Dananın kuyruğu

GİRİŞ: 17.02.2021 14:49      GÜNCELLEME: 17.02.2021 14:49
Rasthaber -  ABD-İran ilişkilerinde zamana karşı bir yarış var.

Başkan Trump 2015’de imzalanan İran Nükleer Anlaşması’ndan çekilince Tahran “Ben de bildiğimi okurum” diyerek Uranyumu yüzde 20 zenginleştirme işlemini başlattı ve parlamentonun kararıyla 2016’dan bu yana uygulanan Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Anlaşması (NPT) kapsamında gönüllü olarak uygulanan Ek Protokol’den 21 Şubat’ta ayrılacağını ilan etti.

Yani İran bu tarihten sonra atom bombası yapma sürecini resmen başlatmış olacak.

“Ben buna asla izin vermem” diyen ve 21 Mart’ta zorlu bir seçime hazırlanan Netanyahu her an bir çılgınlık yaparak ABD’nin İran’la barışma çabalarının önüne geçebilir.

Biden’ın işi zor.

Ya İran’ın koşullarını kabul ederek 2015 anlaşmasına geri döner ve bölgede yeni bir süreci başlatır ya da İsrail’in oyununa gelerek işlerin yeniden karışmasına neden olur.

Şimdilik birinci olasılık ağır basıyor.

Bu bölgede İran’sız hiçbir şey yapamayacağını bilen Biden kendisinin de Başkan Yardımcısı olduğu 2015’de imzalanan Nükleer Anlaşma’ya dönmenin herkes için hayırlı olacağını biliyor.

Bu gerçeği bilen İran da taviz verecek gibi görünmüyor.

Her türlü olasılıklara karşın İran şu anda tam teyakkuzda ve bugün Rusya ile birlikte Hint Okyanusu’nda çok büyük deniz ve hava tatbikatı başlatıyor.

İran’ın elinde çok fazla koz var.

Kızıldeniz’in güney giriş-çıkışını kontrol eden Yemen’deki Husiler, İsrail’in korkulu rüyası Lübnan’daki Hizbullah’ın on binlerce militanı ve en az 100 bin füzesi, ABD ve Türkiye’nin desteklediği silahlı gruplara karşı savaşan Suriye’deki askeri varlığı, Irak’taki yüz binlerce Şii militanı ve son olarak Hürmüz Boğazı’ndaki kendi askeri varlığı.

Ve elbette tüm ambargolara rağmen petrol ve doğal gaz kaynaklı ekonomik gücü.

Peki Ankara ne yapıyor?

Libya ve Somali’de sıkışmış durumda, Suriye’de bildik ideolojik tercihli hesaplar peşinde ve Irak’da en az 40 yıldır yaptığı işi yapıyor.

Yaklaşık 30 kez karadan ve yüzlerce kez havadan operasyon.

Ama PKK yine Kuzey Irak’da ve PKK’nın Suriye kolu PYD/YPG Fırat’ın doğusunda duruyor.

ABD, İngiltere, Fransa, İtalya, İsrail, BAE, Suudi Arabistan ve daha başka bir çok ülkenin yardım ve desteğiyle.

Hem de her türlü ağır silahı ve savaş teknolojisi olan en az 60-70 bin militanıyla.

“Dost ve müttefik” ABD; “dost ve müttefikimiz” Katar’daki üslerinden onlara sürekli silah taşıyor.

Bu işin bir tek çözüm yolu var o da Şam ile konuşmak ama Ankara bildik komplekslerinden dolayı buna yanaşmaz.

Ankara Fırat’ın doğusunda 100 kilometrelik alanın kendisi için yeterli olduğunu düşünüyor olabilir ama gün gelir bu hesabın ne denli tehlikeli olduğu anlaşılır.

Çünkü ne Rusya destekli Suriye ne de Kürtlerle ilgili hesabı olan ABD Ankara’nın planlarına izin vermez.

Esad’ı destekleyen ve Irak’da etkin olan İran hiç vermez.

Kuzey Irak’taki planlarına da izin vermeyeceği gibi.

Irak ve İran medyasını takip edenler bu gerçeği kolaylıkla görebilir.

Yoksa herkes istediğini yapar ve istediği gibi konuşur ama sonunda mutlaka duvara toslar.

Son örnek PKK’nın şehit ettiği söylenen 13 “sivil” vatandaşımız.

ABD bile yapılan açıklamalara kuşkuyla bakıyor.

Bu 13 kişinin kurtarılması için beş yıldır uğraş verenler tüm detayları açıkladı.

Peki iktidar ve medyası ne yapıyor?

HDP ve HDP ile görüşen CHP ve İYİ Parti’ye saldırıyor.

Oysa Cumhurbaşkanı Erdoğan başta olmak üzere iktidarda hemen hemen herkesin Barış Süreci, PKK, Öcalan ve HDP ile ilgili çok sayıda olumlu demeci ve videosu arşivlerde durmaktadır.

Yandaş medyadaki bildik tiplerin de videoları, köşe yazıları ve twitleri de duruyor.

Ama işe yaramıyor çünkü her şey onların kontrolünde ve onlardan hesap soracak kimse de yok.

Sağduyulu vatandaşlar hariç.

İktidar içerde ve dışarda çılgınlık peşinde.

Bunun için gerginlik ve kavga istiyor.

İktidar HDP’yi kapatma peşinde.

Dananın kuyruğu kopmak üzere.

Bakalım Biden bu olup bitenlere ne diyecek?

korkusuz

YORUMLAR

REKLAM