Aşura Meydanından Nasıl Ayrıldık?

GİRİŞ: 30.09.2020 07:11      GÜNCELLEME: 30.09.2020 07:11
Rasthaber - Kerbela”nın Rabbinin adıyla,
Asırlardır imam Hüseyin (as) aşıkları Muharrem ayı ile birlikte karalar giyerek yas moduna girerler. Hatta birçok bölgede kaç hafta öncesinden büyük bir hummalı çalışma içerisine girerek programlar organize ederler. Anma programları yaparak “Kerbela ve Aşura’nın” mesajlarını anlamaya çalışırlar zira bu Şianın kimliği haline gelmiştir.
Cami cemaeti, cami imamı gençler ayrı bir heyecanla hazırlanırlar bu büyük güne, meddahlar yine aynı şekilde en yeni sinezenleri en iyi  şekilde okumak için provalar, çalışmalar yaparlar.
Bunların hepsi imam Hüseyin (as) a yakışır bir şekilde, coşkulu bir organizeye imza atmak için yapılır elbet!
Alimler, Kerbela mesajını sohbetleri ile vermeye çalışırken, mersiyelerlede imam Hüseyin(as) aşıklarının duygu seline kapılmalarını sağlayarak, ağlamakla kalbi yumuşatıp Hüseynî mesajları daha kolay vermek, yaşamak, yaşatmak ve hayata geçirmek gayreti içerisindeler.
Değerli meddahlarda yine sinelerle genç kardeşlere Kerbela kıyamının mesajını vermeye, coşkusunu yaşatmaya çalışırlar.
Nuhelerde hepimizin aşina olduğu sözlerden biride nitekim şudur….
“ Ey Hüseyin biz yok idik Kerbela’da olsun oğlun Mehdiye lebbeyk sözü..”
Göğsüne en şiddetli ve samimiyetle (! ) vuran bu haleti ruhiye içerisindeki hangi gence sorsan ..
Şuanda Kerbela’da olsaydın Şimr’e, Hermele’ye, Ömer ibni Sad’a kısaca yezidilere ne yapardın ? sorusunaalacağımız cevap herkesce malumdur. O anda  kardeşlerin yumruklarını sıkarak , Yezid’in askerlerini paramparça ederdim dediklerini hepimiz duyar gibiyiz, değilmi ?
Aslında irdelediğimizde bu cevabın gerçekte bu kadar basit olmadığını görürüz, karşımızda eli kılıçlı, silahlı biri olsaydı, bu kadar basit ve düşünmeden ölmeyi yada öldürmeyi düşünebilirmiydik ? yani veresiye ölmek yada öldürmek arzusu kolaydır sanırım.
Asrı saadette Peygamber efendimize savaş izni vahyedilmeden önce sahabelerden bir çoğu gelip,“ya Resulallah! izin verin müşriklere hadlerini bildirelim” diyorlardı.
“..Sizinle savaşanlarla sizde savaşın….” emri geldiğinde ise o savaş çığırtkanlığı atanların birçoğunun sudan sebeplerle savaşmayı redettiklerini biliyoruz…
“Aşura ve Kerbela” anmalarının asıl amacı olan anarak anlamak, şuurlanmak, basiret sahibi olmak, tevalla ve teberrayı canlandırmak, zamanın Yezitlerini ve Hüseyinlerini tanıyıp zalimin karşısında, Hüseynilerinde yanında olmak kısaca İmam’ın uğrunda herşeyini verdiği İslami değerleri anlamak, yaşamak, yaşatmak hayata geçirmek olması gerekirken…
İmam Hüseyin’in (as) verdiği  mesajlardan bihaber birçok sinesine döven, imam Hüseyin(as) aşıklarının Ezan-ı  Muhammediyenin okunmasıyla camilere girip namazı  ikame etmek yerine, sanki tüm görevlerini ifa etmiş gibi Aşura meydanını terk etmeleri bu aşıkların (!) imam Hüseyni (as) ne kadar anladıklarının, daha doğrusu hiç anlamadıklarının, Aşura’yı sadece görsel bir şölenden ibaret saydıklarının delili değilmidir?
Yada aynı şekilde Hz. Rugeyye’yi, Hz. Rubab veya Hz. Zeynebi anıp onların acısına ortak olmak için Aşura meydanını dolduran Zeynebi kardeşlerimiz oradaki hicaplarını ne kadar başlarında taşıyorlar? Ne kadar Zeynebiler? Aşura meydanından ayrılır ayrılmaz başındaki şalı hırsızlık yapmış gibi, utanma duygusuyla hemen çantasına sokuşturmasını nasıl okumalıyız?
Oysa imam Hüseyin’in (as) yanında olmak, Yezide karşı savaşmak şimdide mümkündür.
Nasılmı?Kısaca İmam’ın uğruna herşeyini feda ettiği değerlere sahip çıkarak
İmam buyuruyor ya :
“Ben azgınlık, makam, fesat ve zulüm yapmak için kıyam etmedim. Ben ceddimin ümmetini ıslah etmek, marufu emir, münkeri nehyetmek, ceddim Resûlullah (s.a.v.) ve babam Ali b. Ebi Tâlib'in yolunu ihya etmek için kıyam ettim. Öyleyse, kim bu gerçeği benden kabul ederse (bana itaatte bulunursa) Allah'ın yolunu kabul etmiştir ve kim de bunu reddederse Allah’ın yolunu terketmiştir.
Yani Peygamber efendimizin bıraktığı öz Muhammedi İslam, sakifeden başlayan bir program dahilinde yozlaşmış, Muaviye(la) ile son zirveye ulasmış, Yezit (la) ile  islam’ın tamamen yok edilmesinin çalışmaları tamamlanmak üzereydi.

