Dünyayı Bekleyen Değişimlere Kendimizi Hazırladık mı?

GİRİŞ: 10.06.2020 00:06      GÜNCELLEME: 10.06.2020 00:06
Rasthaber -  BismillahiRahmanniRahim 

Hamd Alemlerin Rabbi Allah’a, salatu ve salam O’nun Resulu ve temiz Ehli beytine olsun.

Her nefis ölümü tadıcıdır. Bir imtihan olsun diye biz sizi hem kötülükle hem iyilikle deneyeceğiz. Sonunda ise huzurumuza döneceksiniz.”  “Yer yüzünde ki her şey yok olucudur”. (Enbiya-35), (Al-Imran-185), (Rahman-26)

Dünya büyük değişimlere gebe kalmış bir halde kendini yenilemeye doğru dönmekte. Fakat çoğu insanlarımızı bunu tam olarak ne olduğunu anlamamakta! Evet değişim olacak ama ne değişecek? günlük yaşantımız zaten her gün yeni bir seriyle değişime uğruyor.

Değişimleri İki ana Başlık altında bakabiliriz:

1-) Sosyal (ahlaki-İnanç), Ekonomik değişim

2-) Köklü Yönetim şekli (sistem) veya rejimi değişimi.

Sosyal ve Ekonomik değişim: Belirli bir sistem içinde gelişen, hayatımızın alt yapısının etkilemeyen aksesuar değişimlerdir. Bir kronolojide sırlarsak hayatımıza giren ve yaşamımızı kolaylaştıran değişimler; Araba, Uçak, Radyo, TV, internet, bilgisayar, cep & akılı cep telefonu, Akılı evler, moda, sosyal akımlar, Banka, Kredi Kartı, vs. Bunlar bizlerin periyodik olarak yaptığı değişimler. Kimilerimiz takip ediyor kimlerimizde elindeki ile yetiniyor. Yani seçimi bize kalmış. Fakat bu değişimler yaşantımızı etkilemekle birlikte bizleri zorlamıyor ve çok çabuk zevkle adapte oluyor ve ayak uyduruyoruz. Buna aynı zamanda Teknolojini sağladığı ve kolayca uyum sağladığımız sosyal ekonomik gelişmeler diyebiliriz.

Köklü Sistem değişimi: Bu değişimler insanların hayatlarını her yönü ile etkiler. Büyük devletlerin & Rejimlerin yıkılması ile oluşan değişimler. Ülkemizin yapmış olduğu başkanlık sistemine geçiş asıl itibari ile kökten bir değişim değildir. Parlamenter sistemden başkanlık sistemine geçiş, bu değişim sistemin kendi bünyesindeki değişimdir. Asil Bildiklerimiz başlıca imparatorluklar ve krallıklardır. Fransız krallığı, Rus krallığı, Osmanlı imparatorluğu, Kaçar imparatorluğu, İngiliz imparatorluğu, vb. Sistem değişiklikler genelde inanç değişikliklerinde beraberinde getirmektedir. Sistem değişikliklerinin hükmetme & yönetme ve yönlendirme üzerinde olmaktadır. Dolaysıyla insanların inançlarda bu değişimden direkt pay almaktadır.

Yıkılan imparatorluk & krallıklarının çöküşlerini analiz ettiğimizde karşımıza çıkan tablo köklü radikal rejim & sistem değişimlerdir. Hayatımızdaki yan etkileri kurallar ve kanunlar ile zoraki değişmektedir.

1789 Fransız ihtilali Krallığın bitişi Cumhuriyete geçiş. Bu arada Fransa 5 kere cumhuriyetini revize etti. Sistem 5.revize cumhuriyet ile yönetilmekte.

1917 Rus çarlığının yıkılışı ve Sovyet Sosyalist Cumhuriyet Birliği (SSCB) geçiş. Aralık 1991 SSCB’nin yıkılması.

1898 İspanya Krallığı dağılışı ve Parlamenter monarşiye geçiş. Bugün krallık ve parlamenter sistemi ile yönetilmekte.

1922 Osmanlı imparatorluğun yıkılışı ve Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşu. Neden bizde hanedanlık, bir İngiltere gibi, Bir Hollanda gibi, Bir İspanya gibi varlığına devam etmedi! tam aksine hanedanlık sürgüne yollanılıp varlığı tarihten silindi ve yok edildi? Cevaplanması gereken soru; İsmini tarihe altın harflerle yazmış büyük bir imparatorluya sahip olan bir ülkenin yeni rejiminin kendi özüne bu kadar düşman olmasının sebebi nedir?

1925 Kaçar imparatorluğu yıkılışı ve İran şahlığın kuruluşu. 1979 İran şahlığını yıkılışı İmam Humeyni Ruhullah tarafından İslam Cumhuriyetinin kuruluşu.

