Dinin Güncellenmesi -2

GİRİŞ: 02.05.2019 09:37      GÜNCELLEME: 02.05.2019 09:37
Rasthaber -  Zahir İmamların saptırılmaz satın alınmaz dağ gibi güçlü irade ve vahyin ilanı olan tebliğleri karşısında Müstekbirlerin yapabilecekleri açık düşmanlık ve tecritten başka bir şey değildi, ki hep bu yöntemi uyguladılar. 11 kıyam merkezi Ehlibeyt İmamının tamamını bu Müstekbir güçler önce tecrit ettiler. Buna rağmen tecrit para etmeyince O Hazretler toplumla buluşup kaynaşınca,  zalim egemen güçler hidayet İmamlarını şehit ettiler. Böyle korundu sömürü iktidarları... 

Gaybet dönemininse başka saptırıcı yolu yöntemi vardı. Çünkü İmam açıktan yaşamıyor. Bu durumda düşmanın gizlenmesi gerekiyordu ki tevhid yolunun adalet aşığı yolcuları zamanın Tağut ve Müstekbirlerini tanıyamasın, onlardan teberri edemesin. Teberri mücadele düşmanlık ve kıyamları zamanın sömürgecilerine yönelip onlara zarar vermesin. Hep tarihte yaşasınlar. Nasıl olsa tarihteki sömürgeci ataları olan yezit ya da Muaviye’ye yönelecek; düşmanlık öfke ve lanet asla bu günkü sömürü düzenini tehdit etmeyecekti.

Geçmişin Yezidine lanet okuyup onu lime lime etmek isteyen, Muharremlik Eza Meclislerindeki İmam Hüseyin’e matem tutanlar, zamanın Yezidlerini tanımayacaktı. Tersine onları iyi müspet olumlu adil yöneticiymişler gibi görüp onlara destek bile verecek, biatlarını gizli açık sürdürebileceklerdi. Böylece İmam Ali (a.s)’ı adaletin merkezi olduğu, sömürgeci kan içicilere kıyam ettiği için onu seven ve onun taraftarı olan herkesin uğrayacağı; “kişinin bir dağ kadar bile güçlü olsa musibete uğraması” söz konusu olmaz.

Bu gün İmam Ali (a.s)’ın bu sözünü aynen tekrarlamanın bir anlamı yoktur. Çünkü günümüzde neredeyse doğru yanlış iyi kötü, İmam Ali (a.s)’ı sevmeyen yoktur. Hatta tersine onu seven değil sevmeyen bu gün musibete uğrar dışlanır; insan, Müslüman ve adam yerine konmaz. Normal değil anormal görülür. Toplumda tutunamaz.
O zaman bu söz olmak üzere, kıyam mektebi Ehlibeytin tüm sembol slogan söz ve hadislerinin güncellenmesi gerekir. 
Nasıl mı?
Bu güncellemeyi açıklığa kavuşturmadan önce bir hususu hatırlamamız gerekiyor. O da dinin zaten biz bilsek de bilmesek farkında olsak da olmasak da İmam Mehdi (a.s) eliyle devamlı güncellendiğidir. Bu Şia itikadının, İmametin bir özelliğidir. Denir ki hadislerde, insanlar bu dine her ne soksalar bidat olarak, Zamanın İmamı bunu temizler. Bu dinden her ne söküp çıkarıp atsalar, onu geri yerine getirir koyar. (yaklaşık anlamdaki hadis.)

Dinin güncellenmesi sadece Mehdi (a.s) a ait bir husus da değildi. Bu tarih boyunca Allah’ın değişmeyen sünnetiydi. Ne zaman ki insanlar dini doğruları bulamaz olsalar, güncel ilahi hükümlere ulaşamayacak olsalar Allah bir peygamber ya da onun vasisi olan masum eliyle bu açmazı gidermektedir. Bir hüccet ölünce Allah bir saniye bile geçirmeden yenisini görevlendirmektedir. Zannediyor musunuz ki yer yüzünün hüccetsiz kalmaması bir an bile Masumsuz olmayışı bu konuyla ilgili değildir! Hayır hadislerde; “bir an bile hüccetsiz kalsa Allah yer yüzünü yok eder.” denir. Biz farkında olsak da olmasak da görsek de görmesek de ilahi yasa böyledir ve bu yasa değişikliğe uğramaksızın yürürlüktedir. 

İlahi hükümler böylesine güncel iken ve değişen şartlara yeni gelişmelere karşın bu kadar tetikte ve güncellenmekte iken özellikle yaşayan İmama inanan Şiilerin hep önceki İmamlarla ilgilenmeleri, mesailerini hep bu alana vakfetmeleri anlaşılır gibi değildir. Çünkü zamanın İmamına bağlı olmakla önceki İmamların acılarını ve yaşam öykülerini ele almak, Zamanın İmamından çok onları gündemde tutmak, İmam Mehdiden çok bu İmamların yaşamlarını konu edinmek bu güncellenmeye adım uyduramamak anlamına gelmektedir. Bu ikisi tamamen olmasa da arasında büyük farklılıklar barındırmaktadır. 

