Aldatıcıların Allah'ın Adını Kullanması

GİRİŞ: 18.12.2020 10:39      GÜNCELLEME: 18.12.2020 10:39
Rasthaber - BismillahiRahmanniRahim    
Hamd Alemlerin Rabbi Allah’a, salatu ve salam O’nun Resulü ve temiz Ehli beytine olsun; 
 
Bölüm- 03: İnanç kargaşası (Hiçbir şeyi ortak koşmamak) « ُنْ  اب ٌۨ َ رْيَزُ ع ُ ود ُهَيْ ال ِتَ ال َقَو فَ ك َ ين ۪ ذَّ ال َلْوَ ق َنُُ۫ؤِ اه َضُ ي ْْۚمِهِ اه َوْفَاِ ب ْمُهُلْوَ ق َكِلٰ ذ ِِۜ اللّٰه ُنْ اب ُ يح ۪سَمْ ى ال َ ار َصَّ الن ِتَ ال َقَ و ِاللّٰه ُِۜلْبَ ق ْنِ وا م ُر
 وُكَفْؤُ نهى ي َ ا ُُۘ اللّٰه ُمُهَلَ ات َ ;  ق «Yahudiler: 'Üzeyir Allah'ın oğludur' dediler; hristiyanlar da: 'Mesih Allah'ın oğludur' dediler. Bu, onların ağızlarıyla söylemeleridir; onlar, bundan önceki inkâr edenlerin sözlerini taklid ediyorlar. Allah onları kahretsin; nasıl da çevriliyorlar?» (Tövbe-30) 
İnsanın oluşturduğu çelişkisi; Kendine ait olamayan dünya hayatına olan aşırı bağımlılığı ve sadece madde vücuduna vermiş olduğu aşır önemden ötürü hem kendini hem de çevresini kandırmakla birlikte geçici sahip olduğu madde vücudunun varlığını kendi varlığının başlangıcı & bitişi olarak görmesi, madde dünyasının sunmuş olduğu çekiciliği (süsü, güzelliği, zevki) ve de yaşam gereksinmelerinde oluşan taleplerinin verdiği hırsla dünyaya ebedi hâkim olma arzusudur. « Nefsânî arzulara, (özellikle) kadınlara, oğullara, yığın yığın biriktirilmiş altın ve gümüşe, soylu atlara, sağmal hayvanlara ve ekinlere düşkünlük insanlara çekici kılındı.» (Al’imran-14) Bununla da kalmayıp, birde bu dünyevi görselleri Allah’ın adını kullanarak aldatana aldatıcılar, inanç kargaşası yaratarak, İnsanların hür iradelerini servis dişi bırakıp kendilerine mahkûm ederek hakikati görmelerini engelleyip saptırmaktadır. “Ey iman edenler, şeytanın adımlarına uymayın. Kim şeytanın adımlarına uyarsa, (bilsin ki) gerçekten o (şeytan) çirkin utanmazlıkları ve kötülüğü emreder.” (Nur-21)  
 Dünyanın çekiciliği ve gereksinmeleri insanın onun çıkardığı duvarlar (engellere) İnsanın geçmesi gereken imtihanlarıdır.  
