Rabbini An ve Gafillerden Olma!-1

GİRİŞ: 02.11.2020 10:19      GÜNCELLEME: 02.11.2020 10:19
Rasthaber -  Yüce Allah bu ayette zikri insanın içinden yapacağı gizli olan ile yüksek sesle olmayan olarak ikiye ayırıyor ve arkasından her ikisini de emrediyor. Yüksek sesle zikre ise hiç değinmiyor. Bunun sebebi, yüksek sesli zikrin zikirden sayılmaması değil, bunun kulluk edebine aykırı olmasıdır. Bunu destekleyen şöyle bir rivayet vardır:

Peygamberimiz (s.a.a) gazvelerinin birinde ashabıyla birlikte ilerlerken karanlık bir gecede ıssız bir vadiye girdiler. Bu sırada ashaptan biri yüksek sesle tekbir getirmeye başladı. Fakat Peygamberimiz (s.a.a) buna engel oldu ve "Siz gaip ve uzakta olan birine seslenmiyorsunuz." dedi.

Ayette geçen ve "zaraat" kökünden gelen "tazarru"" kelimesi, bir tür huşu ve huzudan gelen yakarma anlamındadır. Yine ayette yer alan "hıyfe" kelimesi, bir tür korku demektir ki, bu kelimeden yüce Allah"ın şanına uygun bir çeşit korku kastediliyor. "Tazarru""da kendisine yakarılana eğilim göstermek, rağbet etmek ve yaklaşma arzusu vardır. Buna karşılık "hıyfe"de kendisine yakarılandan çekinme, kork-ma, uzak durma anlamı gizlidir.

Buna göre zikri "tazarru"" ve "hıyfe" ile nitelemenin gereği, zikrin kendisine yakarılana doğru yaklaşan ve aynı zamanda ondan uzaklaşan bir iç hareketle yapılmasını gerektirir. Tıpkı bir şeyi seven, fakat aynı zamanda ondan çekinen kimse gibi. Böyle bir kimse, o şeyi sevdiği için ona yaklaşır, fakat çekindiği için ondan uzak durur. Gerçi yüce Allah katıksız hayırdır, O"nda hiç şer yoktur ve bize dokunan şer sadece bizden kaynaklanmaktadır; fakat O, celâl ve ikram sahibidir. O"nun cemal içerikli isimleri vardır. Bu isimler, her şeyi kendine çağırır ve kendine doğru çeker.

Bunların yanında O"nun her şeyi kahreden ve kendinden uzaklaştıran celâl içerikli isimleri de vardır. Buna göre bütün en güzel isimlerin sahibi olan Allah"ı zikretmenin hakkı, bu zikrin O"nun cemal ve celâl içerikli bütün isimlerinin gerektirdiği şekilde olmasıdır. Bu da, bu zikrin yakarma, çekinme, arzu ve korku duyguları içinde yapılması demektir.

"sabah-akşam" ifadesine gelince, bu ifadeden "yüksek olmayan bir sesle" ifadesini kayıtlandırdığı anlaşılıyor. O zaman bundan, sözlü zikrin sabah ve akşam vakitlerine bölündüğü anlaşılır ve bu da gündelik bazı farzlarla örtüşür.

"ve gafillerden olma." ifadesi, ayetin başındaki zikir emrini pekiştirme amacı taşır. Bu ifadede yüce Allah gafleti temelden yasaklamı-yor, gafiller arasına girmeyi yasaklıyor ki, bu zümre gafleti sıfat olarak üzerlerinde taşıyan ve bu sıfatın içlerine yerleşmesine, kök salmasına meydan veren kimselerdir.

tebyan

YORUMLAR

REKLAM