Girişlerde Ateş Kontrolü Yapmak Hiç Doğru Değil

GİRİŞ: 13.10.2020 09:46      GÜNCELLEME: 13.10.2020 09:46
Rasthaber -  Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Enfeksiyon Hastalıkları Bilim Dalı Öğretim üyesi ve Enfeksiyon Hastalıkları Derneği Başkanı Prof. Dr. Mehmet Ceyhan,  Habertürk Manşet isimli bültene konuk oldu.

Burada sunucu Mehmet Akif Ersoy'un koronavirüs salgınına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Ceyhan, neredeyse bütün mekanlara girişlerde uygulanan ateş ölçümlerinin gereksiz olduğunu vurgulayarak, bunun düşünülenin aksine bir risk oluşturduğunu belirtti.

Ceyhan, koronavirüs hastalarının yüzde 10'undan daha azında yüksek ateş görüldüğünü belirterek, "Şimdi burada en büyük problem şu... Çin'de başladı bu pandemi. Başladığı zaman Çinliler elindeki verilerden çok yayın yaptılar. Çinliler kaç kişi belirtisiz geçiriyor, tedavi yöntemi hakkında yeteri kadar bilgi sahibi değillerdi. Maalesef onların yayınlarının yanlış sonuçları hala bazı şeyleri etkiliyor. Mesela bir tanesi de bu. Önce dendi ki ateş korona hastalarının yüzde 70'inde görülüyor. Halbuki o belirti gösterenlerin yüzde 70'iydi. Bugün biliyoruz ki hastalığı geçirenlerin yüzde 10'undan azında ateş görülüyor. Bakın aslında gereksizliğin en büyük nedeni şu; bir yere gidiyorsunuz, kapıda sıraya giriyorsunuz, kapıda yakınlaşıyorsunuz mecburen. Bunun riski daha yüksek. Biz ateş ölçün diye önermiyoruz. Çok az kişide ateş var, o da koronavirüs kaptığı anlamına da gelmiyor. Başka nedenlerle de ateş olabiliyor. Solunum yolu enfeksiyonları arttı artık çünkü sonbahara girdik. Ateşi yükselenleri de gereksiz yere izolasyona alıyorsunuz. Girişlerde ateş kontrolü yapmak hiç doğru değil. Termal kameralarla ölçülebilir bir zararı yok, ama bekleme son derece riskli" dedi.

Ceyhan'ın açıklamalarından öne çıkanlar şu şekilde:

'Koronavirüsü maske azalttı'

'Evet, koronavirüsü maske azalttı. Dünyaya baktığımız zaman büyük bir artış trendi var. Salgının 'en çok problem' dediğimiz dönemde yani mart sonu, nisan başı dünyada günlük vaka sayısı günlük 50 binken şu anda günde 350 bini aşkın vaka bildiriliyor. Virüs, eskisi kadar ölümcül aslında. Oran olarak düşük çıkıyor ama dünyada ölenlerin sayısı günde 5-6 bin artıyor.

Nisanda kısa dönem hariç ikinci rakamlarla aynı aslında. Şu anda farkı oluşturan şu; artık dünyada test sayısı ilk zamanlara göre 10-20 kat arttı. Test daha çok belirtisiz olan insanlara yapıldığı için onların ölüm oranı çok düşük. Bu nedenle oran düştü. Virüste bir değişiklik olmadı.

Örneğin bir ülkeye bakıyorsunuz test yapma imkanları güçlü Kuveyt, Katar gibi ölüm oranları çok daha düşük. Bir ülkede test sayısı nüfusuna oranla yüksek değilse ölüm oranları daha yüksek çıkıyor.

'Genç gruplar hastalanmaya başlayınca da ölüm oranları düştü'

Şu anda virüsün durumu daha fazla aslında. O dönemde özellikle ne kadar süreceği nasıl hallolacağı çok bilinmediği için bütün dünyada sokağa çıkma yasağı gibi tedbirler alındı. Vaka sayıları azalmaya başladı, ekonomik şartlar zorlamaya başladı.

Bir yandan da bilim adamlarının yanlış öngörüleri çıktı ortaya. Yaz aylarında azalacak gibi iddialar ortaya çıktı. Birdenbire kısıtlamaları kaldırdılar. Bunun sonunda gördük ki, tedbirleri kaldıran ülkeler istisnasız ikinci artış dönemini yaşamaya başladı. Mesela Fransa'da 26 bine çıktı, İspanya'da 12-13 binlere çıktı, Belçika'da 5-6 binlere çıktı. Rusya bizden sonra bu işe başladı ama 9 binlerden 6 binlere indirilmişken birden 13 binlere geri yükseldi. Çünkü virüs toplumdan bir yere gitmedi, toplumun içinde beklerken siz mesafeyi biraz bozduğunuzda maskesi takmadığınızda sayılar arttı. Vakaların ortalama yaşı düştü, yaşlı grup virüsten uzak durdu. Genç gruplar hastalanmaya başlayınca da ölüm oranları düştü.

YORUMLAR

REKLAM

İLGİLİ BAŞLIKLAR

REKLAM