İmam Hüseyin (as): “İslam’ın Yezit gibi birinin eline geçtiğinde artık o dinin Fatihasını okumak gerekiyor”, diyerek buna vurgu yapıyordu. Ve bu zalimin karşısınnda Allah’ın dininin, Kur’an’ın hükümlerinin ve Peygamber’in sünnetinin unutturulmaya çalışılıp, yok edilmesine duyarsız kalmamıştı.
Yani bizde imamın bu değerlerine sahip çıkarak “Kerbela’da olsaydık seninle olurduk”iddiasını azda olsa ispat edebiliriz.
Kerbeladakiler herşeylerinden vaz geçmiş, tüm dünyevi borçlarından dahi kurtulmuş, üzerinde  kul hakkı olmaksızın tertemiz, mutlak bir teslimiyetle imamlarının yanındaydılar.
Yani imam Hüseyin’in (as) ashabı kadar tertemiz ashap, yaran, yandaş hiçbir zaman olmamış ve olmayacaktır.Ama bizler islami değerlere sahip çıkarak onlara benzeme konusunda bir zerrede olsa bir adım atmış olabiliriz.
Kerbela bir mekteptir o mektepten herkes kapasitesi kadar dersler alabilir.
En azami almamız gerekenler ise, hiç bir kılıç yarası, tehlikesi, aç kalma, susuz kalma vs gibi zorlukları olmayan özgür bir ortamda, evimizde, camimizde namazımızı eda etme, oruç, zekat, humus, emri-bil maruf, nehyi-anil münker, tevvella, teberra vs amelleri hayatımıza geçirebiliriz. 
Yani “Lebbeyke ya Hüseyin”! diyenlerin şimdi demesi gereken“Lebbeyke ya Mehdi”nidasıdır. Kendi zamanın imamını tanıma derk etme zamanıdır.
İslami değerlerden uzak durarak hangi yüzle “lebbeyke ya Mehdi” diyebilirizki ? Bunu her Hüseyin (as) aşığı kendi vicdanında sorgulaması gerekmezmi?
Yani “Kerbela ve Aşura” Muharremin 10. günü bitmedi, asıl mesaj o gün verildi ve bizim görevlerimiz o günden sonrada devam etmektedir.

Kerbelanın mesajını alma şuurundan nasiplenmek ümidi ile…
Mehmet Yüksek

YORUMLAR

Sofi muhammed 2 ay önce
Kerbelayı anlamak icin gercek ehli beyti tanimak lazin

REKLAM