Sivillere Dağıtılan Silahlara İlişkin Kan Donduran Gerçek

GİRİŞ: 13.07.2021 15:13      GÜNCELLEME: 13.07.2021 15:13
Rasthaber -  Emekli Tuğgeneral Haldun Solmaztürk, “Bizim TV” isimli YouTube kanalında, Gazeteci Şaban Sevinç’in, Sedat Peker’in “sivillere dağıtılan silahlar” iddiasına dair sorularını cevapladı.

Durumun ciddiyetine dikkat çeken ve kimsenin ilgilenmemesine, gerekli adımları atmıyor oluşuna şaşırdığını dile getiren Solmaztürk’ün konuşmasından satırbaşları şöyle:

 “Burada biz sadece küçük bir parçasını görüyoruz şu anda bunun. Kaybolan silahların sayısı, yani Emniyet Genel Müdürlüğü’nün ve Jandarma Genel Komutanlığı’nın envanterinde olup kayıp olan silahların sayısı, benim bildiğim kadarıyla, yani kamuoyuna açıklandığı kadarıyla 100 binden fazla. Bu, normal resmî açıklanan rakam.

Bu, çok çok büyük bir rakam. Meselâ bir piyade tugayının aşağı yukarı 5 bin kişi olduğunu düşünün, burada aşağı yukarı 20 tugaydan söz ediyoruz, öyle söyleyeyim. Bu, çok çok büyük bir rakam ve bunların büyük bir kısmı, anlaşıldığına göre otomatik silah. Yani tabanca değil, otomatik silah. Vahim bir durum. Çok ciddi.

Bu kadar silahı çıkartan, bunların mühimmatını bırakmaz. Mühimmatın kontrolü ve takibi çok daha zordur; çünkü silahların her birinin seri numarası vardır ama mühimmat öyle değildir.

Bu durum Seferberlik Tetkik Kurulu’nun faaliyetinden farklı. Şu anda Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin sınırları içinde bir teşkilatlanmaya gidiliyor. Bu teşkilatlanmanın maksadı her neyse, bu teşkilat mensuplarına hükümetin bilgisi ve onayı dahilinde silahlar transfer ediliyor ve 15 Temmuz’un bunun için bir bir vesile, bir bahane, bir fırsat olarak kullanılıyor.

Bunun gerçekte ne olduğunu açıklaması gereken, bu ülkeyi yöneten kişiler. Başta Cumhurbaşkanı ve İçişleri Bakanı olmak üzere, Millî Savunma Bakanı, Jandarma Genel Komutanı, Emniyet Genel Müdürü… Bunların açıklaması lâzım. Bu, çok vahim bir durum.

 Bunlar, durup dururken dağıtılmaz. Mutlaka bir plan var. Nasıl ki bir ordu teşkilatlanması, bir eğitimi, onun kadrosuna gireceği silahlar, teçhizatlar vesaire görevlere göre belirlenirse, bu iddia edilen silahların dağıtıldığı teşkilat her ne ise, mutlaka birtakım görevler için öngörüldü. ‘Bu görev ne olabilir?’ diye düşündüğünüz zaman, ülkenin sınırları içinde bir düşman görülmediğine göre, eğer bir düşman görülüyorsa bunu yapacak kişilerin kimler olduğu belli.

Ordu var, Jandarma var, Polis var, Millî İstihbarat Teşkilatı var. Onların kontrolünde devletin resmî kurumlarının teşkilatları var. Yani devletin silahlı gücü var. Güvenlik güçleri var. Şimdi bunların dışında çok açıkça bir örgüt söz konusu. Devletin resmî üniformalı, kanunen yetkili görevlileri dışında silahlanmış kişiler, gruplar, teşkilatlar varsa, ki orada olduğu anlaşılıyor, bunların ne maksatla teşkilatlandırıldıkları tabi endişe verici.

Bu, darbe yapmak için teşkilatlanmaktır. Öyle palavradan değil fiilen. Yani darbeye hazırlık eylemleridir bunlar. Çok vahim, çok ciddi bir durumdur.

Bakınız, değil 100 bin silah, ben de yıllarca zimmet aldım. Yani bu tür silahların sayımını yaptım, altına imza attım, kişisel sorumluluk aldım. Bizim, değil böyle 100 bin silah, tek bir tabancamızın kaybolması, bizim için bir onur meselesiydi, onur onur!

Şimdi 100 bin silah kayıp, kimse kılını kıpırdatmıyor, istifini bile bozmadan orada sağdan soldan millete vatan millet nutukları atıyor, utanmadan, çekinmeden, sıkılmadan. Bir de yetmiyor, bazıları, onlar kendilerini bilir, bize kalkıp da ‘Üniformanın şerefi şöyledir, üniformanın anlamı şudur” diye bize akıl vermeye kalkıyor.”

Solmaztürk, kayıp 100 bin silahtan sadece bir tanesinin bulunabildiğini belirterek, “O da onunla suç işlendiği için.” dedi.

YORUMLAR

REKLAM

İLGİLİ BAŞLIKLAR

REKLAM