Coron Covıd-19 Allah Bizi Cezalandırıyor mu?

GİRİŞ: 16.03.2020 16:20      GÜNCELLEME: 16.03.2020 16:20
Rasthaber -  BismillahiRahmanniRahim,
Hamd Alemlerin Rabbi Allah’a, salatu ve salam O’nun Resulu ve temiz Ehli beytine olsun.
« Muhakkak onlar(müşrikler), O'nun(Allah'ın) dışında, dişileri(cinleri-perileri) çağırıyorlardı.
Onlar, (gerçekte) (kovulmuş) asi şeytandan başkasını çağırmıyorlardı. Allah, onu lanetledi
ve o(şeytan) dedi ki: "Elbette, Senin kölelerin içinden belirlenmiş bir zümreyi, kendime (köle)
edineceğim.
"Ve elbette onları saptıracağım, ümitlendireceğim; onlara, hayvanların kulaklarını
kesmelerini emredeceğim. Elbette yine onlara, Allah'ın yarattığını değiştirmelerini
emredeceğim." Kim, Allah'ı bırakıp da şeytanı dost edinirse, muhakkak o, apaçık bir hüsrana
uğramıştır. (Şeytan), onlara vadediyor, onları ümitlendiriyor. Oysa şeytan, onlara
aldanmadan başkasını vadetmez.
Böyle olanların(şeytan ve ona tabi olanların), barınağı cehennemdir. Ve onlar, oradan bir
çıkış yolu da bulamazlar. » (Nisa 117-121)
Dünya farklı yapıda yeni bir 11 Eylül saldırı zihniyeti ile karşı karşıya. 11 Eylül saldırısından
sonra Dünya farklı bir yaşam sitiline girmişti. Bu pandemi sonrasında dünya farklı bir yaşam
şekline bürünecektir. Fakat Bilinmesi gereken 11 Eylül saldırısı ile bu saldırıyı projeleyen ve
gerçekleştirenler aynı zihniyet sahip olan fikir babasıdır. İstekleri ve Hedefleri aynı sadece
kullandıkları araçlar değişti.
Hedefleri ; Dünya nüfusunu azaltmak, Zayıflardan, çürüklerden ve kendi ideolojilerine karşı
koyacak isyankarlardan arınmış bir dünya toplumu var etmek. Burdaki hedefleri ise :

1-) Zayıflar (Din, ırk farketmez)
2-) Yaşlılar ( Din, ırk farketmez )
Bu yeni yapılanmanın etkileyeceği seçilmiş bir ekonomi yada ırk yok genelde Dünya
ekonomisi & insanları. Her büyük değişikliğin oluşumunu sağlayacak çok
sarsıcı sosyo ekonomik depremlerin olması gerekmektedir. Toplu yıkım ve yeniden çok
farklı bir sistem oluşturma. İngiltere’ni Dünya imparatorluğu hükümdarlığının yıkılışı 1ci ve
2ci dünya savaşları olmuştu bu aynı zamanda Osmanlı imparatorluğunun yıkım tarihlerine
denk gelmektedir. Bu sosyo & Ekonomik yıkım İngiliz imparatorluğunun sonu
ve Amerika hegemonyasının başlangıcı olmuştur. Bu gün ise Yeni hegemonya liderliği
teslim töreni başlamıştır.
Bu günkü dünya sistemi artık gelişen hızlı teknoloji ve sosyo ekonomik değişimlere karşı çok
yavaş kalmakta ve dünya matriks sistemini elinde tutmaya çalışanlara çok zorluk
çıkarmakta. Dolaysıyla herşeye hakim olabilecekleri liderliğin daha az bir güç ile, daha hızlı,
daha az masraflı, İnsan hürriyetlerin daha çok sınırlanmış yapıda, insanı tek kelimeyle
kendilerine kul kılacak çok farklı bir yapıya geçiş için alt yapını uygulamasındalar. Bunun en
önemli sebebi ise Amerika'nın yerine geçecek olan güçün (Dünyayı yönetmek isteyen) çok
az bir nüfusa sahip olacak olmasıdır.
Fakat Dünyayı yönetmek isteyen şeytani güçün Bildiği bir gerçek var ki o ise « İlahi İnanç »
ve « İlahi Aşk » kontrol edememeleri. Bunu önüne geçebilmenin en önemli yolu korku ve
dünyaya olan aşırı bağımlılık ki daha önceki uyguladıkları sistemler ile bunu başarmışlardı.
