İmamoğlu’ndan ‘Boğaziçi Kurulu’ Tepkisi

GİRİŞ: 31.10.2019 19:18      GÜNCELLEME: 31.10.2019 19:18
Rasthaber -  İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Pazar günü koşulacak olan, 41. Vodafone İstanbul Maratonu öncesi, Maraton ve Spor Fuarı’nın açılışını yaptı.

Maraton için henüz kaydını yaptırmamış sporculara, ‘geç kayıt’ imkânı tanıyan fuarın açılışından sonra İmamoğlu, basın mensuplarının gündeme dair sorularını yanıtladı.

Bir gazetecinin, İBB’nin bazı yetkilerin elinden alınacağı yönünde basında çıkan haberleri hatırlatması üzerine İmamoğlu, “Sayın Cumhurbaşkanının önüne bunları koyanların, 31 Mart’ta seçimi iptal ettirenlerle aynı kişiler olduğunu düşünüyorum. Başka kişiler değil, aynı kişiler. O gün, demokrasiye darbe vuranlarla aynı kişiler olduğunu düşünüyorum. İstanbul aleyhine, Türkiye demokrasisinin aleyhine hangi husus olursa olsun, İstanbul halkı adına, tüm hukuki haklarımızı, en uç noktasına kadar savunacağımızı, koruyacağımızı, hakkımızı arayacağımızı, bu manada da yineliyorum” dedi.

​'Basın üzerinden haberdar oluyoruz'

İmamoğlu, “Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından, İBB’nin elinden bazı yetkilerin alınacağı konuşuluyor. Boğaziçi Kurulu’nun oluşturulması ve yetkilerin tamamen bu kurulda ve ayrıca adı açıklanmayan bazı ilçe belediyelerde olacağına dair bir izlenim var. Siz İBB olarak bu taslak konusunda bilgilendirildiniz mi ve hukuki haklarınızı arayacağınızı demiştiniz ve bir girişiminiz oldu mu?” sorusuna ise şu yanıtı verdi:

“Hiçbir somut kaynak üzerinden bu yorumları yapmıyoruz; ama elbette basına düşmüş taslaklar var. Ne acı ki, maalesef süreçler böyle işliyor. Ama böyle işlememeli. Bizim randevu talebimiz ve Sayın Cumhurbaşkanı’nın davetiyle, İstanbul’u konuşmak üzere Ankara’ya gittik. O buluşma Eylül’ün ilk haftasında oldu. Orada bize bazı taahhütlerde bulunuldu. Bizim de talebimizle bir komisyon kurulması ve büyükşehir belediye başkanlarının içinden, hatta ilçe belediyelerinden de katkı sunacak arkadaşların katılımıyla kanun taslağının içinde olmamız konusunda bizim önerimize olumlu karşılık verdi Sayın Cumhurbaşkanı. Orada isimler açıklandı. O isimlerin içerisinde ben de vardım. Örneğin, Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) içinden Sayın Yılmaz Büyükerşen, Sayın Mansur Yavaş vardı. Cumhurbaşkanı’nın kendisi 6 bakanı tarif etti. İki ay geçti ve o buluşmanın simgesiymiş gibi Whatsapp grubundan bahsedildi. Bu grup bir ay sonra kuruldu. Biz hala davet bekliyoruz. Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcısı’nın başkanlık edeceği bir heyetin olacağı söylenmişti. Bu kadar net tarifler yapıldı. İki ay geçti ama biz hala bir davet almadık. Biz bu zamana kadar, ortak masada çokça mutfak çalışması yapmış olmalıydık. İçinde yerel yönetimlerin olduğu, makul bir taslağı kamuoyu ile paylaşırken bizim haberdar olduğumuz bu yapıda, eleştirdiğimiz veya önerdiğimiz taraflarıyla ortaya sağlıklı bir sonuç çıkabilirdi. Ama bugün gelinen noktada, basın üzerinden haberdar oluyoruz. Boğazın yetkisini almak, nedir yani!? Başka şeyler de duyuyoruz; birilerinin atanma yetkisi vs. gibi. Bunları duymak üzüyor beni.”

