbasi halifesini alt etmiş, onun hile ve oyunları karşısında siyaset, direyet ve basiret dersi vermişti. Memun’un yaptığı bütün hileleri boşa çıkarmış, münazara  için getirdiği bütün alim ve din adamlarını yenmişti ama kendi dostlarının cehaletini yok edememişti. 
Halkın cehaleti o hadde ulaşmıştı ki İmam’a (as) akıl vermeye çalışıyorlardı. “Neden hilafeti kabul etmiyorsun”? diye baskı yapıyorlardı, daha sonra “bari veliahtlığı kabul et, bu bir fırsattır” diye nasihat ediyorlardı.

Erbaib ziyareti ve yürüyüşü siyasi şuura, siyasi basirete ulaşmaktır. Siyasi cehaleti yok etmektir. Sevap ve mükafatın yanısıra asıl hedefi siyasi şuur, siyasi duruş ve siyasi basiret elde etmektir.

Erbain ziyaretinin zuhurun mukaddimesi olması, Zuhur’un tamamen siyasi bir konu oluşundandır. Zuhur ve bu doğrultudaki çabalar siyasetin en stratejik konusudur.
Müslümanların siyasi cehaletleri masum İmamların başarılı olmalarını engellemiştir.

Modern cehalet:

Bilim ve teknoloji çağında aynı cehalet devam etmektedir. Günümüzdeki cehalet daha yoğun, daha katı ve daha şiddetlidir. Günümüz cehaleti modern cehalettir; ilim adına, bilim adına, modernite adına, medeniyet adına oluşturulan cehalettir. 

Resulullah (saa) buyuruyor: “Ben iki cehalet arasında meb’us oldum; ikincisi birincisinden daha büyüktür.

İmam Sadık‘a (as) soruyorlar; Peygamber zamanı mı daha kötüydü, hz. Mehdi (af) zamanı mı daha kötü olacak?

İmam Sadık (as) buyuruyor: “Hz. Mehdi (af) zamanı daha kötü olacak, çünkü peygamber zamanında insanlar taştan, tahtadan yapılmış putlara tapıyor Peygamberin karşısına bu putlarla çıkıyorlardı. Ahir‘uz zamanda insanlar Kaimimizin karşısına ilimle, Kur‘an ile çıkacaklar.

ABD'nin öncülüğündeki emperyal güç/ Firavun, servet ve para sahibi holdingler/ Karun, görsel gücü elinde bulunduran Medya/Samiri insanların akıllarını esir almış cehaletlerini daha da yoğunlaştırımıştır.

İnsanların aklı gözündedir; derinlemesine ve bütün yönleriyle düşünemiyorlar. Zahire bakıp onunla yetiniyorlar.
Günümüz cehaleti daha katı ve daha yoğundur.

Alimler peygamberlerin varisleridir”, hadisi bizlere alimlerin peygamberler gibi insanların cehaletini yok etmek için mücadele etmeleri gerektiğini söylüyor. Alimler peygamberin itikadi, ilmi, ahlaki alanlarda varisi olduğu gibi siyasi alanda da varisidir.
 
Alimler toplumun cehaletlerini tespit etmelidirler, toplumun cehaleti hangi alandadır; ahlaki alanda mi, fıkhi alanda mi, itikadi alanda mi yoksa siyasi alanda mi? 
Peygamberin varisi alim bunu tesbit edecek yeteneğe sahip olmalıdır. Bir alim bunu tespit edemiyorsa kendisi cehalettedir veya yanlış tespit ediyorsa siyasi basiretten yoksundur.
Alimler toplumun cehalet karanlığına ışık olmalıdırlar.

Siyasi cehalet:

Günümüzde en büyük cehalet siyasi cehalettir, siyasi basiretsizliktir; henüz zamanın Yezidleri tespit edilemiyorsa bu siyasi cehalettir. Tağutun kim olduğu ayırt edilemiyorsa bu siyasi cehalettir. 
Hangi gerekçeyle olursa olsun tağutların yanında yer alınır ve onlara meşruiyet kazandırılırsa bu siyasi cehalettir. Fasık, facir liderlerle ters düşmemek için susuluyorsa bu siyasi cehalettir. Hakim, egemen siyasi otoritelerle uyum içinde geçinmek için uzlaşılıyorsa bu siyasi cehalettir.  
Henüz tağutlarla işbirliği ve onların şemsiyesi altında İmam Hüseyin (as) tanıtılmaya çalışılıyorsa bunun kendisi siyasi cehalettir.
Kimin cehaleti yok edilmesi gerekir, halkın mı?  basiretsiz alim ve kanaat önderlerinin mi?

