Ailenin Mutluluk Sırları

GİRİŞ: 07.12.2019 18:15      GÜNCELLEME: 07.12.2019 18:15
Rasthaber -  BismillahiRahmanniRahim,

Hamd Alemlerin Rabbi Allah, salatu ve salam O’nun Resulu ve temiz Ehli beytine olsun.

Bölüm 1 : Erkek-Kadın Eşitliği kandırmacası.

Kadınlar günün kutladık ve Erkeklere lanet okuduk. Yobaz ve zalim erkelere karşı olduğumuzu ve « uyguladıkları şiddete dur » demeliyiz ilan ettik.

Çok güzel dedikte fakat hakkaniyetli demedik, Eşitlik olsun dedik ama Adil olsun demedik. Ne yazıkki kadınlarımızı bu çıkar sistemi yine aldatmakta, sistem kendi oyuncağı olarak yine kadınlarımız kullanmakta. Bu konuları işleyen ( Çıkar endüstrisi ve Kadın. Erkeklerin unuttukları kadınların bilmedikleri ) bir çok yazım oldu. Gerçek olan bir hakikat var ise o, Kadınlarımız hep kandırılmakta. Garib olan ise, kadınlarımız sistemin kendilerini kullanmasına duyarsız sanki ipnotize edilmişler.

« Ailesine kadını olma yerine toplumun kadını olma » Neden kadınlarımız böylesin çarpık ve baskıcı bir yapıyı tercih ediyorlar ? Burdan Erkekler ile eşit olduklarını isbatlamaya çalışıyorlar ! Çünkü sistem cinsel Tanımlamaları Eşitlik üzerine yapıyor. « Eşitlik », « Hürriyet »  derken adaleti unutturuyorlar, Hakkaniyeti unutturuyorlar, Her şeyi güç dengesi üzerine otuturyorlar ki bu Kadının ve Erkeğin doğasal yapılarına aykırı, dolayısı ile Erkek mi üstün kadınımı üstün yada Erkek zalim kadın masum tartışmasının sonu gelmiyor. Tabi buna Erkeğin fizik güçünü ekleyince her şey daha farklı şekil alıyor.

Kadın ve Erkek arasında oluşturulan problematik « rekabetin » amaçı nedir ? Aynı cinsten (Insan) fakat farklı özelliklere sahip olan bu yapıya nasıl bakmalıyız? Aynı cins olan (erkek & kadın) kendi aralarındada fark arzetmektedir.

Bizlerin olaya iki pencereden bakalım ; 1-) Fiziksel & Piskolojik. 2-) Sosyal statü.

Fiziksel olarak bir yapı analiz edilirken o yapının doğal oluşumuna ve doğal parametrelerinin verdiği özeliklerine bakılır. Demek isterim ki Mesela ; şeker nedir derken ? onun yapısındaki tat, karışımın verdiği zevek ve fiziksel yapılarının musade ettiği birleşimler vb. bir sürü fiziksel & kimyasal özeliklerine bakarak nerde & nasıl kullanım alanları belirlenmişiz ve ona görede kullanır olmuşuz. Yani şeker kullanılacak yerde tuzu kullanmayız. çünkü Tuzunda yapısal özeliklerin biliyoruz. Dolaysıyla ona görede kullanım alanları tesbit etmişiz bu doğla bir seçim, insanın kendi seçimi değil. Yani Tuza sen şeker olacaksın gibi bakıpta kullanamayız. Tuz tuzdur şekerde şekerdir. Fakat iki yapıda insanin zevk ile kullandığı tatlandırıcı yapıdır. Fakat ta ki abartana yada onların yapısını bozana kadar !