1-) Dünyanın süsüne ve çekiciliğine kanarak nefsi arzularının oluşturduğu duvar. İnsanın kendi Egosu/ Benciliği. “Bize kavuşmayı ummayanlar, dünya hayatına razı olup onunla tatmin bulanlar ve bizim ayetlerimizden gafil olanlar da vardır muhakkak”. (Yunus-7)  
2-) Bulunduğu coğrafik & sosyal & tarihsel yaşam tarzının oluşturduğu duvar. Yaşadığı çevrenin şartları; Köy hayatı, şehir hayatı, denizci hayatı, dağ hayatı, Milliyeti, kabilesi ve konuştuğu dili vs. “‘O, amel (davranış ve eylem) bakımından hanginizin daha iyi (ve güzel) olacağını denemek için ölümü ve hayatı yarattı...’ (Mülk Suresi, 2) 
3-) Yaşadığı “Materyalist” sistemin oluşturduğu sosyal & ekonomik duvar. Yaşam kuralları koyan yöntem, sistemin şartları; Kapitalizm, komünizm, demokrasi, monarşi, vb. “Kim de benim zikrimden yüz çevirirse, artık onun için sıkıntılı bir geçim vardır” (Taha-124) 
4-) inançsal duvar, manevi duyguları sömüren teolojik yapıya sahip ideolojik inançsal yapılar; Mezhepler, Tarikatlar, dini grup ve partiler. “Ey insanlar! Allah'ın vaadi haktır. Dünya hayatı aldatıcıdır. Aldatıcılar ’da Allah’ın adını kullanarak sizleri aldatmasın” (Fatir-5) 
İnsan oğlu, coğrafik- sosyal- ekonomik- tarihsel duvarları aşabilmesi mümkündür. Fakat Kendi nefsi arzularının oluşturduğu duvarı aşabilmesi sadece insanın fıtratında olan sevgi & İlahi aşk olan bağlılığına bağlıdır. 
İnançsal çelişkiden (inançsal duvardan) nasıl korunabiliriz? 
Geçmişte ve günümüzde Müslüman toplumların kaos & fitne ortamlarında olmaları ve de çıkamamalarını en büyük sebebi; İslam toplumlarının marifetullahtan* uzak, tevhidi bilinçsiz (Dünyanın menfaatlerine olan aşırı bağımlılık ve Allah’ın adını kullana aldatıcıların vaatleriyle) yaşamalarından dolayı bölük pörçük olmalarından kaynaklanmaktadır. *(“Allah’a iman edin”, “Allah’a itaat edin”, “Allah ibadet edin” ve “Allah'ı hakkıyla takdir edip, kadrini gereği gibi bilin” (Tegabun-8, Al-i imran-132, Hac-33, Enam-91 & Zümre-67)) 
Ne yazık ki İnsan oğlunun az bir kısmı hariç, «Mezhepçilik, Düşünce özgürlüğü & Hürriyet & Eşitlik & ırkçılık & ilim» adı altında oluşan birçok inançsal kargaşada marifetullah’tan topukları üzeri gerisin geriye çevrilmektedirler. Sahip oldukları “ideolojik ve teolojik” yapıları Tevhidin önüne koymalarıyla “Allah'ı hakkıyla takdir edemediler” (Enam-91), “Allah'ın kadrini gereği gibi bilemediler” (Zumre-67), ve dolaysıyladır ki “dünya hayatı süslü gösterildi; " (Bakara 212)  
Allah (cc), insan oğluna her zaman hakikati hatırlatmak için peygamberler ve kitaplar yolladı. Fakat insan oğlu her defasında, şeytanın yalan vaatlerini ve vesveselerini takip ederek Peygamberleri & Kitaplarını ya inkâr ettiler ya da saptırdılar. Şeytan, her zaman Âdem oğlunun ilahi bağını kullanarak, Allah’ın adını ya negatife inkârcı ya da pozitife inançlı olarak kullanarak insanları hakikatin bağrında ruhlarını köreltti ve sonuçta geriye sadece madde vücudun dünyevi talepleri kaldı. İsim olarak kalan ilahi kitaplar ve Peygamberler, insanların pratik hayatlarından çıkartıldı. Neticede ortaya çıkan tablo ise tam bir ironi oldu; Ağlanacak halimize gülerek dost olduk, Tevhide (marifetullah) ise düşman olduk.  
