Akdeniz’den Körfeze uzanan kara delik

GİRİŞ: 26.09.2019 09:08      GÜNCELLEME: 26.09.2019 09:08
Rasthaber -  Kara delik için genel kabul gören tabire binaen; Çekim alanı her türlü maddesel oluşumun ve ışınımın kendisinden kaçmasına izin vermeyecek derecede güçlü olan, kütlesi büyük bir kozmik cisimdir. Kara deliklere ölü yıldızlar deniliyor. İçine doğru çöktüğü için ışığı yansıtmadığından kara görünüyormuş. Her şeyi yutmaya meyilli doymak bilmez kara delikler çekim alanına yani cazibesine yaklaşan her maddeyi hangi devasa büyüklükte olursa olsun yutuyormuş. Dünyamıza en yakın kara deliğin 1600 ışık mesafesinde olduğu söylenirdi. Yeni iddiaya göre 20 bin ışık mesafesindeymiş. Uzunluğu ve boyutu hakkında uzmanlar halen bir sonuca varmış değil.

İnsanın evreni tanımaya, öğrenmeye ve keşfetmeye hevesi büyük. Olmalı da. Ancak biz kara deliği, Mars’ı, Ay’ı keşfetmeye çıkmışken, başka gezegenlerde su, hava, yaşam alametleri ararken havası, suyu, toprağı, ormanları, dağları, ovaları, gölleri, denizleriyle, bereketleriyle tertemiz Dünyamızı, çocuklarımızdan miras aldığımız bu cennet mekân emaneti kirletiyoruz, talan ediyoruz, yağmalıyoruz, katlediyoruz. Barbarlıktan medeniyete doğru mu yol alıyoruz yoksa medeniyetten barbarlığa doğru mu evriliyoruz?

BÖLGEMİZDEKİ ŞER KARA DELİĞİ

Başka mekânlardaki kara delikler veya Güneş’in devasa kütlesel cazibesi, her şey aslına döner kanununa istinaden, bir gün Dünyamızı topyekûn içine alıp yutar mı bilemem ama varlığımızı yok edip yutacak kendi eserimiz olan ‘şer kara deliğinin tam merkezindeyiz. Bu kara delik, Doğu Akdeniz coğrafyasının tümünü içine almış, Mısır, Filistin, İsrail, Kıbrıs, Lübnan, Suriye, Türkiye, Irak’tan Arap (Farisi) Körfezine iniyor, Hürmüz Boğazı’ndan geçiyor, Umman Körfezi’ne açılıyor. Buradan Yemen Denizi’ne doğru kıvrılıyor, Aden Körfezi’nden Mendeb Kapısı’na (boğazına) uzanıyor. Solunda Somali, Etiyopya, Eritre, Sudan, sağında Suudi Arabistan, Ürdün, Kızıldeniz’de yol alıyor, Süveyş Kanalı’ndan geçerek çıktığı nokta Akdeniz ile tekrar buluşuyor. Beşer görünümlü, suyumuzu, havamızı, toprağımızı kirleten, umutlarımızı çalan, geleceğimizi zehirleyen tamahkâr, doymak bilmez bir şer enerjiyle yüklü bu kara delik her an varlığımızı nihayetlendirebilir.

Kara deliği besleyen en önemli maddeler enerji kaynakları, su kaynakları, finans merkezleri, silah, uyuşturucu, fuhuş, aşırı tüketim ve tek kutuplu tekelci hegemonya tamahı. Bu cephenin başmühendisi, kendilerini 100 tanrı olarak lanse eden beynelmilel tröstler. İsrail, ABD, İngiltere bu cephenin başat aktörleri. Ürdün, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, başta Suudi Hanedanlığı, BAE, Bahreyn gibi Körfez Şeyhlikleri kara deliğin deli gömleği giymiş muharipleri. Yemen savaşını Suudi hanedanlığına havale ettiler. Birleşik Arap Emirlikleri ve paralı askerlerden oluşan ordusu Aden Körfezi’ni hem denizden hem de karadan işgal etti.

BAE ÜSLERİ CASUSLARIN EVSAHİBİ

Buna ilaveten Yemen’in en stratejik adası Sokotra adasına askeri üs inşa etti. Kızıldeniz’e açılan Mendeb Kapısı’nı (Boğazını) kontrol etmek amacıyla Somali’ye üç, Kızıldeniz’i kontrol etmek için Eritre ve Ömer Beşir’i deviren ordu sayesinde Sudan’a birer askeri üs kurdu. İsrail casus denizaltıları, gemileri ve kara dinleme istasyonları özellikle Eritre rıhtımları ve bölgesinde bulunuyor. BAE askeri üsleri İsrail casusluk faaliyetlerine ve askeri varlığına evsahipliği yapıyor. İran’ın Arap Körfezi, Yemen Denizi, Kızıldeniz, Suveyş Kanalı ve buradan Akdeniz’e yol alan tüm ticari ve askeri gemi ve kargolarını bu sayede gözetleyebiliyor. Lübnan Hizbullah’ına veya Suriye’ye askeri malzeme taşıyor hüccetiyle (bahanesiyle) İran’ın gemi ve kargolarına müdahale ediyor.