Fakat Yapılarını değiştirebilirmiyiz ? Yani Şekeri tuz, tuzuda şeker yapabilirimiyiz? Mümkün ama o zaman tuza tuz demeyizde şeker deriz, şekerede şeker demeyizde tuz deriz. Fakat yapısal referans olarak tuzun asli özeliklerini alırız ve şekerinde asli özeliklerini alırız ve tuzun özeliklerini şekerde oluşmasını, şekerinde özelklerinin tuzda oluşmasını sağlamaya çalışırız. Fakat değişimi sonuçunda oluşan asılından farklı olan bir yapıdır. Belki tanım olarak şeker tanımını yapabiliriz ama katiyen şeker değildir. Dolayısıyla bizlerin tanımlamasını yaptığımız yeni yapı tanımından farklı olan bir yapıdır ne kadar da şeker dersek.

Fakat Asıl olan sonrasında oluşacaklar nedir? Biz bu oluşumu ne kadar dengeli ve sağlıklı kullanabiliriz ? Bu zorlamanın vereceği sonuçlar ne olur? Biz bunu yaparken Eşitlik sağlamış olurmuyuz ? Biz bunu yaparken adil olabilirimiyiz ? Biz bunu yaparken gerçekten hakkaniyetli ve samimi olabilirimiyiz ? İşte bu yapıdaki değişikliklerin verdiği neticeler çok tehlikeli olabilir karışımına görede öldürücü olabilir.

Ney yazıkki öylesine bir sistem içinde yaşıyoruzki yapılan tanımlamalar, tanımlamayı ilgilendiren yapıya hiç uymamakta. Tanımlamanın gerçek olması içinde kanunlar, kurallar çıkarmaktayız ki böylece  yapının değişeceğini ummaktayız. Malisfe Doğasal Yapı değişmez. Eğer Bir insan Erkek olarak dünyaya gelmiş ise yapı olarak Erkektir. Yapısı Erkek olan, kızların bulunduğu bir ortamdada yetişse ve eğitim alsa yapısı hep erkektir. Beli bir yaşta sakalı uzar,  cinsel arzuları tepişir, Erkeklik hormanlarının verdiği özelikler kendini baskın olarak gösterir. Aynı şey, bir kadın içinde farklı bir şekilde söz konusudur. Dolayısıyla iki cinsiyetinde yapısını değiştirmek mümkün değildir. Yapı olarak Farklıyız. Fakat Arzularımız, taleplerimiz, görüşlerimiz aynı bir konu/talep/istek içinde olsada uygulamada, düşünmede piskolojik ve ruhsal olarak farklıdır. Bu farklılık ne bir üstünlüktür nede biz acizliktir. Bu bir UYGUNLUK ve TAMAMLAMADIR. ( Harmonidir)

Anlamamız gereken ilk konu; Kadın ve Erkek fiziksel olarak farklılıklar arz etmektedir. Biz bu farklılıklara « eşitlik » gözüyle bakmaya çalışırsak yanılırız. çunku adı üstünde Farklılık. Ve bir birbirinden farklılıklar, aynı değildir Fakat tamamlayıcılardır. Bu ise belirli bir harmoni ile olmaktadır. Harmoni üstünlük ve güç içermez, hakaniyet ve uyum içerir.

Neye gör ? Yapılarımızın bize verdiği özeliklere göre. Yani sınıf olarak eşitiz « İNSANIZ » fakat Uygulamda doğasal yapı olarak farklıyız ve katiyende aynı olamayız çünkü « KADIN »ın belirgin özelikleri ve « ERKEK »in belirgin özelikleri farklıdır. Bu farklılıklar eşitlikle bir olamaz fakat kendi aralarında denge saylar.

