Çin’in ABD’yi korona komplosu ile suçlaması neye dayanıyor?

GİRİŞ: 19.03.2020 11:23      GÜNCELLEME: 19.03.2020 11:23

Rasthaber -  Çin, Amerika'yı "resmi olarak" koronavirüsünü icat etmek ve Wuhan'a yaymakla suçluyor. Çin resmen iddiasının dayanaklarını teyit ediyor ve ABD'yi geçen Ekim ayında Wuhan'da "koronavirüsü" istihbaratçıları vasıtasıyla yaymakla suçluyor. Bu suçlama doğruysa, Amerika'ya isnat edilen bu suç insanlığa karşı bir savaş suçudur.


 Çin hükümeti, yeni elde ettiği veriler yoluyla Amerika Birleşik Devletleri'nin yeni koronavirüsün ana kaynağı olduğunu ve virüsün CIA'deki istihbarat ajanlarının operasyonuyla Çin'de yayıldığını savunuyor.

Çin Dışişleri Bakanlığını Sözcüsü, Cao Licien, konuya dair geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada, bu virüsün 2015 yılında Amerikalı bilim insanları tarafından üretilerek geliştirdiğine dair kanıtları olduğunu bildirdi. Sözcü, Amerikalı Nature Medicine gazetesinin, 2015 yılında yayınlanan bir sayısında, ABD'li bilim insanlarının insanlık için çok ciddi etkileri olan yeti tip koronavirüsünü elde etmeyi başardığını vurgulayan bir araştırmayı gösterdi. Amerikalı askerlerin bu virüsün yayılmasında önemli rol oynadığını ifade eden Çinli sözcü, Wuhan'da geçtiğimiz yıl Ekim ayında dünyanın dört bir yanından askerlerin katılımıyla düzenlenen küresel bir askeri etkinlik için gelen Amerikalı askerlerin virüsü bu şehre yaydığını söyledi.

***

ABD ve Çin arasında virüsün yayılmasıyla karşılıklı suçlamalar ve sözlü bir savaş olduğunun farkındayız. Zira Amerika, Çin'in bu virüsü Wuhan kentinde fabrikasyon şekilde ürettiği ve şehre sızdırdığı suçlamasında bulunmuştu. Ancak çok az kişi ABD'nin bu suçlamalarını dikkate altı. Çünkü Amerika'nın tarihi yönetimlerinin yalanları, komplo planları ve salgın yayma operasyonlarıyla doludur. Bunun yanı sıra, Çin'i ticari bir savaşla hedeflemek, büyüme oranını Amerikan ekonomisini aşamayacak kadar düşürmek ve küresel piyasalarda birinci sırayı Çin'in elinden almak, Amerika'nın daha önce denediği ve bugün de yapmayacağı bir iş değildir.

ABD Başkanı Donald Trump, Alman “CureVac” ilaç şirketine ABD'ye taşınması karşılığında akıl almaz paralar teklif etti. ABD bu şekilde yeni koronavirüsüne yakalanan hastaların tedavisi için bir ilaç ve aşı üretmek üzere olan tıbbi laboratuvar testlerinin sonuçlarını ABD'ye aktarmak ve bu bilimsel başarıyı sadece Amerika'ya özel kılmak istiyor. Bu para teklifi, Çin'in bahsettiği komplo teorilerini de doğruluyor. Ne var ki Almanya Dışişleri Bakanı Heiko Maas, bu teklife karşı “Almanya satılık değildir” cevabını verdi. Almanya'nın bu aşıyı tüm dünya için üretmek istediğini vurgulayan Alman bakan, ilaç şirketinin Alman topraklarında kalacağının altını çizdi.

Trump'ın teklifinin komplo teorilerini doğruladığını söylediğimizde anlatmak istediğimiz şey, bu aşının Amerika'nın eline geçmesinin, bunu kontrol edeceği anlamına geldiğidir. Bu durumda ABD aşıyı ihraç edeceği ülkeler ile halkları yani müşterilerini, ABD'nin dostlarından ya da kendisine hizmet eden ülkeler arasından seçebilecektir. Ancak bilinmelidir ki, bu düşmanca komplolar onu kurtaramayacak ve ABD halkı da yakında koronavirüsü tarafından hedeflenecektir.

Koronavirüsü, hâlihazırda Çin'in bu alanda ABD ve birçok batı ülkesinden daha çok geliştiğini kanıtlamıştır. Batılı kuruluşlar ve sağlık kurumları hala çırpınırken, Çin yönetimi bu virüse karşı koymak ve zararlarını rekor bir sürede çember altına almak konusundaki başarıları göz önüne alındığında, bu gelişim gözle görülmektedir. Virüs geri dönse bile Çin kanıtladığı deneyimi sayesinde bununla savaşarak yok etmeye hazır olacaktır.

Batı'nın biyolojik silahları vardır. Korona da bunun araçlarından biri olabilir. Amerikalı ve Avrupalı gazeteler ile televizyon kanallarının 2003 yılında Irak işgalini aklamak için geniş noktalarda yayınladıkları yalanlarına dönüp bakmak burada faydalı olabilir. ABD medyası o dönem Irak lideri Saddam Hüseyin'in virüsle dolu zehirli çantalar taşıyan teröristlerini Londra'nın ünlü Oxford caddesine göndereceği ve bu biyolojik saldırı sonucu on binlerce belki de yüzbinlerce insanın öleceği “olasılığından” bahsediyordu.

Çin'in tıbbi ve biyolojik ilerlemesi ve Batı ülkelerinin tüm Nobel ödüllerine rağmen bu sahada geri kalmasıyla birlikte aynı kriz tekrar hortladı. Batılı bilim insanlarına verilen bu “siyasallaştırılmış” ödül, bu bağlamda objektif bir kriter değildir. Bu ödüller kaç defa Çinli ya da Rus bilim insanlarına verildi? Eğer verilirse bu genellikle batıda yaşayan Çinli bilim insanları için oluyor.

***

Çinli uzmanlar, İran, İtalya ve bu virüsten etkilendiği için yardım isteyen diğer ülkelere gönüllü olarak giderek, her türlü propagandadan uzak bir şekilde ücretsiz yardım sağlıyor. Buna karşın tek bir Amerikalı uzmanın bile bu ülkelere gittiğini şimdiye kadar duymadık. Bununda ötesinde Trump yönetimi İran halkına karşı hiçbir zaman sempati duymadı. Dolayısıyla ülkelerin cezaevlerindeki suçluları bile virüs bulaşma riskinden uzak tutmak için boşalttığı bir dönemde ABD İran'a karşı katı ambargoyu kaldırmadı.

Komplo teorileri bahsinde değinmek istediğim son nokta, Batı medyasında okuduğumuz ve izlediğimiz haberlerle ilgilidir. Bu haberler Avrupa hükumetlerinin çoğunluğunun koronavirüsü tedavisinde gençlere yönelik ağırlık verdiğini ve 60 ila 70 yaş üzerindeki “yaşlıları” kaderlerine terk ettiğini bizlere gösteriyor. Sanki bu hükumetler lisan-ı halleriyle halkların ortalama yüzde 30'unu oluşturan emekli kesimin devlete ve sağlık hizmetlerine bir yük olduğunu söylüyor. Ben şahsım adına vahşi kapitalizmin hüküm sürdüğü bu acımasız dönemde böylesine bir komployu da uzak görmüyorum.


Kaynak: Raialyoum
Çeviri: Merve Soydaş

YORUMLAR

REKLAM