Allah'ın tek bir dini var iken bugün karşımızda insanların eliyle birçok dinler oluşturuldu ve her oluşturulan dini ise kendi arasında branşlar bölündüler. Her toplum ise kendi nefsinin ilah edinerek Allah’a (Yaratıcıya) inandığını söylemekte ve inandığı “Allah” adını kullanarak sapıtan insan toplulukları oldular ve neticede bu toplumlar birbirine düşman oldu, birbirlerini Allah adına öldürdüler ve öldürmekteler. Neticede Allah adını kullanan, birbirinden nefret eden toplumlar, gruplar, milletler oluşturuldu ki insanlık tarihi inanç savaşlarıyla dolu ve hala bu cahillik devam etmekte. (Kerbela vahşeti, Haçlı seferleri, Daiş, Fetö ve Siyonizm'in zulümleri ve birçokları) 
İnsan toplumları, Yahudilik ve branşları, Hristiyanlık ve branşları, İslamcılık ve branşları ve de buna ek olarak ilahi yapı haricinde “Ruhun gizemine” hitap eden farklı inançlar & ideolojiler (Budistlik, Şamanizm, ateşperestlik, ilim, vs.) kargaşasında kaybolmuş halde hakikati aramakta & yaşamaktalar. Her bir toplum sadece kendilerinin hak yolda olduğunu iddia etmekteler. Fakat gerçekte Allah'ın inancı Tevhittin «LA İLAHE İLLALLAH» saptırılmış, içi boşaltılmış (hakikaten soyutlanmış) sahte kopilleri üzerinde yaşamaktalar. Tevhit inancına sahip olmayan din ilahi din değildir. Çünkü Allah’ın inancı Tevhit inancıdır. Âdem atamızdan, Nuh atamızdan, İbrahim atamızdan ve gelip geçmiş tüm peygamberlerin …. Musa (as), İsa (as), Muhammed Mustafa (sav) İnancı Tevhit inancıdır. O ise Allah’ın seçtiği dinini tek adı İslam'dır. 
İslam’da İslamcılık; Allah’ın adını kullanıp insanları dünyevi menfaat & çıkarlar doğrultusunda manevi duygularını istismar ederek, din kisvesi altında Allah’a karşın saptırmadır. “Modern İslam”, “Amerikan İslam’ı”, “Avrupa İslam’ı”, “Demokratik İslam”, “Liberal İslam”, “Sosyalist İslam”, “Türk-İslam Sentezi” ve tüm “Statüko Dinleri” ve bunları oluşturup yaymaya çalışanlar sayılabilir. Ne acıdır ki İnsanın Allah’a karşı yaptığı bu kandırmacayı şeytan Allah’a yapmamıştır. Şeytan insana hitaben; «'Gerçek şu ki, ben senden uzağım. Doğrusu ben, alemlerin Rabbi olan Allah'tan korkarım' dedi» (Hasr-16)  
Şeytan, Allah (cc) verdiği sözü yerine getirmektedir; “Senin şerefine andolsun ki, içlerinden ihlaslı kulların hariç, elbette onların hepsini azdıracağım’ dedi.” (Sâd- 82; 83). Buna karşın Allah (cc) dedi ki; ‘İşte bana uyan doğru yolu budur. Sana uyan sapıklar dışındaki kullarım üzerinde senin hiçbir nüfuzun, hiçbir etkileme gücün (sultan, hâkimiyetin) yoktur. Ancak azgınlardan (ğâvîn) sana uyanlar müstesna.” (Hicr- 41; 42) Çünkü “Benim (mü’min) kullarıma gelince senin onlara gücün yetmez (onlar üzerinde senin hiçbir hâkimiyetin olmaz). Vekîl olarak Rabb’in yeter.” (İsra-65).  
İnanç kargaşasında karşımıza çıkan iki grup insan / toplum vardır: 
1-) İslam'ı kökten değiştirip cahiliyeye dönmek isteyen ve yaşayanlar ve Şeytanın tarafı olduğunu açıkça ilan edenler. “Onlara, ‘Allah’ın indirdiğine (Kur’an’a) ve Peygamber’e gelin’ denildiğinde onlar, ‘Babalarımızı üzerinde bulduğumuz din bize yeter’ derler. ” (Maide-104). 