Bu üslerin yanında bu bölgede ABD, Fransa ve Suudi Arabistan’ın da üsleri var. Bu kuşatma sadece İran’ı hedef almıyor. Çin de hedef tahtasında. Kaşgar (Çin) Gvadar (Pakistan) ekonomik koridoru Bir Yol Bir Kuşak Projesinin denize açılan koludur. Gvadar limanı Umman Denizi’nden Arap Körfezi’ne, Yemen denizinden Kızıldeniz’e buradan Akdeniz’e taşınacak metanın en önemli merkezi. Ayrıca bölgenin en büyük serbest ticaret bölgesi olmaya da aday. Bu durum halen elinde bölgenin en büyük serbest ticaret bölgesini elinde bulunduran BAE, Dubai, Cebel Ali Serbest Ticaret Bölgesine ciddi bir rakip olacak. Ayrıca, ABD, İsrail ve AB için de ciddi bir potansiyel rekabetin ve zararın zuhur etmesini sağlayacak. Çin, bölgenin ehemmiyetine müdrik olduğu için Somali’ye Mendeb kapısına bakan bir ticari ve bir de askeri üs kurdu. Yakın bir zamanda yapılması planlanan Arap Körfezi tarihinin en büyük deniz tatbikatına katılacak olan Rus ve İran donanmasına Çin donanması da büyük bir ihtimal iştirak edecek.

KARA DELİĞİN MERKEZİ

Kara deliğin merkezinde yer alan Suriye temkinli adımlarla bu kara belanın şerrinden korunmaya ve direncini yükseltmeye çaba harcıyor. Uluslararası dengeleri iyi gözetiyor. Buna uygun konumlanıyor. Ancak stratejik seçeneğini Rusya, İran ve Çin Cephesinden yana kullanıyor. Bu kuvvetlerle dayanışma ve uyum içinde Suriye’yi yeniden ihya etmeye çalışıyor. En son eski İtalya Ekonomik Kalkınma Bakanı, İtalya Senatosu Başkanı Paolo Romani liderliğinde Şam’ı ziyaret eden geniş katılımlı İtalyan heyetini ağırlayan Suriye, uluslararası fuarlar ve ticari etkinliklerle bir yandan savaşı idare ederken öbür yandan ülkenin yeniden inşasına hız veriyor. Çek Cumhuriyeti ile ilişkiler üst düzeyde. Almanya ve Fransa, Suriye’nin kapısında bekliyor.

Bölgede Türkiye’nin Somali, Mogadişu’da bir askeri üssü var. Devrik Sudan lideri ile vardığımız mutabakata binaen Sudan’ın Kızıldeniz’deki Suakin Adası’na da bir Türk askeri üssü inşa edilecekti. Şu anki durum nedir? Halen adada mıyız? Sivil amaçlı mı kullanıyoruz? Yeni Sudan yönetimi adada askeri varlığımızı onaylıyor mu? Bu hususlar muamma. Kara deliğin yutmak istediği en önemli ülkelerin arasında olan Türkiye, başta Mısır, Suriye ve Yemen ile sorunlu ilişkiler yaşıyor. Akdeniz’de bu denize uzun kıyıları olan ve zengin enerji kaynaklarına sahip Mısır, Lübnan ve Suriye ile birlikte değiliz. Arap Körfezi’nde eski müttefikler Suudi hanedanlığı, BAE ve Bahreyn en büyük düşmanımız oldular. Yemen Savaşında mezhepsel siyaset sonucu Suudi ordusu ve taşeronu İhvan hareketine destek verdik. Eski “Sünni” dostlar BAE ve Suudi Hanedanlığı hem Erdoğan’ı hem de İhvan hareketini “istenmeyen kötü kuvvetler” ilan etti. Yemen Husileri zaten ilk lahzadan itibaren Türkiye’yi muhalefeti silahlandırmakla itham etti.

KİMİNLE YUMRUK SALLAYACAĞIZ?

Kara delik ısınıyor. Büyük bir kavga patlayacak. Bu kavgada her iki tarafın yumruklarını savurmakla mı meşgul olacağız, her iki tarafa yumruk mu sallayacağız, her iki tarafla savaş esnasında uzlaşmaya, fırsatçılık yapmaya mı çalışacağız yoksa stratejik seçeneğimizi netleştirip Türkiye’yi yutmak isteyen şer kuvvetlere karşı Rusya, İran, Çin, Suriye, Irak, Lübnan, Yemen ile birlikte mi yumruk sallayacağız?

aydınlık

YORUMLAR

REKLAM