Ayetullah Sistani’nin ABD, Vatikan ve Filistin’e yolladığı mesajlar nelerdi?

GİRİŞ: 18.03.2021 11:21      GÜNCELLEME: 18.03.2021 11:21

Rasthaber -  "Öğrendiğime göre Seyyid Sistani, Şiiler Hıristiyanları savunurken binlerce kişiyi kaybettiğinde Vatikan'ın sessiz kalmasını ve Papa'nın tüm bunlar için herhangi bir atıfta bulunmayıp açıktan bir bildiri bile yayımlamamasını takdir etmemektedir."

Papa Francis iki yıl önce, Abu Dabi'de El Ezher İmamı Ahmed el-Tayyib ile "Dünya Barışı ve Bir Arada Yaşam için İnsan Kardeşliği" belgesini imzaladı. Papa Hazretleri, dünyanın en önde gelen Şii cemaat temsilcilerinden biri olan Büyük Ayetullah Seyyid Ali el-Sistani ile Necef’te benzer bir belge imzalamak istemişti. Bu, çeşitli nedenlerle gerçekleşmedi. Irak yönetimi, dünyadaki bir milyardan fazla Hıristiyan inananın temsilcisinin bu ziyaretini ve rolünü nasıl değerlendiriyor? Seyyid Sistani'nin Papa Francis'e ve Arap, İslam ve Batı dünyalarına mesajı neydi?

 

Hiç şüphe yok ki, Papa’nın Irak ziyareti tarihsel bir önem taşımaktadır ve inançlar arası ilişkileri ve diyaloğu geliştirmek için çok hayatidir. Siyasi farklılıkların yıkıcı olduğu bir ülkede pek çok dinî, turistik, ahlaki ve politik olumlu etkiye yol açacaktır şüphesiz. Bu ülkede Tekfircilere ve ABD işgal güçlerine karşı verilen savaş hiç bitmemiştir.

 

Sâbık ABD Başkanı Donald Trump, batıdaki El Anbar eyaletinde yer alan Ayn el-Asad Amerikan askeri üssüne, hedef alınma korkusuyla ışıkları kapatılmış, "korkutucu ve zifiri karanlık" bir uçakla inmişti. Papa Francis, güvenlik problemlerine rağmen, Vatikan'ın daha önce Sünnilere açılması gibi ilk kez Müslüman Şiilere de açılması için bu ziyareti düzenlemekte ısrar etti. Papa; Bağdat, Necef, Nasiriyah, Musul ve Irak Kürdistan bölgesini ziyaret etti.

 

Papa Francis, Hz. Nuh'un Gemisi'nin demir attığına inanılan İbrahimî toprakları, Hıristiyanların, Müslümanların ve Yahudilerin bir araya geldiği Irak'ı, İbrahim Peygamber'in Ur Nasiriyah ovasında doğduğu yeri ziyaret etti. Irak, tarihi binlerce yıl öncesine uzanan çok uluslu, çok dinli bir medeniyetler merkezidir.

 

Papa Hazretleri, tüm bu ziyaretlerini yalnızca Halk Seferberlik Güçleri’nin (PMF veya Haşdi Şabi) fedakârlıkları sayesinde yapabilmiştir. Papa, yıkılmış veya özgürleştirilmiş kiliselerin her önünden geçtiğinde, Seyyid el-Sistani'nin, 2014 yılında, IŞİD’in Musul'u işgal ettiği ve Bağdat kapılarına ulaştığında verdiği kifâî cihad fetvasına teşekkür edebiliriz. Iraklı Şiiler ve Şii olmayan PMF (Iraklıların yüzde 65 ila 70'ini Şiiler, yüzde 20'sini Sünniler, geri kalanını diğer din mensupları oluşturuyor) Irak'ı parçalanmaktan kurtarmıştı.

 

Irak Şiileri esas olarak Bağdat'ta ve petrol zengini güney Irak'ta yoğunlaşmıştır. Sonuç olarak, Irak'ı IŞİD'den kurtarmak için yapılan cihad sırasında 11.000'den fazla Şii’nin öldürülmesi şaşırtıcı değildir. Bunlar, IŞİD'in yoğunlaştığı ve Sünnilerin, Keldanilerin, Asurilerin, Sâbiilerin, İzedilerin ve diğerlerinin yaşadığı orta bölge Selahaddin ve Ninova'nın kuzey vilayetlerinde ve Sünni Anbar vilayetinde öldürüldüler.