Sosyal yapıda (Fiziksel, pratik uyum, randıman) Eşitlik söz konusu olabilirmi ? Eğer biz Erkeğin Fiziksel ve belirgin özelik yapısını ve kadının Fiziksel ve belirgin özelik yapısın göz önünde bulundurarak yapar isek Eşitlikten değilde Hakaniyette ve Adaletten bahsetmemiz gerekir. Kadını  belirgin özelliklerinin üstün olduğu konumlar göz önüne alınır. Eğer bir kadın çalışıyor ise çalışarak kazandığı hakkıdır. Günümüz teknolojisini getirdiği kolaylıklar aynı zamanda ise soyal hayatımızın içinde boşaltmıştır. Fakat bir Aile söz konus ise onu getirdiği sorumluluk (kültürel & Ahlaki) göz önüne alınmalıdır. Fakat ne yazık ki bizlerin bu devrimizde çok hafife aldığı bir konudur. Şunu iyi bilmemiz lazım « Eşitlek herzaman adalet değildir ». Biz şayet eşit davranacağız dersek Hem zülüm yaparız, hemde adil davranmayız, ortaya çıkan sonuç sapık ve karmaşık bir yapı olur.

Bu çarpık yapılanmayı şöyle açıklayabiliriz, Mesela, Eşit davranacağız diyerek zenginden tüm varlığı üzerinden 1 milyon TL pay alacağız. Fakirinden aynı şekilde 1 miliyon TL pay alacağız. Burda Hem zenginlere, hem orta sınıfa vede fakir sınıfa eşit davranmış olacağız. Fakat adil olmuyacağız ve zülüm yapacağız. Fakirede dönüp sende insansın, sende çalışıyorsun bu parayı ödüyeceksin diyerek baskı kuracayız. Fakir ve Zengine Eşiti davaransakda Adil & Hakkaniyetli olmuyacağız.

Her yapı kendi ölçü değerleri ve özelik parametreleri dahilinde hareket eder, etmelidir ve ona görede sorumlu tutulmalıdır.  Kadının yapısı gereği Ahlaki ve sosyal bir sorumluğu vardır ki bu doğal yapısı gereği ortaya çıkmıştır yani empoze edilmemiştir. Erkeğinde Ahlaki ve sosyal sorumluları vardır. Kadın ve Erkeklerin fiziksel ve piskolojik belirgin olan özeliklerinden dolayı bu sorumluluklar bir birlerini tamamlayıcı olarak böyle olmuştur. Bügünkü toplumumuzda çalışan kadıların sayısı artmıştır. Bu artış sömürücü sistemin getirdiği « çıkar & rant » kendi için artırmadan başka bir şey değildir. Tek tip yapı; Tüketim toplumları, köleleşmiş toplumlar. Fakat bu ise yaratılışta verilen o belirgin özeliklere bire engel taşımaktadır. Buna getirilen çözüm ise toplumun alt yapısını değiştirmekte ve toplumsal değerleri ortadan kaldırmaktadır. Dolaysıyla yanlış teşhis edilen eşitlik sendromu aslında doğal yapıy bozmakta ve doğal yapıya karışı kontrolu zor olan yeni bir yapılanmaya gitmektedir. Kısacası kadına yapısal belirgin özeliklerinin kaldıramayıcağı bir işlev verilmektedir. Erkeyede yapısının kaldırmıyacağı bir ortam ile karşı karşıya kalması sağlanmaktadır. Neticede, örneğini verdiğimiz Seker misalindeki gibi bu değişim olabilir, olmaz değildir. Fakta sonuçları toplumsal alt yapının dinamitlenmesi olur ki Avrupada ve ülkemizde burdan oluşan çarpıklıkları, sapıklıkları ve öldürücü vakaları görmekteyiz. Kişisel hürriyet adına, Hür irade adına, Eşitlik adına, Ahlaki değerlerini kaybeden, inançını yitirip, sapıklıklar giren insan olaraka karşımıza çıkmaktadır.