Siz devamlı olarak Kerbela katliamıyla ilgilendiğinizde, önceki İmamların yaşamlarını öğrenip öğrendiğinizde, vaktinizi mesainizi tamamen bu alana tahsis ettiğinizde zuhura hazırlanamazsınız ki! Zuhura doğru gelişen hayatın gerisinde kalırsınız. Ona hazırlanan dünyaya uyum sağlayamazsınız. Bunlar tamamen farklıdır. Çünkü dünyanın insanları, yaşamın araçları, sürekli değişmektedir. Silahlar öğrenme yöntemleri bilim teknoloji kültür hızla değişmektedir.

Örneğin Kerbela katliamını anmak ve anlamak için 3 ayını vakfaden bir ekibi ele alalım. Bunların Kerbela katliamını öğrenmek ve bunu çağın anlayacağı şekilde ele alabilmek için tüm güçlerini seferber etmeleri gerekecektir. Oysa bu üç ayda İmam Zaman kendisine hangi hadisleri buyurdu? Kendisinden hangi amelleri istedi? İbadetlerini nasıl yapmasını istedi? Zamanın zalimleri hala iş başında olan çağdaş yezitler olan Tağutlardan hangi gün nasıl teberri etmesi gerektiğini söyledi! Takip etmesi bu bilgilere ulaşması nasıl mümkün olacaktır? 

Bu üç ayda İmam Zaman (a.f)’in hakiki dostlarından kaç kişi zamanın Yezitlerince şehit edildi. İmamın askerlerinden kaç tanesi daha zalimlerce etkisiz hale getirildi. Oysa eğer geçmiş İmamlarımıza değil Zamanın İmamımıza kulak ve göz verseydik İmamın zuhurunu çabuklaştıracak ve ona destek olmakta olan taraftarlarının dünyadan yok edilerek etkisiz hale getirilmelerine engel olacaktık. 

Mehdi (a.s) bekleyen ve ona İnanan biatlı birinin İmam Zaman a.s bu üç ay içinde zuhur edebilecekken neden zuhur etmedi bunu düşünmesi gerekmez mi? Bu alanda hangi liyakatsizliklerde bulundu bunlara pür dikkat olması gerekmez mi? Kişinin bin dört yüz yıl önceki Yezide düşmanlık yapması ve ona lanet okuması kolaydır. Ondan nefret duyması kolaydır. Ama bu günkü yezitlerden?

Bu gün yezit yok mudur? 

Bu gün dünya yezitlerle doludur. Bu konu ayrı müstakil bir konu olmakla beraber bu yazımızın da mecburen dikkat çekmesi gereken önemli bir noktasıdır. 
Bu gün İmam Zaman a.f neden gaybette? Hadislere baktığımızda öldürülecek olduğu için denir. Peki neden? Kim öldürecek? 200 milyon inanan Şiisi/taraftarı olan bir İmam nasıl öldürülme tehlikesi yaşar? İmam Hüseyin (a.s)’ın hunharca katledilmesinden daha mı az önemlidir bu konu? İmam Hüseynin katilleri kadar İmam Mehdinin yaşayan katillerini tanımamız gerekmiyor mu? Onlarla savaşmamız ve onları ortadan kaldırmamız gerekmiyor mu?

İmam Ali (a.s)’ın hilafetinin gasbedilmesi tabi ki önemli. Ama bu gün bizim İmam Ali (a.s)’ın hilafetini gasıplardan koruyup O İmama iade etmemiz mümkün mü? Bu olaylar yaşanmış geçmiş bitmiştir. Bu gün İmam Mehdi (a.s) hayattadır. Peki iktidar mıdır? Bu gün onun hilafeti gaspta değil midir? İmamın hilafetini gasp edenler kimlerdir o halde? Biz bunları tanıdık mı? Bunlardan teberri ettik mi? İmam Hüseyin (a.s)’ın düşmanlarına duyduğumuz öfke kadar bunlara öfke duyduk mu duyuyor muyuz? Duymamız gerekmiyor mu?

Bu gün tağutu inkar ne demektir? Bu günün Tağut(ları)u kimdir? Biliyor muyuz? Yoksa bu gün tüm yeryüzü yöneticileri İmam a.s’ın zuhuru için hazırlıklar yapıyor ve onu mu bekliyorlar? Sahip oldukları yönetimleri ona devretmek için can mı atıyorlar! Bu konuları düşünmek bizim dinimizi güncel tutmamızın bir gereği değil midir? Devamlı güncellenen dinin güncelleyicisi İmam Zaman (a.f)’in güncelleme programına uyum sağlamak ve ayak uydurmanın gereği değil midir? 

(Sürecek…)

YORUMLAR

REKLAM