İlker Başbuğ İfade Verdi

GİRİŞ: 12.06.2020 21:04      GÜNCELLEME: 12.06.2020 21:04
Rasthaber -  Eski Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral İlker Başbuğ, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca 'hakaret' ve 'iftira' suçlarından başlatılan soruşturma kapsamında ifade verdi.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Başbuğ'un 'şüpheli' sıfatıyla ifadesinin alınması için İstanbul Anadolu Başsavcılığına talimat yazısı gönderdi.

Bunun üzerine İlker Başbuğ ifade vermek üzere avukatı İlkay Sezer ile saat 15.50 sıralarında Anadolu Adalet Sarayı'na giriş yaptı.

'İdam cezası kalkmasaydı aranızda olmayabilirdim'

Başbuğ ifade vermesinin ardından yaptığı yazılı açıklamasında, 28 Ağustos 2008'de, Türkiye Cumhuriyeti'nin 26. Genelkurmay Başkanı olarak göreve başladığını belirterek, o gün yapılan Genelkurmay Başkanlığı Devir ve Teslim Töreni'nde yaptığı konuşmada, "Giderek güçlenen bazı cemaatler, ekonomiyi yönlendirmeye, sosyal ve politik yaşamı biçimlendirmeye ve dine bağlı bir yaşam tarzı olarak sosyal kimliklerini ortaya koymaya çalışmaktadırlar" dediğini hatırlattı.

Bu konuşmadan kısa bir süre sonra Enver Altaylı'nın Fetullah Gülen'e yazdığı mektupta "Yeni Genelkurmay Başkanı'nın zatıalinize ve yapılan hizmetlere bakışı son derece menfidir" ifadesini kullandığını aktaran Başbuğ, şunları kaydetti:

"30 Ağustos 2010'da emekli oldum. 6 Ocak 2012'de tutuklandım. 5 Ağustos 2013'te FETÖ mahkemesi tarafından müebbet hapis cezasına çarptırıldım. Eğer o gün, Türkiye'de idam cezası kalkmamış olsaydı, bugün aranızda, hayatta olmayabilirdim. Yargıtay'ın kararı ve yeniden yargılanma neticesinde iddia edilen 'Ergenekon Davası' tarihin çöplüğüne atıldı. 26 ay Silivri'de cezaevinde tutuldum, hürriyetim elimden alındı.

Genelkurmay Başkanlığı görevim süresince, cezaevinde bulunduğum ve cezaevinden çıktığım günden bugüne kadar, TSK'ye karşı yürütülen komplolar ile mücadele ettim. Bu mücadeleyi bir görev ve sorumluluk olarak kabul ediyorum. Bu mücadele, 'Ergenekon'dan Çıkış' isimli kitabımda detaylı olarak anlatılmaktadır. Verilen bu mücadeleyi bazıları hayal bile edemez."

"Haksız ve anlamsız bir hakaret iddiası ile 'şüpheli' sıfatıyla ifade vermeye çağrıldığını" anlatan Başbuğ, açıklamasında ayrıca şu değerlendirmelerde bulundu:

"Bu anı tarihe bir not olarak düşmek istiyorum. 50 yıl bilfiil TSK'de görev yapan ve Türk ordusunun en üst makamına gelen, geçmişten bugüne kadar yaptıkları ve davranışları herkes tarafından net olan birisi olarak, TBMM'nin manevi şahsiyetini hedef alan bir konuşma veya davranışımız söz konusu olamaz.

26 Haziran 2009 günü TBMM'ye getirilen yasa değişikliklerinden birisi Anayasa'ya aykırıdır. Bu yasa değişikliği Anayasa Mahkemesi tarafından 21 Ocak 2010'da iptal edilmiştir. Burada üzerinde durulan noktalar; Anayasa'ya aykırı bu yasa değişikliğinin kimler tarafından hazırlandığının ve bu yasa değişikliklerinden kimlerin faydalandığının, neden-sonuç ilişkileri çerçevesinde değerlendirilmesi ve sorgulanmasıdır. Takdir, yüce Türk milletinindir."

Ne olmuştu?

Başbuğ, katıldığı bir televizyon programında FETÖ’nün siyasi ayağına ilişkin bir soru üzerine, askerlerin sivil mahkemelerde yargılanmasının önünü açan düzenlemeye dikkat çekmiş, "26 Haziran 2009'da bu kanun teklifini kim hazırladı? Ben bilmiyorum. 'Araştırsınlar' diyorum. Ben bir ipucu veriyorum. Bu kanun teklifinin FETÖ'nün emriyle, direktifiyle hazırlandığını düşünüyorum. Çünkü ikisinde de FETÖ komplolarıyla bağlantılı bir olayla karşı karşıyayız" ifadelerini kullanmıştı.

Bu ifadelerin ardından AK Partili 6 milletvekili, avukatları aracılığıyla Başbuğ hakkında savcılığa suç duyurusunda bulunmuştu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Başbuğ’a "Bu boru göstermeye benzemez, parlamentonun hukuku boru ile sindirilemez" yanıtı vermişti.

YORUMLAR

REKLAM