Ayasofya Cami mi? Kilise mi? Müze mi?

GİRİŞ: 15.07.2020 12:55      GÜNCELLEME: 15.07.2020 12:55
Rasthaber -  BismillahiRahmanniRahim
Hamd Alemlerin Rabbi Allah’a, salatu ve salam O’nun Resulü ve temiz Ehli beytine olsun”
“Yoksa siz de olaya şahit mi oldunuz; Yakub'a ölüm hali gelip çattığı zaman, oğullarına; "Benden sonra neye ibadet edeceksiniz?" dediği zaman, oğulları; "Senin Allah'ına ve ataların İbrahim, İsmail ve İshak'ın Allah'ına, tek olan o Allah'a ibadet edeceğiz. Biz ancak O'na boyun eğen Müslümanlarız." Dediler." (Bakar-133)
Ayasofya'nın müze olmaktan çıkartılıp camiye yapılması, Türkiye Cumhuriyeti'ni kuruluşundan bu yana ülkemizde gelişen en önemli olaylardan bir tanesi diyebilirim. Siz bu kararın politik ya da siyasi olduğunu söyleyebilirsiniz “doğrudur”, “yanlıştır” tartışabiliriz. Fakat bu konuya gerçek tarafından bakmakta fayda var o gerçek ise Tevhit anlayışıdır.
Tevhit anlayışında Ayasofya tam olarak nedir?
Ayasofya inananları ibadet etmesi için yapılmış bir mekâna verilmiş özel bir isimdir. İlahi dinler dediğimi inançlarda İbadet mekânına verilen adlar; sinagog, kilise ve en son olarak cami adı verilmiştir. Bu mekanlara gelen inananlar putperest değiller, Allah’ın varlığına (yaratıcıya, peygamberlere, ölüme, Ahirete) farklı şekilde inanan kişilerdir. Dolaysıyla Ayasofya netice itibari ile Sultan Ahmet gibi, Selimiye gibi, Paris'in büyük camisi gibi vb. Allah’ın evidir.
Bir Kiliseni ya da bir sinagogun cami olması sakıncalımımdır?
Tevhidi açıdan baktığımda bir sakıncası yoktur. Çünkü ilahi din olarak İSLAM vardır. İslam derken genel anlamda İlahi din olarak İslam diyorum “اَلْيَوْمَ اَكْمَلْتُ لَكُمْ د۪ينَكُمْ وَاَتْمَمْتُ عَلَيْكُمْ نِعْمَت۪ي وَرَض۪يتُ لَكُمُ الْاِسْلَامَ د۪يناًۜ ” Bugün sizin için dininizi kemale erdirdim, size nimetimi tamamladım, sizin için din olarak İslâmiyet’i beğendim.” Dolaysıyla ilahi dini kemale ermesi yönünde cami en son ibadet mekanıdır. Bir kilisenin cami olması normladır. Fakat Tevhit açısından bir camini kilise olması sakıncalıdır. Yani bir camini (Kourtuba) ispanyadaki gibi kilise olması sakıncalıdır. Çünkü bu Tevhit anlayışından çıkmaktır. Fakat inançlar acısından baktığımızda Allah’a ibadet edilen mekân olması yani Allah’ın evi olması yönünde aynı işlev görmektedir. Kısacası putlara (ilahîye atfında olmayan statülerin) tapılmadığı bir İbadet mekânı Allah'ın ibadet yeridir. Dolaysıyla Ayasofya'nın Cami veya Kilise olarak inançsal ibadet mekânı olması hasebiyle cami olmasında hiçbir sakınca yoktur ve Tevhidi yönde en uygunudur.
Fakat Dinimizde zorlama yoktur. Buradaki bahsedilen zorlama bireyler için geçerlidir bir mekân için değil. Yani ben bir Hristiyan inancına sahip bir kişiyi zorla Müslüman yapamam Ama Bir mekânın istediğim gibi cami yapabilirim tabi gereken hukuksal şartları yerine getirmek kaydı ile; mekânın sahibi olmak ve mekânı gasp etmemek, O mekânın her yönü ile Tâhir (temiz) olması vs.
Netice olarak; İnançsal ibadet mekânı olarak Ayasofya kendisi için ön görülen görevi yerine getirmektedir.
Siyasi & Politik olarak Ayasofya nedir?
Politik olarak Ayasofya Hristiyan inancını hükmün ve gücün simgelemektedir. Onu korumak her Hristiyan inancına sahip olanları ilgilendir fakat Hristiyanlar ise Protestan ve Ortodoks olarak kendi aralarında ayrılmışlardır dolaysıyla Avrupa'nın Ortodokslara bakışı pek o kadar dost canlı değildir. Çünkü Avrupa'daki inanç daha çok judo-Hristiyan bir yapıya sahiptir. Rusya'nın Avrupa'dan dışlanması komünizmden daha çok Ortodoks olmasındandır aslında Ayasofya Rusya gibi Ortodoks inancında olan ülkeleri ilgilendire bir konudur. Ayasofya, Avrupa (Vatikan) için geçmiş tarihte olduğu gibi şimdide o kadar politik önemi yoktur. Ve İstanbul Ortodoks inancı Avrupa'nın Din anlayışına karşıdır ve İslam'a daha yakındır. Fakat Hristiyan Avrupa, zamanında Ortodoks İstanbul'a karşı olduğu gibi, Türkiye İstanbul'una karşıdır. Çünkü derin, tarihi geçmişe dayanan ekonomik & politik & yönetim rekabeti vardır. İstanbul Batı Asya'yı temsil eder. Avrupa'nın Ayasofya'ya bakış & sahiplenmesi onların sadece ekonomik ve politik güçlerini batı Asya'ya göstermeleridir. Bugünkü Türkiye hükmetti tarafından alına karar, Politik açıdan çok önemlidir.