Fakat yeniden yeşeren Tevhid inançı onların başarısına gölge düşürdü ve onların bu
başarısını tatmin etmedi. Şeytani güçlerin İstedikleri kökten bağımlılık ki bu ilahi inanç ve
sevgiyi servis dış bırakmak olacaktır. Bunu gerçekleştirmek için öyle bir sistem olmalı ki
insana hiç bir seçim hakkı bırakmamak olmalıdır. (Yapay zekanın gelişmesinin en önemli
faktörlerinden biridir) Yani insanın tek seçim hak olmalıdır o ise kurulacak sisteme katıksız
bir android (yapay zekalı) gibi itaat etmek olmalıdır. Bunu sağlamanın en güzel yol ise ya «
ölüm » yada « yaşam » fakat yaşam ise senin istediğin değildir. (General Ford dediği bir
tekerleme «  Müşteri arabasının rengini seçmekte hürdür. O Hürriyet ise siyah renktir.) İşte
Biyolojik terörün çıkış noktası budur. Karşında belirlenmiş tanımlanmış bir düşman yoktur.
Bu Düşman anne, baban, eşin sevgilin, dostun, arkadaşın olabilir ve aynı şekilde sende
diğerleri için bir düşman olabilirsin. Bu düşmandan korunmak mı istiyorsun o zaman yeni
kurulacak sisteme katkısız itaat etmen gerekmektedir. Senin hürriyetin
sisteme kayıtısız itaat etmendir.
Kimdir bu sistemi kuranlar ? Hedefleri nedir ?
Bu sistemi kuranlar Demokrasiyi icat eden zihniyetin fikir babasıdır. Yukarda dediğimiz gibi
demokrasi yeni gelişen teknolojiyle oluşan yapılanmalara karşı bir cevap olmaktan çıkmıştır.
İnsanlara huzur ve güven vermemektedir, Çoğunluğun seçimi, adalet, eşitlik tanımının
hakkaniyetle ile karşılık bulmadığı görülmüştür. Dolaysıyla Irkalar arası, renkler arası,
kültürler arası adaleti hakkaniyetle sağlamaktan acizdir. Vede kendi kurdukları sistemin
kendi isteklerine karşı işlev görmesi onların arzuları değildir.(Demokrasi sadece beyaz ırka
hitap eder. Beyaz ırk derken kastım kolonicilerdir). Dolaysıyla Onlar için Sistemin
güncellenmesi bir çözüm değildir. Yerine kökten yeni bir sistem oluşturmanın gerekliliğine
inanmalarıdır. Üstelik yeni hakimiyet sahibinin nüfus olarak azınlık olması, yeni oluşacak
sistemin insanların katkısız itaatini istemektedir. Dolaysıyla o güçün herşeyeden önce,
insanlara göstermek istediği, insanların yaşamlarını ellerinde tutuklarının bilmelerini
sağlamaktır. (Canavar « öldürücü virüsler » var, insanları korumak için insana hükmet)
Hedefleri hiç bir zaman değişmemiştir. İnsanlığa hükmetmek, yönlendirmek ve kendilerine
katkısız itaat ettirmek ve köle etmektir. « Ey Ademoğulları! Ben sizden söz almadım mı?
Şeytana köle olmayın, muhakkak o(şeytan), sizin için apaçık bir düşmandır. » (Yasin-60)
İnsan oğlunun bilerek yada sorumsuzca bencil tavırlarından dolayı unuttuğu gerçek ; Kendi
varlığının ana sebebini unutmasıdır. İnsan oğlunun dünyaya gelişi bir şans oyun değildir.
Hele hiç bir zaman bu dünyada kalıcı olmak katiyen değildir. Ama ne yazık ki insan oğlu bu
tuzağa düşmekte ve kendi hür iradesini kendi elliyle servis dışı bırakmaktadır.
Bundan sonra ne olacak ?
İnsanlar ya gerçekleri görecekler Allah’ın istediği şekilde Tevhid inancı doğrultusunda bu
şeytani güce karşı mücadele verecek. Yada daha önceki ve şimdi yaşadıkları gibi yeni
oluşacak sisteme teslim olup katkısız itaat edecekler.
İnsan oğlunun varlığından bu günümüze dek iki türlü inanç oldu.
1-) Tevhid inançı (İlahi inanc) « Sizini üzerinizdeki nimetlerim tamaladım İslamı din olarak
seçtim »
2-) Tehvid İnançı (Şeytani inanc) « Şüphesiz onlar(sapkınlar), Allah'ın dışında şeytanları
dostlar edinmişlerdir ve kendilerini doğru yolda sanmaktadırlar. »
Adem atamızdan günümüze dek var olan inanç sadece TeVhid inancıdır. Şeytanın
yalanlarıyla çakması olan TeHvid inancı oluşmuştur. Gerçekte tek bir inanç
olan Tevhid inancı, daha sonradan oluşmuş tüm diğer dincikler, mezhepler, ırksal inançlar
bu gerçek üzerinden kendini oluşturmuş şeytani güçlerin yalanıdır. Herşey çok açık ve nettir.