Dolayısyla Sosyal yapıdada doğal yapımızın verdiği farklılıklar mevcuttur. Fakat sistem kadınlarımıza lafta eşitlikten bahsetmekte. Bilinçli olarak kadınlarımıza hem sopayı göstermekte hemde havuçu göstermektir. Hem Erkeklerin yaptıklarının aynısını yapacaksınız demekte hemde sizler Erkek gibi olamazsınız diyerek Kadınlarımız kışkırtarak daha fazla kullanmaktadır. Dengeli sosyal bir çalışma ortamı oluşmamaktadır. Bir erkek yapısı gereği bazı psikolojik ve sosyolojik baskı altına girebilir çünkü yapısı bunu kaldırı ama bir kadın yapısı gereği bu ezici ve aşağılatıcı yapılanmalara girmesi onu kadın olma özeliği kabul etmez ve edemez. Fakat bugün kü sisteme göre düşünürsek herşey mümkündür » Kadın erkek Eşittir. Çıkarılan kanunla siyah beyaz olur ama siyah yapısal olarak siyhatır. Biz sadece tanım değiştiririz. Yada çoğunluk olarak siyaha beyaz dersek beyaz kabul ederiz ama yapısı yine siyahtır değişmez.

Böyel bir yapılanmada nasıl eşitlikten bahsedebilirsiniz ki? Tek referansın çıkar olduğu, Paranın ve Makamın, Ahlaki & Dini ve sosyal değerlerin yerine aldığı bir ortamda ha Kadın olmuşsunuz ha Erkek olmuşsunuz değişen bir şey yoktur !! Sadece kendimizi kandırmaktan başka bir şey yapmayız. Çünkü Bizler eşitliği çok yanlış yerde kullanmaktayız. Bu tip bir yapılanmada Eşitlik bir üstünlük değildir. Çünkü Ney göre eşitlikten bahsediyoruz ? Çıkarcı bir sistemde Erkekler kendi aralarında, kadınlarda kendi aralarında bile eşit değilken !!!

Eşit demek aynı parametrede, aynı özelikte, aynı yapıda, aynı statüde yani herşeyi ile bire bir aynı anlamında, eş değer olmasıdır. Matametikte bile hesap yaparken ölçüm değerleri dengelenir ve hesap yapılır. mesela ağırlık hesabı yaparken bile ; 1 kilogram ile 1gramın hesabı yapılırken değer ölçülerini aynı seviyey getirerek yapmaktayız. Yani 1 kilogramma 1000gr  ölçüm değeri verip hesaplamamızı yapmaktayız. Neden ? çıkan değerin hakaniyetli (tam değer) olması için. Başka bir örnek, Avrupada (Fransada) bir ekmek « baguet » 1 euroya yakın 0.90 santim. Türkiyede ekmek 1TL yani 0.15 santim. Ben Fransadaki fırıncıya 1 tl versem bana ekmek verirmi? fırıncıya desem ikiside « Bir ». 1 = 1. Fakat Fırıncı bana derki evet Bir verdin ama bu 1€ değil 1TL’dir. Sen,1 TL ile git Turkiyeden bir ekmek al. 

Netice olarak; Kadın ve Erkek arasındaki farklara eşitlik açısından bakarsak katiyen eşit değillerdir. Fakta bu eşit olmama bir üstünlük ölçüsü değildir. Aralarındaki yapısal özeliklerinden oluşan farklılıklar birer üstünlük değer ölçüsü olarak bakmak adil ve hakkaniyetli değildir. Kadın Erkekleşince daha üsütün yada eşit olmamakatadır. Yada Bir erkek kadın gibi olunca daha değerli veya üsütün olmamaktadır. Kadının Erkek gib olmasını sağlaycak ortamı hazırlamak yada Erkeği kadın olacakmış gibi ortam sağlamak her iki cinsiyetin piskolojik, sosyal ve doğal yapısal parametreleri ile oynamak olur ki çıkan sonuç ise vahimdir. Toplumuzda ve toplulmlarda görüldüğü gibi; aldatmaca, ihanet, baskı, şidet, Ahlaki ve manevi sapıklık her iki yapınında bir birlerine uyguladıkları zülmün neticesidir. Bu zülmü oluştran ise sistemin kendisidir. Kadını ve Erkekeği oluşturan yapığı göz önüne almamasıdır. Eşit olacaklar diyerek kendi çıkar düzenini kuran o güçler, Kadin ve Erkek arasındaki bu cinsel çatışmanın oluşturduğu bu bozulkuktan güç devşirmesidir. Kısaca İnsanın doğasal yapısını bozup bu bozukluktan kendi sistemine güç kaynağı oluşturmak ve bu bozuk hali ise bir evrim olarak insanlara lanse etmesidir. Var olan Terminolojiyi değiştirerek kavramları kendi oluşturduğu terminolojiyle tanımlaması ve anlam yüklemesidir.

