Çavuşoğlu: Afganistan'a Desteğimiz Sürecek

GİRİŞ: 10.12.2019 07:40      GÜNCELLEME: 10.12.2019 07:40
Rasthaber -  Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Asya'nın Kalbi-İstanbul Süreci 8. Bakanlar Konferansı'nın ardından Afganistan Dışişleri Bakan Vekili İdris Zaman ile ortak basın toplantısı düzenledi.

Bugünkü konferansın açılışını Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Afganistan Cumhurbaşkanı Eşref Gani'nin birlikte gerçekleştirdiğini hatırlatan Çavuşoğlu, 2011'de bu süreci hayata geçirirken Afganistan merkezinde bölgenin istikrarına katkı sağlamayı hedeflediklerini, zaman içinde pek çok ülke, bölgesel ve uluslararası örgütün de Asya'nın Kalbi İstanbul Süreci'ne katılımıyla bu sürecin etkin bir platform haline geldiğini söyledi.

Bu süreç kapsamında, Güven Artırıcı Önlemler yoluyla, terörle mücadeleden ticarete kadar pek çok alanda iş birliği yürüttüklerini anlatan Çavuşoğlu, şunları kaydetti:

"Bugün kabul ettiğimiz 'Tarım' ve 'Kadının Güçlendirilmesi' Güven Artırıcı Önlemleriyle birlikte bunların sayısı sekize ulaştı. Elbette Afganistan ihtiyaç duyarsa, buna yeni Güven Artırıcı Önlemleri ilave edebiliriz. Fakat önemli olan sayıdan çok burada kabul ettiğimiz güven artırıcı önlemlerin etkin bir şekilde uygulanması ve bunların Afganistan'ın istikrarına, güvenliğine ve de kalkınmasına olacak katkılarıdır. Dolayısıyla bunların uygulanmasıyla ilgili çalışmayı da birlikte yürüteceğiz".

Bakü'de 2017 yılında düzenlenen Dışişleri Bakanları Toplantısı'ndan sonra eş başkanlığı ikinci kez üstlendiklerini belirten Çavuşoğlu, "Biliyorsunuz Afganistan daimi eş başkandır. O günden bu yana bu platformu daha etkin bir hale getirmek için Afganistan ile birlikte çalışıyoruz. Bugüne kadar edindiğimiz tecrübeleri, bir Çalışma Kuralları Rehberinde toplamaya karar verdik. Ayrıca, Güven Artırıcı Önlemlerin Uygulama Planlarını gözden geçirdik. Bu belgeleri bugünkü konferans vesilesiyle kabul ettik." değerlendirmesinde bulundu.

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Afganistan'ın, halihazırda hassas bir süreçten geçtiğini aktararak, şöyle devam etti:

"Barış için uluslararası planda çeşitli girişimler oldu. Seçimden önce bazı girişimler maalesef başarısız oldu. Bu girişimlerin tüm Afgan unsurları arasında anlamlı bir sürecin başlatılması için gereken ortamı hazırlamasını umuyoruz. Önümüzdeki süreçte çabalar inşallah Afganistan'a kalıcı bir barış ve huzur getirir. Elbette bunu sadece dilemekle ya da söylemekle olmaz, bunun bilincindeyiz. Önemli olan önümüzdeki süreçte kadın, çocuklar ve gençler dahil tüm Afganistan unsurlarının toplum içinde kazanılması ve güçlenmesiyle olacağına inanıyoruz".

"Afganistan'a desteğimizi sürdüreceğiz"

Afganistan'da 28 Eylül'de düzenlenen Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin sonuçlarının açıklanmadığını belirten Çavuşoğlu, seçimlerin olduğu gibi oyların sayımı ve sürecinin de adil ve şeffaf bir şekilde gerçekleşmesinin Afganistan'ın geleceği için önemli olduğunu söyledi.

Seçimden sonra kim göreve gelirse gelsin Afganistan ile iş birliğini daha da güçlendireceklerini ve desteklerini artıracaklarını vurgulayan Çavuşoğlu, şöyle konuştu:

"NATO toplantılarında da bazen NATO'nun oradaki mevcudiyetinin azaltılmasıyla ilgili tartışmalar da oluyor. Biz Türkiye olarak, Afganistan Türkiye ve NATO'ya ihtiyaç duyduğu sürece, biz oradaki mevcudiyetimizi ve desteğimizi sürdüreceğiz. Önümüzdeki süreçte eş başkanlığını Tacikistan devralıyor. Esasen bugün itibarıyla Tacikistan İstanbul Süreci'nin eş başkanlığını devralmıştır. Eş başkanlığımızın sona ermesi Afganistan'a olan desteğimizin biteceği anlamına gelmez. Biraz önce zaten desteğimizin artarak devam edeceğini söyledik".