Bizler için Ayasofya nedir?
Asıl bizi ilgilendiren soru budur. Ayasofya bizlerde neyi temsil etmektedir. İstanbul'un Fatih Sultan Mehmet han ile fethiyle Osmanlının batı Asya Hristiyanlarını (Ortodoks) temsil etmesidir. Fatih sultanın Mehmet han önünde iki seçenek vardır Ya Ayasofya kilise olarak kalacaktır ya da Cami yapmalıdır. Fakat Fatih sultan Mehmet hanın Ortodokslara verdiği onca hürriyet ve ekonomik sosyal rahatlık yanında o zamanki Avrupa'nın politik ve inançsal baskılarından bezmiş bir Ortodoks halkları için Ayasofya'yı cami oluşu pek o kadar önemli değildir ve Ayasofya cami yapıldı ve Osmanlı imparatorluğu ise Hristiyan Avrupası'na gücünü gösterdi. Batı Avrupa'nın sınırların daralması ve İslam kültürünün batıya hükmetmesi için Avrupa'ya giden kapıların açılması bu batının kaldıramayacağı bir hezimettir. Dolaysıyla Batı için ekonomik ve politik gücünü ne yapıp edip Osmanlı imparatorluğu yıkarak geri almalıdır bu sadece imparatorluğu yıkmak değil inanç olarak da Osmanlı yıkılmalıdır.
Fakat Osmanlını yıkılışı ve cumhuriyetin kuruluşu ile Ayasofya Müze oldu. Hristiyan Avrupası Osmanlıdan intikam almış oldu. Bu intikam öylesine oldu ki Ayasofya'nın kapatılması, müze olması ya da tekrar katedral olması Osmanlıya indirilen darbe yanında çok hafif kalmaktadır. Çünkü;
1-) Osmanlı Hanedan ve rejim (imparatorluk) olarak yok edildi.
2-) Osmanlı inanç olarak yok edildi.
Böyle bir ruh halinde Ayasofya'nın bizlerdeki yerini nasıl açıklayabiliriz ki! Bizler asıl olanı kaybetmişiz. Aksesuarların varlığı bizleri nasıl etkileyebilir ki!
Aslında Bizler için İstanbul'un yeniden bir fethe ihtiyacı vardır. Fakat bu fetih öylesine zor ki Fatih sultan Mehmet Hanın yaptığı fethi ne kadar büyük ve önemliyse bizlerin yapacağı yeni Fetih ondan daha önemli ve daha da büyük. Bu yapmamız gereken fethin ne politik ne siyasi yönü vardır. Karşımızda öylesine bir batı var ki artık onlar karşımızda değil kendi içimizde, yaşantımızda, kısacası ruhumuzda. Dolaysıyla bizlerin ilk önce kendimizi fethi etmemiz şarttır ki “Fethi el Kebir”; Peygamberimizin hadisinde “İstanbul fethe edecek komutan ne büyük
komutandır. O’nun askerleri ne büyük askerdir” der. Bu gelecekte gerçekleşecek İstanbul'un yeni fetih içindir.
Bizlerin ilk yapacağı şey kendini tanımlamak olmalıdır, kullandığımız terminolojiye değiştirmek olmalıdır, Ana referanslarımıza dönüş olmalıdır. Ama gel gelelim burada bizlerin beynini öylesin karıştırdılar ki her şey bulanık, kendi aramızda bizleri inançsal, sosyal, etnik olarak parçalara ayırdılar ki bir araya gelmeyelim, tek bir vücut olmayalım diye. (Ülke ve ümmet olarak yaşadıklarımız ortada) Bizlerin işi Fatih sultan Mehmet handan daha çok zor. Bizleri içimizden fethetmişler ve kimliklerimizi değiştirmişler ki Ayasofya'nın cami olması ya da kilise olması pek o kadar önemli değil.
Netice olarak, ben, Tevhit inancına bağlı Müslüman olarak Ayasofya'nın cami olmasına sevindim. (Fakat Cumhuriyetin ilk tarihlerinde ırkımızdan olan Cumhuriyetçilerin Büyük camilerimiz ahıra çevirmesinden de utanç duyuyorum) Şu an, Ayasofya ne Ahıra çevrildi nede AVM çevrildi Allah’ın bir mekânı olarak işlevine devam edecek. Bu kararın politik ve sosyal yönü beni pek ilgilendirmez yukarda açıkladığım gibi benim kendi derdimin yanında hafif kalır. Fakat Acizane olarak Ülke Yönetime önemli bir tavsiyem olur ki o da Ayasofya'daki şapellerden birini Ortodoksların ibadetlerine açmalarıdır. Bu İslam'ın büyüklüğündendir ve gerçek bozulmamış İlah bir Din olduğunun da simgesidir.
Mustafa Kemal TAŞPINAR

YORUMLAR

EBU HUSEYIN 26 gün önce
Yaklasiminiz humaniste ve Tevhidi. inanç özgürlükleri kendini kimliklerinde göstermeli. Siz bunu tevhidi yönden açıklık getirmişsiniz ve bu yaklaşıma katılıyorum. Genel manada Allah'in dini tektir o da Islam'dir. Fakat diğer inançlar (hristiyanlar) bunu bu sekilde görmemekte ve daha çok olaya siyasi & politik bakmaktalar sorunda orda zaten. Müslümanlar arasındaki bölünmüşlük sorunuda burda zaten. Eğer Insanlar Tevhidi yönden baksalar birlik olacaklar.

REKLAM