1934-1945 Büyük İngiltere imparatorluğu dağılması. Fakat krallığın ve de İngiliz hakimiyetinin İngiltere dostu ülkeler adı ile devam etmesi. Burada en önemli olan konu: İngiltere'nin Dünya hakimliğini ABD’ni geçmesidir. Dünya Hakimiyetini İngiltere, 2. Dünya savaşının devamında bir devir teslim töreni olarak ABD devretmiştir.

Temmuz 1776 Amerika Birleşik Devletini kurulmaması; Amerika'nın 1492'de Avrupalılar tarafından keşfinden sonra İspanyollar, Portekizliler, Fransızlar ve İngilizler, buradaki yerli halkların aleyhine toprak sahibi oldular. Avrupalılar, Amerika'daki topraklarını genişlettikten sonra, İngiltere başta olmak üzere çeşitli ülkelerden göçmenler alıp buralara yerleştirerek koloniler Kurdular. Ve 1789 yılında resmi olarak ABD kurulmuş oldu ve Sömürü düzeni resmiyet kazandı.

Bağımsızlık savaşı; İngiltere hakimiyetine karşı olan diğer Avrupalı koloni ülkeler (Fransa Krallığı, İspanya Krallığı ve Portekiz Hollanda krallığı) “bağımsızlık” savaşı verilir, fakat bu bağımsızlık savaşını kazanlar ne İngilizler nede diğerleri olur. Her iki tarafı destekleyen “Küresel güç” babaları banka “kapitalizm” sahipleridirler.)

Genelde bu değişimlere ilk etapta yöresel, bölgesel olmuş ve belirli bir insan grupları üzerinde ektisi olmuştur. Daha sonra endüstri devrimi ile başlayan dünya ekonomik sistem kurulmasıyla tüm insanlığı kapsayacak sekliyle oluşmuştur. Endüstri küresel sermayeyi oluşturmuştur. Küresel sermayeye sahip olan devletler diğer ülkeleri kendi rejimleri altına alarak, insan köleliğini ülke köleliğine evirmişlerdir. Böylece dünya, Sömüren ülkeler ve sömürülen ülkeler olarak ikiye bölünmüştür. Bu ise küresel sermaye sahipleri arasında rekabeti oluşturmuştur.

Şimdi öyle bir zaman dilimindeyiz ki büyük değişimin eşiğindeyiz yani küresel bir değişme doğru yol almaktayız, o ise 1789 resmiyet kazanan ABD hükümdarlığın dağılması ve çöküşü olacaktır. Bu çöküş tam olarak doların çöküşü olacaktır. Fakat dolar demek Dünya ekonomik yönetiminin ana mekanizması demektir. Dolaysıyla Doların çöküşü dünya ekonomik yönetimin çöküş olacaktır. Dolar depremi, dolara ($) bağlı olan devletleri yıktığı gibi, yaratığı artı şokları bu sisteme entegre olmuş tüm dünya devletleri yıkacak veya parçalayacaktır. Bu çöküşün getireceği yıkım büyük savaşlarda gebe olabilecektir. Bu savaşlar Dünyayı inanç anlamında iki kutup ayıracaktır. Tarih boyunca insanlığı manipüle eden adına her defasında bir kulp taktığımız (küresel, Siyonist, kapitalist, Elit) güçler ve bu güçlere karşı olan güç, Direniş cephesi. (Bulunduğumuz Y.Y içinde Direniş cephesinin kuruluş; 1979 Ruhullah Musavi Humeyni)

Çöküş kendin, İnanç çöküşü, Ahlaki çöküş, Sosyal çöküş, Ekonomik çöküş ve nihayi yıkılış olarak göstermekte. Yaşadığımız zaman diliminde İnanç, Ahlaki ve sosyal çöküşler gerçekleşti şimdi Ekonomik yıkım içindeyiz, bunun arkası nihayi final çöküşüdür.

Ne yazık ki toplumumuz İnanç, Ahlaki ve sosyal çöküşten çok büyük pay aldı. Ekonomik olarak ise bizleri Dünya banka sistemine dahil olmamızdan dolayı zor günlerle karşı karşıyayız.

Bizler, ülke olarak Küresel çöküşte kendimizi nasıl konumlandıracağız? Halkımızı bu ekonomik çöküşün getireceği şoklara hazırlıyormuyuz?  Böyle bir durumda Yapılması gereken en önemli kurtuluş formülü; inanç & Ahlaki & Sosyal olarak aramızdaki kutuplaşmaları eritmeliyiz, farklığımızı hoşgörü (tolerans) bir zenginlik yapmalıyız. Bundan ötürü, Ülkemizi yöneten iradeye ve ülkemizde söz ve güç sahibi olan sosyal kurumlara çok iş düşmekte. Ne ırk ne renk nede inanç ayrımı yapmaksızın Adil ve hakkaniyetli bir şekilde yakınlaşmamız şarttır. Göstermelik, popüler yaklaşımlar böyle bir krizde bizi ancak böler, ülkemizi parçalar. Bu krizi yaratanlar “birlikte güç doğar” sloganına karşıdır.

