11 Eylül 'düzeni' ve bedelleri

GİRİŞ: 16.09.2020 16:34      GÜNCELLEME: 16.09.2020 16:34
Rasthaber -  11 Eylül 2001 saldırılarının üzerinden tam 19 sene geçti. Artık pek anımsayan yahut önemseyen kalmadı. ABD'de sıradan anmalarla geçiştirilirken, dünyada 'komplo teorilerinin' kaynağı kalmaya devam ediyor. İroniktir bu seneki yıldönümü, Trump yönetiminin eski 'mücahit' dostlar Taliban'la barışıp, Afgan barışının 'arabuluculuğuna' soyunmasına denk geldi.

11 Eylül, 21'inci yüzyılın adeta 'mihenk taşı'. Açtığı yolda 'terörle mücadele' adı altında 'insani emperyalizm' yaygın ana tema haline geldi. Küresel kapitalist düzen bunca senedir dünya çapında yaratılan yıkım sarmalına rağmen, geniş halk kitlelerinin rızasını sırtlıyor.

'ŞOK VE DEHŞET'

Yaşları 30'u bulanlar ancak ucundan kıyısından anımsayacaktır. Gerçekleştiği anda tüm dünyada yankılanan dehşetin büyüklüğünün, sonradan izlenen görüntülerle idraki gerçekten zordur. 11 Eylül saldırıları, iç hat seferi yapan dört yolcu uçağının El Kaide'nin -15'i Suudi vatandaşı- 19 üyesi tarafından kaçırılmasıyla düzenlendi. İçindeki yolcularla 'intihar bombalarına' dönüştürülen uçaklardan ikisi New York'taki Dünya Ticaret Merkezi'nin bulunduğu İkiz Kuleler'e çarptı. Dünya iki saat kulelerdeki insani dramı izlerken, üçüncü uçak Virginia eyaletindeki Pentagon binasının bir cephesini vurdu. Dördüncüsü yolcuların isyanıyla Washington DC yerine Pennsylvania'da açık araziye düştü. Bu devasa terör eyleminde birkaç saat içinde 2 bin 996 insan can verdi.

O dönem ABD'nin zaten hedefindeki El Kaide lideri Usame bin Ladin sorumluluğu reddetmişti, el Kaide adına üstlenmesi Bush yönetiminin Afganistan ve Irak işgallerinden çok sonrayı, 2004'ü buldu. 11 Eylül saldırıları, geçmiş Amerikan yönetimlerinin Sovyetler'e karşı yarattıkları 'yeşil kuşaktaki' dostları mücahitlerden türemiş Taliban'ın, Bin Ladin'i ağırladığı gerekçesiyle Afganistan'a 7 Ekim 2001'de açılan savaşın tetiğini çekti. Amerika NATO'nun 5'inci maddesini işletip müttefiklerini maceraya dahil ederken, Rusya, Çin ve İran gibi güçler 'kenara çekildiler'. İki sene sonra da 20 Mart 2003'te kitle imha silahları yalanlarıyla ilmek ilmek örülen Irak işgali geldi.

ABD, Obama yönetimi altında Bin Ladin'i ancak 2011 Mayıs'ında Pakistan'da öldürdü. Operasyonun 'şaibesi' eksik değil. ABD, 11 Eylül'ü soruşturmak isteyen hiçbir bağımsız kuruluşa izin vermedi. ABD'de 2002'de kurulan komisyonun raporu tam olarak asla yayınlanmadı. Obama iktidardayken sızdırılan parçalardaki Suudi dahli jeostratejik hesaplarla gizlendi. Mağdur aileler hesap soramazken, alakasız biçimde İran'a 10 milyar dolarlık tazminata hükmedildi. Şimdi saldırıların mimarı olmakla suçlanan Halid Şeyh Muhammed ve Guantanamo'da tutulan dört kişi için 20 yıl sonra yargılama askeri mahkemede Ocak 2021'de başlayacak. Tek yargılanan İkiz Kuleleri hedef alan uçaklardan birinin pilotu Muhammet Atta ile Hamburg'da bağlantı kurduğu tespit edilip yardım ve yataklıktan 15 yıl verilen Münir el Mutasaddık. O da cezasını çekip 2018'de Fas'a sınırdışı ediliverdi.

TALİBANLI BARIŞIN ARABULUCULUĞU

ABD 19 sene savaşıp 'yenemediği' Taliban'la geçen şubatta 'barıştı'. Şimdi 'arabuluculuk' yapıyor, açtığı yolda kurulan Afgan hükümetini Taliban'la 'barıştırmaya' soyunuyor. Doha'da başlayan görüşmelerde Taliban'ın Siyasi Büro Başkanı Molla Birader ile poz veren ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, “Biz bir siyasi sistem dayatma peşinde değiliz” mesajını eksik etmiyor. Afgan toplumunu 'modernleştirme', 'yobazlıktan kurtarma' söylemleri gömüleli çok oldu.

İNSANİ EMPERYALİZM

11 Eylül en çok 'insani emperyalizmi' (liberal müdahalecilik) 'meşrulaştırma' zeminini kurgulamaya yaradı. Bunun 'terörle mücadele', 'şok ve dehşet kampanyası', 'iç güvenlik', 'vatanseverlik yasası' gibi dünyaya da belletilen kavramlaştırmalar eşliğinde yapılabilmiş olması belki de tarihin en büyük ironisidir. 2000'lerde Avrupa'da eski Sovyet coğrafyası 'renkli devrim' sahaları olup çıktı. Renkli devrimin 'Ortadoğu versiyonunun' ismi 2011'de 'Arap Baharı' idi. Siyasal İslamcılık bu coğrafyanın insanlarına sadece çöküş getirdi ama ABD açısından işlevsel oldu. 'El Kaide' etiketine zamanla 'IŞİD' markası eklendi. Etkilerini işgalle dağıtılan Irak, bölünmüş Libya ile toprakları hala işgal altındaki Suriye'de görüyoruz.

Liberal müdahalecilik sistemik her tür tartışmadan arındırılmış 'demokrasi' teması, 'demokrasi-otoriterlik' ikiliği eşliğinde sürüyor. 'Otoriter' diye anılan yönetimlerin 'kurbanları' üzerinden iç işlerine müdahale doğal sayılır oldu. Son dönemde Brown Üniversitesi ABD'nin 11 Eylül ile açtığı 'terörle mücadelenin' bedellerini araştırmış ve tam 37 milyon insanın yerinden yurdundan olduğunu hesaplamış. Üstelik bu 'muhafazakar bir hesap'. Gerçek rakamın 48-59 milyon arasında değiştiği söyleniyor.

11 Eylül'le açılan sayfa insanlığı alacakaranlığa taşıdı. Salt jeostratejik hesaplarda yeri olan her yerde; ulus devletlerin istikrarsızlaştırılabilir, insanların öldürülebilir, ölümlerine yol açılabilir, yerlerinden yurtlarından edilebilir olunduğu bir sarmal yaratıldı. Belki en acısı buna yönelik üretilen rıza.

gazeteduvar

YORUMLAR

REKLAM