Ama Bizlere geçmişte vede yaşadığımız bu zaman diliminde her türlü zulümle, baskıyla,
kurdukları sistemler ile dünyaya köleliği, dolaysıyla kendilerine olan itaatle gerçekleri
görmemizi engellemişler ve Basiret gözlerimizi kör etmişlerdir. Onların saldırıları hakikati
saptırmak olduğu için Yaptıkları her hamlelerinin altında gerçeğin saptırılmış olması
kaçınılmazdır. Dolayısıyla insan oğlunun var oluşu bir hakikat üzeri olduğu için ( İnsan sırat
el müstakim üzeri yaratılmıştır ) Bizler, ya kendimize gelip Allah’ın seçtiği ilahi önderlere tabi
olup doğru yolda « sırat el müstakimde » kalıp kurtuluşa ereceğiz ! yada Şeytani önderlere
tabi olup cehennemi hem bu dünyada vede ahirete yaşayacağız !
« Bir fırka, hidayet üzeredir ve bir fırkanın üzerine de, dalalet(sapkınlık) hak olmuştur.
Şüphesiz onlar(sapkınlar), Allah'ın dışında şeytanları dostlar edinmişlerdir ve kendilerini
doğru yolda sanmaktadırlar. » (Araf 30)
Madalyonu arka yüzü :
Bu yazıyı okuyan arkadaşlarımız bana diyecek ki çok güzel komplo teorisi yazmışsın.
Evet Senin bakış açın ile doğru. Sen Kardeşim, bu yazıyı bir komplo teorisi görebilirsin
çünkü senin olaylara bakışın bir hikayeyi okumaktan ibarettir. Fakat benim yazıya bakışım
ise hazırlana planların gerçekleşmesini görmektir. ( Genel Resimdeki sadece bacadan tüten
dumanı görmek değil, ocaktaki yana ateşi, pişen yemeği ve hazırlayanlarında görmek lazım.
Tabloya tüm bakmak lazım)
Bu gelişen pendemi ve olacak veya oluşmuş tüm pendemileri Allah’ın isteğiymiş demek
Allah karşı isyan etmektir. Allah katiyen yaratığı kullarına zülüm etmez
ve zulümünüde istemez. Bu Allah’ın Adaletine ve Rahmetine sığmaz. Bu gelişen vahim
olaylar (savaşlar, Hastalıklar, doğal afetler vs.) insanların şeytana uyup, kendilerine fikir
babası, önderi kabul edip, kendi elleri ile hazırlayıp önlerine sunduklarıdır. Şeytanı fikir
babası kabul edip arkasındansa yaptığımız hatalardan ötürü Allah’ı kendi hatalarımızın
suçlusu yerine koymak Allah karşı yapılan en büyük ihanettir.
Allah’ın Azabını ve Gazabını çağırmak kimin işine gelir ! Biz İnsanların mı ? Hayır. Katiyen.
İspatı COVİD-19 bizlere verdiği korku ve panikten kurtulmak için verdiğimiz çabalar
fedakarlıklar malum. Fakat gerçek olarak ortada, bizlere zarar veren ve korkutan vahim bir
olay var. Eğer Allah bizlere zülüm ve gazap istemiyorsa ! Bizlerde Allah’ı
gazabını istemiyorsak ! nasıl oluyor da bu gibi vahim olayları yaşıyoruz ?
Allah, herşeyi bir düzen & kural ve kanunlar çerçevesinde yaratmıştır. Bunun en güzel
örneği, insanoğlu, tabiat, gökyüzü ve onun arkasında olan sonunu bilemediğimiz evrenidir.
Allah, bu aklımızın ve hayalimizin alamayacağı düzeni, belirli kanunlar üzeri yaratmış ve
Kendi yaratığı kanunlarında saygı duymakta ve uymaktadır. Biz ise buna İlim
diyoruz. İlim’in var olması Allah’ın kendi yaratığı kurallara ve kanunlara uymasından, saygı
duymasından kaynaklanmaktadır ki buna insan oğulda dahildir.(Melekleri, cinleri ve
şeytanları bize secde etmesini emretmiş ve bizi Kendi halifesi kılmıştır.) Fakat insan oğlu
kendine dolaysıyla yaratanına saygı duymamaktadır.