​“Bu gelişme ile ilgili bir sürü soru sorarsınız” diyen İmamoğlu, şöyle devam etti:

“Bir, ‘17 yıldır hükümetsiniz, bugüne kadar neredeydiniz?’ derler. İkincisi ve daha önemlisi; bu süreçleri bu şekilde hazırlayanlar Türkiye’nin anayasasına aykırı hareket ediyorlar. Yerel demokrasinin, demokrasi ruhunun tam zıttı bir şekilde kararlar alınması ile ilgili hazırlık yapıyorlar demektir. Bu gerçekten çok acı ve kötüdür. Ben, Sayın Cumhurbaşkanı’nın önüne bunları koyanların, 31 Mart’ta seçimi iptal ettirenlerle aynı kişiler olduğunu düşünüyorum. Başka kişiler değil, aynı kişiler. O gün, demokrasiye darbe vuranlarla aynı kişiler olduğunu düşünüyorum. İstanbul aleyhine, Türkiye demokrasisinin aleyhine, hangi husus olursa olsun elbette İstanbul halkı adına, tüm hukuki haklarımızı en uç noktasına kadar savunacağımızı, koruyacağımızı, hakkımızı arayacağımızı, bu manada da yineliyorum. Sayın Cumhurbaşkanının önüne o hazırlığı koyanlara dün, Yunus Emre’nin “Sen sana ne sanırsan, başkasına da onu san” sözünü hatırlatmıştım. Bugün de aynı sözü hatırlatıyorum.”

'Makamlar geçici, alınan kararlar kalıcıdır'

“Bu süreçle ilgili alınacak kararlarda makam, kişi değişebilir; ama alınan kararlar kalıcı olmalı" diyen İmamoğlu, "Kişiye değil, demokrasiye hizmet etmeli. Ben bugün İBB Başkanıyım, ama yarın değil. Bugün Sayın Cumhurbaşkanı, Cumhurbaşkanı, ama yarın değil. Herkesin ömrü fani, makamlar fani; ama kalıcı olan, alınan kararlardır, usullerdir. İstanbul, yerelden yönetiliyor ve yerelden yönetilmelidir. Bunun zıttı alınacak her karar, Türkiye demokrasisine çok büyük zarar verir" diye konuştu.

'Seçilmiş belediye başkanı var, cumhurbaşkanı da tadını çıkarmalı'

“Duyuyoruz, ama hoş şeyler değil bunlar. Bir fragman gibi. Duyması bile kulağı tırmalayan bir tavır. Bakın burada İBB var. Bazı hususlarda belediyenin bazı alanlarını yok saymak -afette de tartışıldı- olmaz. İBB, İstanbul’un en önemli kamu gücüdür. Her şeyiyle. Yani boğazlar… Neyi dert ediyorsunuz boğazlarla ilgili? Düne kadar ne yoktu da bugün var. Zabıtanız mı var, kontrol mü edeceksiniz? Gölge bir belediye mi kuracaksınız? Tadını çıkarın. İstanbul’un Büyükşehir Belediye Başkanı var. Sayın Cumhurbaşkanı da tadını çıkarmalı. Keyfini çıkarmalı. Burada, seçilmiş bir belediye başkanı var. Sayın Cumhurbaşkanı’nın da bir İstanbul hemşerisi olarak hakkını sonuna kadar koruyacak, savunacak ahlaklı adil bir belediye başkanı var. Tadını çıkarsınlar. Milletimiz tadını çıkarıyor. “

'Bu milletin hakkını, hukuku korumanın dışında ne olabilir?'

Bir gazetecinin araya girerek, “Sizin bu alanlarla ilgili bir tasarrufunuz, bir projeniz, hazırlığınız var mıydı?” diye sorması üzerine İmamoğlu, şunları söyledi:

“Boğaz’ı korumanın dışında ne tasarrufum olabilir? Boğaz’ı korumanın dışında, bugüne kadar yapılan yanlışları bertaraf etmenin dışında, yapılmışsa bir yanlış, bir eksik, kaçak-göçek, onların hakkında gereğini yapmanın dışında benim ne projem olabilir? Boğaz’ı korumak, Boğaz’da maraton yapmak, yüzme yapmak, koşu yapmak, güzelleştirmek gibi, simgelerini, tarihi iskelelerini korumak, geliştirmek, Boğaz’a bakın tarihi garları, simgeleriyle, bu milletin hakkı hukuku biçiminde korumanın dışında ne olabilir? Korumak, elbette ki, geliştirmek, topluma ait hale getirmek dışında bir felsefemiz, projemiz olmaz.”