Bizlerin birliğini sadece inanç birliği ve onun tanıdığı özgürlükler gerçekleştirir. İnancımızdan korkamayalım. En canlı örneği Filistin, bizlerin inancı altındayken herkes (Müslüman-Hristiyan-Yahudi) inancında hür ve birbirleriyle dost olarak yaşayan Filistin, İngiltere'nin hakimiyetiyle Siyonist Yahudilerin eline geçince dünyanın en büyük açık hapishanesi, toplama kampı oldu, hali hazırda Filistin'de siyonist yönetim eliyle çok büyük etnik katliamlar tüm dünyanın gözü önünde, özelikle Müslüman toplulukların gözü önünde gerçekleşmektedir. Kudüs, yapay zekanın aracılıyla dünyaya hâkim olmayı hayal eden Siyonist hükümdarlığının (Büyük İsrail) diğer bir değişle BOP başkenti olma yolunda ilerlemekte.

Değişim neden gerçekleştiriliyor?

ABD’nin yıkılışı parayı elinde tutanları etkilemez, bir sözümüz var derki “paranın ne rengi ne ırkı nede inancı var” zaten şu anki gelişmeler parayı elinde tutanların yaptığı bir çatışmanın neticesidir. Sistem şu haliyle ile tıkanmıştır, kımıldayacak hiçbir güç ve sistemde yapılacak yamaları kaldıracak hiçbir alan kalmamıştır. Dünyamız kaçınılmaz bir değişime gebedir ve doğurmaya hazırdır. Çünkü gelecek Yeni Dünya düzeni bildiklerimizden farklı olacaktır. Bir SF/BK (Science Fiction/Bilim Kurgu) filmlerini andıran bir yapıda olacaktır.

Kim bu değişimin arkasındaki akil hocası?

Bu değişimi gerçekleştirenler Yeryüzünde ilahlık taslayan şeytani güçlerdir. Şeytani güçler; şeytan ile iş birliği içinden olan insanlar grubudur.  Şeytanın tek amacı insanın gerçek hedefinden saptırmaktır. Şeytan, tüm bu değişimlerinin sonuncunun nereye varacağını çok iyi bilmektedir. Onun tek hedefi insanın kendisidir. Allah’a Galu belada verdiği sözü ve Allah’ın yolladığı her hatırlatma & uyarısına rağmen insanları isyankâr kılmak, insanın “ilahlık taslamasını” sağlamaktır.  “İş hükme bağlanıp-bitince, şeytan der ki: 'Doğrusu, Allah, size gerçek olan va'di va'detti, ben de size vaadde bulundum, fakat size yalan söyledim. Benim size karşı zorlayıcı bir gücüm yoktu, yalnızca sizi çağırdım, siz de bana icabet ettiniz. Öyleyse beni kınamayın, siz kendinizi kınayın. Ben sizi kurtaracak değilim, siz de beni kurtaracak değilsiniz. Doğrusu daha önce beni ortak koşmanızı da tanımamıştım. Gerçek şu ki, zalimlere acı bir azab vardır.'” (Ibrahim-22)

İnsanlık, kendi egosunu tatmin etme peşindedir. Liderlik, hükümdarlık ve en ileri noktası ilahlıktır. Bu minval üzeri insan, şeytanın vaatleriyle ilahlık projesini gerçekleştirme peşindedir. Onun için Her şeyden önce varılması gereken hedefi “Transhumanisime” Mükemmele insan, ölümsüz insan, yarı robot insan (Cybrog) yaratılmasıdır. “Hevesini kendine tanrı edineni gördün mü?” (Furkan-43)

Bunu gerçekleştirmek için alt yapını, sosyal, Ahlaki ve inançsal olarak hazırlanması gerekmektedir. İnsanların düşünebilme yeteneğini sıfırlanması, İnsanların imansızlaştırılması gerekir, kısaca insanların doğru veya yanlışı ayırt etme kapasitesini yok edilmesi gerekmektedir. İnsanı referansız bırakıp, Karasız, şüpheci modül içinde “ölüm” ve “açlık” ile korkutulması gerekir. Şu anda bizlerin yaşadığı periyod budur. Çünkü bir ileriki etapta bizden istediklerini ön koşulsuz olarak yerine getirmemiz için bizleri hazırlamaktadırlar.