 

Haşdi Şabi hiçbir zaman sadece Şiilerden oluşmadı, tüm din ve mezheplerden Iraklılardan teşekkül etti. Batı gücü ve ana akım medya, Haşdi Şabi'yi şeytanlaştırmış ve adını "İran'la bağlantılı Şii milisler" olarak değiştirmiştir. Oysaki, “Hz. Muhammed'in Kutsal Ribat Âlimleri Konseyi” ve Felluce ve Anbar'daki “Tekfirci Düşünce ile Mücadele Konseyi” dâhil olmak üzere birçok Sünni tugay Haşdi Şabi bünyesindedir. Papa'yı karşılamak için hazır bulunan Rayan el-Kildani liderliğindeki Hıristiyan Keldani Tugayı da bunlar arasındaydı. Papa Francis, bu Hıristiyan komutana sembolik bir hediye de sundu.

 

IŞİD, Irak'ı bölmeyi veya tamamını işgal etmeyi hedefliyordu. Bu iş, 2003 yılında Ebu Musab el-Zerkavi’nin Seyyid Muhammed Bâkır el-Hekim'i Necef'teki İmam Ali bin Ebî Talib Türbesi’nin önünde havaya uçurmasıyla başladı. Ancak Şiiler, Seyyid Sistani’nin açık isteği nedeniyle misillemede bulunmadılar. Zerkavi, Şii-Sünni mezhep savaşını tetikleyemedi. Ancak aynı Zerkavi, 2006 yılında Samerra'daki İmam el-Askeriyeyn türbesini bombalayarak bu defasında başarılı oldu. 2010 yılında altı intihar bombacısı Bağdat'taki Katolik Kurtuluş Kilisesi'ne saldırdı ve ayindekileri katletti. 2014'te IŞİD, Musul'un en eski manastırlarından biri olan Mar Elijah'ı tahrip etti. Terör örgütü, sayıları 2.400.000'den 320.000'e düşen Hıristiyanları yerlerinden etmeyi hedefliyordu. Aynısı, yirminci yüzyılda Hıristiyanların sayısının orijinal nüfusun yüzde 25'ine tekabül ettiği (bugün yalnızca yüzde 1,6'sı) Suriye'de de oldu.

 

Papa, bölgenin ayrılmaz bir parçası olan Ortadoğu'daki Hıristiyanlara, kendi topraklarına tutunup Batı devletlerine değil kendi hükümetlerine bakmaları gerektiği mesajı göndermek istedi. Orta Doğulu Hıristiyanlar Batı'nın parçası değiller, bölge topraklarının asıl sahiplerinden oldukları bilinciyle kendi sorunları ile yaşamalı, farklılık problemlerini çözmeli ve mücadele vermeliler.

 

Papa Hazretlerini Necef'teki evinde saygı ve takdirle karşılayan Seyyid Sistani'ye gelince, papanın Irak Şiilerine karşı ilgisizliğinden memnun değildi. Büyük Ayetullah, Tekfircilerin saldırılarına maruz kaldıklarında Irak'taki Hıristiyanlara defalarca şunları ifade etmişti: "Siz bizim bir parçamızsınız."

 

Necef'teki kaynaklar, "Seyyid Sistani kendi fotoğrafçısının toplantıda hazır bulunmasını reddetti ve herhangi bir Şii din adamının veya ofisinin yöneticilerinin, Papa Hazretleri'ni kabul ettiği al-Rasûl Caddesi'ndeki evinde bulunmasını istemedi," dediler. Kaynaklara göre “Vatikan; IŞİD'e direnirken ve Mezopotamya Hıristiyanlarını savunurken öldürülen Şiileri tanımak ve desteklemek için herhangi bir açıklama yapmadı ve açık bir pozisyon almadı. Bu nedenle Seyyid Sistani, Papa'nın istediği ve Ebu Dabi'de El-Ezher Şeyhiyle görüşürken yaptığı gibi ‘ortak belge’ ilanını gerekli görmedi."

 

Necef'teki kaynaklara göre Büyük Ayetullah, Papa’nın ziyaretiyle tüm Iraklılara, Ortadoğu ve Batı’nın liderlerine açık bir mesaj gönderme fırsatı yakaladı. Bildirisi Papa'ya da üstü kapalı bir mesaj ve birkaç "Hayır" içeriyordu:

 

1. Halkların kuşatılmasına “hayır”: Bu, aç bırakma yoluyla ülkeleri diz çöktürmek amacıyla halklara ambargo ve yaptırım uygulayan ABD'ye karşı bir tavır ve eleştiridir. Buna göre Seyyid Sistani, ABD politikasını reddeden tutumunu tanımlayarak, Parlamentonun ABD’nin ayrılmasını talep eden kararına rağmen Iraklıların ABD’nin Irak’ta kalmasını istediği yönündeki söylentilere son vermiş oldu.

