Bu Türk'ün Varlığı O Kürt'ün Varlığına Armağan Olsun 2

GİRİŞ: 19.10.2020 12:36      GÜNCELLEME: 19.10.2020 12:36
Rasthaber -  Olanları düşündüm ayrıntılı olarak. Bu bir işaret kızım dedim kendi kendime. Yüzümü yıkayıp başörtümü düzelttikten sonra kitapları incelemeye başladım. İbni  Teymiye’ nin kitapları, Tevhid Dergisi, Şia’ya reddiye yazan bir dizi nüsha.... Ömer amcanın selefi  olduğunu kıyafetlerinden biraz anlamıştım aslı
nda. Fırat selefi değildi eminim hatta solcu bir geçmişi olduğunu söylemişti sınıfta. Kombinasyona bak . Sırf Kürt olduğu için haksızlığa uğrayan bir solcu prof’u  desteklemek için gittiğim basın açıklamasında biber gazıyla sırılsıklam olmuş halde faşizmden kaçarken geçmişi solcu bir Milli Görüşçü tarafından kurtarıldım ve selefi bir kitapçıya emanet edildim. Ve ben Şiiyim.  
-Vahdet  vahdet  diye sesli sesli güldüm. Sinirim bozuldu. Güldükçe kendimi  tutamadım. Düşünsene belki de Ömer amca Suriye’ye muhalifleri  taşıyıp Şii kafası kesmek sevaptır diyen Muhaysini’ nin sohbetlerini dinliyor.  
-Vallahi vahdet dedim sesli sesli düşünmeye devam ederek. O sırada kapı tıklandı ve Fırat girdi içeri. Kendi kendime konuşup gülmeme şaşkınlıkla  bakıp neler geçirdi kim bilir aklından ki o da gülmeye başladı. 
-Estagfurullah el azim diyerek gülmemi baskılamaya çalıştım. 
-Zaten deli olmasaydınız şehrinizden bunca uzakta burada ne işiniz olurdu ki? Dedi Fırat.  
Utandım. İltifat ediyormuş gibi hissettim. 
-Haklısınız. Ama siz de burada bu halde olduğunuza göre benim kadar deli olmalısınız. Dedim bi cesaret.  
-Evet davamın delisiyim. 
-Barekallah Mümin. Allah deliliğinizi daim etsin öyleyse. 
-Amin amin bil mukabil. 
Sanki ben ben değilim. Onu görünce tutulan dilim şu an konuşmak için çabalıyor bahane arıyor. 
-Neden gülüyordunuz? Biber gazının böyle bir yan etkisi yok. Tecrübe ettim çokça ama… 
-Çünkü içinde bulunduğum durum aklıma geldi. Bir solcunun hak arayışına destek olmak için birbirimizden habersiz gittiğimiz basın açıklamasında faşizmden kaçarken karşılaşıyoruz  ve Selefi bir kitapçıya sığınıyoruz. Üstelik ben… Diyip sustum. Endişe ettim çünkü. Bilemiyorum tepkisi ne olur. Tepkilere alışkınım esasen ama konu Fırat olunca korkuyorum. Şii olduğum için bana karşı tek bir şey düşünmesi beni öldürür. 
- Üstelik siz Şii’siniz değil mi? Diye sordu Fırat. 
- Nereden biliyorsunuz?  
Eliyle çantamı gösterdi. Rehber’ in (İmam Hamaney) resminin olduğu rozeti.  
-Tabi ya . Tamamen unutmuşum. Demek Rehberi tanıyorsunuz? 
-Tabi ki. Anti emperyalist her lidere hayranım. 
Gülümsedim. 
-Eğer Ömer amcanın selefi olması sizi endişelendiriyorsa buna lüzum yok. Ömer amca kendine misafir olan birini kelimeleri ile bile incitmez. Normalde oy veren biri olarak ben de ona göre bir şii kadar olmasa da tekfir edilen gruptayım. Ama görüyorsunuz… Dedi kollarını bilmiyorum anlamında açarak ve gülümsedi.  
-Bir Şii’nin bir Selefi’ ye can borcu var ne garip. Bunun üzerine sosyolojik bir makale bile yazılır. Dedim 
Kafasını salladı Fırat. Raflardan birkaç kitap seçti ve bu sırada Ömer amca geldi. 
-Şimdi nasılsın kızım? 
Elim gayri ihtiyari rozete gitti. Elimle beraber Ömer amcanın bakışları da… 
-İyiyim  sağolun. Siz olmasaydınız eğer… 
-Estağfurullah kızım. Misafir başımla beraber. Sadece kızıyorum size. Fırat’ a da dedim. Tagutu ilah edinmiş bir adam için değer miydi? İki batılın savaşı. Sistemin içinden sistemle mücadele sizinkisi. Bir çıkışı da yok.  
-Aslında bizim orada bulunmamız gerçek İslam’ ın iktidarın temsil ettiği Türk-İslam sentezi anlayışı olmadığını İslam’ın adalet üzere bina edildiğini anlatmaz mı onlara? 
-Anlatır. Ama onlar senden sen onların dinine girinceye kadar memnun olmazlar kızım. Sizi yormayayım şimdi. Çay demleyeyim size siz dinlenin. Bu arada dönüş biletinizi de alalım. 
-Benim dönüş biletim var zahmet etmeyin. Teşekkür ederim. Akşam 6’da trenim. 
Fırat’a döndü Ömer amca.  
-Benim de var biletim. gidiş-dönüş almıştım. 
Aklıma yolun uzunluğu gelince 
-Ben müsaadenizle artık gideyim. Anca yetişirim sanırım. Dedim. 
-Telaşlanma kızım. Ben bırakırım sizi. 
Öyle yorgundum ki itiraz etmedim. Ömer amca çayı demledi simit ikram etti derken akşam yolculuk vakti geldi. İstasyonda Ömer amcaya veda edip Fırat’la vagonlarımızı aramaya koyulduk 
-Benim ki bu vagon. 17 numaralı koltuktayım. Bir ihtiyacınız olursa çekinmeyin gelin. Numaramı da vereyim. Dilerseniz ararsınız 
-Teşekkür ederim Fırat Bey. Siz olmasaydınız kim bilir ne durumda olurdum. Allah razı olsun.  
-Allah sizden de razı olsun. Kendinize iyi bakın. Ve biraz daha dikkatli olun olur mu? 
Kafamı salladım. Gülümsedim.  
-Hayırlı yolculuklar 
-Hayırlı yolculuklar Zeynep 
           Tatil boyunca aklımda gülümsemesi kendimi  itiraf etmek için cesaretlendirmekle uğraştım. Sonunda okulun ilk günü itiraf etmeye karar verdim. Gidecektim ve 
- Tüm farklılıklara rağmen; ben Türk sen Kürt, ben Şii sen Sünni... Tüm bunlara rağmen, seninle eylem meydanlarında varlığımızı adalete armağan etmek için beraber koşturalım istiyorum. Sol yanımın devrimci emanetçisi olur musun? Diyecektim. Beraber ırkların ve mezheplerin aşka engel olmadığını kanıtlayalım mı? Diyecektim.  
Devam edecek 
Sena Kılınç 

YORUMLAR

REKLAM