Allah, kendi kurallarına & kanunlarına saygı duyarken, uyarken, Neden insan oğlu edepsizlik
yapıp adına da hür irade deyip tüm bu kanunların asıl hedefini değiştirip, saptırıp, tersine
yön almaya çalışmaktadır ?
Hür İrade aslında bu kanunları keşfetmek ve insanın hizmetine sunmaktır ki insanı insan
yapan en belirgin özeliktir. Yani Güzellikleri korumak, hakikati savunmak, Adil olmak,
hakkaniyetli olmak kısacası insanı kamil olarak Allah’ın yer yüzündeki Halifesi olmaktır.
Fakat Bazı insanlar bunun tam tersine, insanı kendine köle yapmak, tüm güzellikleri sadece
kendi tekeline almak, hakikati saptırmak, insanlığa zülüm etmek için kullanmaktadır. Kısaca
Allah’ın kanunlarını değiştirip, saptırıp kendi kanunuymuş gibi lanse edip ilahlık
taslamaktadır. Tabiat kurallarını hiçe sayıp, sadece kendine hizmet ettiren sistemler ve
kanunlar ile kendi menfaati ve çıkarları doğrultusunda her şeyi kendine mübah görmektedir.
Ama buna karşı koyan, kendi varlık sebebi olan tek güç TEVHİD inancıdır.
İnsanın tevhid inancına bağlılığı kimi rahatsız etmektedir ? Tabiki insanın ezeli düşmanı
şeytanı. Dolaysıyla şeytan kendi dostlarını, kendi hizmetkarlarını, vaatler ile, makamlar ile,
insanlığa hükmetmeleriyle kendi adına görevlendirmiştir. Şeytanın insanlar arasında
yücelten sadece bir grup insandır. Şeytani bu gurubuna dost olan Avam (topluluklar) ise,
şeytanı gözü kör takip etmektedir. Ne yazık ki avamda birçok insan şeytanın yolundan
gittiğinden bile haberi yoktur tam aksine kendi hür iradesi ile hareket ettiğine inanmaktadır.
İşte bizleri kavrayamadığı, göremediği büyük resimdeki eksiklik
buradadır. « Şeytanların kardeşlerine gelince, onlar öbürlerini sapıklığa sürüklerler, sonra
da yakalarını bırakmazlar.» (7;202)
Bir çok yazımda özelikle vurguladığım konu; insanın düşüncelerine hakim olmasıdır.
Acaba Düşünüyormuyum ?(Akılımın sahibimiyim !) yoksa bir fısıltıyımı dinliyorum ?(Aklımı
kiraya mı verdim !) Bunu kavramak bilim & teknoloji ile olacak bir şey değildir. Alim olupta o
fısıltılar ile amel edenler çoktur. Onun herkes ayırt etmeyebilir. Dolayısıyla Allah onun içindir
ki Kitablar ve peygamberler yollamış, bununla da kalmayıp bizlere her zaman, her ortamda
önderlik edecek seçtiği İlahi İmamlar/Önderler yollamıştır.
« Sabrettikleri ve ayetlerimize yakinen (kesinlikle ve şüphesiz) iman ettikleri, onların içinden
emrimizle hidayet rehberi olan önderler tayin edip (çıkarmıştık).»(Secde-24); « Onları öyle
rehberler ettik ki emrimizle halkı doğru yola sevk ederler… » (Enbiya-73). 
Bu Dünyada, Başımıza gelen her türlü musibet, Bizlerin kendi ellerimizle yapıp ettiklerimizi
önümüze koymamızdır. Cehennemi, cezamızı ve şiddettinide var edenler yine bizleriz.
Çünkü Allahın bizlere olan uyarısını mistik yada ütopik algılayıp dinlemiyoruz. Gerçek
düşmanımızı tanımadığımız içinde dostlarımızda tanıyamıyoruz. Eğer bizler dünya
hayatının halüsinasyon kapılmaya deva edersek Kendi varlık sebebimizi unutmaya devam
edeceğiz ki buda bilerek yada bilmeyerek düşmanımızın her türlü arzusunu yerine getirmek
olacak. O ise, ona itaat etmek ve köle olmaktır.
«  Ey Âdemoğulları! Şeytana tapmayın, o size apaçık bir düşmandır ve bana kulluk edin,
doğru yol budur, diye size and vermedim mi?" (buyurulacak) » (36;60)
Mustafa Kemal TASPINAR

YORUMLAR

EBU HUSEYIN 16 gün önce
çok interasan bir yazı ve gerçek olabilecek bir analiz. Asıl hedefi çok güzel belirlemişsiniz.

REKLAM