2-) İktidar ve kişisel hırslarına mağlup olup, iktidarlarını (çıkarlarını) perçinlemek için dini kendi egosantrik taleplerinin hizmetine alanlar, değiştirenler. Din kisvesi altında, iktidar, siyasal ve ekonomik rant gücüne sahip olma arzularını «dini hizmet» gibi lanse edip, gerçek hedeflerini gizleyip insanları yanıltarak aldatan Aldatıcılar. (En son ülkemizde Feto & onlar benzer teolojik ideolojiye sahip gruplar) Tevhit inancına en büyük saldır bu ikinci grup «Münafık ve fasık insanlar» topluluğundan gelmektedir. “ “ Vay o kitabı elleriyle yazıp, sonra da onu az bir de­ğere satmak için işte bu Allah katındandır! diyenle­re.” (Bakara-79). 
İslam tarihine baktığımızda, Peygamberimiz (savs), tebliği surecinin 12 senesi “Tevhidi” anlatarak, açıklayarak, yaşayarak 1. grup insanlar topluluğuna karşı mücadele ve açık olarak savaşmakla geçmiştir. Daha sonra düşmanları fiziksel olarak ve en önemlisi inanç olarak savaşı kaybedeceklerini anladıkları andan itibaren taraf ve şekil değiştirdiler ve peygamberimizin karşısında 2. grup insan topluluğunu oluşturdular. Peygamberimizi vefatın bekleyen bu 2.grup insan toplulukları İslam'a (Tevhit inancına) en büyük darbeyi hükmetme & ekonomik güce sahip olma hırslarıyla Allah adını kullanarak, dünyanın süsü ve çekiciliğini temel alarak, dini kendilerine bir araç gibi kullanarak vurdular. (Yahudi elitlerinin Roma imparatorluğu ile beraber Isa (as) ve yarenlerine karşı uyguladığı taktiği, Muaviye ve takipçileri birebir peygamberimizden sonrasında uyguladılar) Kısaca Tevhit inancı isim olarak kaldı fakat pratikte çok farklı bir inanç ortaya çıktı.  
Özet olarak; Kendini İslam kisvesi altında gösteren kişilerin oluşturduğu gruplar daha Peygamberimiz hayatta iken hazırlamış oldukları senaryoyu, Peygamberimizin ölümü ile pratike geçirdiler. Dinîmizin Allah tarafından ilanı ve bizim için en şerefli gün olan «Gadri Hum bayramı» *1 unutturuldu, “Veda hutbesi” *2 saptırıldı. Peygamberimizin Gadri Hum mevkiinde ki yaptığı 
beyan ve inen ayetler çıkarlarına ters düştüğü için görmezlikten gelindi ya da üzerinde farklı (fitne & nifak çıkaracak) yorumlar yapılarak ihtilaflar oluşturuldu.  
1*“Bugün size dininizi kemale erdirdim, üzerinizdeki nimetimi tamamladım ve size din olarak İslam'ı seçip-beğendim” (Maide-3) ve “ Ey peygamber, Rabbinden sana indirileni tebliğ et. Eğer (bu görevini) yapmayacak olursan, O'nun elçiliğini tebliğ etmemiş olursun.” (Maide-67)  
2*En son hac farazisindeki Veda hutbesi “size iki emanet bırakıyorum Kitabı Kuran ve Ehli beytim kim bu ikisine sarılırsa hakikat yolundan sapmaz.” (Hadis veda hutbesi) 
Netice olarak; Bugün İnsan oğlu, kimileri saptırılmış Tevhit inancı üzerine inşat edilmiş Tehvidi (Yahudilik & Hristiyanlık), kimileri ise İslamcılık üzerine içi boşaltılmış Tevhit inancını yaşamaktadır. Tevhide inandığımızı söylüyoruz fakat pratikte Allah’a olan inancımız, Allah’a olan itaatimiz ve Allah’a yapılan ibadetimiz yaşantımızda tam yeri olmadığı gibi tam bir zıtlık yaşıyoruz. Kimileri Allah'ı ve dinini inkâr ederekken kimileri İslamcılık (Saray dini & içeriği boşaltılmış) din yaşamakta, yaşatmakta. 
