Dünya Hayatına Bir Nefeslik Mola

GİRİŞ: 17.09.2019 23:02      GÜNCELLEME: 17.09.2019 23:02
Rasthaber -  Bismillahirrahmanirrahim
               Toplumsal Araştırma ve Yardımlaşma Derneği’nin (TAYDER) düzenlemiş olduğu 11. Öğrenci ve Ziyaret-Eğitim Kampı dolayısıyla yaklaşık 50 üniversite ve lise öğrencisi olarak İran’daydık. Tebriz, Kum, Tahran ve Meşhed şehirlerinde gerçekleşen ve toplamda 10 gün süren kamp, eşine ender rastlanacak arkadaşlık bağları, farkındalık yaratan konferansları ve ziyaretleriyle biz gençlere unutamayacağımız günleri yaşattı. Gezinin sürdüğü 10 gün ve sonrasındaki günlerde, gözlemleyebilidiğim kadarıyla bu gezinin bazı özgün taraflarını aktarıp, bilhassa içi boşaltılmaya çalışılan günümüz gençlik hareketlerine karşın kampta nasıl bilinçli bir sürecin tohumlarının atıldığını sizlere ulaştırmak istiyorum, elimden geldiğince.

1- Ali İbn Musa al-Reza’nın Muhabbet Deryasına Misafir Olmak
Her şeyden önce; her ne isek ve her kim isek ve her ne hata işlemiş isek bizi haremine kabul eden ve mihribanlığını ta evlerimizden çıktığımız andan itibaren bize hissettiren İmam Rıza (a.s)’ya misafir olmak, grubumuz üzerindeki en büyük bereket idi. Otobüse ilk bindiğimiz zaman dahi birbirini tanımayan insanların ruhlarında İmam’a gidiyor olmanın bir tanışıklığı vardı. Yüzlerimiz birbirini henüz tanımasada, Ehlibeyt’in muhabbetiyle kalplerimiz birbirine çoktan aşinaydı.

Özellikle Aşura gününü İmam’ın hareminde geçirmek, Seyyiduş-Şuheda için İmam Rıza’ya yakından bir tesliyet arz etmek belki de çoğumuzun bügüne kadar hiç yaşamadığı bir duyguydu. İmam Rıza’nın açtığı matem çadırına, Meşhed’e davetliydik ve maddi dünyanın ruhlarımızda oluşturduğu bütün katılıklarımız, yolun başından incelmeye başlamıştı. Unutulan insanlığın sesleri geliyordu kulaklarımıza.

2-Birlik ve Beraberlik
TAYDER, kampın başından sonuna kadar ve hatta kamp başlamadan aylar öncesinde, gençlerin birlikteliğinin, birbirleriyle tanışıklığının üzerinde önemle durdu. Hani diyor ya bir yazar, ‘İnsan bilmediğine düşmandır’ diye, ‘Tanışın tanış olun ve düşmanlıkları aradan kaldırın’ mesajı sürekli hissediliyordu bu kampta. Bunun en  büyük kanıtı, sosyal medyada birbirini karalamaya çalışan mektep içi çatışmalara, başkalarının hayatına girmeden dışarıdan yapılan anlamsız yorumlamalara karşın bu kampta gençlerin fiziksel olarak bir araya gelmesi ve aynı havayı soluyarak birçok şeye şahit olmasıdır. 

Evet, şu eleştiriyi de kendimize yapmamız gerekir , 
Yetkililer ellerinden geldiğince bu ortamı oluşturmaya çalışmışlardır ancak bu tarz kampların az oluşu, birlikte hareket etme ve fikir üretme kültürü ile henüz yeni tanışıyor olmamızdan dolayı birbirimizi tanıma konusunda eksikliklerimiz olmuştur. Zamanın az olması, programların yoğunluğu ve kişisel nedenlerimizden ötürü bu eksikliklik meydana gelmiştir, fakat bu eksikliğin farkına varılması ve üzerinde hakkaniyetli çözümlemeler yapılmasının istenmesi de gençlerin heybelerine kattıkları güzel bir derstir.

Muhakkak ki, birlikteliğin duyulmayan güçlü bir haykırışı vardır, Gelecek kamplarda ve toplantılarda bu haykırışı duyacağımıza inancım tamdır. 

3-İletişim ve Kendini İfade Etme Hürriyeti
Herkesin söyleyecek bir sözünün olduğu ve fikir meydanının herkese açık olduğu mesajı gençlerin cesaret duygularını arttırmıştır. İstisnasız yapılan her konferans ve konuşma sonrası, soru-cevap kısmının olması ve gençlerin eleştirel, sorgulamaya yönelik güçlü taraflarının var olduğunun gün yüzüne çıkarılması en büyük kazanımlardan biri olmuştur. 