Aklı kullanmayı öğretmek:

İnsanları cehalet karanlığından ve delalet şaşkınlığından kurtarmanın yegane yolu akıllarını kullanmalarını sağlamaktır.
Aklı kullanmak cehaleti gideren en büyük nimettir 
Hz. Ali (as) buyuruyor: “...Peygamberler insanların akli hazinelerini ortaya çıkarmak için gönderilmişlerdir.”
Peygamberler insanların cehaletlerini yok etmek, onların akli hazinelerini ortaya çıkarmak için gelmişlerdir. Cahil terimi  alim terimi karşısında kullanılmaz, yani bilgisi olmayan cahil değildir. Dini literatürlerde aklını kullanmayan cahil olarak adlandırılır. Öyleyse aklını kullanmayan ister alim olsun, ister alim olmasın (avam) cahil olarak adlandırılır. 
Hakkı öğrenmek, anlamak ve anlatmak zordur. Hakkı tespit etmek basiret, beyan etmek ise cesaret ister. 
Hakkı öğretip topluma kabul ettirmek için ister alim olsun ister avam olsun tümünün cehaletini gidermek gerekir. İnsanların akıllarının önüne örülmüş cehalet duvarı hakkın öğrenilmesinde en büyük engellerden biridir. Hakk ne kadar şaibesiz ve  berrak olursa olsun, ne kadar güzel beyan edilirse edilsin, insanın cehaleti olduğu müddetçe hakk, toplumda kendisine hak ettiği yeri bulamaz.
Hakkın öğrenilmesi karşısında en etkin dış engeli oluşturan küfür, şirk ve tağuti sistemler aşılsa da deruni/ iç engel olan putları yıkmak kolay değildir. Öncelikle kafalardaki ve gönullerdeki putları kırmak gerekir. Bu putlar kırılıp halkın cehaleti aşılmazsa hakkın nuru tam anlamıyla hakim olamaz.
Matem ve yas merasimleri insanların akıllarını kullanmalarını sağlamak için olmaldır.

İnsanların uyanması gerekir:

Resulullah (saa) buyuruyor: “İnsanlar uykudadır ölünce uyanacaklar.
İnsanlar gaflettedir; ömürleri gaflet içinde geçirmektedir. Ömrünün yarısı uykuda geçiyor diğer yarısı uyanık olsa da gaflette geçiyor. İnsan günah işlediğ her an gaflet uykusundadır, diline, kulağına, gözüne, eline sahip olmazsa gaflet uykusundadır. Müminlerle ihtilaflı, kavgalı olduğu zamanlarda  da gaflet uykusundadır.
Toplumda haramlar serbestçe işleniyorsa o toplum uykudadır. Suç oranı yüksekse o toplum gaflettedir. Haram, günah, suç işlendiğinde kimsenin sesi çıkmıyorsa, emri bil maruf, nehy anil münker yapılmıyorsa o toplum uykudadır.
Allah’ın emirleri terk edildiğinde ve yasakları çiğnendiğinde kimse rahatsız olmuyorsa o toplum hastadır, gaflet uykusundadır.
İnsanın bu gaflet uykusundan uyanması gerekir. Ehlibeyt’in (as) bütün çabası insanları bu uykudan uyandırmak olmuştur. Eleyse min nevmikum yeğze? “Bu uykunuzun bir uyanması yok mu?” Nehcul Belağa Hutbe/223 

İmam Hüseyin’e (as) matem, Erbain yürüyüşünün sevabı vardır ama asıl olan insanların uykudan uyanmalarını sağlamaktır.
Matem ve yas merasimleri insanların akıllarını kullanmalarını sağlamak için olmaldır. Aklını kullanmayan ne günahtan kaçınabilir, ne de ihtilaf ve tefrikadan kurtulur ve ne de uykudan uyanabilir.

Sabahattin Türkyılmaz

YORUMLAR

Ibrahim duran 24 gün önce
Cok dogru tesbitler edilmis sabahattin hocama tesekkur ederim.Gercekten toplumun erbegini birde bu pencereden bakarak deyerlendirmesi lazım

REKLAM

İLGİLİ BAŞLIKLAR

REKLAM