İnsanların (Erkek & Kadın) unuttuğu veya insanlara unutturlan en önemli gerçek, İnsanın insan olduğunu unutturmak ve sistemin köle şebeksine dahil edip, sistemin birer mekanizması (mekanik yapı) yapmaktır. Bunuda  Bizlerin, cahiliği, nakörlüğü, hırsı, aceleciliği, sonu gelmeyen arzuları ve şehvetiyle başarmaktadır. Böylece Bizler, (Erker & Kadın) Duygularımızı, samimi güzel arzularımızı, İnsani değerlerimizi, insanlık tarhimiz yani kimliğimizi yitirmekteyiz. Tek kelimeyle Hür irademizi yok etmekteyiz. Erkeklerin ve Kadınların yapısyla oynayıp bizleri birbirimize çarpıştırarak kandın erkek ile eşitir diyen çevereler, Bizlerin bedbahlığından güç kazanmakta ve Bizleri istedikleri gibi kullanmaktadırlar. Şu gerçeği unutmuyalım doğal olarak Kadının üstün özelikleri vardır doğal olarak Erkeğinde üstün özellikleri vardır. Adil olan, Ahlaka, hakaniyete ve takvaya dayalı özelikler insanı üstün kılmaktadır. Farklılıkların tek hedefi, bir birimize yaklaşmamız,  tanışmamız ve neticede bir bütün olmamız içindir. Bizlere lanse edildiği gibi Üstünlük veya Zayıflık derecesi değildir. Eğer üstün olmak istiyorsa bir kadın yada Erkek önce ; Adil olmalıdır, Hakaniyetli olmalıdır, Ahlaki olmalıdır, sadık olmalıdır, hoş görülü olmalıdır, Öfkesini yenebilmelidir, Nefsini her türlü kışkırtmalarına karşı üstün olmalıdır. Bu özellikleri kim taşıyorsa, İşte gerçek üstünlük budur. Yoksa çıkar endüstrisini ve çıkar çevrelerini uşağı olmak, onların oyuncağı olmak ve progandasını yapmak,  üstün olmak yada Eşit olmak değildir.

« Ey insanlar! Sizi bir tek nefisten yaratan ve ondan da eşini yaratan, ikisinden birçok erkek ve kadın üretip yayan rabbinize itaatsizlikten sakının. Adını anarak birbirinizden dilek ve istekte bulunduğunuz Allah’a saygısızlıktan ve akrabalık haklarına riayetsizlikten de sakının. Şüphesiz Allah sizin üzerinizde gözetleyicidir. » (Nisa-1)

Mustafa Kemal TASPINAR

1 Aralık 2019

YORUMLAR

EBU HUSEYIN 1 ay önce
COK DOGRU VE GERCEKCI BIR TESBIT. ESITLIK HAKKANIYET VE ADIL OLMAK DEGILDIR. NE YAZIKKI BIZLER ESITLIGIN TANIMINI YAPMADAN CAHILCE KULLANMAKTAYIZ. HARDOX BIR METALDIR DEMIRDE BIR METALDIR FAKAT 1M2 HARDOX ILE 1M2 DEMIRIN DAYANMA GUCLERI ÇOK FARKLIDIR IKISIDE 1M2 OLMASINA RAGMEN ! ESITLER FAKAT DAYANMA KAPASITELERI ÇOK FARKLI.

REKLAM