 

2. Şiddete “hayır”: Bu, kaynağa göre, Iraklıları öldüren ve bombalayan ABD'ye yollanmış bir mesajdır. Aynı zamanda halkına saygı duyması ve şiddetin tekrarını önlemesi gereken Irak hükümetine yöneliktir.

 

3. Adaletsizliğe “hayır”: Irak halkının maruz kaldığı, Saddam Hüseyin iktidarından ABD işgaline kadar devam eden adaletsizlikleri (kaynakların dediğine göre hizmet eksikliği, iş olanakları ve idari yolsuzluklar) görmezden gelen Iraklı liderlere bir mesajdı. Bu mesaj aynı zamanda, Filistin halkının İsrail işgali altında ezildiği, Suriye ve İran halklarının haksız yaptırımlara maruz kaldığı Ortadoğu başta olmak üzere dünyaya çifte standartlı davranan ABD güçlerine de hitap etmektedir.

 

4. İsrail ile normalleşmeye “hayır”: Kaynaklar, Seyyid Sistani'nin açıklamasında "yerinden edilme, savaşlar, şiddet eylemleri, ekonomik ablukalar ve özellikle işgal altındaki Filistin halkının maruz kaldığı sosyal adaletsizlikten bahsedildiğini” belirtiyorlar. Bu durum, Irak'ın İsrail ile normalleşmeyeceği, Filistin davasının Irak tarafından desteklendiği ve Iraklıların endişesi olmayı sürdürdüğü anlamına geliyor. Mesaj ayrıca, İran ve Yemen gibi ülkelerin, sosyal adalet için yapılan herhangi talep karşısında yalnızca "savaş dilini" (metinde ifade edildiği üzere) kullanabilen ABD tarafından nasıl kuşatıldığından da bahsediyor.

 

Kaynak ayrıca şunları belirtti:

 

"Seyyid Sistani, büyük dinî ve ruhani liderlerin trajedileri sınırlandırması gerektiğini söylerken Papa Hazretlerine mesaj verdi ve ‘büyük güçlere sahip bu liderlerin’ akıl ve bilgelikle galip gelme ve farklı dinî ve entelektüel eğilimlerin çeşitli takipçileri arasındaki hakları ve karşılıklı saygıyı koruma rolüne işaret etti. Seyyid Sistani burada, Vatikan'a, süper güçler (ABD ve Batı) tarafından yaratılan ve güçlenen adaletsizlikten mustarip olan Orta Doğu'nun desteklenmesinde daha etkili bir rol çağrısında bulunuyor ve Necef, Vatikan'ın bu konuda yeterince şey yapmadığına inanıyor. Öğrendiğime göre Seyyid Sistani, Şiiler Hıristiyanları (ve diğer Iraklıları) savunurken binlerce kişiyi kaybettiğinde Vatikan'ın sessiz kalmasını ve Papa'nın tüm bunlar için herhangi bir atıfta bulunmayıp açıktan bir bildiri bile yayımlamamasını takdir etmemektedir.”

 

Bu kaynak, “Büyük Ayetullah, teröristler (IŞİD) Irak'ın geniş bölgelerini işgal ettiğinde adaletsizliğe uğrayan ve zarar gören herkesi korumadaki kendi rolünden bahsetti ve bu yolla, dünyadaki Hıristiyan Katoliklerin liderine, kendisinden de gelecekte buna benzer ses getiren ve dinamik bir rol oynamasının beklendiğini söylemiş oldu” dedi.

 

Gerçekten de, Seyyid Sistani'nin Irak'ın Ortadoğu'daki konumunu, gelecekteki siyasetini ve ABD'nin dünyadaki rol ve politikasını reddini tanımladığı, hem uluslararası hem de bölgesel bir mesaj göndermesine izin veren tarihî bir ziyaretti bu. Büyük Ayetullah, Irak'ın ABD'nin yanında yer almayacağına, Ortadoğu'da istikrarı destekleyeceğine ve bu toprakların Filistin dâhil tüm sakinlerine karşı yapılacak haksızlıkları önlemeye çalışacağına dair hiçbir şüpheye yer bırakmadı.

 

 

 

Çeviri: Ozan Kemal Sarıalioğlu

 

 

Medya Şafak

YORUMLAR

REKLAM