Rabbini An ve Gafillerden Olma!-2

GİRİŞ: 06.11.2020 10:32      GÜNCELLEME: 06.11.2020 10:32
Rasthaber -  Allah'ın emrettiği makbul zikir, insanın her an Rabbini hatırda tutması, eğer unutturucu bir gaflet ortaya girerse bu hatırlamaya yeniden girişilmesi ve gafletin kalpte yer tutmasına meydan verilmemesidir. Aşağıda görüleceği üzere bir sonraki ayet de bu gerçeğe delâlet ediyor.

Yüce Allah'ı yalvararak ve ürpererek sürekli içten anma ve sabah-akşam yüksek olmayan sesle O'nu zikretme ile ilgili emirdir.

Şüphesiz, Rabbinin katındakiler O'na kulluk etmekten kibirlenmezler, O'nu tesbih ederler ve yalnız O'na secde ederler.(Araf, 206)

Rabbini şöyle şöyle zikret. Çünkü Rabbinin katındakiler böyle yapıyorlar. Yani Rabbini şöyle şöyle zikret ki, Rabbinin katındakilerden biri olasın, onların zümresinin dışında kalmayasın.

Bundan anlaşılıyor ki, "Rabbinin katındakiler" ifadesi ile bazı tefsircilerin ileri sürdükleri gibi sadece melekler kastedilmiyor. Çünkü, "Rabbini şu şekilde zikret; çünkü melekler O'nu o şekilde zikrediyorlar." dememiz anlamsız olur.

İfadede Allah'ın katındaki bütün O'na yakın olanlar kastediliyor. Bunun böyle olduğu, "Rabbinin katında" ifadesinin anlamı olan uzaklaşmasız hazır olma durumundan anlaşılıyor.

Bu ayetten anlaşılıyor ki, Allah'a yakın olmak O'nu zikretmekle olur. Allah ile kul arasındaki perde zikirle ortadan kalkar. Yoksa bütün varlıklar Allah'a nispetle eşittirler; uzaklık, yakınlık veya başka bir bakımdan aralarında fark yoktur.

"O'na kulluk etmekten kibirlenmezler, O'nu tesbih ederler ve yalnız O'na secde ederler." ifadesinde, gerek gizli ve gerekse sözlü zikirde bulunması gereken üç nitelik sayılıyor.

Zikir hâlindeki nefsin büyüklenmeme, yüce Allah'ı noksanlıklardan tenzih etme ve kâmil anlamda huşu içinde secde etme niteliklerini taşıması gerekir. Nitekim bu sıfatlar sözel zikirde ve diğer dışa açık ibadetlerde de bulunmalıdır. Böylece tesbih ve secdenin sadece dile ve diğer organlara mahsus olmadığı anlaşılmaktadır. Şu ayetlerde buy-rulduğu gibi:

"O'nu övgü ile tesbih etmeyen hiçbir şey yoktur." (İsrâ, 44), "Bitkiler ve ağaçlar O'na secde ederler." (Rahmân, 6), "Göklerdeki ve yeryüzündeki bütün yaratıklar Allah'a secde ederler." (Nahl, 49)

Bu ayette "Allah'ın katındakiler" diye anılan kimseler kibirlenmemekle, Allah'ı noksanlıklardan tenzih etmekle ve secde yapmakla nitelendiriliyorlar. Fakat bu nitelendirmenin vurgusu, şu ayetlerdeki aynı tür nitelendirmenin vurgusundan daha hafiftir:

"O'nun katındakiler O'na ibadet hususunda kibirlenmezler ve yorulmazlar. Onlar bıkıp usanmadan gece ve gündüz Allah'ı tesbih ederler." (Enbiyâ, 20), "Eğer onlar kibirlenirlerse, bilsinler ki, Rabbinin katındakiler hiç bıkıp usanmadan gece ve gündüz O'nu tesbih ederler." (Fussilet, 38)

Görülüyor ki, bu ayetlerde araya ihmalin ve zıt tutumun girmediği bir devamlılıktan söz edildiği hâlde, incelemekte olduğumuz ayette yukarıda görüldüğü gibi gafletin vicdana yerleşmesine meydan vermeyecek bir zikir emrediliyor.

Buna göre bu ayet, Enbiyâ ve Fussilet surelerindeki zikirden daha hafif düzeyde bir zikri emretmektedir.


YORUMLAR

REKLAM