Çavuşoğlu, bugünkü toplantının hazırlanmasında, belgelerin bugüne kadar hazırlanması ve müzakeresinde her zaman olduğu gibi Afganistan heyetinin desteğini gördüklerini belirterek, bundan dolayı İdris Zaman ve çalışma arkadaşlarına teşekkür etti.

Libya Mutabakatı konusu

Libya Mutabakatı'nın ardından Yunanistan'ın Hafter ile görüşme girişimleri ve Girit tarafına askeri takviyenin konuşulduğunun hatırlatılması üzerine Çavuşoğlu, Doğu Akdeniz'de bugüne kadar tüm kıyı ülkeleriyle buna benzer anlaşmaları imzalamaya hazır olduklarını ve Türkiye'nin olmadığı herhangi bir anlaşmanın da geçersiz olduğunu sürekli vurguladıklarını söyledi.

Bir taraftan Kıbrıs etrafından Kıbrıs Cumhuriyeti'nin tek taraflı sondaj faaliyetlerini devam ettirdiğini, diğer taraftan Yunanistan, Mısır, İsrail, Kıbrıs bazen de Lübnan'ın bölge ülkeleriyle Türkiye'yi dışlamaya çalışarak görüşmelerin devam ettiğini aktaran Çavuşoğlu, şöyle konuştu:

"Biz öncelikle Kıbrıs etrafına, bizim kıta sahanlığımızın dışında Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin de Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı'na ruhsat verdiği alanlara, sondaj gemilerimizi göndererek büyük bir oyunu bozduk. Böyle bir hamleyi Türkiye'den beklemiyorlardı, şimdi dengeler değişti, büyük bir panik var. İşte Avrupa Birliği'nden karar çıkarmaya çalışıyorlar. Diğer taraftan yine Libya'yla imzaladığımız bu anlaşmayla birlikte yine Yunanistan'ın ve bazı bölge ülkelerinin anlaşılmaz bir şekilde, histerik duygularla tepki gösterdiğini görüyoruz. Diplomatik nezakete ve olgunluğa sığmayan adımlar attığını da görüyoruz. Örneğin, Libya Büyükelçisi'nin Yunanistan tarafından sınır dışı edilmesi. Gerçekten kabul edilebilir bir durum değil".

"Libya'daki tek meşru hükümet Sarraj hükümetidir"

Çavuşoğlu, Yunanistan'la da buna benzer bir anlaşmayı imzalamaya hazır olduklarını, Doğu Akdeniz'in zenginliklerini paylaşma konusunda bu tür anlaşmaları imzalamanın herkes için yararlı olacağını vurguladı.

Türkiye'nin Libya ile imzaladığı anlaşmaya değinen Çavuşoğlu, şöyle devam etti:

"Bugün bizim yaptığımız yani imzaladığımız anlaşma uluslararası hukuka uygundur. Kendi kıta sahanlığımız ile Libya'nın kıta sahanlığının kesiştiği noktayla birlikte bu anlaşmayı Libya'yla imzaladık. Yunanistan'ın yaptığı meşru değil, Hafter'le görüşmesi meşru değil. Çünkü Libya'da şu anda meşru olan tek hükümet Trablus'taki Sarraj hükümetidir. Eğer Yunanistan da onlarla bir şey yapmak istiyorsa esasen Trablus'a gitmesi gerekiyor, başka yerlere gitmesine gerek yok. Buradaki hükümet, hükümetler arası anlaşma imzalamak için yetkili değil, Şikrat Anlaşması'na göre. Yani Fas'taki anlaşma imzalandığı zaman ben de oradaydım ama mutabakat zaptı imzalayabilir istediği ülkeyle. Uluslararası hukuka uygundur".

"Kıta sahanlığımızdaki çalışmalarımızı kimseyle müzakere etmeyiz"

Mesnetsiz suçlamalar yerine aklıselim içinde davranmaları ve paylaşmayı öğrenmeleri gerektiğini belirten Çavuşoğlu, "Rum kesiminde ve Yunanistan'da bu kültür maalesef yok. O zaman bu kültür yoksa biz de kendi adımlarımızı atarız. Bu adımlara karşı başka önlemler almak istiyorlarsa o zaman da karşılığına hazır olmaları gerekiyor. Biz kimseyle çatışmak, savaşmak istemeyiz ama Kıbrıs etrafındaki gemilerimizi de koruruz, kıta sahanlığımızı da ve Libya'yla imzaladığımız deniz yetki alanlarını belirleyen anlaşmamızın uygulanması bakımından da hangi önlem alınması gerekiyorsa o önlemi alırız" diye konuştu.

Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, "Bu mutabakatın ardından Akdeniz'de yeni sahalarda araştırma gündeme gelebilir mi?" sorusuna, "Nasıl şimdi Akdeniz'de ve diğer bölgelerde Karadeniz de dahil sismik araştırmaları gemilerimiz yapıyorsa 2 sismik araştırma gemimiz var. Öncelikle bu bölgelerde de sismik araştırmalar yapılır. Ondan sonra yapılabilir bulursak sondaj gemilerimizi de göndeririz ve kıta sahanlığımız içindeki faaliyetlerimizi, çalışmalarımızı da kimseyle müzakere etmeyiz" yanıtını verdi.

"Böyle bir olay Türkiye'de olsaydı, dünyada kıyamet kopmaz mıydı?"

Bakan Çavuşoğlu, AA foto muhabiri Mustafa Yalçın'a geçmiş olsun dileklerini ileterek, "Gerçekten çok kötü bir şekilde gözünden yaralandı. Ameliyattan sonra dinleniyor. Sonuçları bekliyoruz. İnşallah iyi bir şekilde netice alırız" dedi.

Fransa'nın son zamanlarda, sadece geçen bir hafta içinde değil, göstericilere karşı kullandığı şiddetin, bunun içine basın mensupları da dahil, Macron'un yakın güvenlik ekibinin de müdahaleleri dahil, hiçbir uluslararası standartla örtüşmediğini vurgulayan Çavuşoğlu, sözlerine şöyle sürdürdü:

"Biz, Türkiye olarak barışçıl gösterileri tabii ki destekleriz. Hiçbir zaman vandalizme ve yağmacılığa varan, şiddet içeren gösteriyi desteklemeyiz. Bunun ayrımını çok iyi yapalım. Aşırıya kaçan gösterileri destekliyoruz anlamına gelmesin. Diğer taraftan Fransız polisinin kullandığı aşırı güç, Avrupa'nın ortak değerleri ile çelişiyor. Böyle bir olay Türkiye'de olsaydı, polisin kullandığı herhangi bir cisim basın mensubunun gözüne gelseydi ve ameliyat olsaydı, şu an dünyada kıyamet kopmaz mıydı? Kopardı. Öncelikle Avrupa Birliği kıyameti koparırdı. Belki de haklı olarak koparırdı. Çünkü biz de istemeyiz böyle bir şeyi. Fakat Fransa'da olunca hiç ses çıkıyor mu? Hiç ses çıkmıyor. İşte hep anlatmaya çalıştığım bu. Kendi aralarında böyle saçma sapan dayanışma anlayışı var. 'Bizim üyemiz, Batılıyız. Birbirimizin eksiği olsa da onu görmezden gelelim. Yanlışı olsa da aman konuşmayalım. Neden? Dayanışma içinde olmamız lazım.' Yanlışta dayanışma olmaz, haksızlığa uğradığın zaman dayanışma önemlidir. Hani ortak değerler?"

"Avrupa'nın gidişatını biz endişeyle takip ediyoruz"

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un kendi sarayındaki medya ofisini kapattığını daha önce de söylediklerini hatırlatarak, şunları kaydetti:

"Demokrasinin, insan haklarının ve özgürlüklerin evi Avrupa Konseyi'nde 70. yıl kutlamalarında basın bölümünü Macron kapattı. Diğer törenlere de aldırmadı. Bunu biz yapsak ne derler? Diktatörlük var, o var, bu var. Peki Macron yapınca ne oluyor? Tercih mi oluyor? Veya başka türlü bir demokrasi mi oluyor? O yüzden Avrupa'nın gidişatını biz endişeyle takip ediyoruz. Özellikle de Avrupa'nın ortak değerlerini erozyona uğratan sadece bu aşırı ırkçı partilerde görmüyoruz bunu. Merkez partilerde de başta Macron ve partisi olmak üzere bunu görüyoruz. Dolayısıyla buradaki aşırı güç kullanımını kınamak zorundayız. Hiç ayrım yapmaksızın herkese karşı bunu kullanmaları insani de değil ve demokrasiyle, ifade özgürlüğüyle de kökten çelişiyor."

Ajanslar

YORUMLAR

REKLAM

İLGİLİ BAŞLIKLAR

REKLAM