'İşin maneviyatını korumak vazifemiz'

İmamoğlu, Eminönü'ndeki balıkçıkların kaldırılması konusuna ilişkin ise “Geçmişte ihale yapılmış ve alınmış. Yanılmıyorsam 10 yıl işletilmiş, hatta uzatılmış. Bugün başka bir tasarruf var. Kimse, İstanbul’un herhangi bir köşesinin daimi mülk sahibi değil. İstanbul’un her noktasından, İstanbul halkının sağlıklı, mantıklı faydalanması çabası içerisindeyiz. Arkadaşlarım bu anlamda kalıcı, daha düzgün, daha doğru, daha iyi hizmet veren bir süreç tanımlamaya çalışıyorlar. Düzenleme yapıyorlar. Çok daha mutlu olacaklarını düşünüyorum. Kaldırma diye de bir şey yok. Dün nasıl bir ihaleyle birisi alıyorsa, şimdi de belediyenin iştirakleri, kurumları var. İhale yapılacaksa yine şeffaf olur, endişe etmesinler. Böyle bakıyoruz olaya. Balık ekmek lezzeti kalkar mı? Balık ekmek lezzeti her yerde var. Orada da daha gelişerek daha güzel hale gelir. İşin maneviyatını korumak da bizim vazifelerimizden" diye konuştu.

"28-29 Ekim Cumhuriyet Bayramı kutlamaları da Cumhurbaşkanının eleştirdiği bir noktaydı. “Özenti kokan etkinliklerle değil, icraatla belediyecilik” açıklaması geldi kendisinden. Eleştirdiği isim de sizsiniz bu konuda" sorusu yöneltilen İmamoğlu, vatandaşların bu tip etkinlikleri özlediğini ifade etti:

“Tahmin ediyorum; bence, çok hoşlanmıştır, diye düşünüyorum. İBB olarak vazifemizi çok iyi yerine getirdik. Özenti değil tam aksine, milletimizin ne kadar özlediğini incelemesini tavsiye ediyorum. Yıllardır bu şehirde Cumhuriyet Bayramı’nın kutlanmamasını sorgulamalarını tavsiye ediyorum. İstanbul kenti, belki 20-25 noktasında, doya doya, coşa coşa, en büyük milli bayramını yaşamıştır, daha büyüklerini yaşayacak. Daha coşkulu yaşayacak. Göreceksiniz seneye daha coşkulu olacak. Bunun 2 katı katılımlı olacak. Milletimiz içinde olacak. Bayramlar böyle kutlanır. Bayramlar kıyıya köşeye kaçarak, ya da bu konumlarda bulunurken, bayramı kutlamayarak, kutlamama adına birtakım mazeretler üreterek olmaz. Milleti bir araya getirirseniz, milletin aldanmamasına, milletin milli değerler etrafında birleşmesine fırsat verirsiniz. Bizim ahlakımız, terbiyemiz, bize bunu emrediyor. Milli duruşumuz bize bunu emrediyor. Doya doya yaşadık. Onun da keyfini çıkarmalarını tavsiye ediyorum. Çünkü seneye daha büyüğü geliyor.”

İmamoğlu ayrıca etkinlik için harcanan mikarın da düşük bütçeli olduğunu söyledi:

"Tahmin edemeyecekleri kadar uygun bütçelerle biz bu işleri yapıyoruz. Yani, herhangi bir federasyonun spor şenliğinin çok çok daha altında rakamlarla biz Cumhuriyet Bayramı’mızı kutladığımızı arkadaşlarımız şeffaf, açıklarlar hepsini zaten. Kamuoyu bilir. Sanatçılara teşekkür ediyorum. Onlar da ellerinden gelen katkıyı yaparak sürece katıldılar. Kendi sanatçılarımız var İBB’nin, onlar katılımda bulundular. Dediğim gibi, herhangi bir organizasyon, ya da herhangi bir diziye aktarılan paraların onda biri kadar para harcamadılar.”

YORUMLAR

REKLAM

İLGİLİ BAŞLIKLAR

REKLAM