Kimileri ırkı bir inanç şekli yaptı, «Arap değilsen Müslüman değilsin» Üstünlük ırktadır dedi. 
Kimileri Allah'ı gök yüzüne hapis etti, “Allah göklerin hâkim, bense gücümle yer yüzünün hâkimiyim, Güçlü güçsüz ezer doğa kanunudur ve de hakikattir “dedi. 
Kimileri de bunlar yetmezmiş gibi “İlim benim tanrım, Teknoloji hayatımın hâkimi ben sadece ona itaat ederim.” dedi. 
İnsanı tanıyan iblis dundan dolayı “‘Rabbim! Beni azdırmana karşılık, andolsun ki yeryüzünde kötülükleri onlara güzel/cazip göstereceğim, içlerinde ihlâsa erdirilmiş kulların hariç, onların hepsini azdıracağım’ dedi.” (Hicir 39-40) 
Son söz olarak; Şeytan ve dostları (Siyonistler & ateistler ve tevhit düşmanı müşrikler) Allah'ı yok saydıkları Tevhidsiz bir Dünya kurma peşindeler. Fakat bunu katiyen başaramayacaklar çünkü Allah’ın vaadi «Biz ise yeryüzünün (her yerinde ve her devirde) zayıf düşürülen kimselere (aciz ve çaresiz hale getirilip ezilen; inanç, itaat ve cihad ehline) lütufta bulunup (nimet ve faziletimizi tattırmak), onları (devlet, hükümet ve siyaset) önderleri kılmak istiyorduk ki böylece (ülkelerindeki ve yeryüzündeki imkân ve iktidarlara onları) mirasçı yapmayı (amaçlamışız).» (Kasas-5).  
Gerçek odur ki “Allah taraftarları (Tevhide inanan ve hiçbir şeyle ortak koşmadan yaşayan) galip gelenler olacaktır” Bizlerin (Âdemoğlu), Dünyanın aldatmacasından ve de aldatıcıların Allah’ın adını kullanarak bizleri aldatmalarından kendimizi korumamız ve sadece hür irademize sahip çıkıp, Allah’ın ip Tevhit inancını (Marifetullah) sımsıkı sarılıp yaşamak ve yaşatmak olacaktır. 
"Allah'a iman edin" (Tegabun-8) 
"Allah'a itaat edin" (Al-i imran-132) 
"Allah'a ibadet edin" (Hac-33) 
Bu ayetlerini bize tanımladığı TEVHID inancı "LA ILAHE ILLALLAH" tır. 
- Allah'ı bilmek, tanımak, 
- Bildiğin & tanıdığın Allah'a samimi olarak inanmak, 
- İnandığını Allah’a itaat ederek yaşamak, 
- İtaat ederek Yaşadığın Allah'ın varlığını hür sesle ilan etmek, 
- Hür sesle ilan ettiğin Allah'ın varlığına hiçbir şeyi Ortak koşmamak. 
Bu ise " Allah'ın kadrini gereği gibi bilmek ve Allah'ı hakkiyle takdir “etmektir. 
«Allah, sizlerden iman edip iyi davranışlarda bulunanlara, kendilerinden öncekileri sahip ve hâkim kıldığı gibi, kendilerini de yeryüzüne sahip ve hâkim kılacağını, onlar için beğenip seçtiği dini (İslâm'ı) onların iyiliğine yerleştirip koruyacağını ve geçirdikleri korku döneminden sonra, bunun yerine onlara güven sağlayacağın vaat etti. Çünkü onlar bana kulluk ederler. Hiçbir şeyi bana eş tutmazlar. Artık bundan sonra kim inkâr ederse, işte bunlar asıl büyük günahkarlardır.» (Nur -55) 
Mustafa Kemal TASPINAR 

YORUMLAR

REKLAM