Şam Harabesi ve Hz. Rugeyye

GİRİŞ: 13.09.2019 09:32      GÜNCELLEME: 13.09.2019 09:32

Rasthaber - Hz. Rukayye'nin elîm şehadetini birkaç farklı şekilde nakletmişlerdir. Biz de, burada, bu hususta birkaç rivayet nakledeceğiz.


1-Kamil-i Bahaî'nin Nakli

Şeyh İmaduddin Hasan b. Ali b. Muhammed b. Ali et-Taberî, Kamil-i Bahaî adlı eserinde, Hz. Rukayye'nin şahadeti hakkında şöyle yazar:

Haviye adlı kitapta rivayet edilir ki:

"Nübüvvet hanedanının kadınları, babalarının şahadetlerini küçük çocuklardan "Babalarınız yolculuğa çıktı!" diyerek saklıyorlardı. Bu durum, Yezid onları kendi sarayına esir olarak getirinceye kadar sürdü.

Hz. Hüseyin'in (a.s) o sıralar dört yaşında bir kızı vardı. Bir gece oldukça perişan bir halde uykudan uyanarak;

"Az önce babamı (rüyada) gördüm, babam nerede?" diye feveran etmeye başladı.

Kadınlar onun bu sözünü duyunca öylesine ağlaştılar ki Yezid, bu sesler karşısında uykudan uyandı. Neler olduğunu sorunca durumu ona izah ettiler. Bunun üzerine Yezid, babasının kesik başını küçük kıza götürmelerini emretti.

İmam Hüseyin'in kesik başını küçük kızın yanma götürdüklerinde "Bu ne?" diye sordu. Orada bulunanlar "Babanın kesik başı!" deyince dehşete kapıldı. Ah ile feryat etti. Bu acı hadiseden sonra hastalandı ve birkaç gün sonra can verdi.

2-Allame Tureyhî'nin Nakli

Mecmau'l-Bahreyn adlı eserin yazarı büyük araştırmacı şeyh Fahreddin et-Tureyhî (ç.1085 hicri) Muntahab-ı Tureyhî adlı eserinde Hz. Ru-kayye'nin şehadetini nakletmiştir. Kitapta belirtilen olay, özetle şöyledir:

"Küçük kız, üç yaşındaydı. Yezid'in emriyle ona ve İmam Hüseyin'in Ehlibeyt'ine bir ev vermişlerdi. Bu evde esirler, İmam Hüseyin ve Kerbela şehitlerine yas tutuyorlardı. çç yaşındaki bu kız, sürekli babasını soruyor, her defasında;

"Baban yolculuğa çıktı, yakında dönecek!" diye geçiştiriyorlardı.

Derken küçük kız, bir gece rüyasında babasını gördü. Uykudan uyanınca yüksek sesle ağlamaya başladı...

Daha sonra hadisenin devamı, aşağıdaki tarikle nakledilmiştir.

3-el-İkad Adlı Kitabın Nakli

Allame Hairî (ö. 1384 hicri) Maali's-Sibtayn adlı eserinde şöyle yazar:

Sikatu'l-İslam Seyyid Ali şah Abdulazim (ö. 1334 hicri) el-İkad adlı eserinde Hz. Rukayye'nin şahadetine geniş yer vermiştir. Yazar, özetle şöyle anlatır:

İmam Hüseyin'in çok sevdiği küçük bir kızı vardı. O da babasına oldukça düşkündü. Adı Rukayye olan bu kız henüz üç yaşındaydı. O da diğer esirlerle birlikte şam'a getirilmişti.

Babasının yokluğundan dolayı gece-gündüz ağlıyordu. Her defasında ona babasının yolculuğa çıktığını söylüyorlardı.

Derken, bir gece rüyasında babasını gördü. Uykudan uyanınca babasına olan özlemle bağırıp ağlamaya başladı. Sürekli "Bana babamı getirin, gözümün nurunu getirin!" diye ağlayıp feryat ediyordu.

Orada bulunanlar susturmak istedikçe daha da ağlıyor, (kötü şeyler sezmişçesine) hazin hazin etrafı süzüyordu. Onunla birlikte tüm Ehlibeyt hüzne boğulmuş, gözyaşı döküyordu.

O an herkes perişan olmuştu. Acıyla seslerini yükseltmiş hep birlikte ağlıyorlardı.

Derken, ağlama sesleri, geceyi sarayında geçiren Yezid'e kadar ulaştı. Durumdan huzursuz olan Yezid memurlarına neler olup bittiğini sordu.

Orada bulunanlardan biri:

"Hüseyin'in küçük kızı bu gece rüyasında babasını görmüş; uyandığı andan beri babasını isteyip duruyor, sürekli de ağlıyor" dedi.

Bunun üzerine Yezid:

"Öyleyse babasının kesik başını götürüp gözünün önüne koyun; böylece sakinleşir" diye çıkıştı.

Memurlar İmam Hüseyin'in mübarek kesik başını yayvan bir tepsiye koyup üzerini havluyla örterek Hz. Rukayye'ye götürdüler.

Hz. Rukayye (tepsiyi görünce):

"Nedir bu? Ben yemek istemem, babamı istiyorum" dedi.

Memurlar:

"Baban burada" diye cevap verdiler.

Hz. Rukayye küçük elleriyle havluyu araladı. Ansızın babasının kesik başını gördü.

"Bu baş kime ait?" diye sordu.

"Babana ait!" cevabını alınca hemen kucağına alıp bağrına bastı. Gözyaşları arasında acı bir ses tonuyla kesik başa hitaben şöyle dedi:

"Babacığım! Seni kendi kanınla kim boyadı?

Babacığım! Can damarını kim kesti ?

Babacığım! Bu küçük yaşımda kim beni yetim bıraktı?

Babacığım! şu küçük yetim kızın büyüyünceye kadar kime sığınsın ?

Babacığım! Kadınlar başlarında bir örtü olmadan ne yapsınlar?

Babacığım! Esir edilen kadınlar nereye gitsinler?

Babacığım! Ağlayan gözlerden ne çare beklenir?

Babacığım! Etrafa dağılan şu kimsesiz kadınlar ne yapsınlar?

Babacığım! Saçları perişan hâlde olan kadınlar nereye gitsinler?

Babacığım! Senden sonra biz ne yaparız? Senden sonra geçen günlere yazıklar olsun!

Yazıklar olsun kimsesizliğe!

Babacığım! Keşke canım sana feda olsaydı!

Babacığım! Keşke daha önce kör olsaydım (da senin kesik başını görmeseydim.)

Babacığım! Keşke bu günden önce ölseydim de sakallarının kanınla boyandığını görmeseydim!

Daha sonra dudaklarını İmam Hüseyin'in dudaklarına koydu. Gözyaşları arasında

ansızın bayıldı. Kaldırmak için yanma koştuklarında öldüğünü fark ettiler.

Ehlibeyt'in feryadü figanı daha da yükseldi, acıları tazelendi. Ağıtlar öylesine hazindi ki sesleri duyan bütün şamlılar ellerinde olmaksızın gözyaşına boğuluyordu. O gün kadın-erkek tüm şam ahalisi ağlamıştı.

Yezid'in emriyle Hz. Rukayye gusledildi, kefenlendi ve toprağa verildi...

(İmam Hüseyin'in Küçük Kızı Hz. Rukayye) kitabından alıntıdır.

YORUMLAR

REKLAM