Bilinçsiz olarak, teknolojinin nimetleri diyerek, masumane şekilde onların bu hedeflerinin alt yapılarının çoğunu hazırladık ve oluşumunu hızlandırdık. Bizlerin sosyal, ekonomik ve inançsal olarak artık ne gizlisi nede saklısı kalmadı. Tek bilmedikleri Ruhumuzun (Düşüncelerimizin, duygularımızla) vücudumuzla olan isleyişi. Bunu çözmenin yolu ise; Düşünceyi, Duyguyu, hissiyat, hayal kurma, arzulama, Sevmek ve nefreti yok etmektir. Bizleri daha önceden dış etkenler ile yönlendiriyorlardı (moda, müzik, film, terör, lüksüyet, zenginlik, seks, vb) artık bunların hiçbirine oluşturulacak yeni insan “Cybrog”la gerek kalmayacak. Cybrog’larin bu duygulara, hissiyatlar ihtiyacı olmayacaktır. Nasıl Programlandığıysa o şekliyle yaşam sürecek. Hastalanmayacak, yorulmayacak, ölümsüzleşecek, Doğurmayacak, vb.  (Cybrog = Yarı insan Yarı makine olan “organik ve biomechatronik” vücut.)

Kendinize şu soruyu soruyor olabilirsiniz. Bu mümkün olabilir mi?  Ve gerçekleşebilir mi?

Şöyle düşünürsek; Dünya yuvarlak mı? değil mi? tartışması yapılırken, siz, o insanlara deseniz ki; insan aya gidecek ve bir sür gezegen keşfedecek!  Size ne derlerdi?

Asıl düşünmemiz gereken konu; sizin böyle bir yapılanmaya karşı nasıl bir tavır alacağınızdır? İnsanlığın bir “Cyborg” olmasını kabul edip etmeyeceğinizdir! Siz, İnsanın Hür iradesini yok edip bir robot gibi programlanması kabul edip etmeyeceğinizdir. Daha önce dediğim gibi bizleri köle ettiler fakat ruhumuz bunu kabul etmedi ya da dış etkenler ile bizleri yönlendiriyorlardı ama seçim hakkımız vardı. Şimdi o seçim hakkı yok olacak. Yüklenecek program ile yaşantımız yaşanacak, hür irade ile oluşturulan bir hayat olmayacak. Evet belki savaşlar olmayacak, Anarşi & terör olmayacak, mükemmel insan, mükemmel toplum... Fakat! Bildiğimiz, tanıdığımız, İnsani arayacağız. “Beşer nede olsa şaşar” diyemeyeceğiz.

Her şeyi, (bu plan ve projeleri kuranları, uygulayanları hata akıl hocaları olan şeytanı) yaratan Allah (cc). Her şeyi bilmesine rağmen, meleklerin insan için dediği; “yer yüzünde kan dökecekler sana karşı isyankâr olacak bir varlık mı yaratacaksın!” Allah (cc), “siz (melekler) bilmezsiniz”, diyerek insana Hür iradesini ve insanlık şuurunu vermişti. O’nu gerçek bir İlah, bilip & bilemediğimiz her şeyi yaratan bir yaratıcı olduğu göstergesidir. Buna karşın, Halife olarak yaratığı, şeytanin yalan vaatlilerine aldanan insanlarsa ilahlık projesi peşindeler.

Bu gerçekleşecek mi? HAYIR. Kafirler, müşrikler, inançsızlar istemese de inanmasa da Allah (cc), yer yüzüne ilahi Nurunu hâkim kılacak ve Rahmetiyle insanlığının üzerindeki şeytani kara bulutları, kendisinin tayin ve emri ettiği beklenen nuruyla arındıracaktır.

Sûr'a üflenince, Allah'ın diledikleri müstesna olmak üzere göklerde ve yerde ne varsa hepsi ölecektir. Sonra ona bir daha üflenince, bir de ne göresin, onlar ayağa kalkmış bakıyorlar!” (Zumre-68)

Mustafa Kemal TASPINAR


YORUMLAR

Dudu Celik 3 ay önce
Esselamü Aleyküm ve rahmetillahi ve Berakati ✏️ kaleme Aldığınız yazı çok güzel olmuş.İnsaallah devamında bekleriz Sayın Mustafa Kemal Taşpınar Diğer yazılarınızda olduğu gibi Sizlerin Takipçisiyiz. Birdaki yazınızı okumak üzere. Saygılar
EBU HUSEYIN 3 ay önce
CYBORG (TRANSHUMAIN) ÇALISMALARINA ÇOK ONCEDEN KOLONLAMA ILE BASLAMISLARDI. FAKAT NEREY KADAR GELEBILDILER ?? KUZU KOLONLAMISLARDI FAKAT KOLONLAMAYA INSANLIK KARSI ÇIKMISTI AMA GIZLI GIZLI MUTLAK INSAN KOLONLAMA UZERINDE ÇALISMA YAPMISLARDIR. NEOM PORJESI VE NETICELERI. YAKINDA GORECEGIZ.

REKLAM

İLGİLİ BAŞLIKLAR

REKLAM