Rahmet ve Adalet

GİRİŞ: 30.08.2019 10:05      GÜNCELLEME: 30.08.2019 10:05
Rasthaber -  Rahmet Peygamberinin (s.a.a.) mektuplarında İnsan Hakları Manifestosu

A)    Peygamber (s.a.a.) Necran milletinin kendi dini, canı ve malını koruma hakkını tanıyor. Gerçi Peygamberin (s.a.a.) Hristiyan dîni liderleri ile Mübahelesinden haklılığı açığa çıktı ve bir fâtih mevkiinde olarak bu fırsatı bu Hristiyanları müslüman etmek için çok iyi kullanabilirdi ancak İslamın sayın Peygamberi (s.a.a.) onları kendi dinine zorlamayı hiç denemedi ve tersine onların kendi dinlerini, can ve mallarını koruma haklarını tanımak için Allahın ahdını ve kendi sözleşmesini tanık tutuyor:

‘Necran ve onun etrafındaki halk için kendi malları ve canları, aşiretleri ve ibadet yerleri ve onların olan her şey hakkında Allahın ahdı ve Muhammed Resulüllah (s.a.a.)ın sözleşmesi onları korumak için tanık olacaktır.’

Sözleşmenin sonunda gelen ve onun taahhütlerinin devamlılığını sağlayan sebep olarak kaydedilen hayırseverlik insani toplumda hakları son derecede tanımaya başka bir nedendir; şöyle ki, tefecilik yapmama ve hayırlı düşünüp iyi işler yapma inasan toplumlarında hakların tanınması ve kanunların uygulanmasının garantisidir.

B)    Peygamber Efendimiz (s.a.a.) Hristiyan rahipler ve keşişlerin kendi görevlerini tutma haklarını tanımıştır ve açıkça onların geçmişteki gibi kendi makamlarında kalıp işlerinden atılmayacaklarını söylemiştir:

‘hiç bir piskopos, rahip ve keşiş kendi işi ve makamından atılmayacaktır.’

C)    İslamın sayın Peygamberi (s.a.a.) bir milletin en temel siyasal hakları olan kendi topraklarında yaşama ve güvenlikten faydalanma haklarını Necranlılar hakkında üstlenmiş ve onu garanti etmiştir:

‘onları kendi topraklarından sürgün etmeyeceklerdir. Onlardan onda bir vergi alınmayacaktır. Vatanları ezilmeyecek ve ordu girmeyecektir. Onlardan her kes bir hak isterse son derecede adalet ile ve zulüm yapılmadan konu incelenecektir.’

Bu sözleşmenin sonunda onun devamlılık ve etkili olması için bazışartlar kaydolunmuştur. Bunlar görünürde şart olarak görülse de aslında Hristiyanların ve onlardan olan Necran Hristiyanların da inançlarında varolan vahiy ve akıla dayalı ilkelere tekit etmek gibidir:

Bundan sonra ve gelecekte her kes tefecilik yaparsa benim ahdım ve sözüm ondan kalkmış demektir ve hiç kimseyi diğerünün günahı yüzünden cezalandırmayacaklar. Bu sözleşmede ne varsa, onlar hayırlı düşünceli olup hayır işler yapana kadar, kendi işlerini zulüm ile lekelendirmeyene kadar ve Allah kendi hükmünü bu konuda buyurmayana kadar Allahın fermanı ve Muhammed Resulüllahın (s.a.a.) zimmeti hükmedecektir.’

Bu sözleşmenin tam içeriği şöyledir:

‘Bismillahirrahmanirrahim

Bu, Allahın peygamberi ve nebiyyi olan Muhammedin Necran milleti için yazdığı sözleşmedir. Kendi meyveleri, altın, gümüş ve kulları hakkında hükmü ona devrettiklerine göre, her sene her birinin değeri bir kaç Vakiye olan iki bin hille (iyi çeşidinden) göndermek şartıyla onların hepsini kendilerine bağışladı.

YORUMLAR

REKLAM

İLGİLİ BAŞLIKLAR

REKLAM