Devir sadece susup dinleme ve bilinçsiz, gelenekselleşmiş bir dini anlayış devri değil; akleden, sorgulayan ve temiz fıtratının izinden gitmeyi hak eden islami gençlik devridir. Akademisyenlerle ve sosyal çalışmacılarla yapılan toplantılar sonrasında, genç kardeşlerimin ufkunun genişlediğini ve yeni soruların peşine düştüklerini görebiliyorum.

4- Farkındalık
Düşüncelerin paylaşıldığı ilim meclislerinin en önemli özelliklerinden biri de kişilerin bilgi açlıklarının farkına varmasıdır. Katıldığımız eğitim programları ve konferanslar ile birçok genç arkadaşım okumanın, yorumlamanın ve üretici bir bilgi ile donanmanın ne kadar mühim olduğuna bizzat şahit oldular. Hakikate giden bilginin peşine düşmenin bir erdem olduğu ve bilinç zırhıyla sağlamlaşmanın imani bir ilke olduğu farkındalıklarımız arasında sayılabilir.

5-Fedakarlık 
En çok sözün söylenmesi gerektiği ama hiç bir kelimenin de yeterli karşılığı bulamayacağı fedakarlık dersi ile doluydu bu 10 gün. Kelimeler kifayetsiz kalsada, gönüllerimiz bu fedakarlık ateşini, kampta bulunamayan kardeşlerimize de ulaştırmak istiyor. 

‘Kendileri (ensar) zaruret içinde olsalar bile, onları (muhacir) kendilerine tercih ederler. Kim nefsindeki cimrilikten korunursa, işte onlar, kurtuluşa erenlerdir.’ (Haşr, 9) ayetini yaşayan ve güzel örneklik teşkil eden her bir kardeşime teşekkür ediyorum. Bencilliği ve konforu süsleyerek hayatımızın her alınına yaymaya çalışan modern dünyaya karşı bizler bu gezide, fedakarlığın en büyük insani özellik olduğunu, sadece teoride değil pratik hayatta da vücut bulabileceğini gördük. Hangi birinden bahsedeyim ki? Uykusuz olduğu halde sabrını korumaya çalışan görevlilerden mi, otobüsün gecikmesi dolayısıyla gece yarısına kadar yollarda İmam Rıza ziyaretçilerini bekleyenlerden mi, ventilator dönmediğinden her yere yeterli serinlik gitmesi için dakikada bir elleriyle ventilatorü çevirenlerden mi, karşının rahatını kendi rahatsızlığına tercih edenlerden mi? 

Bu davranışların sırrı elbette Resul (s.a.a) ve Ehlibeyt (a.s)’dan gelen temiz kaynağın öğrencisi olmaya talip olmaktır. Bir de bu temiz kaynağın öğrencileri var; şehidler. ‘Araya dünya sözleri karışmadan’ gönül dilimiz ile söyleştiğimiz ve kimi genç kardeşimin içsel devriminin kapısını aralayan şehidlik ziyareti, etkisizleştirilen ve kurutulan gençlik ağacımızı tekrardan yeşertmiştir. Ve şu mesaj açıktır; bu din tarihte veya kitaplar arasında kalan afyon bir din değildir, insan yetiştirmeye gönüllü canlı ve diri bir dindir.

6-Mücadele
Bütün soruların ulaştığı sonuç ve alınan ibretlerin bağlandığı nokta; mücadele bilincidir. Bütün bir kamp sürecindeki öğrendiklerimizden yola çıkarak, şu sorular bizden cevap beklemekte; Hak yolundaki mücadelede neredesin, ne yapmaktasın? Huseyni kervan Kerbela’ya doğru harekette, sen neredesin? Şam’da yezidin sarayında mı, kufede ibn ziyadın ordusunda mısın, Mekke’de Huseyn’siz hacca devam edenlerden misin? Yoksa aşk kervanında mısın, bütün adanmışlığınla. Neredesin kardeşim?

Son söz yerine: Yalın ayaklılar ve dünya mustazafları için Allah'ın bir vaadi var, bu vaade giden yola bir taş daha ekleyen bütün kamp yetkililerine va katılımcılarına Allah'ın selamı olsun. 

Not: Biz dilinin kullanıldığı bu yazı genel gözlemlediğim durumları ifade etme maksadıyla kullanılmıştır, yapılan yorumlamaların içine dahil olmayan ve farklı düşünen arkadaşlarımız da muhakkak vardır. 

YORUMLAR

REKLAM