Mazlum Kobani’den Türkiye’ye Çağrı

GİRİŞ: 24.01.2020 11:42      GÜNCELLEME: 24.01.2020 11:42
Rasthaber -  Al-Monitor’dan Amberin Zaman’a konuşan Mazlum Kobani, Türkiye’nin sınır boyunca DSG’nin varlığını “ulusal güvenliğine bir tehdit” olarak gösterdiğini ancak bu argümanın artık öldüğünü öne sürerek, “Artık bizi Suriye'yi parçalamak, Suriye'den kopmak istemekle suçlayamazlar” dedi.

Dünyanın dört bir yanından Kürtlere büyük bir destek verildiğini belirten Kobani, ABD’nin çekilme kararından sonra ABD Başkanı Trump ve yardımcısı Mike Pence’nin de kendisini aradığını söyledi.

“TÜRKİYE İYİ NİYETİMİZİ SUİSTİMAL ETMEZSE…”

Kobani, “Bütün dünya Kürtlerin kim olduğunu biliyor ve bize sempati duyuyor. Türkiye'nin aksine, kendimizi korumak için lobi faaliyetlerine milyonlarca dolar harcamamız gerekmiyor. Bunun nedeni adil bir nedenimiz var” diye konuştu.

Türkiye’nin Kobani’yi de kontrol etmek istediğini savunan Mazlum Kobani, “Kobani'yi İdlib ile işgal ettiği alanları birbirine bağlamanın önünde bir engel olarak görüyor. Bu tehditlerin hiçbirini boş söylem olarak göz ardı etmiyoruz. Onları ciddiye alıyoruz. Erdoğan, Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda yaptığı konuşma sırasında hazırladığı haritayı uygulamak istiyor. Bu harita Rojava'ydı” ifadelerini kullandı.

Al-Monitor’un “Türkiye'yle veya daha kesin olarak Erdoğan'la bir tür diyaloğu sürdürme şansı olduğunu görüyor musunuz? Öcalan’ın bahesettiği ‘Eşme ruhu’ ruhu yeniden canlandırılabilir mi?” şeklindeki sorusuna Kobani şöyle yanıt verdi:

“Neden olmasın? Türkiye'nin Süleyman Şah'ın kalıntılarını Kobani'ye iade etmek ve mezarını yeniden inşa etmek istediğini biliyoruz. Türkiye iyi niyetimizi suistimal etmezse, Türk Silahlı Kuvvetleri ile koordinasyon içinde karşılıklı anlayışa dayanarak böyle bir operasyon yürütülmesine yardımcı olmaktan memnuniyet duyarız.”

“TÜRKİYE İLE OLAN FARKLILIKLARIMIZI SONA ERDİRMEK İSTİYORUZ…”

Mazlum Kobani, “Türkiye ve Suriye'deki Kürt sorunu iç içedir. Irak'taki Kürtler de bu denklemin bir parçası. Onları ayıramayız. Türkiye'de barışa doğru atılan her adımın olumlu etkileri burada Rojava'da hissediliyor. Aynı şekilde, Türkiye'nin Suriye Kürtlerine yönelik olumlu hareketlerinin Türkiye'deki

Kürtler üzerinde olumlu bir etkisi vardır. Aynı şekilde, Türkiye'nin düşmanca hamle sınırının her iki tarafını da olumsuz etkilemektedir” dedi.

Kobani sözlerine şunları ekledi:

“Amerika Birleşik Devletleri'nin Türkiye ile aramızda barışa yardım etmeye istekli olduğunu biliyorum. Başkan Trump ilk telefon görüşmemizde bana sözünü verdi. ‘Erdoğan ile konuşacağım ve Suriye'deki sorunu düzeltmeliyiz’ dedi. ‘Tamam, lütfen yapın’ dedim. Türkiye ile olan farklılıklarımızı sona erdirmek istiyoruz.

Eğer bunu yaparsak, bu kesinlikle Türkiye'deki Kürtlerin durumunu hafifletecek ve Türk kamuoyunun barış lehine değişmesine yardımcı olacaktır. Ona yazdığım mektupta Türkiye'nin Kürt sorununu kendi sınırları içinde ele alması gerektiğini vurguladım. Bize yardım etmek için ne gerekiyorsa yapmaya söz verdi. Tekrar ediyorum, Türkiye ile olan sorunlarımızı çözmek için elimizden gelenin en iyisini yaptık. SDG olarak, YPG olarak, geçmişte Türkiye ile doğrudan görüşmeler yaptık ve tekrar yapmaya hazırız. Barış istiyoruz.

Bununla birlikte, bunların hiçbiri Türkiye'nin Suriye'nin Kürt sorununu çözmekten sorumlu olmadığı ya da Türkiye'nin Kürt sorununu düzeltmekten sorumlu olduğumuz anlamına gelmez. Türkiye içindeki çatışmaya taraf olmadığımızı defalarca söyledik. Buradaki Kürt sorunu Suriye'nin iç sorunudur. Ve şu anda Suriye - Türkiye'ye dahil olan tüm ülkelerin yardımıyla bu sorunun çözülmesine yardımcı olabiliriz. Ancak sonuçta bunun Şam'daki hükümetle müzakere edilmesi gerekiyor.”

Suriye Kürt Ulusal Konseyi’nin (ENKS) Rojava'da özgürce faaliyet yürütebileceğini belirten Kobani, “Rojavalı Kürtler arasındaki sorunun çözümü için Kürdistan Bölgesi Başkanı kardeşim Neçirvan Barzani ile bu konu hakkında konuştum ve yardım etmeyi kabul etti. Başkan Barzani de bu konuda bazı olumlu açıklamalar yaptı. Ama gerçekten daha fazlasını yapabileceklerini düşünüyorum” dedi.

YORUMLAR

bir özeleştiri yapın hesap ortada 30 gün önce
nasıl ırak hükümeti barzanileri tanıyorsa bu adamı önce esed veya suriye rejimi diyelim tanıması gerekiyor amerikayı arkasına alıp bayrak asıyorsa sizin için sorun teşkil etmiyorsa sizde amerika ile mücadele etmiyorsunuz anlamı taşır.ör suriye 18 milyon dimi bunun 4 milyonu türkiyede bir 4-5 milyonuda kesin avrupa lübnan ürdün ırak mısır diğer ülkelerdedir.neredeyse 1 milyonunuda savaştan dolayı mezara girmiş 1 milyonuda idlibte diyelim .şimdi bunlar meşru değil terörist, varsa 2 milyonluk kürtlere bayrak asmak serbest 5 hadi 6 milyonluk esad rejimi meşru öyle mi.bu da nedir mülk gasbı senin dininden ırkından olmasa bile başkasının mülkünü gasbetmek amerika ve rusya ile aynı mantıkta hareket etmek demektir.

REKLAM

İLGİLİ BAŞLIKLAR

REKLAM