HDP’nin Kapatılma ve AKP’nin Baskın Seçim Denklemi!

GİRİŞ: 22.06.2021 17:11      GÜNCELLEME: 22.06.2021 17:11
Rasthaber -  Eski Anayasa Mahkemesi Raportörü Prof. Dr. Osman Can, Anayasa Mahkemesi'nin (AYM), HDP'nin kapatılması istemiyle hazırladığı iddianameyi kabul etmesini ve dava süreci hakkında değerlendirmelerde bulundu.

Euronews'e açıklamalarda bulunan Prof. Dr. Osman Can, HDP'nin kapatılma davası konusuna dair önemli detayları açıkladı.

"TEK BAŞINA YETERLİ DEĞİL"

Herhangi bir siyasi partinin kapatılması için Anayasa'ya aykırı eylemlerin odağı haline gelmiş olmasının tek başına yeterli olmadığını belirten Can, iddianamede yer alan terör faaliyeti kapsamında nitelenen çoğu eylemlerin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nce ifade hürriyeti kapsamında olduğunu kaydetti.

Konuya dair detayları açıklayan Osman Can, şunları söyledi:

''Anayasa, 2001 yılında bu konu ile ilgili esaslı değişikliklere uğradı. Buna göre bir siyasi partinin kapatılması için Anayasa'ya aykırı eylemlerin odağı haline gelmiş olması gerekiyor. Sadece bu da yetmez, Anayasa'nın kendisi diyor ki; 'Eylemler üyeler tarafından yoğun bir şekilde işlenecek. Bu bir veya birkaç tane eylem demek değil, sayıca çoklu eylem olmalı. Ve bu yoğunluk siyasi parti tarafından da aktif olarak kabul edilecek, benimsenecek.' Ancak böyle bir durumda odaklaşma olabilir. Ya da Anayasa'ya aykırı eylemler partinin merkez organları tarafından kararlı bir şekilde kabul edilecek. Ondan sonra o siyasi partinin odak olduğu kabul edilecek. Yani öyle kolay değil. Bunun için eylemlere bakılmalı. Ben siyasi partilerin kapatılması konusunda kitap yazdım ve Anayasa Mahkemesi'nde üç tane davaya baktım. Ben iddianameye baktığımda bunun yapılması o kadar kolay değil.''

"AİHM'YE GÖRE İFADE HÜRRİYETİ..."

Terör örgütü propagandası kapsamında nitelendirilen suçların büyük bir kısmının ifade hürriyeti kapsamına girdiğini vurgulayan Osman Can, şöyle devam etti:

"'Bu iddianamede Anayasa'ya aykırılığı olan birkaç tane eylem söz konusu olabilir ki bunların kanıtlanması gerekiyor. Onun dışındakiler ifade ile ilgili. Yani terör örgütünün propagandası, terör faaliyetleri ya da bu şekilde nitelendirilen eylemlerin neredeyse yüzde doksanı hatta daha fazlası ifade açıklaması. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi bunları ifade hürriyeti kapsamı içerisinde değerlendiriyor. Bunları parti kapatma gerekçesi yapamaz diyor. Yani Anayasa'ya göre de bu böyle. Dolayısıyla geriye çok çok az miktarda bir eylem kalıyor. Onların kanıtlanması gerekiyor ve geriye kalan eylemlere bakıldığında da partiye bunların istinat edilmesi çok mümkün değil. Parti o eylemlerin büyük bir kısmı ile arasına mesafe koymuş zaten.''

"HUKUKİ DEĞİL POLİTİKTİR"

Bu kararın altında hukuki gerekçelerden çok politik gerekçelerin olduğunu dile getiren Can, şu ifadelere yer verdi:

"Bu iddianame Kobani olayları sırasında hazırlanmış olsaydı bu bir hukuki tartışma olurdu. Hukuki tartışma yaparsınız sonucunda parti kapatılır veya kapatılmaz bu ayrı mesele. Ya da 2015 Kasım'ından sonra, Hendek olayları sonrası bu dönemde parti kapatma davası açılmış olsa ve iddianame hazırlanmış olsaydı hukuki mesele olduğunu söylerdik. Ama hiçbir şey yok, bu süre içerisinde HDP daha fazla demokratik mücadelenin içerisine girmiş, şiddet ile arasına çok ciddi mesafe koymuş ve demokratik muhalefetin parçası şu an. En pozitif politika yaptığı bu dönemde, birden bire bu parti kapatılmalıdır demek arkasında hukuki gerekçelerden daha fazla politik gerekçelerin olduğunu gösteriyor.''

"70-80 MİLLETVEKİLİNİN AKP'YE GİRME İHTİMALİ VAR"

HDP'nin kapatılıp, baskın seçime gidilmesi halinde AKP'nin tek başına parlamentoda çoğunluğu elde edebileceğini ve 70-80 milletvekilinin AKP'ye girebileceğini belirten Anayasa Mahkemesi eski Raportörü Prof. Dr. Osman Can, dikkat çeken şu ifadeleri kullandı:

''İlke olarak söyleyelim altı milyon seçmeni de olsa bir siyasi parti özgürlükçü demokratik düzeni ortadan kaldırma çabası içerisine girdiğinde yaptırım ile karşılaşıyor. Ama bunun gerçekten böyle olması gerekiyor. O yüzden altı, beş ya da otuz milyon olması fark etmiyor. Ancak Türkiye demokratik mi değil mi bu ayrı bir tartışma konusu. Neden böyle bir yola başvuruluyor? Muhtemelen oylarla ilgili gördüğümüz kadarıyla. Seçimlere doğru gidebilme ihtimali vardır ve Cumhur İttifakı özellikle AKP'nin oylarında çok ciddi düşüşler var. Dolayısıyla bu parti kapatıldığında ve de yeniden seçime girmesi engellendiğinde 70-80 civarında milletvekilinin AKP'ye girebilme ihtimali var. Bu parti bağımsız olarak adaylarını belirlediğinde 30-35'ten daha fazla milletvekili çıkaramayacaktır. Bu da 50'nin üzerinde AKP'ye milletvekili demek. HDP diğer muhalefet partileri ile ittifak kurarak seçimlere girdiğinde ise hem onlar hem de CHP açısından da ciddi bir handikap olur. Çünkü denilecek ki bakın PKK ile hareket ediyorlar. Anayasa Mahkemesi bu partinin PKK güdümünde olduğunu tespit etti ve kapattı denilecek. Yani nereden bakarsanız bakın burada politik bir mesele var. Türkiye'de 2002 Kasım seçimlerinde AKP yüzde 34 küsür oyla iktidara geldi dolayısıyla AKP'nin oyu yüzde 30'lara düşse bile eğer HDP kapatılır ve baskın seçim olursa AKP'nin tek başına parlamentoda çoğunluğu elde edebilme ihtimali var. Yani bu önemli bir gösterge.''

YORUMLAR

REKLAM

İLGİLİ BAŞLIKLAR

REKLAM